Denizler yaşamın her döneminde iyi ve kötü yanlarıyla insanlığın gündeminde olmuştur. Dünya ticareti denizlerle büyümüş; denizler insanoğluna sunduğu zengin ve çeşitli deniz ürünleriyle kaliteli besin deposu olmuş; turizm kapsamında bir etkinliği de olsa deniz, sağlıklı bir ‘hamam’ ortamı sunarak insanoğluna yüzyıllar boyu moral depolamıştır.
Denizin nimetleri bu kadar mı? Kuşkusuz değil! Sıralamaya çalışılan etkinlikler denizlerin insanlık için artılarının sadece bazılarıdır. Ama, insanlığın ortak mirası olan bu güzelim ortamın kimi eksileri de vardır. Adını ister haksız kazanç koyunuz, isterseniz de kaba güç kullanımı deyiniz, korsanlık ve haydutluk tarihsel süreçte denizlerin bölgesel karakterli eksilerini oluşturmuştur.
Geçtiğimiz günlerde Türk entereseli, Marshall Adaları bayraklı, Yasa Neslihan adlı dökmeci korsanlar (!) tarafından kaçırıldı. Kuşkusuz ‘korsanlar’ sözcüğü medyanın bir çok organına ait ortak üretim!. Ama işin doğrusu kaçıranlar korsanlar değil, ‘deniz haydutları’ idi. Somalili deniz haydutlarınca kaçırılan sadece M/V Yasa Neslihan değil. Lloyd’s List kayıtlarına bakılırsa, 8 gemi daha kaçırılmış; 182 gemiadamı da deniz haydutlarının kontrolünde...
Kuşkusuz burada öncelikle korsan ve deniz haydudu arasındaki benzerlik ya da fark gündeme geliyor. İsterseniz bunu netleştirelim: Korsanlık, arkasında bir devletin bulunduğu ve onun hoşgörüsüyle, başka bir devletin / devletlerin gemilerine karşı denizde yapılan haksız kazanç sağlayıcı eylemleri yapanlar için kullanılır. Şehir devletlerinin olduğu yüzyıllarda ve hatta Osmanlı döneminde Akdeniz, haksız kazanç açısından korsanlık olaylarının yaşandığı, yani korsanların kol gezdiği bir denizdi. Bu bağlamda da o dönemdeki adlarıyla kapudanların düşman sayılanların gemilerini talan etmeleri, yolcularını esir almaları korsanlıktı. Ama korsanlık artık neredeyse tarihe karıştı. Deniz haydutluğu yine devam ediyor...
Deniz haydutluğu ise, devlet hoşgörüsünün olmadığı gemi kaçırma / esir alma olaylarıdır. Çoklukla da ülkelerin hükümranlık alanları dışında kalan uluslar arası sularda meydana gelmektedir. Uluslararası sularda işlenen haydutluk cürümlerinin önlenmesi, tüm devletler için bir ödevdir. Bu yüzdendir ki Türkiye Somali açıklarında meydana gelen haydutluk eylemlerine karşı önlem alınsın için bir savaş gemisini ortak güç arasına katmıştır.
Deniz haydutluğu dünya denizlerini etki altına alma yolunda hızla ilerliyor. Hindistan, Endonezya, son zamanlarda Somali, Nijerya ve Karayipler, deniz haydutluğunun haksız kazanç alanlarından bazıları... Deniz haydutluğu çok değişik boyutlarda yapılıyor.Gemilerin çevrilerek belirsiz yerde bekletilmeleri ve kaçırma karşılığında fidye alınması günümüzdeki uygulama. Nitekim M/V Yasa Neslihan için de 5 milyon ABD Doları fidye istendiği kamuoyuna yansımış durumda...
Peki ya balıkçılık konusundaki haydutluğa ne demeli?
Pazarı Japonya olan ve tonu 5000-7000 ABD Doları arasında alıcı bulan bazı balık türleri konusunda uluslar arası sularda kavga yaşanıyor. Avrupalıların donattığı balıkçı gemileri (sayıları 70’in üzerinde olduğu söyleniyor) bu kıymetli balık türleri için Avustralya Ekonomik Bölgesi içinde, Heard Island alargasında ve fakat Avustralya devriye botlarının seyir yapmadığı bölgede avlanma gayreti içine girmiş durumda.Hatta, Fransa ikinci gemi siciline adını verdiği Kerguelen Adası çevresinde ve Ekonomik Bölge sularında avlanma yapan bir dizi balıkçı teknesini tutukladı.
Uluslararası sözleşmelerde uzman kişiler, balıkçılık alanında son yaşananları, zengin Antarktika yöre balık kaynaklarının kontrolünü amaçlayan ‘Antarktika Deniz Canlıları Kaynaklarının Korunmasını Öngören 1982 Konvansiyonunun özüne aykırı, tehdit içeren ‘balıkçılık haydutluğu’ olarak nitelendiriyor. Uluslararası Denizcilik Bürosu (IMB) neredeyse 70’li yılların sonuyla birlikte denizlerde canlanmaya başlayan ve dünya ekonomisini tehdit eden deniz haydutluğu konusunda çareler üretmeye çalışıyor. Ancak deniz haydutluğunun tankerlere yönelmesi durumunda olayın daha da ciddi boyutlara bürüneceğini düşünenlerin sayısı az değil. Düşünebiliyor musunuz, deniz haydutları büyük boy bir tankeri ele geçirmiş ve kritik bir bölgede gemiyi yakmış...
Düşünmesi bile korkunç ve insanlık dışı!
Ama bir Türk atasözü ‘ne ekersen onu biçersin’ der. Acaba insanlık içinde bulunduğumuz yüzyılda tehdit mi ekti ki denizlerde terör biçmeye hazırlanıyor!
Allah korusun!