Yıldırım: İzmir'i lojistik üs yapıyoruz
Dünyanın en büyük konteyner gemisi
Exxon adını değiştirdi, ama yutturamadı
İşte Türkiye'den satılık kelepir adalar!
Denizden gelen turiste 72 saat vize yok
ÇOK OKUNANLAR
FOTO GALERİ
YORUMLANANLAR
YORUM HATTI
GAZETE BAŞLIKLARI



Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Prof. Dr. NECMETTİN AKTEN
Veresiye boğaz geçişi
01 Aralık 2008 Pazartesi

Geçtiğimiz günlerde Bölüm öğretim elemanları arkadaşlarımla İstanbul Deniz Ticaret Odası’nda Gemi Acenteliği Eğitimi konusunda seminer verdik. Konu gemi acenteliği olunca ister-istemez taşıyanın  - onun vekili olarak gemi acentesinin – sorumluluklarını tartıştık. Bu arada gemi acentesinin müteselsil sorumluluğunu da…

Müteselsil sorumluluğun bir uygulaması Türk Boğazlarından Montrö anlayışında transit (1982 Deniz Hukuku Sözleşmesi kapsamında da uğraksız) geçiş yapan gemilerin acenteleri.

Yürürlükteki Tarife, fener ve tahlisiye ücretleriyle cezalarını (feri’lerini) ödemeyen gemiler için kaptan, donatan ve gemi acentesini müteselsilen sorumlu tutmaktadır. (Tarife, m.15) Dolayısıyla gemi ücret borcunu ödemezse, bu hüküm kapsamında İdare, gemi acentesinden alacağını icra / dava yoluyla almaktadır.

Buraya kadar anormal bir şey yok.
Ama:

Tarifeye göre, Montrö anlayışında transit geçiş yapan gemiler Türk boğazlarından birine ilk giriş tarihini izleyen günden itibaren 8 takvim günü içinde transit ücret(ler)ini ödüyorlar. Tarife bunu öngörüyor. Burada Boğaz geçiş yapan gemi, ücreti ödemek durumunda olan da gemi acentesi. Gemi kaptanı acente atamadan geçerse ve hele de geçiş sonrasında söküme giderse bu para nasıl alınacak? Nasıl alınacak diyorum; zira geçtiğimiz yıllarda İdare 1200–1400 arasında boğaz geçişi yapan gemilerin ücretlerini yargı yoluyla almaya çalıştı. Pek çoğu yargı süzgecinden geçti; hala devam edenleri var. Acentelik sıfatı belirlenemeyen kişiler / kuruluşlar paçayı sıyırıyor!

Yani sevgili okurlar, gemiler geçiyor; görevli  idare geçiş ücretini ödemeyen kaptandan / donatandan parasını icra / dava yoluyla ve yerel acenteden almaya çalışıyor. Oysa Montrö’nün kuralı açık: Boğaz geçişi yapan gemiler geçiş ücretlerini ödeyecek ve ancak öyle geçecek. Çünkü ödemeyen gemi, parası yatırılana kadar boğazlardan geçemez!

20 Temmuz 1936’da Montreux’de imzalanan ve imza altına alındığı yerin adıyla anılan Sözleşme, “Boğazların Rejimine İlişkin Sözleşme” başlığını taşımaktadır. Sözleşmeyle ticaret gemileri için özde şu temel hak ve yükümlülükler öngörülmüştür:

• Sözleşmenin getirdikleri dışında herhangi bir formalite gerektirmeksizin, bayrağı ve yükleri ne olursa olsun, ticaret gemileri için gece-gündüz transit    ve deniz navigasyonu serbestîsi tanınması,

• Gemilerin bu serbestîye karşılık fener, tahlisiye ve patente ücreti (sağlık resmi) ödeme zorunluluğu.

Türk boğazlarının tarafları, boğazlardan yararlanacak gemi ile boğazların sahibi olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Her iki tarafın da birbirlerine karşı hakları ve yükümlülükleri söz konusudur. Hak ve yükümlülük, birbirini bütünleyen iki kavramdır. Bir taraf için hak olan şey, diğer taraf için yükümlülük getirir. Bu bağlamda, gemi için hak olan T.C. için yükümlülük, T.C için hak olan da gemi için yükümlülük getirir. Türk Boğazlarından uğraksız geçiş yapan gemilerin yükümlülükleri Montrö Sözleşmesine göre şunlardır:

Geçiş yapmadan önce: fener parasını yatırma, tahlisiye parasını yatırma, patente ücretini ödeme, TÜBRAP gereklerini yerine getirme (yazılı seyir planları, sözlü mevki ve çağırma noktası raporları verme).

Geçiş sırasında: zararsız geçiş…

Türk Boğazlarında seyir serbestisinden yararlanacak gemiler, Sözleşmedeki ifadesiyle “.. Boğazların bir limanına uğramaksızın transit geçerlerken ..” (m.2), Sözleşme ile alınması öngörülmüş vergileri ve harçları ödeyeceklerdir. Bu ücretler fener parası, tahlisiye ücreti ve sağlık resmidir.
Bu ücretlerin ödenmesi, gemiler açısından yükümlülüktür. Zira bu ücretler seyir güvenliğini artırıcı ve can güvenliğini sağlayıcı hizmetlerden olan deniz fenerlerinden ve alametlerinden gemilerin yararlanmaları  (fener hizmeti),  tehlike durumunda gemideki canların kurtarılması (tahlisiye hizmeti) ve gemiadamlarının sağlıklarının korunması karşılığı alınmaktadır. T.C de alınan bu paraları fenerlerin, tahlisiye ve sağlık istasyonlarının tutumu, iyileştirilmesi ve yaygınlaştırılması için kullanmaktadır.

Montrö Sözleşmesi’nde yer alan hükme uygun olarak geçen gemilerin fener, tahlisiye ve patente ücretini ödemelerini sıkı bir denetime tabi tutmak ve yaptırtmak, ödemeyen gemilerle ilgili işlemler yapmak, ücret(ler)i ödemeyen gemiyi gerektiğinde ödeme yapılana kadar Boğazlardan geçirmemek Türkiye Cumhuriyeti’nin hakkıdır.

Yapılması gereken bu… Kurallar böyle öngörüyor. Yoksa gelen-giden geçsin, yakaladığından ya da acentesini saptayabildiğinden parayı alırsın, değil!

Tarifenin bu şekilde uygulanması sadece görevli idarenin avukatlarına yarar. Onlara maaşları dışında girdikleri davalardan vekâlet ücreti alma hakkı sağladığı için!

Bunun adı da Türk Boğazlarını sahiplenmek olmaz tabii ki!

kalpan
samet
peki rum bayraklı bir gemi Türk bogazlarından uğraksız geçiş yapabir mi? cevap yazarsanız memnun olurum.
22 Kasım 2009 Pazar 19:29
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
DENİZ HABER TV
ÖZEL HABER
ANKET
ALTIN ÇIPA TÖRENİ HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYOR SUNUZ?
OLUMLU
OLUMSUZ
FİKRİM YOK
RÖPORTAJ