Yıldırım: İzmir'i lojistik üs yapıyoruz
Dünyanın en büyük konteyner gemisi
Exxon adını değiştirdi, ama yutturamadı
İşte Türkiye'den satılık kelepir adalar!
Denizden gelen turiste 72 saat vize yok
ÇOK OKUNANLAR
FOTO GALERİ
YORUMLANANLAR
YORUM HATTI
GAZETE BAŞLIKLARI



Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Prof. Dr. NECMETTİN AKTEN
Montrö başarısının özü: Balkan Antantı
13 Eylül 2008 Cumartesi

Montrö Boğazlar Sözleşmesi Türk Boğazlarında gemilerin seyir rejimini düzenleyen bir uluslararası sözleşmedir. Dünyada gemilerin seyrine elverişli 360 Boğaz varken bunlardan sadece Türk Boğazlarında gemilerin seyir rejimi için uluslararası kurallar getirilmiştir.

Dünya denizlerinde ve denizlerle bağlantılı sularda seyir serbestîsi genel kabul görmüş bir ilkedir. Bu ilke Montrö Sözleşmesine seyir ve geçiş (gidiş-geliş) serbestîsi olarak yansımıştır. Zamanla denizlere “zararsız seyir” kuralı egemen olunca bu ilke Türk Boğazlarında da uygulanır olmuştur.

Montrö, temelini 1923 Lozan Boğazlar Mukavelenamesinden alır. Lozan’da Türk Boğazlarının askersizleştirilmesi hükmü getirilmiş, Boğazların denetimi bir komisyona bırakılmıştır. Ne var ki Komisyonun saldırgan olmaması gereken üyelerinden Japonya Mançurya’ya, İtalya da  Libya’ya saldırınca Türkiye Boğazlar Komisyonunun işlevini diğer bazı güncel konularla birlikte Montrö’ye taşımıştır. Türkiye Montrö’ye elini-kolunu sallaya-sallaya gitmemiştir. Öncesinde Balkan ülkeleriyle antant oluşturulmuş; görüşmeler dostluk ve komşuluk temeline oturtulmuştur. Yani Montrö’de Türkiye tek başına olmamış, Balkan ülkelerinin yüreği Türkiye’yle birlikte atmıştır.

Bu olgu, büyük akademisyen, rahmetli Seha L.Meray  ile değerli diplomatımız Osman Olcay tarafından dilimize çevrilerek Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nce yayın haline getirilmiş (Yayın no:360) “Montreux Boğazlar Konferansı-Tutanaklar Belgeler” adlı yapıttaki görüşme metinlerine dayalıdır.

Gelin bu görüşme metinlerini birlikte inceleyelim:

Tarih 22 Haziran 1936 Pazartesi. Saat 16.00. Konferans Başkanı Avustralya delegesi S.M.Bruce gelene kadar konferansa geçici başkanlık etmiş İsviçre Siyasal Federal Dairesi Başkanı Bay Motta’nın yönetiminde Diplomatik Konferansın açılış konuşmaları yapılmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras’tan sonra Balkan ülkeleri Dışişleri Bakanları da söz alarak Konferans üzerine görüşlerini belirtirler

İlk konuşmacı Tevfik Rüştü Aras’tır ve şunları söyler:

“Türkiye, Boğazların askersizleştirilmesini, bugünkü koşullardan tümüyle değişik koşullar altında kabul etmişti. Lozan Sözleşmesinin 18.maddesiyle belirgin kılınmış olan ortaklaşa güvence, gerçekte, Boğazlar rejiminin tüm yapısının dayandığı destekti. Oysa bu desteğin kendisinden bekleneni veremeyeceği, bugün açıkça ortaya çıkmıştır. Bu güvencelerle koşullandırılmış – kaldı ki eksik biçimde koşullandırılmış – askersizleştirme artık sürdürülemez; çünkü böyle bir durum, her devletin kendi ülkesini savunmada sahip olduğu en temel hakkına aykırı düşer.

Türkiye’nin yaralanmaya en açık noktası Boğazlardadır. Bunu korumak onun hakkıdır; nasıl ki herkesin de ödevi ortaklaşa güvenlik alanında ancak bu hakka saygı göstererek, üstelik bu hakkı destekleyerek, onun işbirliğini beklemektir.

Baylar, biz size ticaret gemiciliğinin tam özgürlüğünü göz önünde tutan ve Türkiye’nin iç denizi olan Marmara’nın ve özel bir durumu olan Karadeniz’in genel ve özel güvenlik gereksinmeleriyle koşullandırılmış, savaş gemilerine geçiş özgürlüğü sağlayan bir düzenleme önermekteyiz.

Bu yeni sözleşme için sizden anlayışlı olmanızı istiyoruz. Tasarımız kabul etmekle, neredeyse iki yüzyıldır, hep savaş ve bunun sonuçları açısından göz önünde tutulan Boğazları, uygar halklar arasında bir işbirliği ve bir barış köprüsü yapacaksınız. Uygar halklar kuşkusuz size bu yüzden gönül borcu duyacaklardır.”  

Sonrasında Romanya Dışişleri Bakanı söz alarak şu efsane konuşmayı yapar:

“Türkiye’nin Sayın Dışişleri Bakanı Ekselans Tevfik Rüştü Aras, bize az önce, bu Konferansın uğraşacağı sorunun, Türkiye’nin ve Karadeniz’in güvenliği ile ilgili bir sorun olduğunu söyledi.

Ancak bu Konferansın eşiğinde, bir bildirimde bulunmak isterim: Türkiye’nin güvenliğine dokunan her şey Romanya’nın da güvenliğine dokunmaktadır ve Karadeniz’e dokunan her şey Romanya’nın da  güvenliğine dokunmaktadır ve Karadeniz’e dokunan her şey Romanya’yı en yüksek ölçüde ilgilendirmektedir; çünkü açık denize tek çıkış olanağımız, Karadeniz ve Boğazlar yoluyladır.

Türkiye’nin Sayın Dışişleri Bakanı beyanında şunları demekte haklıydı:”Türkiye’nin yaralanmaya en açık noktası Boğazlardır. Bunu korumak onun hakkıdır; öteki devletlerin ödevi de bu hakkı desteklemektir.” Ben Boğazların, Türkiye’nin yüreği bile olduğunu söyleyeceğim. Şu var ki, Boğazlar aynı zamanda Romanya’nın ciğerleridir. Bir bölge coğrafya konumuyla bir ulusun yüreği ve bir başka ulusun da ciğeri olduğu zaman, en basit bilgelik, bu iki ulusa birleşmeyi ve bir bütün oluşturmayı zorunlu kılar. Bunu, Romanya da, Türkiye de anlamış bulunmaktadırlar. Bu iki ülke, Balkan Paktı ile yazgılarını, Yunanistan’la Yugoslavya’nın da yazgılarını birbirlerine bağlamışlardır. Balkan Antantı ülkelerinin, karşılıklı çıkarlarıyla, her ülkenin yaşamsal çıkarları karşısında bölgenin güvenliğini üstün tutma anlayışıyla yoğrulmuş dayanışmalarını açıklamadan bir an geçmesine izin vermemek gerektiğini düşündüm.” 

Biraz da Yunanistan Dışişleri Bakanı B.N.Politis’in sözlerine bakalım:

“Yunanistan Krallık Hükümeti, müttefik ve dost Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin girişimine, daha başından beri, en canlı bir anlayış beslemektedir. Yunan Hükümeti bu davranışı, yalnız iki ülke arasında çok şükür var olan, sıkı ve güven dolu bağlar yüzünden göstermiş de değildir. Bu duygu, önümüzdeki konuyla ilgili olarak, öne sürülen davanın özü bakımından haklı ve genel çıkarlarla uyum içinde olduğu inancıyla desteklenmektedir.

Türkiye, güvenliği konusunda en büyük tasayı duymakta yerden göğe haklıdır. Uluslararası topluluk, üyelerinin güvenliğine saygı göstermekle yetinmemelidir. Bunu gerçek kılmak için elinden gelen her şeyi yapmalıdır; çünkü eninde sonunda, bundan kendisi de kazançlı çıkmaktadır.

Türkiye, bu Konferansa sunduğu sözleşme tasarısında, Boğazlar statüsünün hangi noktalarda ve ne biçimde değiştirilip düzeltilebileceğini göstermiştir. Yunan Krallık Hükümeti, bu tasarının esinlendiği, hem geniş görüşlü hem de uygulama değeri olan düşünüş biçimine gereken değerini vermektedir.”

Bulgaristan Dışişleri Bakanı Dr. Nicolas Nicolaev de söyleminde şunları dile getirdi:

Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin, Boğazlar Sözleşmesinin kısıtlayıcı hükümlerinin gözden geçirilmesi için yaptığı girişim Sofya’da olumlu karşılanmıştır.

Bulgaristan imzacı devletlerden biridir. Türkiye’ye bir Dostluk Antlaşmasıyla bağlıdır. Bu ili sıfatla, Bulgaristan, Sözleşmenin gözden geçirilmesini kabul ettiğini ve bu amaçla yapılacak çalışmalara katılacağını bildirmektedir. Şu var ki, Boğazların yeniden askerleştirilmesi, Bulgaristan’ı en yüksek düzeyde ilgilendiren sorunlar ortaya çıkartmaktadır. Karadeniz’e kıyıdaş, açık denize çıkışı kesilmiş durumda olan Bulgaristan’ın dış ticareti büyük bir oranda Boğazlardan geçmektedir.

Bulgar Hükümeti, 11 Nisan tarihli Türk notasının Karadeniz’e kıyıdaş ülkelerin yaşamsal gereksinmelerini göz önünde tuttuğunu büyük bir sevinçle görmektedir. Bugün hazırlanmasını çağrılmış olduğumuz yeni rejimin, Boğazlardan her zaman ve her durumda gemilerin gidiş-geliş (ulaşım) özgürlüğünü sağlamaya elverişli güvenceleri karşılayacağına, Bulgar Hükümeti, bu yüzden inanmaktadır.” 

Balkan Antantı’nı Cumhuriyetimizin kurucusu düşündü. Yurdumuzu güvenli sınırlarla çevreledi. Semeresini de Montrö’de aldı.

Ya şimdi?

O güzel sözleri söyleyen, dostluk emelleri besleyen komşu ülkeler şimdilerde nerde?

Bu güzel ilişkiler neden ve kimlerle bugüne geldi?

Bu ülkeleri ve iyi komşuluk ilişkilerini yeniden kazanmak nasıl olacak?

Kimlerle?

Hadi, beraber düşünelim!

teşekkür ederim
aysena kaplan
çok teşekkür ederim t.c. inkılap tarihi performans ödevimi sizin sayenizde yaptım...
07 Mayıs 2009 Perşembe 20:00
*teşekkür
*saniye beyza eroğlu ve fatma betül taşdelen
*t.c. inklap tarihi ve atatürkçülük dersimizin performans ödevini sizin sayenizde yaptık çok teşekkür ederiz:)
27 Nisan 2009 Pazartesi 15:58
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
DENİZ HABER TV
ÖZEL HABER
ANKET
ALTIN ÇIPA TÖRENİ HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYOR SUNUZ?
OLUMLU
OLUMSUZ
FİKRİM YOK
RÖPORTAJ