Yıldırım: İzmir'i lojistik üs yapıyoruz
Dünyanın en büyük konteyner gemisi
Exxon adını değiştirdi, ama yutturamadı
İşte Türkiye'den satılık kelepir adalar!
Denizden gelen turiste 72 saat vize yok
ÇOK OKUNANLAR
FOTO GALERİ
YORUMLANANLAR
YORUM HATTI
GAZETE BAŞLIKLARI



Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Prof. Dr. NECMETTİN AKTEN
Gemiadamının yıpranma payı?
24 Eylül 2010 Cuma

2008 Ekim başında yürürlüğe giren 5510 sayılı yasa ile geçmiş yılların  “yıpranma payı” uygulaması terk edilmiştir. 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasasının 40′ıncı maddesi ile “fiili hizmet süresi zammı” olarak yeniden farklı bir düzenleme getirilmiştir. Bu kapsamda, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun itibari hizmet süresine ilişkin ek 5. maddesi ile 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nun fiili hizmet süresi zammına ilişkin 32. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.

Yeni düzenleme ile kimi işyerleri ve işler “risk taşıyan işler” kapsamından çıkarılmış, yani yıpranma payından yararlananların kapsamı daraltılmıştır.

Gemiadamı da yeni düzenlemenin mağdurları arasında yer almıştır.

Eskiden gemiler limanda çok, denizde az kalırdı. Örneğin bir hat gemisinin liman süresi toplam sefer süresinin rahatlıkla 2/3’ünü bulur hatta üzerine bile çıkardı. Ancak ekonomik taşıma anlayışı gemileri limana bağımlı olmaktan uzaklaştırdı. Dolayısıyla gemiler denizde çok limanda az kalan yüzer yapılar haline geldi. Bu yapısal değişim gemiadamının iş zorluğunu doğrudan artırdı.

Gemiadamı “faraday kafesi”nde yaşamaktadır. Yolculuk sırasında gerek makinelerin, gerek elektronik sistemlerin, gerekse atmosferik koşulların ürettiği statik elektrik gemiadamının bünyesinde ağır çöküntüler yapmaktadır. 3-4 Aylık bir seferde gemiadamının bünyesinde yapılan ölçümlemeler 17 Volta kadar çıkabilen statik gerilimin varlığını ortaya koymuştur.

Dolayısıyla gemiadamı seyirdeyken bir çeşit “manyaklaşma” tehdidi altındadır. IMO bile bu tehdidi ele alarak “fatigue” (mesleki bezginlik) adı altında globalleştirdi.

Eskiden statik elektrik vurgunu günümüzdeki kadar belirgin değildi. Çünkü gemiler limana uğradıklarında çokluk bir haftanın altına düşmeyen süreyle orada kalabiliyorlardı. Gemiadamı da bu süreçte karayla irtibat kurarak statik elektriğini toprağa verebiliyordu.

Ancak günümüzde bu koşullar olumsuz şekilde değişmiştir. Yük kapasitesi 100 bin tonu aşan düzenli hat gemisi bir limanda / liman terminalinde en çok 2-3 gün kalmaktadır. Dolayısıyla gemi adamı faraday kafesinde yaşamanın ürünü olan statik elektriği bünyesinden dışarı atamamaktadır.

Deniz çetin bir doğa ortamıdır. Onunla mücadele etmek, bilgi ve beceri kadar özveri de gerektirir. Gemilerin limancı olmaktan çıkarak denizci olma özelliği kazanması gemiadamının meslek ömrünü kısaltmıştır. İngiltere’deki Tavistock Enstitüsü tarafından yapılmış periyodik araştırmalar, 60’lı yıllarda dünya genelinde 25 yılın üzerinde olan meslek ömrünün son yıllarda 5 yılın altına düştüğünü ortaya koymuştur. Hatta Türkiye ölçeğinde kamuoyuna yansımış bilgiler, meslek ömrünün özellikle genç denizciler arasında bunun yarısının da altında olduğunu göstermektedir.

Gemiler ticaret yaparken çetin doğa koşulları yanında bir dizi deniz kazası tehdidi altındadır. Bunlar arasında çatışma, yangın, batma, su etme, alabora olma, geminin kırılması gibi deniz kazaları yüzünden gemiadamının can kaybına uğraması belirtilebilir.

Ayrıca, son 20 yıldır deniz kazalarının dışında gemi adamlarının yaşamı bakımından ciddi tehdit oluşturan terör ve deniz haydutluğu olgusu, dünyanın birkaç bölgesinin dışına taşarak globalleşme eğilimi göstermiştir. Dolayısıyla deniz kazaları ve terör /  haydutluk gemiadamının meslek ömrünün kısalmasında etkin olmuştur. Bu engellerin sadece ek maddi ödemeler yapılarak telafisi mümkün değildir.

Kimi bakış açısı bu insanların gemide çalışmasını ve dünyayı dolaşmalarını bir ayrıcalık, hem de prim olarak görmektedir. Oysa kazın ayağı öyle değildir. Gemiadamı, çalıştığı geminin uğrak yaptığı limanları işten zaman ayırabildiği kadar dolaşır. Kaldı ki son yıllarda ABD ve bazı ülkelerin limanlarına Türk gemiadamlarının – gemi kaptanları da dâhil olmak üzere -ayak basmaları engellenmekte ve gemi içine hapsedilmektedir.

Denizin çetin koşullarına ve sıla özlemine göğüs gererek o ülke insanının refahı uğruna onların yüklerini taşıyan ve o ülkenin ekonomisine katkıda bulunan gemiadamlarının karaya ayak bastırılmaması bile tek başına mesleğin zorluğu bakımından yeterli bir nedendir. Dolayısıyla gemiadamı gittiği limanlarda dolaşmaya meraklı olmayan, aynı limana ikinci kez gittiğinde de statik elektriğini çoğunlukla limanın sınırları içinde boşaltan insan durumundadır…

Son yıllarda gemiadamları işyerlerinde (gemilerde) 6+1, 7+2 gibi uzun süreli hizmet akitleriyle çalışır duruma gelmiştir. Bu da daha çok sıla, ev, aile ve çocuk özlemi demektir. Bir gemiadamı seferdeyken evinde kışlık yakacağının olup olmadığından, yazıhanenin eve aylığı gönderip göndermediğinden çokluk haberdar değildir. Kendisi ekmeğini denizden çıkartırken eşi evin hem annesi hem babası olma görevini yüklenerek çocuklarını tek başına büyütmektedir.

Gemiadamı uzun seferlerde kamara, oturma salonu ve gemi güvertesi üçgeninden oluşan sınırlı bir mekânda hem de uzun süre yaşamak zorunda kalmaktadır. Çok ortam değiştirmemenin yarattığı bıkkınlık ve içe kapanma, gemiadamlarında sık karşılaşılan rahatsızlıklardandır. Aynı zamanda gemi üzerinde sadece belli sayıda gemi çalışanı ile ilişki halinde bulunan gemiadamının sosyal aktiviteleri de zayıflamaktadır.

Deniz emekçilerini statik elektrik ve gürültü yüklü bir çalışma yaşamında kısmen de olsa mutlu etmenin etkin yollarından birisi, onlara belli bir çalışma yılını çalışılmış gibi ekleyerek daha kısa sürede emekli olmalarına ve mesleğin yüklediği olumsuzlukları telafi etmelerine olanak sağlamaktır.

Bunun durağı da yıpranma payıdır.

Bunu deniz emekçisinden esirgemeyecek bir hükümet denizci ulus oluşturmanın kilit taşını gediğine oturtmuş olacaktır…

Öyle bir hükümet aranıyor!

yıpranma
mustafa afacanoğlu
Hocam az bile soyledi.35 yaşı üstü personelden bile %25 verim alsak şükür diyoruz.40 yaş üstü ne kadar çalışır kimler kabul eder.25 yıllık denizci ve kaptan olarak emeklılık için 48 yaş bekliyorum bu kanunu yazan hiç denize ayak basmamış galıba saygılar
22 Haziran 2011 Çarşamba 01:53
sendika
doğan çiftçi
bu ülkede maalesef haklar hep tepeden inme verildiğinden...hak aramayı ve istemeyi öğrenemedik...sendika sorunu hayatın her alanında var ve maalesef denizciler birbirlerinden uzakta yaşadıklarından örgütlenmeleri en büyük problem...tabii karaya ayak atıp yerleşenlerin deniz ve denizci yaşamını unutup nankörleşmeleri de asıl problem...okullu abilerimizden bizlere kadar her denizci bu durumdan sorumluyuz...hak isteyenleri de valizle gönderdiler çünkü zamanında...
31 Mayıs 2011 Salı 12:20
Sayın hocama
Kaptan Murat Demirel
Yetiştirdiginiz talebelerinizden biriyim.Denizcilerin yaşamlarını cok güzel anlatmışsınız ama bunları ne kadar insan biliyor ve anlıyor?Onların gözünde yeriz içeriz turist gibi gezeriz bir de üste para isteriz!Bırakın yıpranma payını artık maaş ödenmiyor.Gemiler limanlarda tutuklanıyor.6+1/7+2 kontratlar hayal oldu.Maaş odeyenler de bak ben maaş oduyorum diyerek kafamıza kakıyorlar.bilirsiniz dünya denizde çektiklerinizle degil limana getirdiginiz gemiyle ilgilenir.Parası olan gemi alıp armatör oluyor.Hava muhalefetinden bir yere demirleyince de telefon/fax vs çalışmaya baslıyor.Şu interneti de icat edenlerden allah razı olsun.Kaptan ben baktım raporlar dusuyor sen kalk ta dene diyebiliyor.Tabi yazıhanede esmiyor klima yada kalorifer çalısıyor...Limanlara girip cıkmak yükü hasarsız teslim etmek ayrı bir sıkıntı..Son olarak denizcilik herkese göre degildir.Beceremeyen yapamaz.Ellerinizden öper saygılar sunarım.Bu işi yapan tüm meslekdaşlarıma allah selamet versin.
19 Nisan 2011 Salı 01:50
Nerede Sendikalar
Müh.Kaptan Refik Akdoğan
Sayın meslektaşlarım, bizim bu sorunlarımız ancak ve ancak etkili sendikalar tarafından giderilir. Bir zamanlar yalnız devlet denizcilik işletmelerinde hakimiyet kuran sendikalar malı götürdükten sonra devlet denizcilşk işletmeleri batınca onlar da yok olmuşlardır. Yani şimdi sizin işiniz Allah'a kalmıştır. Ne yazıktır ki gemiadamlarını özellikle kosterlerde ölümüne çlıştırdıkları halde onlar da tatminkar bir şekilde kalkınamamışlardır. Çünkü zamanımızda gemi işletme bir ilim olduğundan bunu bilmeyenlerin ticaret deniciliğinde başarılı olmaları mümkün değildir. Allah yardımcınız olsun.www.refikakdogan.com
22 Mart 2011 Salı 17:17
HAYATLARINDA OKYANUSDA SEFER ATMAYANLAR
iskender öztaş
BAŞLIKTA SÖYLEDİYİM GİBİ BİZİM HAKLARIMIZI YOK SAYANLAR HAYATDA BİR YÜK GEMİSİNE BİNİP BİR AY OKYANUSTA SEFER ATMAMIŞ BELKİ BİR GEMİNİN İSKELESİNDEN ÇIKMAMIŞ BELKİ BİR PERSONEL KAMARASI GÖRMEMİŞ OLANLAR NEDENSE KONU HAK YEME OLDUĞUNDA TÜRKİYE CUMHURİYETİNDE İŞÇİ HAKLARI OLDUMU NEDENSE YA İŞ VERENLER YADA O DÖNEMİN HÜKİMETİ HEP HAKLI OLUYOR EZİLEN HAKKINI ARIYAMAN BİZ ÇALIŞANLAR İŞ BULAMAMA KORKUSUYLA SİNDİRİLMİŞ BİR TOPLUM OLARAK HEP BOYUN EYMİŞ SESSİZ KALMIŞ DENİZCİLERİZ ELBET BİRGÜN BUNLARA DURDİYEÇEK BİR BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDE BİR ARAYA GELEÇEK BİR TOPLUM OLURUZ BİTİRİLMEK İSTENİPTE AYAKTA KALMAYA ÇALIŞAN DENİZCİLERİN SESİ BUUU::)))
18 Mart 2011 Cuma 12:17
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
DENİZ HABER TV
ÖZEL HABER
ANKET
ALTIN ÇIPA TÖRENİ HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYOR SUNUZ?
OLUMLU
OLUMSUZ
FİKRİM YOK
RÖPORTAJ