AB, “Karbon Gazlan Salınımının Kontrol Altına Alınması” planına uyulması gerektiğini ifade etti.
AB yetkilileri, otomotiv ve havacılık alanında kat edilen mesafenin denizcilik sektöründe de alınması gerekliğini belirterek, Avrupa Parlamentosu tarafından gündeme alınan “Karbon Gazlan Salınımının Kontrol Altına Alınması” planına uyulması gerektiğini ifade etti.
Avrupa Birliği yetkilileri, geçtiğimiz günlerde yaptıkları bir açıklama ile karbon gazı emisyonları konusunda denizcilik sektörünün de üzerine düşen görevleri yapması gerektiğini bildirdi.
Avrupa Parlamentosu Denizcilik Komisyonu üyesi Joe Borg tarafından konuyla ilgili olarak yapılan açıklamalarda, son on yılda denizcilik ve gemi inşa alanında dünya çapında bir büyüme yaşandığı vurgulanarak, bu durumun yarattığı ekonomik potansiyel kadar çevre koruma alanında da dikkat çekici kabul edilmesi gerektiği kaydedildi.
Halen dünya denizlerinde seyreden gemiler için karbondioksit emisyonların ne ölçüde azaltılabileceği üzerine çalışmalar yapıldığını belirten Borg, bu konuda şirketler kadar politik çevrelere ve hükümetlere de ciddi görevler düştüğünü belirtti.
Bugüne kadar Avrupa Birliği çatısı altında yapılan tüm çalışmalarda IMO ve Birleşmiş Milletler Çevre Örgütü ile işbirliği yapılarak hareket edildiğini savunan Joe Borg, gelinen noktada Avrupa Parlementosu’nun emisyon düzeylerini azaltmaya yönelik bir dizi karar alma arifesinde olduğunu da açıkladı.
Buna göre fosil yakıtlarla tahrik edilen ana sistemlerin elektrik enerjisiyle takviye edilmesine yönelik Ar-Ge çalışmaları Avrupa Birliği tarafından desteklenecek.
Söz konusu sistemleri gemilerine adapte etmek isteyen ya da yeni projelerinde bu sistemleri kullanacak şirketlerin AB tarafından teşvik edilmesi de gündemde.
Avrupa Birliği çatısı altında bulunan yaklaşık 1200 limanda karbondioksit salınımlarını belirli bir düzeye çekme konusunda kararlı olduklarını söylen Borg, ‘Sera Gazı emisyonları 2004 ve 2005 yılları arasında - özellikle %O,7 (26 milyon ton) oranında düşen C02 emisyonları nedeniyle - 0,4>0,8 (35,2 milyon ton CO2 eşdeğeri) düşmüştür. Bu alandaki başarılarda özellikle otomotiv sektörünün katkıları yadsınamaz düzeydedir. Şimdi hükümetler, çevre koruma örgütleri, denizcilik şirketleri ve tersanelerle işbirliğine giderek gemilerden kaynaklanan karbondioksit salınımını da aşağıya çekmek istiyoruz.” şeklinde konuştu.
C02 emisyonları açısından 500 km’nin altındaki seyahatler (örneğin Londra’dan Amsterdam’a) mukayese edilirse kilometre başına düşen yolcu sayısına göre oluşan C02 emisyonları hava taşımacılığı için 0.17kg/km, otomobil yolculuğu için 0.14 kg/km, demiryolu yolculuğu için 0.05 2 kg/km ve gemi yolculuğu için 0.047 kg/km olarak veriliyor.
Görüldüğü gibi C02 emisyonları açısından 500 km’den daha az mesafelerdeki seyahatlerde kilometre başına düşen yolcu sayısına göre hava yolculuğundan kaynaklanan C02 emisyonları, demiryolu taşımacılığına göre 3 kattan fazla.
Uzmanlara göre bu sebeple Avrupa’da 330 km’ye kadar olan mesafeler için hızlı tren bağlantısı yapılarak uçak seferden kaldırılmış durumda. Bu durum hava taşımacılığından kaynaklanan emisyonların etkisini azaltmaya katkı sağlamakla birlikte aynı zamandan daha önemli uçuşlar için hava trafiğinin tıkanmasını engelliyor.
Kaynak: Dünya Gazetesi-Perşembe Rotası























