• BIST 103.200
  • Altın 197,070
  • Dolar 4,7083
  • Euro 5,4926
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 23 °C
  • Antalya 22 °C
  • Muğla 15 °C
  • Çanakkale 21 °C

Varyag’ın boğazlardan geçirilmemesinin asıl sebebi ortaya çıktı

Varyag’ın boğazlardan geçirilmemesinin asıl sebebi ortaya çıktı
2001 yılında çok geçişi çok tartışılan uçak gemisi Varyag’ın, Türk Boğazları’ndan geçişinin arka planını dönemin bürokratlarından Suat Çağlayan yazdı.

2001 yılında çok geçişi çok tartışılan uçak gemisi Varyag’ın, Türk Boğazları’ndan geçişinin arka planını dönemin bürokratlarından Suat Çağlayan Oda TV’de ki bugünkü yazısında yazdı. 

Prof. Dr. Suat Çağlayan’ın çok konuşulacak yazısı şu şekilde;

2001 Mart ayında, ben TBMM’de Dışişleri Komisyon Başkanvekili olarak görev yaparken, Çin Büyükelçisi Yao Kuangyi, randevu alarak odama geldi. Yıllardır Türkiye’de bulunması nedeniyle çok iyi Türkçe konuşuyordu.

Geliş nedeni Varyag’ın boğazlardan geçişi konusunda benim yardımımı sağlamaktı.

Varyag, tamamlanmamış uçak gemisi

Varyag, SSCB zamanında Ukrayna’da uçak gemisi olarak yapılmaya başlanmış, yüzde 70’e yakını da tamamlanmıştı. Sovyetlerin dağılmasından sonra Ukrayna’ya bırakılan gemi, bu haliyle satılığa çıkarılınca Çinli bir firma (arkasında Çin Devleti’nin olduğu kesindi) tarafından 20 milyon dolara satın alınmıştı.

Gemi, uçak gemisi olarak yapımına başlanmış olsa da, sadece bir platform halinde bırakıldığı için, ne motoru vardı ve ne de dümeni. Yalnız römorkörler eşliğinde yüzebilirdi.

Sorun başlıyor

Çin, bu gemiyi ülkesine götürebilmek için boğazlardan geçirmek zorundaydı.

Ancak, Ecevit’in Başbakanlığında kurulmuş olan koalisyon hükümetinin Denizcilikten Sorumlu, MHP’li Devlet Bakanlığı geçişe izin vermiyordu.

Her ne kadar bir savaş gemisi olarak yapımına başlanmışsa da, Varyag bu eksik haliyle, bir savaş gemisi değil suda yüzen bir platform idi. Yani gelecekte bir uçak gemisi yapılma potansiyeline sahip olsa bile o anda bir savaş aygıtı sayılamazdı.

İnşa edilmekte olan bir uçak gemisinin ne kadarı tamamlanmışsa, o gemi bir savaş gemisi muamelesi görebilirdi? Uluslar arası böyle bir net tanım yoktu…

Ama böyle bir değerlendirmede, göz önüne alınması gereken en önemli iki ölçütten biri geminin kendi başına hareket edebilmesi, diğeri ise savaş uçaklarının üzerine inip kalkmasını sağlayacak donanıma sahip olmasıydı. Bu platformda ise bunların ikisi de yoktu.

Sadece güvenlik öne sürülebildi

Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne göre, bu platformun boğazlardan geçişine izin verilmemesi için tek gerekçe öne sürülebilirdi; Platformun geçişi sırasında boğazdaki yerleşimin ve deniz trafiği güvenliğinin tehlikeye girebilmesi…

Oysa Çinli firma (Çin Hükümeti?), hem her türlü geçiş önlemini aldıklarını söylemiş ve hem de Türkiye’ye vermek üzere bir milyar dolarlık teminat mektubu hazırlamıştı.

Büyükelçinin çabaları

Büyükelçi Yao, neredeyse haftada bir bana geliyor, Varyag’ın son durumu ve Denizcilik Müsteşarlığı’nın tutumu hakkında bilgi veriyordu.

Ben Varyag dersine çalışmaya başlamıştım. Önce Dışişleri Bakanlığı ile daha sonra da Denizcilik Müsteşarlığı ile iletişim kurarak aldığım bilgileri Büyükelçi’den öğrendiklerimle bir araya getiriyordum.
Dışişleri Bakanlığı, Montrö’yü esas alarak, bu haliyle Varyag’ın geçişine bir engel olmadığını söylemişti.

MHP’li Devlet Bakanı’na bağlı Denizcilik Müsteşarlığı ile yaptığım görüşmede ise, her ne kadar ‘güvenlik’ öne sürülüyorsa da, işin çok farklı bir boyutu ortaya çıkmıştı.

O zaman adının geçmesini istemeyen bir üst düzey yetkili, özel görüşmemizde ağzından kaçırmıştı;
 “Boğazın güvenliği elbette önemli… Ama ondan daha önemli bir şey var; Çin Devleti’nin Uygur Türkleri üzerine uygulamakta olduğu baskı!”

Yani anlaşılan şuydu; Gemini geçirilmemesinin nedeni sadece güvenlik değildi. MHP’li Sayın Bakan Ramazan Mirzaoğlu, Çin’in bu gemiye sahip olmasına, Uygurlulara baskı uyguluyor diye engel olmak istiyordu.

Ecevit: Sayın Bakana söyledim

Hemen Rahmetli Ecevit’ten bir randevu alarak Başbakanlığa gittim ve durumu anlattım. İlgiyle dinledikten sonra, hiçbir yorum yapmadan;

“Bu gemiye geçiş izni vermesini Sayın Bakan’dan rica ettim. Bekleyelim bakalım…” dedi.

Ben durumu Büyükelçi’ye anlatınca, o da umutla beklemeye başladı.

Zaman geçiyor fakat olumlu haber gelmiyordu. Büyükelçi’nin en büyük korkusu zamanın geçmesi değil, sonbaharla birlikte hava durumunun bozulması ve geçişin gerçekten daha da zorlaşmasıydı.

Hava bozarsa korkusu

Haber gelmeyince, durumu bir kez daha Başbakan’ın dikkatine sunmak istedim. TBMM genel kuruluna katıldığı bir gün, kuliste sohbet ederken konuyu Varyag’a getirdim.

“Efendim, havalar bozuluyor. Eğer geç kalınırsa boğazdan geçmesi gerçekten zorlaşabilirmiş,” dedim.
Bana sıkıntılı bir ifadeyle baktı ve;

“Gemi hala geçmedi mi? Oysa ben ricada bulunmuştum,” dedi ve “Konuyla yeniden ilgileneceğim!” diye ekledi.

Bu konuşmadan birkaç gün sonra, 1 kasım 2001 tarihinde Varyag, römorkörler eşliğinde boğazlardan sorunsuz geçti, gitti.

Tek kutuplu dünyaya karşı

Bu platformun sadece bir eğlence merkezi olacağı resmi ağızlardan söylense bile, amacın ne olduğunu bilmiyor değildik. Bunu Rahmetli Ecevit de biliyor olmalıydı. Ancak, platform halindeki bir geminin geçirilmesinde Montrö sözleşmesini ileri süremez ve ‘Bu uçak gemisidir’ diye engel olamazdık.

Kaldı ki başka bir sorumluluğumuz daha vardı…

Sovyetlerin dağılması ile tek kutuplu hale gelen ve dengelerin alt üst olduğu dünyada Çin bir güç dengesi olma potansiyeli taşıyordu. Çin’in niyeti bu platformu, savaş uçaklarının inip kalktığı bir uçak gemisi haline getirmek olsa bile, bu ülkenin ABD karşısında bir güç dengesi oluşturması tüm dünyanın yararına olabilirdi.

Varyag’ın geçişine katkılarımın altında bu düşüncem yatıyor olsa da, eğer Montrö Sözleşmesi’nde bu geçişe aykırı bir tanımlama olsaydı, elbette geçişi kolaylaştırıcı girişimlerde bulunmazdım.

Ve Varyag, Liaoning oldu

Geçenlerde, Liaoning adlı Çin uçak gemisinin Doğu Akdeniz’e geldiğini gazetelerde okudum. Esad’a destek için orada bulunan Rus uçaklarına üs olacağı yazılıyordu.

Bu Liaoning, bizim Varyag gemisiydi.

ABD’nin Ortadoğu’da yapmakta olduğu büyük yıkımın son kurbanı olan Esad’ın başarılı olmasını isteyenlerden biriyim. Varyag’ın da bu amaçla orada bulunduğunu öğrenince mutlu olmuştum.
Ama, Çin bir açıklama yaparak Liaoning’in Akdeniz’de olmadığını, onun bir eğitim gemisi olarak kullanılmakta olduğunu bildirmiş.

Keşke Doğuy Akdeniz’de olsaydı da, Ortadoğu’yu alt üst edenlere karşı bir denge oluşturabilseydi.
İster uçak gemisi olarak kullanılmakta olsun, isterse başka bir amaçla, Varyag’ın Çin tarafından kullanılıyor olması eğer dünya barışını tehdit eden güçlere karşı dengeleyici olmuşsa, yapılan iş doğru demektir…

Çin'in verdiği sözler...

Bu yazıda, farkındaysanız, Varyag’ı geçirmek için Çin’in verdiği sözlere hiç değinmedim.Çünkü uygulamaya geçmeden yerine getirilip getirilmeyeceği anlaşılamayacak sözlerdi hepsi.

Hem milyonlarca turist gönderme sözü böyleydi…

Ve hem de geminin sadece bir eğlence gemisi olacağı yönündeki vaatleri…

Keşke bunları hiç söylemeselerdi de, bugün ağızlara sakız olmasalardı…

Ama belki de bu ‘etik zorlamaları’, çaresizlik içinde kaldıklarından yapmışlardır, kim bilir!

Deniz Haber Ajansı

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Hüsamettin Canbilen
10 Kasım 2015 Salı 15:50
15:50
Sayın Suat Çağlayan'ı Çin'in derdi mi gerdi ki gidip,hiç bir menfaati olmadan bu kadar koşuşturmaya girdi?? Ne kadar yardım sever bir insanmış.Çin hala Uygur Türklerine şiddetli zulmünü uygulamakta.İnsanlık onuru ayaklar altındadır.Sayın bakanımı tebrik ve taktir ediyorum.Allah ondan razı olsun.Çin gibi büyük bir devin burnuna zincir takıp süründürmüş.
46.1.107.110
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim