Siz bu satırları okumaya başladığınızda ben yaş haddinden ötürü emeklilik yaşamımın ilk günlerine adım atmış olacağım.
Emekli bir yurttaş olmak nasıl bir duygu bilemiyorum; ama yaşamın bir süreci olduğu açık. Kimileri için bir kenara itilmek belki; ama kimileri için de kişisel deneyimi topluma kazandırmaya devam…
1965 Yılında Yüksek Denizcilik Okulu’nu bitirip D.B.Deniz Nakliyatı TAŞ’deki güverte zabitliği yıllarımı birden anımsadım. Hem denizle iç-içe olmak, hem bayrağın onurla dalgalandırılmasına titizlik göstermek, hem de dünya ticaretine Türk ekonomisinin katkısını sağlamak çok güzel bir heyecan idi. Ben bu heyecanı her seferde yaşadım ve yaşattım.
Denizciler her toplumda çağın ilerisindeki insanlardır. Dünya limanlarına girip-çıkmak, farklı kültürdeki ve yaşamdaki insanlarla işbirliği içinde olmak kişiyi farklı kılıyor.
Hiç unutamayacağım bir anı, İngiltere’ye Ulaştırma Bakanlığı hesabına ihtisas eğitimi için gittiğimde tanık olduğum olaydı. Koçtuğ’un Marmaris-I gemisinde 4. zabitlik yaparak Hamburg Limanı’na geldim. Oradan da trenle Londra’nın Liverpool Station istasyonuna geçtim. Bir taksiye bindim ve beni Türk Büyükelçiliğine götürmesini şoföre söyledim. Şoför beni lafa tutarak İngilizcemi yokladı ve İngilizceyi güzel konuştuğumu söyledi. Sonrasında da Türk Büyükelçiliğine gittiğim için Türk olduğumu anladığını vurgulayarak İngilizceyi nerede öğrendiğimi sordu. Ben de yanıt olarak denizci, kaptan olduğumu söyleyince arabayı yolu kenarına alarak kapıyı açtı ve sol bileğimi tutarak kendine doğru çekmeye başladı.
Şaşırmıştım…
Rahat olmamı isteyerek bileğimden öpeceğini söylediğinde iyice şaşkınlaştım ve neden olabileceğini biranda düşünmeye başladım. Sonuçta bileğimden iki kez öptü ve dedi ki:
“Uyruğun ne olursa olsun – ki Türk olduğunu biliyorum – Büyük Britanya insanının etini, sütünü, yumurtasını ve buğdayını getiren bir denizci hele-hele bir kaptan olarak bu bilek öpülmeye layık. Denizle boğuşarak bize, Adamıza, ihtiyaçlarımızı getiren insanlara şükran borcumuzu ancak böyle ödeyebiliriz.”
Bunu söyleyen bir taksi şoförü!
Haydi, siz, siz olun da duygulanmayın…
Evet, sevgili okurlar, İngiltere’de bir kaptan olarak gördüğüm saygıyı ülkemde görebildim dersem hem mesleğime ve hem de meslektaşlarıma haksızlık etmiş olurum. Kaptanları toplumumuz - hep olmasa bile - zaman-zaman kaçakçı gözüyle algıladı. Denizle doğayla boğuşarak bir yıllık çalışma yaşamında 10–15 gün, bazen de daha az bir süreyle ülkenizde kalabilmenizi siz şans görürken toplumun değer yargılarına bakar mısınız? Biz maalesef bakmak zorunda kaldık ve de yutkunduk. Ama hep başımızı dik tutarak…
Evet, artık ben de emekliler ordusuna katıldım. Ancak yapmaya çalışacağım; 44 yıllık meslek yaşamımın kazançlarını ve akademik bilgilerimi insanımıza ve özellikle gençlerimize aktarmak.