ÇOK OKUNANLAR
FOTO GALERİ
YORUMLANANLAR
YORUM HATTI
GAZETE BAŞLIKLARI



Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Deniz Atı JURNAL
Osman Öndeş’e cevabımdır…
06 Temmuz 2008 Pazar

Türk denizcilik sektörünün anlı-şanlı yazarı (!) Osman Öndeş’in hazırladığı Referans-Deniz Ticareti eki ALTIN ÇIPA Ödül Törenine kara çalma adına SKANDAL başlığıyla bir haber yayınladı.

Haberin neresini düzelteyim bilmiyorum. Baştan sonra uydurma, mantık ve izandan yoksun, her kelimesinde kıskançlık kokan bu ucube yazı, Öndeş efendinin kaleminden gazete sayfalarına yansıdı.

Kendisine cevap verme adına, bu yazıyı yazıp yazmamakta bayağı kendimle mücadele ettim. Adamın 2. Mahmut ile olan arkadaşlığına duyduğum saygıdan (!) dolayı elim klavye ye bir türlü gitmedi. Ama bu adamın makamına atıfta bulunma adına bu yazıyı kaleme alma kararı aldım. Adamın kıskançlık drafı Rotterdam Limanı’nın yanaşma iskelesinden daha fazla…

Bizler ne yapmışız?...

Kendisinin yapamadığı veya beceremediği bir organizasyonu imza atmışız. O yetmemiş dünyanın denizcilikte en büyük isimleri ile denizcilik protokolünün bir numarası Sayın Mitropoulos’u davet edip Türkiye’ye getirmişiz.

Hatır için kendisi birilerine şirin görünme adına ödül dağıtırken, bizler sektörün itibarını kurtarıp objektif bir seçim yapmışız.

Kendisi Lloyds List ödüllerinde, masa başına 3000 Euro para toplarken, biz prestij için dünyanın dört bir yanından ülkemizin itibarını yükseltme adına dünya denizcileri ile sektörümüzü bir araya getirmişiz.

Kendisi şarap sponsoru, kadeh sponsoru, kül tabla sponsoru, bilmem ne sponsoru adı altında sektörü söğüşlerken, bizler, Dünya Gazetesi ve Deniz Haber Ajansı olarak yurt dışından gelen misafirlerin masraflarını şahsi bütçemizden karşılamışız.

Konteynır firmasına, kuru yük ödülü veren biri olarak tarihin kara sayfalarına geçmiş ve o onuru yaşamış olan Bay Öndeş, bununla da yetinmeyerek, 1900 TEU konteynır inşa eden tersanenin gemisini saf dışı bırakarak, sponsorunu mutlu etme adına 1300 TEU’luk konteynır gemisine yılın gemisi ödülü vermesi, kendisinin ayarının veya gratının değerini ortaya koyuyor diye düşünüyorum.

Gelelim Bay Öndeş'in adına haber dediği, SKANDAL başlığı kullandığı yazının detaylarına…

Türkiye Paris Memorandumuna bugün değil iki kez üyelik için başvurmuş, ancak ikisinde de Paris MoU tarafından reddedilmiştir. Bunun sebebi olarak Güney Kıbrıs Rum bayraklı gemilerin Türk limanlarına uğrayamamasının etkisi büyüktür. Bu konuda Paris MoU Genel Sekreteri Richard Schiferli, İstanbul'a geldiğinde bu olayı bize bildirmiş, bizde konuya taraf olan Türkiye Cumhuriyeti yetkililerin aktarmışız.

Ayrıca, Paris MoU Genel Sekreteri Richard Schiferli’nin ülkemizde bulunduğu 26-27-28 Haziran tarihlerinde, Türkiye’nin IMO Temsilcisi Sayın Bekir Sıtkı Ustaoğlu, Türkiye’nin üyeliğinin askıya alınması ile ilgili görüşme imkânı bulmuştur.

Osman Öndeş'in kaleme aldığı haberin parağraf aralarına baktığımız zaman, Türkiye'nin üyeliğinin askıya alınmasında Paris MoU'nun Genel Sekreteri sorumluymuşcasına bir mesaj içererek, Schiferli'nin Türkiye'de bulunmasını bir skandal olarak nitelendiriliyor. Bu olayın siyasi ve politik bir konu olduğunu Osman Öndeş'in bilmesine rağmen, karalama adına haberi çarpıtması bizleri ziyadesi ile üzmüştür.

Bay Öndeş'in, kaleme aldığı mantığa göre bakarsak, Ege Denizi’nde 12 mil sorunundan dolayı IMO Genel Sekreteri Efthimios Mitropoulos’u, Yunanlı diye muhatap almamamız veya IMO MEPC Başkanı Kıbrıs Rum Kesiminden olduğundan dolayı, toplantılara katılmamamız gerekir. 

Komik olma Bay Osman Öndeş…

2. Mahmut döneminden kalma kafa yapınla bu ülkeye bir yararın olmadığı gibi, şahsına bile bir katkın olmadığı; şu anki konumundan bellidir.

Bay Öndeş; yarayı sen kaşıdın, bende o yarayı kanatacağım;

Bu sene düzenlediğin ödül törenindeki skandalları ben değil, Deniz Ticaret Odası Başkanı Sayın Metin Kalkavan söylüyor. Bu konuda daha çok söz söyleyeceğim konu var ancak, Sayın Kalkavan’ın Lloyds List Ödülleri ile ilgili konuyu özelime anlattığı için yazmıyorum, yazamıyorum. (Metin Kalkavan ile yaptığımız sohbete Vira Dergisi'nden Hakkı Şen, Dünya Gazetesi'nden Selçuk Onur ve TOBB Başkan Vekili Halim Mete şahittir.)

Hatta Cengiz Kaptanoğlu’nun Yat İnşa Dalında VİCEM YAT’a verilecek ödülü Sayın Suay Umut’un istemesi üzerine Dünya Yatçılığa verildiğini, ben değil, Cengiz Kaptanoğlu söylüyor.

Sana kimse sormamış, bari ben sorayım; Yat İnşa Dalında ödül verdiğin Dünya Yatçılık Şirketi bugüne kadar kaç tane yatı denize indirdi? Veya bu firmaya hangi kriterlere göre Yat İnşa dalında Ödül verdin? Bunu bir açıkla da öğrenelim.

Gelelim senin bilgiden yoksun yazının devamına...

Demişin ki, yurt dışından gelen misafirler için; “Paris MoU Genel Sekreteri Richard Schiferli, Akdeniz MoU Başkanı Lino Vassalo, Denizcilik Bayramı adı altında 1 Temmuz yerine 27 Haziran Akşamı düzenlenen Boğaz turunda yer alarak, İstanbul’un güzelliğini ve Boğazda seyreden gemilerin yoğunluğunu nice dersler alarak seyrettiler” diye döktürmüşsün.

Birincisi; 27 Haziran akşamı Boğaz turu bize ait değil, Cemalletin Şevli’nin düzenlediği bir organizasyondur.

İkincisi; Bu boğaz gezisine biz dâhil hiçbir misafirlerimiz iştirak etmemiş ve o gece yurt dışından gelen tüm misafirler ile birlikte Ulaştırma Bakanımız Binali Yıldırım dâhil, Türkiye’nin en itibarlı ödül töreni olan ALTIN ÇIPA Türk Denizcilik Başarı Ödülleri Törenine katılmıştır.

Üçüncüsü;  Denizcilik ve Kabotaj Bayramı 26 Haziran-2 Temmuz Tarihleri arasında kutlanmaktadır. Eğer zahmet edip araştırsaydın Denizcilik ve Kabotaj Bayramı 26 Haziran’da başlayıp 2 Temmuz tarihinde bittiğini öğrenirdin. Toplam 2 mısralık yazının içine 4 tane yalan haberi nasıl sığdırdığını anlamakta zorluk çekiyorum.

Birde şunu belirtmekte fayda var. Türkiye'nin Akdeniz Memorandumuna üye olduğu halde, Akdeniz MoU Başkanı Lino Vassalo'nun konuya nereden girdiğini ise bir türlü anlam veremedim. Bu konuda bizleri aydınlatırsan memnun olurum.

Ayrıca; bu haberle ilgili Dünyanın en ciddi denizcilik gazetesi olarak yansıttığın Lloyds List gazetesine atıfta bulunarak haberin verilişini duyurarak önemli (!) bir iş yapmış oluyorsun.

Bay Öndeş; Reklam Satış Temsilciliğini yaptığın Lloyds List Gazetesi'nin yazarlarından David Osler'ın 30 Haziran 2008 tarihinde "Leave Politics out" başlıklı yazısında, Paris MoU üyeliğinin askıya alınışıyla ilgili, Türkiye Cumhuriyeti'ne nasıl hakaret edildiği net bir şekilde görüldüğü halde, sizden ses soluk çıkmıyor.

Ancak; konu Lloyds List'in reklamları veya bilet satışlarına geldiği zaman iki dağ arasındaki vadiyi inletecek kadar sesiniz gür çıkıyor.

Bay Osman Öndeş; bu skandal yazıya tepki olarak Lloyds List Gazetesi'nin reklam satış temsilciliği bırakabilecek misin?  Veya tavır koyup, bir cevap yazısı yazacak mısın?

Tavır koymak yürek ister bay Öndeş...

Rekabete, seviyeye, sektöre katkıya ve hizmet yarışına varım. Ancak karalama, yalan ve iftiraya tepkimiz sert olur. 

Bu böyle biline....

Bizi Lloyd List mi Yönetecek?
Bulend TEMUR
Bu adam kendini ne zannediyor? Bilmem belki herkes gördüde ben geç kaldım. Fakat benim gibi yeni duyanlarda sinir ve öfkemi paylaşışar diye düşünüyorum. Bunlar kendilerini müstemleke valisi ve bizide sörmürge imişiz gibi görüyorlar herhalde. Yazıyı aşağıda bulabilirsiniz. ****** ****** Lloyd's list Leave politics out By David Osler Monday 30 June 2008 TURKEY is deemed European enough to have its soccer team participate in Euro 2008, its army play a key role in the North Atlantic Treaty Organisation and - this has to be the clincher - its pop singers enter the Eurovision Song Contest. Yet somehow, the country is not quite a full member of the European club, as evidenced by the entrenched reluctance to allow it to join the European Union despite more than four decades spent pleading with Brussels. Now it has emerged that it has been denied its desire to become a co-operating member of the Paris Memorandum of Understanding, the influential port state control grouping. As is often the case with political decisions, the justification being advanced - that Turkey needs to pull its socks up as a flag state - is not the real reason that the request is being turned down. The truth is that Turkey has introduced politics into port state control, in a manner that is unacceptable to everybody else involved. In support of the unloved little satrapy that goes about its business as the Turkish Republic of Northern Cyprus, without the recognition of any government other than the one sitting in Ankara, it has slapped a ban on Cypriot-flag vessels calling in Turkish ports. The rights and wrongs of the original issue to hand, namely the 1974 division of Cyrpus, are irrelevant here. So, too, on the other side of the equation, are Turkey's numerous failings as a democracy. Simply put, it hasn't got an earthly chance of getting into the EU until it learns to keep its army out of politics, stop torturing and killing political prisoners, and respect the human rights of its Kurdish minority. Quite right, too. But port state control is purely a technical matter, and letting Turkey into the Paris MoU is just the kind of carrot that will encourage it onto the democratic path. In principle, it would be right to allow Turkey to sign up, but only after it gets off its high horse and patches things up with Cypriot flag shipping.
08 Temmuz 2008 Salı 12:42
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
DENİZ HABER TV
ÖZEL HABER
ANKET
5 senedir Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinde bulunan Metin Kalkavan'ı başarılı buluyor musunuz?
EVET
HAYIR
FİKRİM YOK
RÖPORTAJ