• BIST 103.028
  • Altın 189,079
  • Dolar 4,5548
  • Euro 5,3727
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 23 °C
  • Antalya 28 °C
  • Muğla 25 °C
  • Çanakkale 20 °C

Akmar Denizciliğin Politikaları

Akmar Denizciliğin Politikaları
Akmar Holding Genel Müdürü Özgür Aksoy "Finans kuruluşları alacağını garantiye almak için Türk armatörlere 'yabancı bayrağa geçin' telkini yapıyor" dedi.
AKMAR DENİZCİLİĞİN POLİTİKALARIAkmar Holding Türk Denizciliğinde 20 senedir hizmet eden bir kuruluş. Şu anda bünyesinde bulunan gemilerin kapasitesi 200 bin DWT. Özelleştirme İdaresinden alınan 300 DWT’luk Deniz Nakliyatın, İzmit Körfezinde Romörkaj hizmetleri veren Marin Romörkör A.Ş’nin, hissedarı. Ayrıca Deniz Nakliyat’ın ortak olduğu içinde marina, otel ve alışveriş merkezlerini barındıran Ataköy Grubuna ve yeni kurulan ve modern 180,000 tonluk capesize kuru yük gemisini bünyesinde bulunduran Ereğli Denizciliğe de ortağı. Akmar Denizcilik bunların dışında dünyanın önde gelen denizcilik firmalarının exclusive bazda Türk limanlarında ve boğazlarında acenteliğini yapmaya ve yine dünyanın önde gelen armatörlerine gemi kiralama alanında hizmet vermeye devam ediyor. Akmar Holding’in başında genç bir girişimci Özgür Aksoy bulunuyor. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden mezunu olan Özgür Aksoy, Londra’da Denizcilik eğitimi veren London Instute of Shipping and Transport okulunda Yüksek lisans yapmış. Holding’in 3 senedir Genel Müdürlüğünü yapan Özgür Aksoy’la Türk Denizciliği üzerine konuştuk. Recep Canpolat: Sayın Aksoy; Akmar Denizciliğinin hedefi nedir? Özgür Aksoy:Yakın zamana kadar ortağı olduğumuz Beşiktaş Denizcilik gibi ortak şirketlerimizden ayrılırken yaptığımız yatırım planının, piyasanın inanılmaz yükselmesini takiben aynı şekilde 2 katı değerlenen gemi fiyatları nedeniyle biraz gerisinde kalmış görüyoruz kendimizi. Ama bu yıl ve önümüzdeki kısa dönemde bir şirketin optimum seviyesi olarak düşündüğümüz 500,000-600,000 DWT’luk tonajlara ulaşıp daha sonra filomuzu modern ve genç tutmayı hedefliyoruz. 5 sene yaptığımız tankerciliğe de yakın gelecekte girmeyi planlıyoruz. Recep Canpolat: Navlun fiyatlarının yükselmesindeki ana etken nedir? Özgür Aksoy: Gerçekten geçtiğimiz iki sene Dünya Denizciliği’nin altın çağı oldu. Çin’nin önderliğinde dünya ticaretinde yaşanan patlamayla navlun fiyatları tarihinin en yüksek seviyelerine ulaştı. Daha ne kadar sürecek, gerçekten son yılların tahminlerinin çok yüksek bir oranda gerçekleşmediğini düşünürsek tahmin edebilmek hakikatten zor. Ama bu hızlı çıkışın bir inişi olacağı da gerçek. Yanlız tüm dünya piyasasında bir güven ortamının oluştuğu da bir gerçek. Bunun en önemli göstergesi dünyanın en önemli kiracılarının her tonajda gemiyi 2,3 hatta 5 sene gibi uzun dönem kiralara alması ve geçen seneki navlun fiyatlarının şu an market rakamlarıyla karşılaştırıldığında %15-%20 düşüş göstermesine rağmen gemi fiyatlarının ters oranda değer kazanmasıdır. Yani navlun fiyatlarına düşmesine rağmen gemiler değer kazanmıştır. Recep Canpolat: Dünya piyasalarındaki gelişme Türk Denizciliğine nasıl yansıdı? Özgür Aksoy: En büyük üzüntüm dünya piyasalarında yaşanan bu gelişmelere rağmen Türkiye’nin bu yükselişten hak ettiği payı yeteri kadar alamayışıdır. Toplam filomuzda bir artış olmasına rağmen yine de çok yetersiz kalmıştır. Tersanelerimiz açısından baktığımızda gerek finans gerek %95 oranında Tuzla’ya yerleşmiş olan tersanelerimizin bulundukları alanın devlet arazisi olması ipotek olarak gösterilememesi ve yine dönüp dolaşıp en önemli nokta olan finans sıkıntısının ortaya çıkmasıyla bu alanda yaşadığımız büyüme çok kısıtlı kılmıştır. 5-6 yıl öncesine kadar ancak 40 bin-45 bin tonluk gemiler yapabilen Çin bugün 200 bin tonluk capesiz dediğimiz gemilerden yapmaya başlamışken, henüz gelişmekte olan bir ekonomisi olan Endonezya bile 50 bin tonluk handymax gemiler yapmaya başlamışken bizim gerçekten potansiyelim olmasına rağmen daha yeni 15bin-20bin tonluk ufak gemiler yapmaya başlamamız ekonomimizin gerçektende yaşadığımız bu altın çağ’dan gereken payı almadığının önemli bir kanıtıdır.  Recep Canpolat: Türk Denizciliği’nin yaşadığı sorunlar neler? Özgür Aksoy: Denizciliğin en önemli sorunu finanstır. Denizcilik sektörü yapısı nedeniyle yüksek finans ve 8-10 yıl gibi uzun dönem geri ödeme gerektirdiğinden Türk finans sektörü bu ihtiyacı karşılayabilecek sistem ve kapasiteye sahip değildir. Doğal olarak ihtiyaç yabancı finans vasıtasıyla giderilmektedir. Burada da ortaya çıkan en önemli sorun Türk Bayrağı’na yabancı bankaların yasadaki uluslararası kanunlara uymayan noktaların bulunması sebebiyle sıcak bakmamalarıdır. Bilindiği gibi Türk bayrağı taşıyan gemiler sadece Türkiye’de tutulabilir ve satışı sadece Türkiye’de gerçekleşebilir. Böyle olunca kredi borcunu ödemeyen bir armatörün gemisi yurtdışında alıkonulamamakta ve borcun tamamını veya bir kısmını bankanın tahsil etmesi güçleşmektedir. Bu sebeple çoğu banka armatörlerimizi yabancı bayrağa mecbur bırakmaktadır. Bu konuda da en büyük görev hükümet kadar yerli finansa yani kendi bankalarımıza düşüyor. Denizciliğin risk analizinin bir kenara bırakılıp sektöre bir güven ortamı yaratılıp denizciliğin ihtiyacı olan uzun dönem geri ödemelerin yaratılabilmesiyle de bu sorun umuyorum ki ortadan yakın gelecekte kalkacaktır. Son yıllarda birkaç önde gelen Türk bankasının sektöre kredi sağlamaya başlaması bunun en güzel göstergesidir. Recep Canpolat: Teşekkür Ederiz.
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim