Yıldırım: İzmir'i lojistik üs yapıyoruz
Dünyanın en büyük konteyner gemisi
Exxon adını değiştirdi, ama yutturamadı
İşte Türkiye'den satılık kelepir adalar!
Denizden gelen turiste 72 saat vize yok
ÇOK OKUNANLAR
FOTO GALERİ
YORUMLANANLAR
YORUM HATTI
GAZETE BAŞLIKLARI



Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Prof. Dr. İDRİS BOSTAN
Bir tersane müzesine niçin ihtiyaç var?
31 Temmuz 2007 Salı
XV. yüzyılın sonlarından itibaren bir Deniz İmparatorluğu olarak yapılanmasını oluşturmaya başlayan Osmanlıların denizciliğe verdiği önem bugün henüz yeterince kavranabilmiş değildir.

Karadeniz, Marmara ve Ege denizlerini bir Türk gölü haline çevirdikten sonra, Akdeniz"in hemen tamamında hakimiyetini gerçekleştiren, diğer taraftan Kızıldeniz ve Basra Körfezi"ni kontrolüne alarak yüzlerce yıl deniz yollarının güvenliğini sağlamayı başaran Osmanlı İmparatorluğunun merkezî deniz üssü Haliç"teki Tersâne-i Âmire idi.

İlk temelleri Fatih Sultan Mehmed devrinde atılan ve Bayezid devrinde ilaveler yapılan bu tersanenin bir Devlet Tersanesi (Tersâne-i Âmire) haline gelişi ise, Yavuz Sultan Selim zamanında gerçekleşmiş (1515) ve Kanuni devrinde geliştirilerek müştemilatıyla devrinin en ünlü tersanesi olmuştur. Bir İtalyan tarihçi R. Romano"nun da belirttiği gibi, XVI. yüzyıl Akdeniz Dünyasında etkin iki büyük tersaneden biri İstanbul"da bulunuyordu[1]. Yaptığımız araştırmalar, İstanbul Tersânesinin aslında Venedik"teki benzerinden çok daha faal ve üstün olduğunu ortaya koymaktadır.

İnebahtı Savaşı"nda yenilen ve donanması imha edilen Osmanlıların altı aylık bir kış dönemi içinde yeniden muazzam bir donanma inşa etmeleri ve ertesi senenin baharında 250 gemiden oluşan yeni donanmayı Akdeniz"e gönderebilmeleri dikkate alındığında diğer yardımcı tersaneler yanında asıl gemi inşa faaliyetlerinin İstanbul Tersanesinden yürütüldüğünü göstermektedir. Bu tersanede sadece XVII. yüzyılda yaklaşık 1125 civarında kalyon, mavna, baştarda, kadırga, kalyata, firkate, nakliye gemisi ve kayık gibi çok çeşitli ölçü ve özellikte gemi inşa ve tamir edilmiş olması, kapasitesinin büyüklüğünü göstermesi bakımından son derece mühimdir[2].

XVI. yüzyılda gemi inşa edilen göz sayısının 140"lara ulaştığını gördüğümüz Tersâne-i Âmire"nin gelişim sürecini ortaya koymak bu ülkenin deniz ve teknoloji tarihi bakımından çok önemlidir. Sahip olduğu yönetim binaları, gemi inşa tezgahları, havuzları, malzeme depoları, sosyal tesisleri, tarihe geçmiş zindanı, cami, çeşme ve mezarlıkları ile sadece Haliç"in kıyılarını değil içerilere doğru bütün bir semti, yani Kasımpaşa"yı denizci şehir haline dönüştüren bu kurumun tarihte oynadığı rol dikkatle incelenmelidir. 

Hemen her dönemde faaliyetleri Avrupalı yabancı elçi ve gözlemciler tarafından takip edilen ve gelişmeleri devletlerine raporlarla bildirilmiş olan bu tersanenin yüzyıllar içinde geçirdiği süreç, hem Osmanlı Denizciliğinin ve hem de Akdeniz Dünyası denizciliğinin gelişim tarihini ortaya koymak bakımından önemlidir.

Kürekli dönemden kalyon dönemine geçtikten sonra da faaliyetlerini artırarak sürdüren Tersanenin XVIII. yüzyıl sonlarından itibaren dünyadaki modern gemi inşa tekniklerine kavuşabilmek için gösterdiği gayretler ve bu amaçla yapılan ilave kompleksler bu girişimlerin  bir sonucudur.

Tarihi süreç içinde pekçok tahribata uğramasına rağmen bugün bu tersaneden günümüze intikal eden hala önemli yapılar ve eserler bulunmaktadır. Bunların koruma altına alınması, mevcut araç, gereç ve malzemelerin muhafazası hayatî önem taşımaktadır. Genellikle bilinenin aksine yüzyıllar boyunca Haliç kıyısında Camialtı, Taşkızak ve Haliç gibi üç ayrı tersane değil tamamından oluşan tek bir tersane mevcuttu.

Bu tarihî mekanda -bütün denizci dünya devletlerinde olduğu gibi- bir Tersane ve Deniz Müzesinin kurulması, tarihe karşı görevini yerine getirmek kadar gelecek nesillere emsalsiz bir hatıra bırakma bilincinde olanların aslî vazifelerinden olmalıdır.

Bugün denizciliğe gösterilen ilgiyi arttırmak, genç nesillere deniz sevgisini aşılamak için  en uygun ortam, bu mekanlarda tarihî hüviyetine uygun oluşturulacak bir müze ile sağlanabilir. Müzenin nasıl kurulması gerektiği ise uzmanlarınca ayrıca detaylandırılmalıdır.

Denizcilik Müsteşarlığının şimdiye kadar ilgili kurumlarla koordineli olarak başlattığı, ancak bir süredir akamete uğrayan projesinin hayata geçirilebilmesi halinde, uluslararası bir kültür merkezi olan ve 2010 Yılı Avrupa Kültür Başkenti olarak kabul edilen İstanbul"un denizci kimliğiyle öne çıkmasına imkan sağlayacaktır.

Bu derece hayati önemi olan Tersane Müzesi Projesinin bir devlet projesi olarak ilgili kurumlarla mutlaka sürdürülebilmesi ve önünün açılarak uygulanabilir hale gelmesi, denizci ülke ve denizci millet prensibini şiar edinenler için en önemli gösterge olacaktır.


[1] Ruggiero Romano, “Economic Aspects of the Construction of Warships in the Sixteenth Century”, Crises and Change in the Venetian Economy in the 16th and 17th Centuries, (ed. B. Pullan), London 1968, s.59-87.

[2] İdris Bostan, Osmanlı Bahriye Teşkilatı: XVII. Yüzyılda Tersâne-i Âmire, Ankara 20032; aynı yazar, Kürekli ve Yelkenli Osmanlı Gemileri, İstanbul 2005; aynı yazar, Beylikten İmparatorluğa Osmanlı İmparatorluğu, İstanbul 2006.

çalışan müze
rasım denız
hocamın yazılarını hep okuyorum ve fıkırlerıne candan katılıyorum bende eskı bır halıçlı olarak okulun tekrar faalıyetı mega yatların donatımı emeklı eskı çalısanlarında gonullu olarak çalısan muzeye renk katmaları hem turıstık acıdan hemde kendın amortı acısından bana duygusal ve mantıklı gelıyor bu donemde bu ıs hocamın gayretıyle olur
17 Ekim 2008 Cuma 00:06
Müze bir ihtiyaçtır
Serdar KÜLÇÜR
Hocamızın, tersane müzesine neden ihtiyaç olduğunu çok net bir şekilde ifade ettiği yazısına katılmamak mümkün değil. Bugüne kadar kaybedilmiş zamanı telafi etmek için biran önce çalışmalara başlanması gerektiği kanaatindeyim. Konuyu gündeme taşıdığı için de hocamıza teşekkür ederiz
06 Mayıs 2008 Salı 11:30
Bir tersane müzesine niçin ihtiyac var ?
Okan Büyüktapu
Can Bey'in yazdıkları gerçekten çok düşündürücü.Bizim tarihi zenginliklerimizden sadece biri olan Tersane-i Amire'nin yeniden faaliyete geçirilmesi suretiyle Türkiye'nin füze gibi kalkındırılacagını, ayrıca tersanenin hazır hale geldikten sonra yat veya megayat inşaa edilerek ülkenin kalkınmasına yardımcı olabilecegini,bu şekilde de ecdadımızın hatırsının yaşatılacağını belirtmiş.Osmanlı denizciliği hakkında bu kadar olumsuz iddia varken, Osmanlının denizler konusunda ne kadar hasas davrandığını,Osmanlı Devletinin bir kara impartorluğu olduğunun yanında tam anlamıyla bir deniz imparatorlugu da olduğunu ve bu başarılarının altında bir raslantının yatmadığını ispat edebileceğimiz yegane delil olan Tersane-i Amire için bu düşüncelerin beslenmesini gerçekten düşündürücü buluyorum.Zaten şu an Türkiye gemi inşaa sektöründe dünyada 8'inci sırada ve 2011 yılına kadar siparişlerimiz dolu.Can Bey'in düşündüğünün aksine Tersane-i Amire'yi yeniden faaliyete geçirmek yerine,bu sektörde çalışabilecek kalifiye elmanları yetiştirerek hem Türk denizciliğene hem de ülke ekomomisine daha fazla katkı yapabiliriz.Aynı zamanda on beş milyonluk İstanbul'un göbeğinde bir tersane çalıştırmak ne kadar mantıklı olabilir ? Bence 2010 kültür başkenti olan istanbul'un yeni bir tersane yerine hem kendi çocuklarımıza hem de ülkemizi ziyeret eden yabancı milletlere tarihimizi daha iyi anlatmak husunda yardımcı olabilecek bir TERSANE MÜZESİNE ihtiyacı var.Saygılarımla...
26 Mart 2008 Çarşamba 20:06
Tersana Müzesi başlangıç olabilir
Seyfullah Aslan
Hocamızın kitaplarında, derslerinde ve konferanslarında denizcilik tarihimizle ilgili üzerinde durduğu konular, Osmanlı'nın gelişim süreci içinde denizciliğin etraflı incelenmesine ışık tutmaktadır. Tersaneler bu açıdan çok çok önemlidir. Tersane-i Amire Müzesi fikri ise, denizcilik tarihimizin yeni bir bakışla yorumlanması için büyük bir fırsat olacağını düşünüyorum. Tersanelerin müze yapılmadan çalıştırılması fikrini savunan arkadaşların, haklı olduklarını düşünmekle beraber, geçmişte denizcilikle uğraştığımızı dahi bilmeden yetişen nesillere en anlamlı levha olacak ve geleceğin inşaasında Tersane-i Amire Müzesi bir mihenk taşı gibi düşünülerek denizciliğimizi yeniden keşfedebilir ve atılım yaptırabiliriz.
11 Mart 2008 Salı 23:14
Tersane Müzesini istiyoruz
KÜBRA KAYA
Tersanelerimizin çalışır durumunu görmek,özellikle Hocamızın bu konuda yaptığı çalışmaları okuduktan sonra,konuyla alakalı kimselerin öncelikli temennisidir.Ancak var olmasını istediğimiz tersane müzesi ile ilgisi bilgisi,olan olmayan,herkesin dikkatini çekecektir.Osmanlı İmparatorluğu'nun sadece karadaki değil denizdeki başarılarının da daha iyi kavranmasına yardımcı olacaktır.
27 Ocak 2008 Pazar 15:59
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
DENİZ HABER TV
ÖZEL HABER
ANKET
ALTIN ÇIPA TÖRENİ HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYOR SUNUZ?
OLUMLU
OLUMSUZ
FİKRİM YOK
RÖPORTAJ