Yıldırım: İzmir'i lojistik üs yapıyoruz
Dünyanın en büyük konteyner gemisi
Exxon adını değiştirdi, ama yutturamadı
İşte Türkiye'den satılık kelepir adalar!
Denizden gelen turiste 72 saat vize yok
ÇOK OKUNANLAR
FOTO GALERİ
YORUMLANANLAR
YORUM HATTI
GAZETE BAŞLIKLARI



Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Dr. Kpt. ALİ CÖMERT
Kılavuzlukta Rekabet*
18 Ağustos 2011 Perşembe

Denizcilik Müsteşarlığımızca “Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Teşkilâtlarına Verilecek İzinler Hakkında Yönetmelik Taslağı” adı altında bir Taslak Yönetmelik hazırlanmış ve görüşe sunulmuştur. Bu konuda hâlihazırda geçerli bir yönetmeliğin olmadığı düşünüldüğünde, konunun kriterlerinin belirlendiği bir çalışmaya başlanması nedeniyle öncelikle Müsteşarlığımıza teşekkür ederiz. Umarız ki bu çalışmalar biz kılavuz kaptanların ve ilgili tüm tarafların katkılarıyla bir an önce geliştirilerek gelişmiş denizci ülkelerde benzerleri bulunan bir Kılavuzluk Kanunu hazırlanır.

Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği olarak taslağın geneline ve özellikle Kılavuzluk hizmetlerine ilişkin olarak ayrıntılı olarak Müsteşarlığımıza bildirdiğimiz görüşlerimizi bu yazı kapsamında özetle belirterek, özellikle rekabet konusunu üzerinde duracağım. Yönetmelik taslağında, birinci maddede de belirtildiği gibi düzenlemelerin amacı gemilerin seyir ve manevra emniyeti ile denizde can, mal ve çevre emniyetini sağlamaktır. Bu amaçtan hareketle kılavuzluk hizmetlerinin bu amaca yönelik kamusal özellikli hizmetler olduğunu bir kez daha ifade etmeyi uygun buluyoruz. Kılavuzluk hizmetleri seyir emniyetinin ve deniz çevresinin korunmasının teminine yönelik olarak liman ve kıyı devletinin bir sorumluluğudur. Bir limanın emniyetli bir liman olarak kabul edilebilmesinin başta gelen koşullarından biri de orada uygun ve yeterli seviyede kılavuzluk hizmetinin veriliyor olmasıdır. Kılavuzluk hizmetlerinin seyir ve manevra emniyeti ile denizde can, mal ve çevre emniyetini sağlayacak şekilde verilebilmesinin koşulu bu hizmetleri veren kılavuz kaptanların üzerinde ticari etki ve baskıların olmamasıdır. Bunu sağlamanın yolu da bu hizmetlerin ya devlet eliyle verilmesi, ya da devletin destek ve koruması altında gelişmiş denizci ülkelerde örnekleri bulunan meslek birlikleri veya benzeri oluşumlarca verilmesidir.

Ticari taraflardan dolayısıyla ticari baskılardan bağımsız kılavuzluk hizmeti sonuç olarak ve uzun vadede tüm ticari tarafların da yararınadır. Bu ilkeden hareketle, yönetmelik taslak çalışmasının denizciliğimizin ve deniz ticaretimizin gelişimine katkıda bulunacak, ülkemizin, milletimizin ve gelecek kuşaklarımızın yüce menfaatleri başta olmak üzere ilgili tüm tarafların çıkar ve memnuniyetlerini hakkaniyet ölçüsüyle gözetecek bir çalışma olmasını umuyor ve temenni ediyoruz. Fakat mevcut taslak yönetmeliğin maddelerinin geneline baktığımızda dünyadaki genel temel uygulamalara ve ülkemizde ulusal mevzuatımız ile Danıştay ve Rekabet Kurulu Kararlarına ters düşen, kılavuzluk hizmetlerinin verilişi bakımından yerleşmiş olan ana temel ilkelere aykırı hükümler getirdiği görülmektedir. Taslak genel olarak incelendiğinde Kabotaj Kanununa aykırılıklar, kıyı ve liman tesislerine verilen öncelikler göze çarpmaktadır. 6. maddenin (d) bendinde çalışanların Türk vatandaşı olması gerektiği belirtilirken şirket ortaklarından söz edilmemiştir. Kabotaj Kanununa göre, “kılavuzluk hizmetleri” münhasıran Türk vatandaşlarına tahsis edilmiş, dolayısıyla yabancılara yasaklanmış hizmetlerden olmasına karşın, Taslak Yönetmeliğin teşkilat izni verilecek şirketlerde aranacak şartlar arasında, ortaklarının Türk vatandaşı olma şartı aranmamıştır. Bu haliyle Taslak Yönetmelik, Kabotaj Kanunu’na aykırı bulunmaktadır. Yönetmelikte, kılavuzluk hizmeti verecek şirketlerde/kuruluşlarda ortaklarının ve sermayesinin tamamının, Türk vatandaşı olması/ ait olması şartları aranmalıdır.

Kılavuzluk hizmetlerinin temel amacı can, mal, gemi, seyir, yük ve çevre güvenliğini sağlamak ve korumak olduğundan, kılavuzluk hizmetleri kamusal hizmetler sayılmaktadır. Bu nedenle kılavuz kaptanlar verdikleri hizmetler ile ve bu hizmetler sırasında, gerek kuralları uygulayarak gerekse uygulanmasını sağlayarak, kamu menfaatlerini de korumakla görevlidirler. Bu görevlerini yerine getirebilmeleri için, hizmetlerle ilgili olan gemi sahibi, yük sahibi, acenteler, sigortacılar ve liman işletmecileri gibi ticari menfaat taraflarına karşı tarafsız ve eşit uzaklıkta durabilecek bir teşkilat içinde çalışmaları gerekir. Kılavuz kaptanlar, adı geçen ticari taraflardan birisinin çalışanı durumunda olduklarında, uğrayacakları baskılar nedeniyle, kamu menfaatlerini tam olarak koruyamazlar. Bu gerçeklerden hareketle kılavuz kaptanları çalıştıracak teşkilatın yukarıda belirttiğimiz ticari taraflardan biri olmasının emniyet yönünden mahsurları vardır. Taslak Yönetmelik maalesef bu mahsurları giderememiştir.

Taslak Yönetmelik eşik tonaj uygulamasıyla, kılavuzluk hizmetleri rekabete açılmaktadır. Üstelik Eşik Tonaj çok düşük tutulduğundan, bu durumda kılavuzlukta “rekabet”in yaygın olarak yaşanması kaçınılmaz olacaktır. Bu bakımdan, Taslak Yönetmelik, kılavuzluk hizmetlerinde can, mal, gemi, seyir ve çevre güvenliğini tehlikeye atacak “rekabet”e izin vererek dünyadaki genel temel uygulamalara ters düşmüştür. Eşik Tonaj uygulaması kaldırılmalı ve rekabete, hatta haksız rekabete yol açacak bir duruma yol açılmamalıdır.

Bu taslakla birlikte Kılavuzluk hizmetlerinde rekabet konusu tekrar gündeme getirilmiştir. Dünyadaki denizci ülkelerde geçtiğimiz yüzyıl uygulanıp mahsurları tecrübe edildikten sonra terk edilen rekabet konusunda görüşlerimizi defalarca ifade ettik

Liman ve Kıyı Devleti kimliği ile denizci ülkelerde devletin verdiği kamusal hizmetlerin en önemlilerinin başında kılavuzluk hizmetleri gelmektedir. Hizmetin verildiği gemiler ve bunların yanında bu hizmetten dolaylı etkilenen liman ve kıyı bölgelerinde yaşayan insanlar, buralarda kurulu tesisler ve doğal çevre göz önüne alındığında seyir emniyeti, can, mal ve çevre güvenliği için bu hizmetler kamu hizmeti niteliğinde olduğundan devlet kontrolünde ve devletin belirlediği usul ve esaslar çerçevesinde yapılmaktadır. Bu hizmetlerin istenilen standartlarda verilebilmesi için bu hizmetler üzerinde ticari baskılar bulunmamalıdır. Bunun için denizcilikte ileri ülkelerde bu hizmetler ticari baskı oluşturacak acente, liman işletmesi, gemi donatanı gibi taraflarca değil kılavuz kaptanlar tarafından kurulmuş oluşumlar tarafından verilmektedir. Ticari baskılar, devletin himaye ve gözetiminde verilmesi gereken bu hizmetler üzerinde, özellikle rekabet koşullarında ortaya çıkmaktadır. Müsteşarlığımızca da bilindiği üzere Derneğimiz bu konuda dünyada ve adaylık sürecinde olduğumuz Avrupa Birliğindeki uygulamaları yakından takip etmekte ve Müsteşarlığımızı da bu konuda bilgilendirmektedir.

Rekabet koşullarının oluşturacağı ticari baskıların öncelikle seyir emniyetini ve verilen hizmetlerin kalitesini tehdit ettiği bilinmektedir. Uzun yıllardır Müsteşarlığımızın uygulamaları da bu doğrultuda olmuş; bir hizmet bölgesinde yalnızca bir kılavuzluk teşkilatına izin verilmiştir. Hizmet bölgesi ne kadar geniş olursa olsun, doğal koy ve körfezlerde, aynı bölgeden giriş çıkış yapılan coğrafi alanlarda tek bir teşkilat tarafından yürütülmeyen kılavuzluk hizmetlerinde bölgedeki deniz trafiğinin kontrol ve planlamasının zaafları ortaya çıkabilir. Ortaya çıkan zaaflar seyir emniyetini tehdit ederek kazalara sebebiyet verebilir.

Bütün bu nedenler göz önüne alınarak doğru bir uygulama olan bir hizmet bölgesinde yalnızca bir kılavuzluk teşkilatının yetkilendirilmesine ve rekabete izin verilmemesine, bu alanı düzenlemesi zaten kendi sorumluluk ve görev alanında bulunan, Müsteşarlığımızca devam edilmesinde kamu yararı bulunmaktadır. Müsteşarlığımız, her ne sebeple olursa olsun, yıllardır savunduğu ve Danıştay ile Rekabet Kurumu kararlarıyla da pekişmiş olan, bir bölgede bir teşkilatın yetkilendirilmesi, şeklindeki uygulamasından sapmamalı ve taviz vermemelidir. Kamu ve çevre güvenliği, herhangi bir kılavuzluk bölgesinde kılavuzluk hizmetini veren teşkilatın hizmet standartlarını hiçbir gerekli harcamadan kaçınmaksızın en uygun düzeyde tutmasını gerektirir. Oysa dünyada daha önce yaşanmış tecrübeler, serbest rekabet şartlarında, aynı kılavuzluk bölgesinde hizmet verecek birden çok kılavuzluk teşkilatının maliyet açısından bir diğerine üstünlük sağlaması adına emniyet standartlarından ödün vermesi sonucunu doğurduğunu göstermiştir. 

Rekabet koşullarından olumsuz etkilenebilecek önemli bir kesim de kılavuz kaptanların bizzat kendileridir. Gerek çalışma koşulları gerekse özlük hakları bakımından kılavuz kaptanlar rekabet koşullarından olumsuz etkileneceklerdir. Rekabet koşulları sebebiyle çalışma saatlerinde artışlar, ücretlerinde ve diğer özlük haklarında azalmalar ortaya çıkacaktır. Dahası kılavuzluk hizmetlerinin daha ucuz elde edilmesi amacıyla taşeronlaşma ve kayıt dışılık ortaya çıkacak; maliyetleri düşürmek amacıyla kılavuzluğun ve kılavuz kaptanların vasıf ve standartları üzerinde olumsuz yönde bir ticari baskı oluşacaktır. Kuşkusuz en önemlisi ise kamu menfaatleri zarar görecektir. Öncelikle milli çıkarlarımızı, meslektaşlarımızın hak ve menfaatlerini ve kamu yararını gözeterek kılavuzluk hizmetlerinde rekabet koşullarında bir uygulamaya gidilmemesi gerektiği bir kez daha hatırlatırız.

Yukarda belirttiğimiz genel kriterler ışığında söz konusu Taslak Yönetmeliğin bütünüyle tekrar ele alınması ve seyir ve manevra emniyeti ile denizde can, mal ve çevre emniyetini sağlayacak en uygun metnin ilgili tüm tarafların etkin katılımıyla sağlanması için gerekli tedbirler alınması uygun olacaktır.

Dr. Kpt. Ali CÖMERT

Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı

* Bu yazı, Denizcilik Dergisi'nin (55. Sayı, Haziran Temmuz /2011) sayısından alıntı yapılmıştır.

rekabetin faydaları
Adnan Devrim
kapitalist sistemin hiç bir kuralı ve kaidesi tüketicilerin menfaatlerini birinci planda tutmaz. kapitalist sistemin temel dinamiği olan rekabetin de var olma sebebi tüketiciye ucuz, kaliteli, verimli, faydalı ürünler ortaya çıkarmak değildir. tek amaç her zaman olduğu gibi kar etmektir. bunun dışında başka bir amaç yoktur ! türkiye'de kilosu bir dolar civarında muz satılabilmektedir. bu fiyata muz satabilen girişimci, toplam muz tüketiminden kendisine en yüksek payı alarak kar etmeyi amaçlamaktadır. elebette bu kapitalist sistem için son derece normal bir durumdur.bu muz genelikle güney amerika veya afrikadan gemilerle gitirilmektedir. onca nakliye ve depolama masrafını hesaba katarak, bir dolara taa türkiyede satılan muzu üreten adamın (muz ağaçlarından elleriyle muzu toplayan adamdan bahsediyorum) hangi şartlarda çalıştığını tahmin edebilirsiniz. türkiye de dahil olmak üzere pek çok ülkede muz piyasasından daha fazla pay almak için rekabet koşullarını sonuna kadar zorlayan muz şirketi için neredeyse bedavaya çalışan muz işcisinin var olması zorunludur. bu durumu korumak için, muz şirketi elinden geleni yapacaktır. şirketlerin ve devletlerin organik bağlarla var olduğu global sistemde artık işciyi koruyacak da kimse kalmamıştır. veya çevreye zarar vermemek için son derece gelişmiş bir atık temizleme ünitesi kurmak ve işletmek zorunda olan pvc üreticisi, rekabet koşullarında var olmayı sürdürebilmek için bu üniteyi yapmamayı seçecek, ünitenin yapılmasını zorunlu kılacak kanunların yürürlüğe girmesini engellemek veya böyle bir kanun varsa ona karşı uygulanmamasını sağlamak için elinden geleni yapacaktır. üreticiye sorduğunuzda yaptığı işin doğru olmadığını ancak piyasa koşullarında iş yapmayı sürdürmek için mecbur olduğunu anlatacaktır. uzun lafın kısası, ucuz olduğu için kanserojen madde içeren her gıda maddesini yediğinizde, aldığınız beyaz eşya 2 ay içinde bozulduğunda veya işe başvurduğunuzda hakettiğinizin çok altında maaş teklif ettiklerinde içinde yaşadığımız sistemin ve onun kalbi olan rekabetin faydalarını bir kez daha düşünün.
15 Kasım 2011 Salı 16:56
rekabet
Adem Orman
rekabet dedigimiz sey oyunun sartlarindan bagimsiz degil aslinda. bugun rekabetci gucu kazandik deyince akla gelen sey verimli uretim yapmak iken birkac yuz yil once bu kabaca ben seni doverim hatta sulaleni de doverim cunku daha gucluyumden ibaret idi. belki de fiziksel olarak rekabet ettiklerinde yok olmasi mukkadder olan insanlar bir sekilde kendilerini koruyacak gucu elde ettiklerinde oyunun kurallarini kendi lehlerine donusturebildiler. hani meshur ayi ile tilki hikayesi var ya kisa sopayi elinde tutan dar odayi tercih ediyor uzun sopayi alan da genis alana gitmek istiyor erken adim atan kazigi komple bir sonraki nesile atiyor. rekabet kosullari boyle aslanlari olduremezsen babalara geldin demekle kocum it gibi calismazsan kimse sana ekmek vermez herkes bu is icin rekabet ediyor demek arasinda pek bir fark yok aslinda. ama insanlar bugun rekabeti baya olumlu goruyorlar halbuki daha gecen yuzyillara kadar ayni mantaliteyle birbirimizi kesiyorduk (dunyanin bircok yerinde hala kesiyolar) bunu kimse dillendirmek istemiyor. dunya gozunu kapayinca ortadan kaybolmuyor.
15 Kasım 2011 Salı 16:51
kılavuzlukta rekabet
veysel daldaban
Sevgili Ali kaptanım,lütfen yazmaya ve anlatmaya devam edelim.KILAVUZLUKTA REKABET OLMAZ.''Olur'' diyen arkadaşlar yeniden düşünsünler, derim.Bir şehirde iki ayrı polis,itfaiye,adliye de olmaz.Rekabetin olamayacağı nadir iş kollarından biri de kılavuz kaptanlıktır.Kılavuz kaptanlar hiçbir baskı altında olmadan uluslar arası ve ulusal kanun-yönetmelikler altında,akademik bir yönetimle çalışmalıdırlar.Saygılar.
01 Ekim 2011 Cumartesi 10:52
kılavuzlukta rekabet
veysel daldaban
sayın dergi yöneticileri,rekabeti deslekleyen yorumlardan başka yorum sahiden yok mudur? esasen beğenilmeyen veya uygun bulmadığınız yazıları sahiplerine mail atarak bildirseniz ve hatta uygun bulunmama sebeplerini de belirtseniz,iyi bir hizmet olur kanaatindeyim.saygılarımla.
30 Eylül 2011 Cuma 23:17
Rekabet Kalite ve İndirim Getirmişti
Hasan Can
Körfezde bir kaç yıl önce 2 firma ayrı ayrı çalışmaya başlamış ve fiatlarda yüzde 70e varan indirmler ve kaliteli hızlı servis olmuştu. Sonra bu firmalar tekrar birleşti ve bindirimler ve zamlar geri geldi.Rekbet tekrar geri gelsin..
25 Ağustos 2011 Perşembe 23:57
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
DENİZ HABER TV
ÖZEL HABER
ANKET
ALTIN ÇIPA TÖRENİ HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYOR SUNUZ?
OLUMLU
OLUMSUZ
FİKRİM YOK
RÖPORTAJ