• BIST 103.200
  • Altın 197,070
  • Dolar 4,7083
  • Euro 5,4926
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 13 °C
  • İzmir 22 °C
  • Antalya 19 °C
  • Muğla 13 °C
  • Çanakkale 18 °C

Aden Körfezi ve Arap Denizi tezkeresi TBMM'de kabul edildi

Aden Körfezi ve Arap Denizi tezkeresi TBMM'de kabul edildi
TBMM Genel Kurulu'nda Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarının, Aden Körfezi, Somali karasuları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde görev süresinin 10 Şubat 2016 tarihinden itibaren bir yıl daha uzatılmasına dair Başbakanlık Tezkeresi kabul e

TSK'nın Aden Körfezi, Somali karasuları ve Arap Denizi'ndeki görev süresini bir yıl uzatan tezkere kabul edildi. Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, tezkere ile alınan önlemler sayesinde 2010'dan bu yana bir Türk bayraklı ticari gemilerin saldırıya uğramadığını belirtti.

TBMM Genel Kurulu'nda Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarının, Aden Körfezi, Somali karasuları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde görev süresinin 10 Şubat 2016 tarihinden itibaren bir yıl daha uzatılmasına dair Başbakanlık Tezkeresi kabul edildi.

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Süveyş Kanalı, Kızıldeniz ve Aden Körfezi ile Arap Denizi'nden yıllık ortalama 22 bin ticaret gemisinin geçtiğini, Türkiye'nin dış ticaret hacminin yüzde 20'sini (80 milyar dolar) bu bölgeden geçen ticaret gemileriyle gerçekleştirdiğini belirterek, "Alınan önlemler neticesinde, bu bölgelerde son bir yıl içerisinde, Türk bayraklı, bağlantılı ticari gemi saldırıya uğramadı, Mart 2010'dan bu yana da kaçırılmadı" dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Deniz unsurlarının, Aden Körfezi, Somali karasuları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde görev süresinin Anayasa’nın 92. maddesi uyarınca 10 Şubat 2016 tarihinden itibaren bir yıl uzatılmasına dair Başbakanlık Tezkeresi görüşüldü.

Tezkere üzerinde hükümet adına söz alan Yılmaz, Aden Körfezi, Somali karasuları açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde vuku bulan deniz haydutluğu ve silahlı soygun eylemleriyle mücadele kapsamında, TSK deniz unsurlarının, yurt dışında görevlendirilmesine ilişkin, 3 Şubat 2015 tarihli kararıyla bir yıllık izin süresinin uzatılması maksadıyla verilen tezkere hakkında konuşacağını belirtti.

Ulaşım yolları sürekli açık tutulmalı

Değişen tehdit algılamaları, güvenlik stratejileri ve küreselleşen dünyanın karşılıklı ekonomik bağımlılık olgusunun, başta deniz alanları olmak üzere, tüm ulusların kullanıma açık ulaşım yollarının açık tutulmasını gerekli kıldığını anlatan Bakan Yılmaz, dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 90'ının deniz taşımacılığıyla gerçekleştirildiği göz önüne alındığında, denizlerin öneminin ülkelerin güvenliği ve ekonomik kalkınması açısından daha da arttığını kaydetti. 

Yılmaz, deniz taşımacılığının, demiryolu, karayolu ve havayolu taşımacılığından çok daha ucuz olması nedeniyle, dünya ticaretinde önemli bir paya sahip olduğunu ifade etti.

Aden Körfezi, Somali kara suları açıkları ve Arap Denizi'nde meydana gelen deniz haydutluğu ve silahlı soygun olaylarının uluslararası ticareti, bölgesel ve küresel güvenliği tehdit etmeye başladığını vurgulayan Yılmaz, bu eylemlerin sadece can ve mal emniyetini tehdit etmediğini, deniz taşımacılığı ve uluslararası ticareti de olumsuz etkilediğini bildirdi.

İsmet Yılmaz, Aden Körfezi ve Somali açıklarında deniz haydutluğu ve silahlı soygun olaylarının artmasının nedenlerini anlattı. 

Türkiye'nin deniz haydutluğu ile mücadelede sürdürdüğü çabaların yanı sıra Somali'ye yardım etmeye devam ettiğini ifade eden Yılmaz, "Somali, ülkemizin ilgisinden sonra dünyanın gündemine gelmiş bir ülkedir. Bu çerçevede insani yardım, kalkınma ve altyapı projeleri ile siyasi uzlaşma çalışmalarına, askeri ve güvenlik alanlarında yapılan çalışmalara Türkiye olarak destek vermekteyiz" dedi. 

Bu kapsamda Somali silahlı kuvvetlerinin teşkilat, eğitim, öğretim, askeri alt yapı ve lojistik sistemlerinin iyileştirilmesi amacıyla Somali'de Türk görev kuvvetinin teşkil edilmesinin kararlaştırıldığına işaret eden Milli Savunma Bakanı Yılmaz,  "Türk görev kuvvetinin karargah eğitici grubu, emniyet grubu ve milli destek birliğinden oluşan birinci grubunun bu yılın temmuz ayında Somali'de konuşlanması planlamakta olup, bu doğrultuda çalışmalara devam edilmektedir" değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'den Somali'ye 400 milyon dolar yardım

Türkiye'nin Somali'ye insani yardım ve kalkınma alanında 400 milyon dolar yardım yaptığını, tüm tehlikelere rağmen bu bölgenin dünya ticaretinin önemli havzasını oluşturduğunu bildiren Yılmaz, "Süveyş Kanalı, Kızıldeniz veAden Körfezi, Arap Denizi ve mücavir bölgelerden yıllık ortalama 22 bin adet ticaret gemisi geçiş yapmaktadır. Bu geçişler dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 14'üne, dünya petrol ihracatının yüzde 26'sına karşılık gelmektedir. Avrupa'ya gelen petrolün yüzde 30'u, ABD ve Avrupa'ya giden toplam petrol ve petrol ürünlerinin yüzde 18'i de bu bölgeden geçmektedir" diye konuştu.

Yılmaz, bu bölgeden geçen ticaret gemileriyle gerçekleştirilen Türk dış ticaret hacminin 80 milyar dolara yükseldiğini, bunun da Türkiye'nin toplam ticaret hacminin yüzde 20'sini oluşturduğunu açıkladı.

Bölgeden geçiş yapan Türk bayraklı veya Türkiye bağlantılı ticari gemi sayısının yıllara bağlı olarak artış gösterdiğini ifade eden Yılmaz, 2010 yılında geçiş yapan gemi sayısı 280 iken, 2014 yılında bu sayının 952'ye çıktığını kaydetti.

İsmet Yılmaz, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseri tarafından 2008 yılından bugüne kadar alınan 12 kararla, Somali Hükümeti ile iş birliği içinde olmak kaydıyla, BM üyesi ülkelere gerekli tüm önlemlerin alınması bakımından yetki verildiğini anlattı.

BM Güvenlik Konseyi'nin aldığı kararlar ile söz konusu hukuka aykırı eylemlere karşı ortak mücadeleye yönelik uluslararası toplumun yakın iş birliği ve eş güdümü yapmasını kolaylaştıracak meşruiyet zemininin güçlendirildiğini bildirdi.

Bölgede deniz haydutluğu ile mücadele faaliyetlerinin, NATO, AB, ABD önderliğindeki birleşik deniz kuvvetleri ve müstakil hareket eden devletlere ait gemiler olmak üzere, çok geniş uluslararası koalisyon tarafından yürütüldüğünü aktaran Yılmaz, şöyle konuştu:

"Ayrıca deniz haydutluğuna karşı, 1 Ocak 2009 tarihinden bu yana, ABD önderliğinde Birleşik Deniz Kuvvetleri bünyesinde 'Birleşik Görev Kuvveti 151' teşkil edilmiştir. BM Güvenlik Konseyinin söz konusu kararlarına istinaden, Türk Deniz Kuvvetleri unsurlarının Aden Körfezi, Somali karasuları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde deniz haydutluğu ve silahlı soygunla mücadele etmek üzere görevlendirilmesi maksadıyla TBMM tarafından 13 Şubat 2009 tarihinde karar alınmıştır. Somali Cumhuriyeti'nin 2009 yılında aldığı karar, Türk gemilerine Somali ana karası açıklarındaki tüm sularda deniz haydutluğu ve silahlı soygun olaylarına karşı fark gözetmeksizin müdahalede bulunma yetkisi vermektedir. Söz konusu yetkilere dayanarak Türk Deniz Kuvvetleri, 25 Şubat 2009 tarihinden itibaren, bölgede sürekli olarak asgari 1 fırkateynini deniz haydutluğu ve silahlı soygunla mücadele maksadıyla görevlendirmektedir. Birleşik Görev Kuvveti 151 ile birlikte, NATO Okyanus Kalkanı Harekatı emrinde dönüşümlü olarak görevlendirdiği fırkateynleri vasıtasıyla deniz haydutluğuyla mücadele faaliyetlerine destek sağlanmaktadır."

Bölgede görevlendirilen deniz kuvvetleri unsurlarının, deniz haydutları ve silahlı soygun icra eden kişilere yönelik Somali toprakları üzerinde herhangi bir kara harekatında görevlendirilmediğini anlatan Bakan Yılmaz, konuşmasına şu sözlerle devam etti:

"Ülkemiz bugüne kadar deniz haydutluğuyla mücadele harekatına dönüşümlü olarak, 1 fırkateyn ile 22 dönem destek vermiştir. Ayrıca, 2011 ve 2014 yıllarında, Türk Deniz Görevi Grubu aktivasyonu kapsamında 5 fırkateyn, 1 korvet ve 1 akaryakıt gemisiyle 2 dönem, 2015 yılında ise 3 fırkateyn ile toplam 5 dönem deniz haydutluğuyla mücadele harekatına destek sağlanmıştır."

Muson yağmurlarının daha az olduğu dönemlerde...

Milli Savunma Bakanı Yılmaz, alınan önlemler neticesinde,Aden Körfezi, Somali kara suları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde son bir yıl içerisinde Türk bayraklı, Türk bağlantılı herhangi bir ticari geminin saldırıya uğramadığını, Mart 2010'dan bu yana herhangi bir ticari geminin de kaçırılmadığını açıkladı.

Yılmaz, bölgede alınan güvenlik önlemlerinin sonucu olarak, deniz haydutluğu ve silahlı soygun faaliyetlerinin kısmen Afrika'nın batısına kaydığı, özellikle Gine Körfezi'nin deniz haydutları ve silahlı soyguncuların hedefi haline geldiğini bildirdi.

Aden Körfezi ve Somali açıklarında deniz haydutluğu eylemleri azalmış olmakla birlikte devam ettiğini vurgulayan Yılmaz, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bu eylemlerden Türk ve Türkiye bağlantılı ticaret gemileri de zarar görmektedir. Söz konusu eylemlerinin özellikle muson yağmurlarının daha az olduğu dönemlerde; mart, nisan, mayıs ve eylül, ekim, kasım aylarında artış gösterdiği de gözlemlenmektedir. Bu nedenle, NATO tarafından daimi olarak bölgede faaliyet yapılması yerine, tercihen haydutluk faaliyetlerinin artış göstermesinin beklendiği dönemlerde varlık gösterilmesine karar verilmiştir." 

Deniz Haber Ajansı

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Emektar Bahriyeli
11 Şubat 2016 Perşembe 13:33
13:33
Bir Biyogafinin Düşündürdükleri
Türkiye gibi bir ülkede yaşıyorsanız yabancı dil bilmeyen bir ilahiyat fakültesi mezununun Büyükleçilikte basın ataşesi olmasını normal karşılayabilirsiniz. Siyaset nelere kadir der geçersiniz. Bal tutan parmağını yalar mealindeki atasözlerinin bizim toplumumuzdan çıkması da hiçbirmizi şaşırtmaz.Ancak geçen gün bu kadarına da pes dedirtecek bir olay yaşadım. Ben deniz emekli bir tarih öğretmeni ve Kıbrıs Harekatına katılan bir asteğmen olarak deniz harp tarihi ile tutku seviyesinde ilgiliyim. Zaman zaman Türk Deniz Kuvvetlerinin internet sayfasına bakar gelişmeleri takip etmeye çalışır bizim kuşağın ifadesiyle devamlı ajanslara bakarım.Kıbrıs Barış Harekatında Kocatepe Muhribimizin kendi uçaklarımız tarafından vurulduğunu Bayrak Radyosundan dinlediğimiz de yaşadığımız ruhsal çöküntüyü halen hatırlarım. Deniz de yaşanan bozgunların koca Osmanlı Devletiini çökerttiğini de çok iyi bilirim. O yüzden ehil komutanların iş başında olması işin mutfağından gelmesi çok önemli diye düşünürüm.Rus uçağı düştüğünde soluğu Deniz Kuvetlerimizin internet sayfasında aldım. Hemen komutan Bülent Bostanoğlunun biyografisine baktım. Kıbrıs Yunanistan Daire Başkanlığı, Harekat başkanlığı Harp Filosu Komutanlığı, Yunanistan askeri ataseligi gibi önemli görevleri yaparak bu makama gelmiş. İçimde bir rahatlama hissettim. Ancak hemen aklıma Kıbrıs Barış Harekatı geldi. Kendi kendime sahada olacak olan Donanma Komutanı esas o kim diye düşündüm. Yeni yetmelerin ifadesiyle Hz. Google 2015 Donanma Komutanı kim diye yazdım. Karşıma Oramiral Veysel Kösele çıktı. Hemen biyografisini okudum. Eğitim gemileri, personel başkanlığı, Çanakkale Boğaz Komutanlığı vs. Kuvvet Komutanı ve Donanma Komutanı arasında uçurum var.İşte o dakika kendi kendime eyvah dedim. Yabancı dil bilmeyen Basın Ataşesi tamam da Harp Filosu Komutanlığı yapmamış Donanma Komutanı nasıl olacak. Yine denizciler kendi gemilerini vuracak da memleketin itibarını karacılar mı kurtaracak. Neyse onu da ben değil düşünecek düşünsün. Bizim yaş kemale erdi. Ben geride iyi yetişmiş üç vatansever evlat bırakırım da Bülent Bostanoğlu Deniz Kuvvetlerini kime bırakır orasını bilemem.
5.175.207.112
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim