• BIST 93.043
  • Altın 193,340
  • Dolar 4,7189
  • Euro 5,4759
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 22 °C
  • Antalya 22 °C
  • Muğla 18 °C
  • Çanakkale 20 °C

3 kuşak yelkenci İzmirli Akdurak ailesi

3 kuşak  yelkenci İzmirli Akdurak ailesi
Babam Metin Akdurak olimpik yelkenci, ben de milli yelkenci ve sörfçüyüm. Büyük oğlum Can (17) da şimdi milli yelkenci. 3 kuşaktır yarışıyoruz. Can uluslararası organizasyonlarda yarışıyor.

Babası Metin Akdurak'ın olimpik yelkenci, kendisinin milli yelkenci ve sörfçü olduğunu belirten işadamı, İZTO Meclis Başkanı Rebii Akdurak, "Büyük oğlum Can milli yelkenci. Son 4 yarışta Türkiye şampiyonu oldu.

Rebii Akdurak, Mayıs ayında 70 bin üyesi bulunan Türkiye'nin en büyük odalarından İzmir Ticaret Odası'nın Meclis Başkanı oldu. Sağduyulu ve soğukkanlı davranışıyla kısa sürede oda üyelerinin takdirini ve desteğini almayı başardı. Taşımacılık sektörünün duayeni babası Metin Akdurak ile aile işini önce İtalya, sonra Sakız'a genişleten Rebii Akdurak, sektöründe hep yenilikleri yakalamaya çalışıyor.

Akdurak ailesinin en büyük özelliği ise yelken tutkusu. Eşi Özlem Akdurak Çeşme Yelken İhtisas Kulübü, kendisi Solo Yelken Kulübü başkanı olan Rebii Akdurak, "Rakip değil, kardeş kuruluşuz" diyor gülerek. Babası Metin Akdurak'ın olimpik yelkenci, kendisinin milli yelkenci ve sörfçü olduğunu belirten Akdurak, "Büyük oğlum Can milli yelkenci. Son 4 yarışta Türkiye şampiyonu oldu. Şimdi küçük oğlum Cem yelkenciliğe hazırlanıyor" diyor. Akdurak çifti onlarca genci de yelkenciliğe hazırlıyor.

Akdurak'a göre bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmamak, kendini bilmek ve samimiyet vazgeçemeyeceği üç hayat ilkesi.

Bir tarafı Makedonya Koçana'ya diğer tarafı Kırım'daki Tatar Türkleri'ne dayanan Rebii Akdurak, kendini esprili şekilde "Yüzde 75 Makedonyalım" diye nitelendiriyor.

*Kendinizi tanıtır mısınız?

1960 doğumluyum. Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nden mezun oldum. Üniversiteye gireceğim zaman ortalık biraz karışıktı. O nedenle ailem İzmir dışına gitmemi istemedi. Eczacılık fakültesinin puanı da tıp fakültesinden sonra geliyordu. Eczacılık güzel bir meslek. Yapmak isterdim. Ama tercihimi aile şirketinden yana kullandım. 1982'ye kadar yedek parça işi yaptım. O tarihte İtalya ofisini kurduk. O dönemde bütün nakliyeciler Almanya'ya çalışıyordu. Ben İtalya hattını açtım. Böylece 1995'e kadar tam 13 yıl İtalya'da yaşadım.

*İtalya'da yaşamak ve iş yapmak kolay oldu mu?

Başlangıçta çok zordu. İtalyanca da bilmiyordum. 3 ay kursa gidebildim. Sonra hemen işe başladım. Demek ki o zaman rakipler de güçlü değilmiş ki orada işi kurup büyütebildik. Tabi ki babam tecrübeliydi, işi biliyordu ama ben işi yeni öğreniyordum. Üstelik dil de bilmiyordum. 1995'te İzmir'e döndüm. İtalya'dayken yazları İzmir'e gelip giderdim. O zaman eşimle tanıştım. İzmir'e dönünce evlendik.

SAKIZ'I ÇEŞME'YE BAĞLADI

*Ancak sizi hala İzmir'de bulmak kolay olmuyor

Evet. 1995'ten itibaren İzmir'de yaşıyorum diyorum ama 3 hafta buradayım, bir hafta yine İtalya'dayım. Uluslar arası nakliyeciliğin yanı sıra Sakız-Çeşme hattını işletmeye başladık. Önce tırlar için başladık, şimdi yolcuları da taşıyoruz. Hem İzmirliler hem Sakızlılar memnun. İki yıl önceye göre yüzde 100 yolcu artışı oldu. Bu yaz itibariyle de iyi gidiyoruz. Bizim 100 aracımız var. İtalya'da da bir nakliye firmamız var. O firmaya ait 5 araç var. Bir de Solo Deniz firmamız faaliyet gösteriyor. Bazı tekne markalarının, yelken ve katamaran firmalarının Türkiye temsilciliğini yapıyoruz. Yelkenle uğraşan çocuklara ve büyüklere tekne ve kıyafet getiriyoruz.

* Farklı sektörlere girme düşünceniz var mı?

Farklı bir alana girmeyiz. Bir arkadaşımın babasının sevdiğim güzel bir sözü var: 'Çırağı olmadığın işin patronu olma' der. Ama nakliyede yeni adımlar atacağız. Nakliye hizmetini çeşitlendireceğiz. Bu sektörün derinliği çok fazla. Müşterilere farklı alternatifler sunacağız. Kombine taşımacılığa ağırlık vereceğiz. Şu an deniz yolunu, karayolunu, treni kullanıyoruz fakat daha da çeşitlendireceğiz. İşbirlikleri de yapabiliriz.

*Mayıs ayında yapılan seçimlerde İTO Meclis Başkanı oldunuz. Mecliste nasıl bir yönetim sergileyeceksiniz?

Herşeyden önce bu çok onurlu bir görev. Mutlu oluyorum çünkü göreve geldiğimden beri tüm meclis üyeleri bana destek verdi. Bu destek ile İTO meclisinde çok güzel bir ortam oluşacak. Herkes 'Ne yapabiliriz, bana düşen bir şey var mı?' diyor. Bu sözde kalmıyor. Açıkçası bu beni çok mutlu ediyor. Daha güzel günler geçireceğiz. Gerginlik üretimi, verimi düşürüyor. Tabii ki eleştiriler, karşı görüşler olacak. Ne kadar huzurlu çalışırsak o kadar güzel sonuçlar çıkar.

İZMİRLİ TEMBEL DEĞİL

*İzmir ile ilgili herkesin farklı bir tarifi, düşüncesi var. Siz doğduğunuz, yaşadığınız kent hakkında ne düşünüyorsunuz?

İzmir'e zaman zaman bazı arkadaşlarımız köy diyor ama ben ona katılmıyorum. İzmirli'nin geçmişinden gelen bir ürkeklik var. Yanlış yapmaktan, kanuna karşı gelme korkusundan kaynaklanan bir ürkeklik bu. Bize göre her şeyin kanunlara uygun olması lazım. Bu çok doğru bir bakış. Ama bu durum elinizi kolunuzu bağlıyor. Bazı şeyleri yaparken ağır kalıyorsunuz. Yoksa gözünüzü karartıp 'imarsız yere şunu yapayım', 'şu projeyi gerçekleştireyim de gerisi Allah kerim' denilse o zaman işler hızlı gider. Belki biraz daha cesur olmak gerekiyor. Öte yandan çok güzel şeyler yapıyoruz fakat reklamını yapmıyor. Bize tembel diyorlar. Buna çok karşıyım. Biz tembel falan değiliz. Gidin Çeşme'ye bugün, 34 plakalı araba dolu. İstanbul'dan gelip 15 gün tatil yapıyorlar. Ben bu kadar uzun tatil yapamıyorum. Çarşamba gecesi Çeşme'ye gidip perşembe sabahı İzmir'e gelmekse lüks, o lüksümüz var. O da İzmir'in lüksü. Ama bu tembellik değil. Bakın İstanbul'daki en önemli kuruluşların başında İzmirliler var. Biz de ne yok. İşbirliği yok. Proje üretme konusunda zayıfız. Bir şeyler yapanları biraz kıskanıyoruz. Omuz vermek yerine biraz alttan çekiyoruz. Kenti geliştirmek için bazı çekim merkezlerinin olması lazım. Kentte turistlere göstereceğiniz çekim merkezleri olmalı.

* İki oğlunuz var. Onların fikirleri size yol gösteriyor mu?

Gençlerin fikirleri ile büyüklerin bilgi birikimini harmanlamak en verimli şey. Biz bunu yaşıyoruz. Ben artık ikinci jenerasyon sayılırım. Üçüncü jenerasyonun katkılarını çok daha iyi anlıyorsunuz. Bir zaman sonra ne kadar aktif olursanız olun sıradanlaşıyorsunuz. Fikirler durağanlaşıyor. Yeni jenerasyon size yeni ufuklar açıyor. Oğlum Can şu an 17 yaşında olmasına rağmen öyle şeyler söylüyor ki olayları nasıl iyi analiz ettiğine şaşırıyorum. Biz ne kadar bilgisayarı takip edersek edelim bir sonraki kuşak gibi kullanamıyoruz.

GENÇLERİ HAZIRLIYORLAR

*Ailenizin ortak tutkusu yelkencilik. Nereden geliyor yelkenciliğe düşkünlük?

Babam Metin Akdurak olimpik yelkenci, ben de milli yelkenci ve sörfçüyüm. Büyük oğlum Can (17) da şimdi milli yelkenci. 3 kuşaktır yarışıyoruz. Can uluslararası organizasyonlarda yarışıyor. Son 4 yarışta Türkiye şampiyonu oldu. İyi yelkencidir. 250'ye yakın yarışta milli oldu. Küçük oğlum Cem (7) de yelkenciliğe hazırlanıyor. Eşim de yelkenci. Ailemizin ortak paydası yelkencilik. Şu an iki yelken kulübünün yönetimindeyim. 2007'de Solo Yelken'i kurduk. Geçen yıl da kapanmak üzere olan Çeşme Yelken'in yönetimini devraldık. Oranın başkanlığını eşim, Solo'nun başkanlığını ben yapıyorum. Rakip değiliz, iki kulüp kardeş kuruluş.

'Bilgi, kendini bilmek ve samimiyet önemli'

*Siz yelken yapmaktan çok yelkenciliği desteklemek amacını mı güdüyorsunuz?

Kulüp yönetmek zaman alıyor. Ama bu zevk meselesi. Herkes bir şey yapmalı diye düşünüyoruz. Biz sadece yelken yaparken keyif almıyoruz. Bir de insanları, gençleri sporun içine sokup yelkenle harmanlıyoruz. O işin belki farklı bir boyutu. Onların gelişimini görüyorsunuz. Çocuk 7 yaşında yelkene başlıyor. Sonra bir bakıyorsunuz gelişiyor, başarı kazanıyor. Yarın bir gün onlar başarılara imza atacak. İş hayatına adım atacaklar. Çorbada bizim de tuzumuz varsa ne mutlu bize. Hem yelken yapıyorsunuz hem de başkalarını yetiştiriyorsunuz. İzmir Ekonomi Üniversitesi öğrencilerinin kulübüne de destek veriyoruz. Eğitimleri kimi zaman ben veriyorum.

* Oğlunuz Can üniversite çağında. Nerede okuyacak?

Oğlumun hayali İtalya'da okumaktı. Hem okula gidip hem de Avrupa'da yelkencilerin yarıştığı Garda Gölü'nde yelken kullanmaktı. Orada olimpiyatlara hazırlanmak istiyordu. Sonunda Amerika'da Pensilvanya State Üniversitesi'nde endüstri mühendisliği okumayı tercih etti. İtalya bizim için daha rahat olacaktı. Hem okuması hem de gelip gitmesi açısından. Ama Can'ı Amerika'ya yönlendiren ben oldum. İtalya'ya her zaman gidebilir. Amerika'da vizyon çok farklı. Oradaki üniversitelerdeki aidiyet duygusuna hayran oldum. Müthiş bir kütüphanesi var. Benim için gençlik, eğitim çok önemli. Gelecekte onlar var çünkü.

* Yaşam ilkeleriniz neler?

Benim için en önemli olan bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmamak. Bu herkesin ilkesi olmalı. İkincisi de 'kendini bil' ilkesi. Üçüncüsü ise samimiyet. Samimiyet olmadığı zaman olmuyor. Bu üç şey benim için çok önemli.

"HAYATA TEKRAR GELSEM PASTACI OLURDUM"

Akdurak ailesi o kadar çok seyahat ediyor ki aileyi bir arada yakalamak mümkün olmuyor. İzmir'de oldukları zaman ise evden çıkmıyorlar. Ailesini 'ev kuşuyuz' diye nitelendiriyor Rebii Akdurak ve şunları ekliyor: "Biz aile olarak olabildiğince fazla seyahat ediyoruz. İzmir'deyken çok dışarı çıkmayız. Evde yemek yapmaktan hoşlanırım. Daha doğrusu yemekten çok tatlı yapmayı severim. Çünkü tatlıyı seviyorum. İyi tiramisu yaparım. Herhalde hayata bir daha gelsem pastacı olurum diye düşünüyorum. İlginç şekilde küçük oğlum da pasta yapma konusunda benden hevesli. İlla herkesin mühendis olacak hali yok ya. O da pastacı olsun."

yelkenci_akdurak.jpg

Kaynak: Yeni Asır

www.DenizHaber.Com.tr

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim