Türk bayraklı Medy, Köstence'de battı
IMO'nun yeni Genel Sekreteri 2011'de seçilecek
Seyit Onbaşı adlı gemi denize indirildi
Dentur Avrasya ile Turyol iftarda buluştu
Maersk, 2.5 milyar $'lık rekor kâra ulaştı
ÇOK OKUNANLAR
FOTO GALERİ
YORUMLANANLAR
YORUM HATTI
GAZETE BAŞLIKLARI



Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Recep Canpolat kazayı değerlendirdi
Ege Denizi'nde önceki gece çarpışan Alman bayraklı "Renate Schulte" gemisi ile Malta bayraklı "Martı Princes" gemisinin kurtarılması için armatörler özel bir firmayla anlaştı.
30 Haziran 2009 / 13:00

Ege Denizi'nde önceki gece çarpışan Alman bayraklı "Renate Schulte" gemisi ile Malta bayraklı "Martı Princes" gemisinin kurtarılması için armatörler özel bir firmayla anlaştı. Kurtarma çalışmalarının başlaması için hazırlıklar yapılmaya başlandı.

Habertürk Televizyonu Çanakkale Valisi Abdülkadir Atalık'ın ardından Deniz Haber Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Recep Canpolat'la canlı yayın bağlantısı yaparak Ege'deki gemi kazasını değerlendirmesini istedi.

Çanakkale Valisi Abdülkadir Atalık, iki geminin, Ege Denizi'nde Bozcaada açıklarında uluslararası sularda önceki gece çarpışan Malta Bayraklı kuruyük gemisiyle Alman bayraklı konteyner gemisinin bulunduğu bölgede kısmi deniz kirliğinin bulunduğunu açıkladı.

Vali Atalık, gemi kazasının gece 22.10 sıralarında meydana geldiğini belirterek, "166 metre uzunluğundaki Alman bayraklı "Renate Schulte" gemisi ile 128 metre uzunluğundaki Malta bayraklı "Martı Princes" gemisi Bozcaada'nın 12 mil açında çarpıştı. Alman bayraklı boş konteyner gemisi Casablanka'dan Tuzla'ya gidiyordu. Diğer Malta bayraklı gemi ise Hereke'den Fransa'ya 8 bin ton çimento götürüyordu. Kazanın olduğu bölge uluslararası bir sularda bulunuyor. Kaza Bozcaada'nın 12.5 mil güneybatısında gerçekleşti. Kaza haberini alır almaz ekiplerimiz anında olay yerine hareket ettiler. İlk olarak Sahil Güvenlik botlarımız saat 23.00 sıralarında bölgeye ulaştılar. Hemen arkasından Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğümüzün botları olay yerine ulaştı. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğümüzden 2 adet kurtarma römorkörü, 2 adet can kurtarma botu, 1 adet tahlisiye botu herhangi bir çevre kirliliğine sebep olmamak için olay yerine gitti. Ardından ise Gökçeada'da konuşlandırılan bir deniz ambulansımızı da kaza yerine gönderdik. Ayrıca deniz ambulansı ile sağlık ekibi de gönderdik. Arkasından Hudut Sahiller Genel Müdürlüğünden de bir gemi de yedek olarak kaza yerine gitti. Kazada can kaybı yok. Malta bayraklı gemide 18 mürettebat vardı. Kaptan ile birlikte 12 mürettebat Türk, 6'sı da Filipin asıllı. Malta bayraklı gemi diğer geminin üzerine çıkmış durumda bulunuyor. Batma tehlikesi olan gemi Malta bayraklı gemi. Diğer Alman bayraklı gemide 17 mürettebat var. Kaptanla birlikte hepsi yabancı uyruklu personelden oluşuyor. Uluslararası sularda her iki geminin de Türk tarafından kurtarma ve yardım talebi yok. O bölge ise Türk arama ve kurtarma sahasında bulunuyor. Nitekim oraya Yunanistan tarafından da kurtarma helikopteri gelmiş. Ancak Türk arama kurtarma sahasında olduğu için onlar geri gittiler. Çarpışmadan dolayı çok sınırlı bir deniz kirliliği var. Kirliliğe yol açılmaması, gerekirse müdahale edilmesi için ekiplerimiz sürekli olay yerinde bulunuyorlar. Biz de burada Ankara'daki ilgili kuruluşlarla temas halindeyiz. Bundan sonraki önlemlerimiz bir çevre kirlililiğine yol açılmasına yönelik olacak. Kaza bölgesi uluslararası sularda olduğu için bizim şuan için bir müdahalemiz olmadı. Batma tehlikesi olan Malta bandıralı geminin armatörü ve kaptanı ile de sürükle temas halindeyiz. Diğer geminin batma veya çevre kirliliği oluşturma ihtimali çok zayıf. Ancak, onu da takip ediyoruz" dedi.

Habertürk spikerinin uluslararası mevzuat bu tür kazalarla ilgili ne öngörüyor ve armatörünün kıyı devletleri sorumluluğu ve yetkisi nedir? sorusu üzerine Recep Canpolat, şu cevabı verdi:

Bu kazayla ilgili olarak ilk önce pozisyonunu çok net bir şekilde belirlemek lazım. Kazazede gemiler Türk karasularına yaklaşık 6 mil, Yunan karasularına 13 mil açıkta bulunuyor. Kazazede gemilerin armatörleri özel bir firmayla anlaşılıp arama kurtarma sözleşmesinin imzalandığı ifade edildi. Sayın valininde belirttiği gibi bizim bilgilerimizde o doğrultuda. Bu konuyla ilgili Türk armatörüne ait Malta bayrağıyla ile ilgili bu geminin Türk karasularına girmek istemesi halinde bir eylem planının Denizcilik Müsteşarlığı'na bildirilmesi gerekiyor. Malta bayraklı gemide şuan itibariyle 300 ton yakıt ve yağ bulunduğu ifade edildi. Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı belirleyeceği eylem planına göre kırılmalara karşı batma noktasında oluşabilecek olumsuz bir olaya karşı gerekli önlemlerin alınmasını isteyecekler. İlk önce gemideki yakıtın boşaltılması gerekmektedir. Çünkü çatışma anında gemide bir stress gerilme meydana geldiğini tahmin ediyorum. Kırılma esnasında geminin yakıtının denize kama ihtimali vardır. Uluslararası kurallara baktığımız zaman Denizde çatışmayı önleme tüzüğünün ihlal edildiği belli oluyor. Tabi konuda yorum yapmak doğru olmaz. Tarfların hangisinin kusurlu olduğu mahkeme safhasında ortaya çıkacak. 1982'de imzalanan Uluslararası Deniz Hukuku Sözleşmesine göre, gemi armatörü ve kaptanını bayrak devleti yargılar, maddesinden dolayı, hem Malta'da hemde Almanya'da birer dava açılacağını tahmin ediyorum. Bunun dışında gemilerin meydana getireceği deniz kirliliği ile ilgili zarar gören kıyı devleti, bu büyük bir ihtimalle Türkiye olduğundan dolayı kirliliğe sebeb olan bayrak devletlerine bakmadan gemi kaptanlarını yargılayabilir" dedi.

Geçmişte yaşanan büyük bir çevre felaketinden örnek veren Deniz Haber Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Recep Canpolat Türkiye'nin kaza sonrası kirliliğe sebeb olan her iki yabancı bayraklı gemiye dava açılabileceğini söyledi.

Canpolat, verdiği örnekte şunları kaydetti:

 "Bildiğiniz gibi 1989 yılında Exxon Valdez isimli gemi Alaska'nın Valdez Petrol Terminali'nde 53 milyon galon petrol taşıyordu. Bir kırılma sonucu 41 milyon galona yakın petrol denize döküldü. Ve büyük bir çevre felaketine neden oldu. Uluslararası Denizcilik Örgütü'nün aldığı karar doğrultusunda petrol taşıyan tankerlerle ilgili olarak tankerlerin çift çıdarlı olması kararı verildi.

Deniz kirliliği ile ilgili 1999'da Erika kazası ve 2002 yılında meyadana gelen Prestige kazalarından sonra, Birleşmiş Milletler Denizcilik Örgütü tek çıdarlı tankerlerin 2010 yılına kadar seferlerden çekilmesi kararı vermiştir. Hatta Erika davasında Fransız Hükümeti geminin armatörü, kiracısı ve P&I kulübüne 210 milyon Euroluk dava açarak mahkum ettirdi. Bozacaada açıklarında meydana gelen kazada, zarar gören kıyı devletleri, dava açma hakkına sahiptir." dedi.

www.DenizHaber.Net

BOZKURT – LOTUS
yıldırım DELİDUMAN
DÜNYA TARİHİ, DÜNYANIN EN SON MAHKEMESİDİR. TARİHİ İNSANLAR YAPAR, AMA ONLAR YAPTIKLARI TARİHİ BİLMEZLER. ( HEGEL 1770-1831 ) Uluslar arası sulardaki çatışma kazası yüzünden Lahey Adalet Divanına taşınmış ilk olay, Bozkurt-Lotus davasıdır. Bozkurt Türk bayraklı, Lotus da Fransız bayraklı ticaret gemileriydi. 2 Ağustos 1926 günü gecesi 23.40da Ege Denizinde Midilli Adası'nın Sığrı Burnu alargasında (burundan 6 mil uzaklıkta) Bozkurt ve Lotus çatıştı. Bozkurt, kömür gemisiydi. Lotus da Messageries Maritimes Kumpanyasına ait yolcu gemisi. Çatışma kazası sonrasında Bozkurt battı. 8 Türk gemi adamı ve yolcusu boğularak öldü. Bozkurt'un kaptanıyla 10 gemi adamı ve yolcu Fransız vapuru tarafından kurtarılıp 3 Ağustos günü İstanbul'a getirildi.Kazada ölen gemi adamlarının açtıkları dava nedeniyle olay Türk yargısına taşındı. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada Mahkeme Lotus gemisi güverte zabiti Demons'u 2 ay 20 gün hapis, 22 Lira para cezasına, Bozkurt gemisi kaptanı Hasan Bey de 4 ay hapis ve 33 Lira para cezasına çarptırdı. Dava, Fransa'nın uluslar arası suda meydana gelmiş çatışma kazasında Türkiye'nin yargı hakkı bulunmadığı yolundaki itirazı üzerine Lahey Adalet Divanına taşındı. Hâkim Mösyö Huber başkanlığında 11 hâkimden oluşan kurul, 7 Eylül 1927 tarihli ve 9 numaralı kararında şuna hükmetti: Divan: Hususatı atiyyeye vicahen ve aranın inkısamı neticesinde Reisin reyi munzamına binaen ekseriyetle karar vermiştir. Şöyle ki: 1. 2 Ağustos 1926 tarihinde Fransız Lotus vapuru ile Türk Bozkurt vapurları beyninde vukua gelen müsademe neticesinde ve Fransız vapurunun İstanbul'a vüsulunu müteakib Türk kanunlarına tevfikan Lotus vardiyasında kumanda eden mülazım Demons aleyhine Bozkurt rakeblerinden sekiz Türk tebaasının ölümü dolayısıyla takibatı cezaiye icra etmekle Türkiye 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan İkamet ve Selahiyeti Kazaiye Ahidnamesinin 15. Maddesi hilafında Hukuku Düvel prensipleriyle mugayir hareket etmemiştir; 2. Binaberin Türkiye'nin mülazım Demons aleyhine takibat icra etmekle Hukuku Düvel prensipleri hilafına hareket ettiğinin tahakkuku şartıyla mumaileyhe itası tezekkür edilecek olan tazminat hakkında itayı karara lüzum görmemektedir. 17.07.2008 Necmettin AKTEN TÜRK ( Türk Temsilci Mahmut Esat Bozkurt ) ve FRANSIZ ( Fransız temsilci profesör basdevant ) taraflarının kendi tezlerini savunmasından sonra bozkurt lotus davasını sona erdirmek için toplanan divanda, oylar eşit olarak bölünmüştür. davanın türkiye lehine sonuçlanması başkan max huber'in nitelikli oyu sayesinde gerçekleşmiştir. mahmut esat bey (bozkurt), bu durumu dostu faruk nafiz çamlıbel'e şöyle aktarıyor: "mahkemenin kararı ekseriyetle verildi. hatta lehimizdeki reylerle aleyhimizdeki reyler birbirine müsavi(denk) idi. fakat mahkeme reisinin lehimizde verdigi rey iki rey sayıldıgı için, karar lehimize tecelli etti." Adalet Divanının 7 eylül 1927 sabahı açıkladığı karar, genç cumhuriyet in uluslararası arenada lozan dan sonraki ikinci hukuk zaferiydi; kararda, lotus gemisinin kaptanı demons u tutuklayarak mahkum eden Türkiyenin LOZAN antlaşması hükümlerine ve hükümranlık haklarına uygun hareket ettiği kararı onaylanarak, fransa nın tazminat talebi reddedildi. Birgün Atatürk beni nezdlerine çağırdılar. Meseleyi bir daha izah etmemi istediler. Anlattım ve sözlerimi şöyle tamamladım: - Paşam, La Haye Adalet Divanına gidelim. Kimin haklı olduğu orada meydana çıksın. Ben hakkımızdan eminim. Müsaade ederseniz davamızı ben müdafaa edeyim. Kaybedersem memlekete bir daha dönmem. Fakat Kazanacağız. Hem Adalet Divanı önüne gitmeden Fransızların dediğini yapacak olursak Fransız devletinin tehditleri karşısında boyun eğmiş olacağız. Bu da onlara diğer meselelerde aynı tehditleri öne sürmek cesaretini verecektir. Hâlbuki La Haye Divanı’na gidersek davayı kaybetsek dahi şeref ve haysiyetimiz zedelenmez. Zira milletlerarası bir mahkemenin hükmüne uymak şerefsizlik değil bilakis büyük şereftir. Bu sözler üzerine Atatürk bana: - Güle güle git. Kazanacaksın. Kazanamasan da memleket seni bağrına basacaktır, dedi Mahmut Esat BOZKURT. Bozkurt Lotus Davası / Mustafa Balcıoğlu- Enver Bozkurt- M. Akif Kütükçü- Yasin Poyraz /2003/ Nobel yayınevi Bazı kaynaklar davanın Türkiye'nin lehine neticelenmesinden sonra, davayı Atatürk'ün duyarlılıkla izlediğini ve çok önem verdiğini belirterek, Fransız Basınının Atatürk'ü ve Mahmut Esat Bozkurt';u kastederek ASLAN PENÇESİNDEN BELLİ OLUR başlığı ile haber geçtiklerini yazarlar.
30 Haziran 2009 Salı 15:49
DENİZ HABER TV
ÖZEL HABER
ANKET
ALTIN ÇIPA TÖRENİ HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYOR SUNUZ?
OLUMLU
OLUMSUZ
FİKRİM YOK
RÖPORTAJ