ÇOK OKUNANLAR
FOTO GALERİ
YORUMLANANLAR
YORUM HATTI
GAZETE BAŞLIKLARI



Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Gisan suçluda, BV çok mu masum?
11 Ağustos 2008 tarihinde meydana gelen ve 3 işçinin boğularak ölümü ile sonuçlanan kaza sonrası, suçlu olarak GİSAN Tersanesi'ne fatura kesildi. Tersane 20 gün iş durdurma cezası aldı.
23 Ağustos 2008 / 00:15

Bu bir haber değil, bir analiz yazısıdır. Amaç yapılan yanlışlıkları ve standart dışı işlemleri, kamuoyuna deklare ederek, Türk denizciliğine bir katkı sağlamaktır.

ÖLÜM FİLİKALARININ TORPİLİ

"11 Ağustos 2008 tarihinde GİSAN Tersanesinde BUREAU VERİTAS yetkilisinin koordinesinde GÜRDESAN VİNÇ AŞ, DELMAR DENİZCİLİK ve Armatör temsilcilerinin katılımları ile yeni inşa edilen TURQUSE –T isimli geminin 19 kişilik Serbest düşme can filikası, serbest düşme testi esnasında camları da kırılarak kısmen parçalanmış, bunun sonucunda can filikasında bulunan 19 kişiden Emrah VAROĞLU, Ramazan ERGÜN ve Ramazan ÇETİNKAYA isimli 3 tersane işçisi, ilk belirlemelere göre boğularak hayatını kaybetmiştir."

Yukarıda zikredilen ifadeler, kaza sonrası, Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı, Deniz Kazaları Araştırma Komisyonu tarafından hazırlanan ön soruşturma raporunun, üç aşağı beş yukarı, ifadelerin geçtiği metnin bir kopyası.

Kaza ile ilgili rapor hazırlanırken, kazaya sebep teşkil eden maddeler ise 5 başlık halinde kayıtlara geçti. Bu kazada birinci derecede sorumluluğun, Serbest Düşme Can Filikası'nın üretiminden kaynaklanan mühendis hataları maddeler halinde yer alıyor. Hatta Raporun birinci maddesinde belirtilen filika camlarının, IMO ve SOLAS kurallarına uygun darbelere dayanıklı FLEKSİ camdan imal edilmesi gerekirken, kırılgan basit havalı camdan oluştuğu net bir şekilde ifade ediliyor.

Bunun dışında, raporun ikinci maddesinde belirtilen, gövdede kullanılan FİBER GLASS malzemenin, yükseklikten düşmelere karşı mukavemetli olması gerekirken, mukavemetsiz ve kağıt gibi yırtılan bir maddeden imal edildiği kayıtlara geçiyor.

Yukarıda işaret ettiğim, başlıklara bakıldığı zaman, bu ürünün hizmet için halka sunulmasında, üretici firma ve bu firmanın ürününe belgelendiren, diğer anlamı ile satılmasına izin veren, klas kuruluşunun, net bir şekilde sorumlu olduğu su götürmez bir gerçek olarak önümüzde duruyor.

Raporda belirtilen en ilginç başlık ise dördüncü maddede belirtilen "Söz konusu filikanın ÇİN'de üretildiği ve ucuz olması hasebiyle tercih edildiği değerlendirilmektedir" deniliyor.

Gelelim konunun özüne... Serbest Düşme Can Filikası denilen ÖLÜM FİLİKASI'nın sebep olduğu kazada, ekmeği için canını veren, iki Ramazan ve bir Emrah'ın, aramızdan ayrılmasına neden olan sorumsuzluklara...

Allah'tan gani, gani rahmet dilediğim, iki Ramazan ve bir Emrah'ın ölüm sebebi, filikanın parçalanması sonucu, içine deniz suyunun dolması ile birlikte kendilerine mezar olan adı CAN FİLİKASI adı altındaki ÖLÜM FİLİKASI'nda boğularak hayatlarını kaybetmeleridir. Yani bu 3 tersane işçisi, CAN'larını kurtarması gereken, CAN filikasında, CAN'larını kaybetmiştir.

CAN sıkıcı bu hadiseye, hiç bir CAN sessiz kalamaz.

BİZDE SESSİZ KALMAYACAĞIZ... Bunun sorumlularının, Türk Mahkemeleri'nde yargılanıp cezasını görmediği sürece ve bu CAN tenden çıkmadığı müddetçe, bunun takipçisi olacağız.

MÜSTEŞARLIK NEYİ BEKLİYOR?

Kazanın olduğu bölgenin sorumluluğu altında bulunan GİSAN TERSANESİ, sorumluluktan kaynaklanan neticeler sonucunda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişlerinin tarafından cezalandırılarak, 20 gün kapatıldı. Yani büyük fatura, vicdanları sızlatarak GİSAN'a kesildi.

Şimdi; Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı'nın cevaplamasını umduğum, bir kaç soruyu sormakta fayda olacağını düşünüyorum...

1- Müsteşarlığın denetimin altında bulunan, Sarkozy torpilli Fransız Klas Kuruluşu Bureau Veritas'ın, kağıt gibi parçalanarak 3 tersane işçisinin boğularak ölümüne neden olan, Serbest Düşme Can Filikasının, yapım aşamasından, bitimine kadar SÖZÜM ONA kontrol altında tuttuğu ÖLÜM FİLİKASI'nda, sorumluluğu olduğu, hazırladığınız raporlarda net bir şekilde ortada olmasına rağmen, Bureau Veritas'ın KLASLANDIRMA YETKİSİNİ ne zaman iptal etmeyi veya en azından askıya almayı düşünüyor sunuz?

2- Denizclik Müsteşarlığı tarafından hazırlanan, Kaza İnceleme Raporu'nu, Tuzla Cumhuriyet Savcılığı'na vermeyi düşünüyor musunuz?

3- NORMAR tarafından Çin'de fason olarak üretilen bu ÖLÜM FİLİKALARININ, Delmar şirketi tarafından ithal edilerek, onlarca gemiye satıldığı, diğer taraftan satılan bu filikaların, şu anda seyirde olan gemilerde olduğu bilinirken, bu konuda bir çalışma yapmayı, düşünüyor musunuz?

4- Ayrıca satılan ve gemilerde bulunan ucuz ve kalitesiz adı CAN FİLİKASI olan ÖLÜM filikalarını toplamayı düşünüyor musunuz?

Yukarıda sorduğum sorulara DÜŞÜNEREK, yeni sorular eklenebilir...

Ancak; 3 Can'ın ihmallerle,

Canı'nın alınmasına sebep olan,

Can filikalarını satıp, denetlemeyen,

Cancağızların,

Can damarına ot tıkamak,

Birinci derecede, Denizcilik Müsteşarlığı'nın görevidir.

Bu görevi layıkıyla yapacaklarına olan inancım tamdır...

Recep CANPOLAT - Deniz Haber Ajansı Genel Yayın Yönetmeni

www.DenizHaber.Com.tr

Serbest Düşme Can Salları
Erdal GEDİKOĞLU
Değerli Arkadaşlar, Yaklaşık 8 yılını bir diğer IACS üyesi denetim ve belgelendirme kuruluşunda geçirmiş bir Gemi İnşaatı ve Gemi Makinaları Mühendisi meslek bileşeni arkadaşınız olarak, konuya dair sadece 'görüş bildirmek' bağlamında, birkaç hususu bilgi ve ilginize sunmak istiyorum. 1. Ortada ciddi bir 'bilgi kirliliği' mevcut. Bilen de bilmeyen de konuşmakta. Dolayısıyla, bu konularda vicdani sorumluluk taşıyan herkes, evvela teknik olarak, neyi ne kadar bildiğini sorgulamadan 'konuşmamalıdır'. 2. Bu bakımdan, her ne kadar, belli açılardan 'denetim ve belgelendirme işlevini' yerine getirmesinde, 'işin içinden biri' olarak birçok açıdan eleştirilerim olan bir klas kuruluşu olmasına rağmen, burada BV'yi doğrudan 'sorumlu' ya da vicdanlarda 'suçlu' ilan etmeye kalkmadan evvel, LSA Code'a, ve orada bu ve benzeri 'safety equipment' niteliğinde muhtelif malzeme ve ekipmanın hem dizayn ve imalat ve hem de sonrasında yer alan test ve belgendirme süreçlerinin mevzuatına, detayların 'ne şekilde' olduğuna bir bakıp, burada denetleyen ve belgelendiren olarak BV'nin 'sorumluluğunun' nerede ve nereye kadar olduğunu anlamak şarttır. Burada bunun detaylarını uzun uzun anlatabilmem mümkün değil. Ama, olayın olduğu tarih itibariyle ve bu güne kadar da yurtdışında bulunmam sebebiyle çok da yeterli düzeyde yakından takip edememiş olmama rağmem gördüğüm; her önemli konuda olduğu gibi bu önemli konuda da yine, sebep-sonuç ilişkilerini doğru kurmadan, dogmatik yaklaşımlarla, yetersiz bilgi altında ve daha kötüsü bilgi kirliliği altında, sorumlu bulunma çabası içine girilmiş olmasıdır ki, buradan geleceğe hiçbir 'kazanım' çıkarılamayacaktır. 3. Olaya, ülkemizde diğer bir sürü alanda olduğu gibi, ağır sanayi niteliğiyle, faaliyetlerine dair ilgili yasal çerçevesi ciddi bir anlayış ile ele alınıp çizilmiş olma gereği varken bunun maalesef olmadığı; aksine gerçek anlamı ile tam bir denetimsizlik içinde faaliyetlerini yürütme halinde olan gemi inşaiye endüstrimize dair, bu kazalar oluncaya kadar, bu zapt'u rapta alınma durumuna dair hiçbir beyin faaliyeti ve belirleyici aktivite içinde olmama halinde olan bizler, hepimiz; ancak ortada saklanamayacak kadar abes şeyler olunca, ama bu kez, savcı ve yargıç olarak hemen, 'sorumluluk duymaya' başlıyoruz. Pes doğrusu. 4. Artık uluslararası alanda tek egemen haline gelmiş olan sadece 'kârlılık eksenli bakışların' her türlü üretim sektörlerinde ne denli yıkıcı sonuçlar doğurduğunu, 'denetim' kavramını bile, kârlılığı engeller bir husus olarak 'algılar' vaziyette çalışmalarımızı sürdürüyor olduğumuzu hemen de ne çabuk unuttuk. Ve bu nedenle de, herkes hemen de 'denetim' ve 'sorumluluk' kavramlarını nasıl da terbiyesizce telaffuz etmeye başladı. Bu ikiyüzlülükler devam ettikçe, en inanılmaz kazalar bile hem bu itici motor sektörümüzde ve hem de diğer sektörlerimizde devam etmeye devam edecektir hala... Sonuç: Hepimiz, bir an evvel yalan timsah göz yaşlarımızı silip, evvela temiz bir banyo yapıp, oturup, şapkayı öne koyup, ne'yi ne şekilde algıladığımızı, ne'yi ne kadar bilip bilmediğimizi, tercihlerimizin ne olduğunu, üretim'den ne anladığımızı, önceliklerimizin ne olduğunu, ve bütün bunların, toplamda; 'risk yaratma' bağlamında hangi sonuçları ve hangi doğrudan ve potansiyel riskleri yarattığını 'gerçek bir ciddiyetle' ele almalıyız. Yoksa, bu kazalar devam etmeye ve hem de artarak devam etmeye devam edecektir hala. Ve bizler de, yalan timsah göz yaşlarımızı dökmeye devam edeceğiz hala. Saygılarımla.
24 Ağustos 2008 Pazar 17:22
bv tip onay
murat birecik
recep kardeşim, hiç endişen olmasın...tuzla cumhuriyet savcısı, kamu davası açacaktır ve dosya tekamülü gereği tüm bu raporlar...ve hatta tayin edeceği ayrı bilirkişi(ler) çalışmalarını yapacaktır. senden ricam; daha sakin bir şekilde bir koordinasyon yaparak, savcı'ya bir teknik sekretarya oluşturma sağlaman... şimdi gerçekten, en önemli hususa değinmişsin; bu flikalar (free-fall life boats) satılmış oldukları gemilerden -sadece türkiye'de de değil- toplanacak mı? imo burada sorumlu ve yetkili! patlayan camın analizi ve compozit analizi de dahil, wheelmark'ı, kimin basdığı da dahil... lütfen, konuyu gündemde tut. sevgiler...murat birecik
23 Ağustos 2008 Cumartesi 21:42
Can Salı mı ? - Tabut mu ?
Ali Yılmaz
Recep bey sizleri bu yazınızdan dolayı tebrik ederim. Gercek bir gazetecilik yani halkı aydınlatma işi yapmışşınız. Genç kardeşlerimizin bindiği araç gerçekde TABUT muş da Klas kuruluşundan başka kimsenin haberi yokmuş. Anılan klas kuruluşunun belgeleri bu saatten sonra ŞÜPHELİ ve GÜVENİLMEZ duruma düşmüştür. Bu filikaların Yeterliliği önce Karacaahmet de GASSAL lara sorulsun...
23 Ağustos 2008 Cumartesi 12:50
DENİZ HABER TV
ÖZEL HABER
ANKET
5 senedir Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinde bulunan Metin Kalkavan'ı başarılı buluyor musunuz?
EVET
HAYIR
FİKRİM YOK
RÖPORTAJ