• BIST 116.316
  • Altın 161,452
  • Dolar 3,7869
  • Euro 4,6634
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 4 °C
  • İzmir 11 °C
  • Antalya 11 °C
  • Muğla 8 °C
  • Çanakkale 8 °C

Alpay'ın Balık Avı Hikayeleri kitabı yayımlandı

Alpay'ın Balık Avı Hikayeleri kitabı yayımlandı
Uzun yıllar bilişim sektöründe çalışan Cüneyt Alpay, bir sabah hayatının değişmesinden bu yana, zamanının önemli bir kısmını ıssız kıyılarda levrek peşinde geçiriyor.

Alpay'ın Balık Avı Hikayeleri kitabı yayımlandı

Uzun yıllar bilişim sektöründe çalışan Cüneyt Alpay, bir sabah hayatının değişmesinden bu yana, zamanının önemli bir kısmını ıssız kıyılarda levrek peşinde geçiriyor.

Şu sıralarda çıkan kitabında, dört yılda başından geçen ilginç av hikayelerini anlatıyor. Yaklaşık 20 yıl öncesinden itibaren büyük firmalarda web yazılımcılığı yapan Cüneyt Alpay’ın, bundan dört yıl kadar önce bir sabah uyandığında bütün hayatı değişir. Delice çalıştığı mutsuz günlerini arkasında bırakıp, balıkların peşine takılmaya karar vermiştir. Ege’nin, Karadeniz’in ıssız kıyılılarında günlerce, bazen haftalarca süren levrek avına çıkar… Oltasına taktığı sahte yemle kıyıdan levrek avlamak onun için doğayla bütünleştiği, zevkli ve vazgeçemeyeceği bir spor. Örneğin Çanakkale’nin koylarında üç hafta süren levrek safarisine çıkabiliyor ya da yeğenine sürpriz yapmak için levrek peşinde 1200 kilometre yol kat edebiliyor. “Bir kere bu işe başlarsanız, o zevki, verdiği huzuru bir kez tadarsanız bir daha normal yaşama dönememe ihtimaliniz var” diyor Alpay. Kendisini amatör balıkçılığa kaptırdığı bu dört yıl boyunca başından geçen av hikayelerini bugünlerde kitaplaştırdı. Denizler Kitabevi’nin yayınladığı ‘Balık Avı Hikayeleri’ okuyanın kafasını çelecek, “Acaba ben de olta alıp yola koyulsam mı?” dedirtecek bir kitap.

Kitabınızda balıkçılığa başlamanızı bir ‘aydınlanma’ biçiminde anlatmışsınız…

Dört yıl önce, web tasarımcılığıyla uğraştığım bir dönemdi. Bir sabah uyandığımda karşımdaki duvarda asılı olan, deniz manzaralı resme yarı gerçek yarı rüya halinde bakarken gözümün önüne lüfer balığı geldi. Ona uzanıp dokunmak istedim. Üstelik eylül ayıydı, tam lüfer zamanıydı. Çocukluğumda Tuzla’da balık tuttuğum günleri hatırladım. O günden sonra artık her şey değişti benim için. Balık avlamak bu hayatın insanı ezici, küçültücü yanlarından uzaklaşmanızı, doğayla bütünleşmenizi, ruh sağlığınızı tekrar kazanmanızı sağlıyor.

BAŞLAMAK İÇİN ŞEMSİPAŞA’YA…

İlk günlerde nerelerde avlanıyordunuz?

Herkes gibi Boğaz’da istavrit, lüfer avlayarak başladım bu işe. Amatör balıkçılık için Boğaz hâlâ güzel bir yer. Şemsipaşa, Kuleli, Kanlıca… Buraların müdavimleri vardır. Bir sosyal etkinlik gibi bir araya gelinir oralarda, balık ve av hakkında bir sürü teoriler üretilip tartışılır. Eline oltasını alıp ilk kez gidecek kişiler için Şemsipaşa iyi bir yerdir. Malzeme satan dükkanlar da oradadır.

Heyecan verici olan büyük balık avlamak ama galiba…

Büyüklük artıkça heyecanı artar ama büyüklükten öte, zeki bir balık olması önemli. 50 kiloluk orkinos yakalamanın hiçbir zevki yoktur mesela, onu avlamak bir beceri gerektirmez, her gördüğü şeye atlar. Ama mesela 3.5 kiloluk levreği avlamak çok değerlidir. Çünkü bir levreği görseniz dahi, bilgi, tecrübe ve sezginiz yoksa avlayamazsınız.

BALIKLARIN OLTA KARŞISINDAKİ TAVRINI GÖRSEYDİNİZ...

Neden levrek? Çok mu zekidirler?

Bazı türler epey zekidir. İlk levrek avında bunu fark ettim. Oltanın düştüğü yerde yeme önce ufak balıklar saldırıyor, yemin yumuşayıp dağılmasını sağlıyorlar. Büyük balıklar da oltanın altında bekleyip yumuşamayla, didiklemeyle dağılan yemi yiyorlar. Yakalanan balıklar genellikle sonradan gelen açgözlüler oluyor. Çoğu avcı, balıkların olta karşısındaki davranışlarını su altında izleyebilse “Bu iş olmaz” deyip vazgeçerdi. Levrek de böyledir, avlamak için bir sürü koşulun bir araya gelmesi gerekir. Sahtenin peşine takılıp onu gerçek balık sanması için ışığın durumundan balıkçının sezgisine kadar bir sürü şeyin bir araya gelmesi gerekir.

Kitapta hikayelerinizi anlatırken avlandığınız yerlerin isimlerini çoğu kez vermemişsiniz…

Bu yerleri güvendiğim yakın arkadaşlarımla paylaşıyorum ama tanımadığım insanların oralara gitmesini istemiyorum. Olumsuz şeyler olabiliyor. Biz mesela 1 kilonun altında bir levrek yakaladığımızda denize bırakırız. Cinsel olgunluğa erişmemiş oluyor o ağırlıktakiler, bizim kriterimiz en az bir kere yumurtlamış olmasıdır. Popülasyonun sürmesi için bu gerekli. Ama tanımadığın insanların buna dikkat edeceğinden emin olamazsın.

İstanbul’da avlanır mı levrek?

Levrek ender bulunan bir balık. Sürü halinde gezmez ve ücra yerlerde bulunur genellikle. İstanbul’da çok ender zamanlarda, çok ender yerlerde levrek avlanır. Profesyonel balıkçılar yerlerini de söylemez zaten.

Siz avlanır mısınız oralarda?

Yok hayır. Profesyonel balıkçıların avlaklarıdır, gidip onları rahatsız etmek istemem. Balıkçılık benim için spordur. Evimin önünde balık olduğunu bilsem de avlanmam. Önemli olan hazırlanma, yeni yerler arama, zamanı saptayıp ava gitmektir, yoksa keyfi de çıkmaz bu işin.

BALIK İÇİN 1200 KİLOMETRE GİDİLİR Mİ?

Size en fazla keyif veren avınız hangisidir?

Önceki yaz eylül ayında ailemle ve minik yeğenimle tatili geçirmek için güneydeki bir tatil beldesine gidecektim. Bir hediye götürmek için düşündüğümde aklıma levrek avlamak geldi. Karadeniz’de Kızılırmak’ın döküldüğü yere yakın, fazla bilinmeyen, harita üzerinde kendi keşfettiğim yere gittim. 1200 kilometre yol gidip bir şey avlayamamak da vardı. Kasabadaki küçük otelde iki gece kaldım, oraya balık avlamaya geldiğime inanmıyordu insanlar. Güzel bir balık avlayınca çok şaşırdılar. Buzların arasında bagaja koyup ailemin, yeğenimin yanına gittim. Orada balığı yakaladığım an, hayatımın en mutlu anlarının başında gelir.

Gerçek deniz levreğini tatmak istiyorsanız işiniz kolay değil…

Deniz levreğiyle çiftlik levreğini nasıl ayırabiliriz?

Lokantalarda yediğimiz levreğin büyük çoğunluğu çiftliktir. Kuyruk yapılarından anlayabilirsiniz bunu. Uzun mesafeleri yüzmedikleri için çiftlik levreğinin kuyruk yapısı incedir. Deniz levreğinin, özellikle göç edenlerinin kuyrukları iridir. Çiftlik levrekleri 1-1.5 kilo civarındadır. Üç kiloluk bir levrek gördüğünüzde o zaten deniz levreğidir ama fazla büyük olduğundan lezzeti iyi değildir. En güzel dönemi 1.5-2 kiloluk dönemidir. Çiftlik levreği için lezzetten bahsedilemez, ancak balık aroması diyebilirsiniz. Gerçek deniz levreğini yerseniz siz de bunu fark edersiniz.

Nerede yiyebiliriz gerçeğini?

Bu soruya net bir cevabım yok ama iyi lokantalardan olta levreği istediğinizde bir hafta içinde getirirler sanırım. Amatör balıkçılar yakalayınca lokantaları haberdar ediyorlar, onlar da kendi özel müşterilerine veriyor.

Siz satar mısınız restoranlara?

Yok hayır, arkadaşlarımızla yeriz. Zaten hemen hepsinin haberi olur; cep telefonuyla fotoğrafı çekilip mesaj yollanır. Diğerleri evinir ve kıskanır. Onları da ava teşvik etmiş olursunuz. Çünkü mutlaka karşılık vermek zorundasınızdır. Sıra size gelmiştir.

Nasıl yemeyi seversiniz?

Herkesin zevki farklıdır. Ben buğulama biçiminde severim. Fazla malzeme kullanmadan yapılması lazım. Bir buçuk kiloluk levreği ortadan ikiye ayırıp kafasını keser, tencereye yerleştirirsiniz. Domatesi halka şeklinde ince dilimlersiniz, zeytinyağı ve biraz da limon koyarsınız, hafif su ekleyip kısık ateşte pişirirsiniz.

www.DenizHaber.Com.tr

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
emir
29 Kasım 2010 Pazartesi 15:44
yanlış bılgıler var
Levrekler de suruler halınde dolasırlar onden ufak olanlar yanı ıspendekler gelır arkadan daha ırılerı vardır.bu olaya her zaman sahıt olmusuzdur. levrekler ayrıcan senenın bellı vakıtlerınde buyuk sureler halındede goc ederler
81.213.79.143
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim