Yıldırım: İzmir'i lojistik üs yapıyoruz
Dünyanın en büyük konteyner gemisi
Exxon adını değiştirdi, ama yutturamadı
İşte Türkiye'den satılık kelepir adalar!
Denizden gelen turiste 72 saat vize yok
ÇOK OKUNANLAR
FOTO GALERİ
YORUMLANANLAR
YORUM HATTI
GAZETE BAŞLIKLARI



Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Cengiz KAPTANOĞLU
Ol mahîler ki derya içredir
04 Mart 2011 Cuma

Ol mahîler ki derya içredir, deryayı bilmezler

Denizci milletvekili sayısının mecliste çoğalması, denizciliğimizin gelişmesine katkı sağlamıştır. Denizcilik ile ilgili konular meclise gelince, sorunsuz ve bütün partilerin desteği ile meclisten geçmektedir. Divan şairimiz Hayali, bir şiirinde diyor ki; “Ol mahîler ki derya içredir, deryayı bilmezler”. Bu sözün Türkçe meali; “O balıklar ki denizin içindedir, denizi bilmezler”dir. Üç tarafı dört denizle çevrili, ama “Denizci millet, denizci ülke” olmak için gerekli çabayı gösteremeyen ülkemizi ne kadar da iyi anlatıyor bu dizeler. Sırtımızı denize dönüp, seçimden seçime, “Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemiz” nutuklarının dışında, denizci olmak için ya adım atılmamış ya da atılan adımlar yetersiz kalmıştır. Karadeniz dağları geçit vermeyince, çareyi Karadeniz’in hırçın sularında arayan ve ekmeğini denizden çıkaran üç beş ailenin dışında, deniz ve denizcilik sektörüyle de pek ilgilenen olmamıştır.

Şimdi önümüzde bir genel seçim var. Muhtemelen siyasi partilerimiz, denizden uzak söylemleriyle ortalığı toz dumana çevirecekler. Muhtemelen hiç bir siyasi partimiz seçim startını denizden vermeyecek. Bilinen klasik kampanyalar, 12 Haziran olan seçim gününe kadar devam edecek. Seçim sonrasında da “Üç tarafımız dört denizle çevrili” nutuklarıyla hayat akıp gidecek.

SEKTÖR İDARE İŞBİRLİĞİ

Tabii son dönemde atılan çok önemli adımları inkar edemeyiz. 2002 yılından itibaren Türk denizcilik sektörü önemli bir ivme kazandı. Hükümet, idare sektör işbirliği ile yaratılan ortak sinerji sayesinde denizcilik sektörü küresel pazarda yerini alarak, önemli bir oyuncu haline geldi. İdaremizde denizci personel sayısının artması, denizcilik sektörün önündeki sorunların kısa zamanda çözülmesine katkı sağladı. Sektör idare işbirliği sadece ulusal anlamda değil, uluslararası arenada da önemli başarılara imza atılmasını sağladı. Türk Bayrağı’nın Kara Liste’den Beyaz Liste’ye geçmesi, başlı başına altı çizilmesi gereken bir başarıdır. Bu başarının arkasında, hükümetimiz, idare, sektör ve üniversitelerimizin yaptığı çalışma ve lobi faaliyetleri vardır. Beyaz sicil, sadece denizcilik sektörümüze prestij getirmemiş, aynı zamanda ihracatçılarımızın da dünyayla rekabet etmesinde etkili olmuştur. Bunları neden mi anlatıyoruz?

Malum 12 Haziran’da Türkiye sandık başına gidiyor. Bu seçimle 61. Hükümetin kurulması için oy kullanacağız, doğal olarak en çok oyu alan partimiz de hükümeti kurmak için görevlendirilecek. Buraya kadar herhangi bir sorun yok. Asıl sorun, partilerimizin Türkiye’nin lokomotif sektörlerden biri olan denizcilik ile ilgili parti programlarında dişe dokunur bir şeyin olmaması. Denizcilik sektörü; ekonomik anlamda da, istihdam ve strateji olarak da çok önemli bir sektördür. Küresel rekabetin acımasız bir şekilde hüküm sürdüğü bir ortamda, denizcilikte geri kalmışsanız, rekabet gücünüz de azalmış demektir. Dünyaya hükmeden ülkelerin tamamı denizci ülkelerdir. Bizim globalleşen bu gezegende gelişmiş ülkeler arasında yerimizi alabilmemiz için, en önemlisi söyleyecek sözümüzün olabilmesi için denizci millet, denizci ülke olma yolundaki bütün engelleri kaldırıp, ulusal bir denizcilik politikası oluşturmamız lazım.

MİLLİ DENİZCİLİK POLİTİKASI OLUŞTURULMALI

Türkiye Cumhuriyetinin 59. Hükümeti döneminde, ben de AK Parti’den İstanbul milletvekili ve Savunma Komisyonu Başkanı olarak meclisteydim. Bu dönemde mecliste diğer partilerden de denizci milletvekilleri vardı. 60. Hükümet döneminde denizci milletvekillerinin sayısı daha da arttı. Denizci milletvekili sayısının mecliste çoğalması, denizciliğimizin gelişmesine katkı sağlamıştır. Denizcilik ile ilgili konular meclise gelince, sorunsuz ve bütün partilerin desteği ile meclisten geçmektedir. Bu da bize şunu gösteriyor; mecliste denizci milletvekillerinin sayısının daha da artması gerekiyor. Eğer parti programlarında da denizcilik ile ilgili daha fazla konu yer alırsa, ulusal bir denizcilik politikası oluşturmamızda herhangi bir sorun olmayacak.

Denizcilik sektörünün son sekiz yılda yaptığı atılım, Cumhuriyet tarihinde hiç görülmedik gelişmelerin yaşanmasını sağladı. Türk denizcilik sektörü, gemi inşa alanında dünya dördüncülüğü, yat inşada dünya üçüncülüğüne oturdu. Deniz ticaret filomuz ise dünyanın en genç filosu olarak kayıtlara geçti. Bu fotoğrafı okursak şunu söyleyebiliriz: Devletin denizciliğe önem vermesi, sektör, idare işbirliği çerçevesinde yaratılan sinerji, başarıyı getiriyor. Son sekiz yıldır, Türk denizcilik sektörü, çok büyük bir ivme kazandı. Küresel ekonomim kriz ile birlikte denizcilik sektörü olumsuz etkilense de, biz hiç bir zaman inancımızı yitirmedik. Denizcilik sektörü bundan daha ağır badireleri atlattı, bunu da atlatacağımıza inancımız tam. Unutulmaması gereken tek nokta, denizcilik sektörünün aslında Türkiye’nin vizyonu olduğu gerçeği. Bu nedenle de hiç zaman kaybetmeden bir milli denizcilik politikasının oluşturulması gerekiyor.

Herkese Soz Hakki Tamam da, Tahammulun de SINIRI OLMALI
Mehmet Haldun TOKAY
Bu gun KARA dan BEYAZ bayraga ciktik. Bu onemli... Ancak DENIZE BAKMASINI Turkiye becermeye basladigi icin mi? Beyefendinin bu fikirleri senelerini denizde gecirmis bir KAPTAN olarak beni heycanlandirmiyor. Ote taraftan ITF, Turk Bayrakli gemileri aldi yerin dibine batiriverdi; haksiz mi? Bakin, oyle palavralara karnimiz tok (eski tufekler de sussun artik, cekemiyoruz...) ONCE INSAN... Bunu on plana cikarmadan, KAFALARI, cikarci dusuncelere motor yapip, sallamak kolay. ITF, Turkiyeyi POST BOX OWNER'lar arasina sokuverdi, TURK INSANI ve DENIZCISI olarak utandik. Once devlet denizde calisan vatandaslarini gorup, onlari sahiplenen aktiviteler icine girmek zorunda.(Elbet basaracak, onca yapilanlardan sonra bunu da basaracagina inaniyorum.) Bunu diye diye dilimizde tuy bitti. ISVEREN ile ISCI arasinda, MEDYA bu gun 24 saatini, (saat doldurmak adina, DOGRU/YANLIS) her konuya atliyor ve meseleleri gozler onune seriyor. Toplum ve tabi DEVLET olup bitenden haber alip tepkiler ve sonucunda da o konulari olumlu bir yerlere getirebiliyor. Ancak OKYANUSLARIN ortasinda gece ve gunduz yasayan TURK DENIZCISININ sorunlari asla yeterince topluma ve devlete yansitilamiyor. Buralara gelmek MEDYA ICIN oyle kolay degil. HEM OYLE; "isi bilen milletvekili" olmak da care olamaz bu meseleye (Kurda kuzu emanet edip, sorunlarimizi halladeceksin,ise bak sen, Allah, Allah...) Bu caresizlige ILAC oyle degil ama.., var ya, bu INTERNET denen BELA ile geliyor. (tabi onun belaligi calisana degil) Gemi sahipleri bu BELANIN faturasini odememek icin su siralar gemilerine bu imkani yerlestirmede direnerek gunlerini surduruyorlar ama limanlarda engellemeler bir sekilde SIM li telefon ve MODEM ler ile kirilip, muthis bir BILGI akisi INTERNETTEN muthis sekilde basladi. Sosyal siteler (faceBOOK vs.) bu insanlarin sorunlarini paylasmalari icin onlara cok yeterli olanak sagliyor. Artik oyle denizi bilen MILLETVEKILI, bayatlamis ve alkis beklentisindeki dusunceler ile DENIZ INSANININ sorunlarini topluma ve devlete anlatmaya gerek kalmayacak. Bilin ki, artik meseleyi birinci agizdan sizlere anlacak o insanciklar. Kapt. Mehmet Haldun TOKAY
04 Mart 2012 Pazar 23:01
Türk bayrağı ve kolay bayrak
Müh. Kaptan Refik Akdoğan
Sayın Kağan ben Türk armatörlerinin yabancı bayrak çekmesini kınamıyorum. Onlar tüccardır ve denizde yaşamak için işin gereğini yapacaklardır.Benim anlatmak istediğim Türk armatörlerine kolaylıklar gösterek Türk bayrağını gemilerine çekmelerini istiyorum.Şanlı bayrağımız sözünün sizi neden rahatsız ettiğini anlayamadım. Türk bayrağını çeken her gemi denizde toprağımızdır. Filosu büyük olan ülkelerrin güçleri de ona göre artar. Bürokratlarımızın yabancı bayrak çeken armatörlerimizin gemilerini Türk deniz Ticaret filosuna katarak deniz ticaret filomuzun 19,5 milyon dwt' a yükseldiğini söylerken bunun altında yatan Türk bayrağının indirilerek yerine yabancı bayrak çekmenin bilinçaltında yarattığı acıdır. Biz eskilerin bayrak tutkusunun siz gençlerde de aynen devam ettiğini görmek istiyoruz. Bu da gemilerimize Türk bayrağı çekerek Türk bayrağını yedi denizlerde dalgalanmasını görmektir.Bizim zamanımızda bir yabancı limana girdiğimizde orada Türk bayrağı dalgalandıran başka bir Türk gemisi gördüğümüzde duyduğumuz heyecanı anlatamam. Bunu istemek kötü bir şey midir? Allah selamet v ersin. www.refikakdogan.com
23 Kasım 2011 Çarşamba 19:19
Paranoya
Kağan
Sn Refik Akdoğan, Türk bayrağının kolay olması ya da olmaması neyi değiştirir? Bu bitmez tükenmek bilmez ego tatmininden ne zaman krtulacağız? Denizcilik Türk bayrağı bilmem kaç denizde dalgalansın diye yapılan bir meslek midir? "futbol amigosu" fikirleriyle 50 sene öncede kalmış ulusalcı söylemlerle denizcilik politikası mı belirlenir? Cengiz Kaptanoğlu gemisine bayrak çekerken sizce neyi gözetir? Ben söyleyeyim, düşük maliyet, sağlanması gereken düşük standartlar, bayrağını çektiği için o ülkeden maddi manevi çıkar sağlamak o kadar. Yanlış anlaşılmasın yaşadığımız kapitalist dünyanın mecburi gereği bunlar. Dolayısıyla nasıl "bayrağımız ayağa düştü, ay yıldızlı bayrak kolay bayrak oldu" tarzı söylemler ancak Denizcilik ve Bayrak Devleti hakkında zerre bilgisi olmadığı belli insanlar tarafından sarf ediliyorsa, bilgisi taşıdığı ünvandan menkul insanların da asıl hedefi ticaret olan bu sektörü sanki "anlı şanlı bayrağımız" meselesini çok önemsiyormuş gibi göstermesi de o kadar acıdır. Efendim nihayetinde bu bir ticarettir ve tüccarın milleti olmaz bunu anlamak zorundayız. Anlamazsak ne olur? Hiç bir şey Dünya hala dönüyor, gemiler hala işliyor, Cengiz Kaptanoğlu, Mehmet Emin Karameehmet hala paraları cebe indiriyor (helalse afiyet olsun orası başka).
20 Ağustos 2011 Cumartesi 06:00
Türk Bayrağı ve kolay bayrak
Müh.kaptan Refik Akdoğan
Sayın deniz, 1950'lerde Hamburg limanınmda üç Türk gemisi, Çoruh, Yozgat ve Kars gemileri peşpeşe rıhtımda bağlayınca liman başkanın da iştirakiyle, gemiler alay sancaklarını donatmış şekilde merasim yapmıştık.Şimdi o günler çok gerilerde kaldı. Günümüzde deniz ticaretindeki rekabet ve bir sürü kolay bayrak türemesiyle Türk bayrağını da kolay bayrak yapmaktan bnaşka çare kalmamıştır. Zaten uluslarsı ikinci sicil de(TUGS) bunun için kuruldu ama gene de Türk armatörleinin kolay bayrağa geçmesi önlenemeyince filomuz 2000 yılında onbeş milyon dedveyt iken şimdi yaklaşık yedi milyon dedveyttir.Neden deniz ticaret filomuzun tonajı artmalıdır sorusuna herşeyden önce şanlı bayrağımızın yedi denizlerde dalgalanması yanında ulusal çıkarlarımızın da zamanı gelince Türk bayraklı gemilerle sağlanabileceğine inandığım ,İçindir. Bu nedenle deniz ticaret filomuızun gelişmesini önleyecek tüm engeller ortadan kaldırılarak filomuzun tonajını artırmalıyız.Bu kolaylıklar getirilirken bayrağımızın şerefi ve onuıru daha da artacakltır. Şimdi zaten fiomuzun gelişmesi engelleyen hususlar imparaturluktan kalma gereksiz alışkanlıklardan başka bir şey değildir.Memurlarımızı yüreklendirmek gereklidir."Yassah hemşerim" alışkanlığı her yerde hükmünü sürdürtmektedir. Günümüzde vizeler kaldırıldığı halde denizciliğimizde hala eski "yassah hemşerim" uygulaması devam edebimektedir. Zaman çok değişti yasakları engelleri kaldırmazsak, atı alanlar Üsküdar'ı geçebilirler. Allah'a emanet olun.www.refikakdogan.com
13 Mayıs 2011 Cuma 14:49
Türk Bayrağı ve kolay bayrak
Müh.kaptan Refik Akdoğan
Sayın deniz, 1950'lerde Hamburg limanınmda üç Türk gemisi, Çoruh, Yozgat ve Kars gemileri peşpeşe rıhtımda bağlayınca liman başkanın da iştirakiyle, gemiler alay sancaklarını donatmış şekilde merasim yapmıştık.Şimdi o günler çok gerilerde kaldı. Günümüzde deniz ticaretindeki rekabet ve bir sürü kolay bayrak türemesiyle Türk bayrağını da kolay bayrak yapmaktan bnaşka çare kalmamıştır. Zaten uluslarsı ikinci sicil de(TUGS) bunun için kuruldu ama gene de Türk armatörleinin kolay bayrağa geçmesi önlenemeyince filomuz 2000 yılında onbeş milyon dedveyt iken şimdi yaklaşık yedi milyon dedveyttir.Neden deniz ticaret filomuzun tonajı artmalıdır sorusuna herşeyden önce şanlı bayrağımızın yedi denizlerde dalgalanması yanında ulusal çıkarlarımızın da zamanı gelince Türk bayraklı gemilerle sağlanabileceğine inandığım ,İçindir. Bu nedenle deniz ticaret filomuızun gelişmesini önleyecek tüm engeller ortadan kaldırılarak filomuzun tonajını artırmalıyız.Bu kolaylıklar getirilirken bayrağımızın şerefi ve onuıru daha da artacakltır. Şimdi zaten fiomuzun gelişmesi engelleyen hususlar imparaturluktan kalma gereksiz alışkanlıklardan başka bir şey değildir.Memurlarımızı yüreklendirmek gereklidir."Yassah hemşerim" alışkanlığı her yerde hükmünü sürdürtmektedir. Günümüzde vizeler kaldırıldığı halde denizciliğimizde hala eski "yassah hemşerim" uygulaması devam edebimektedir. Zaman çok değişti yasakları engelleri kaldırmazsak, atı alanlar Üsküdar'ı geçebilirler. Allah'a emanet olun.www.refikakdogan.com
13 Mayıs 2011 Cuma 14:49
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
DENİZ HABER TV
ÖZEL HABER
ANKET
ALTIN ÇIPA TÖRENİ HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYOR SUNUZ?
OLUMLU
OLUMSUZ
FİKRİM YOK
RÖPORTAJ