• BIST 95.032
  • Altın 194,235
  • Dolar 4,7373
  • Euro 5,4912
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 23 °C
  • İzmir 28 °C
  • Antalya 28 °C
  • Muğla 24 °C
  • Çanakkale 30 °C

Aykut Erol’dan bilimsel sanrı*

RECEP CANPOLAT

İzmit Körfezi’nde kılavuzluk ve römorkör hizmetleri veren konsorsiyumun ortağından kamuoyuna bir açıklama geldi. Konsorsiyumun ortaklarından DEKAŞ’ın Genel Müdürü Aykut Erol, Zinnet Mete-Turgut Kocabaş deniz kazası ile ilgili bir yazı yayınladı.

 

Aykut Erol’un “Bir Deniz Kazası, Mızrak ve Çuval” başlıklı yazısında, 4 Eylül tarihinde İzmit Körfezi’nde meydana gelen deniz kazasını, DEKAŞ penceresinden anlatarak, kaza sonrası gelişmeleri bilimsel tespitlerle kamuoyu ile paylaştı.

 

Bu tespitler çerçevesinde, deniz kazasının İzmit Liman sınırları içerisinde olmadığını ispat etmek isteyen Aykut Erol, çatışma sonrası Turgut Kocabaş’ın battığı mevkiinin, sürüklenme ile İzmit Liman sınırının 1,5 gomina içinde, olduğunu iddia ediyor.

 

Aykut Erol’un iddialarına göre, 1 gomina=185 metre olduğuna göre, geminin çatışma sonrası 275 metre içerde olması gerekirken, batan TURGUT KOCABAŞ isimli Türk bayraklı geminin, İzmit Liman sınırlarının 2 mil içinde, nasıl batık vaziyette bulunduğunu ise açıklamıyor veya açıklayamıyor.

 

Bilimsel küre (!) Aykut Erol’un kaleme aldığı yazıda, İzmit Liman sınırları dışında olduğunu, iddia ettiği çatışmanın sonucunda, hareket halinde olan Zinnet Mete gemisinin ağırlığı ile birlikte Turgut Kocabaş gemisini sürüklediğini ve bu sürüklenme sonucunda geminin, İzmit Liman sınırları içine doğru yönelerek battığını söylüyor.

 

Aykut Erol’un iddialarına göre, çatışma sonucu oluşan durumu ise şu şekilde anlatıyor, buyurun Aykut Erol’un yazısını birlikte okuyalım;

 

“Zinnet Mete gemisinin, Turgut Kocabaş gemisine sancak bordasından çarpıp içine girmesinden sonra, her iki geminin ağırlıkları ile hızlarının çarpımına eşit olan momentum değerleri vektörlerinin çarpışma anındaki yönlerine göre çizilecek dörtgenin köşegeni olan, iki geminin momentum değerleri toplamı ile birlikte sürüklenme hızlarının çarpımına eşit olacak bileşke vektörün yönüne (birbirine kilitlenmiş durumdaki gemilerin birlikte sürüklenme momentumunun yönüne) bağlı olarak, Zinnet Mete gemisinin gövdesel olarak yeryüzü üzerinde izlediği  rota, çatışma anındaki rotasının  kaç derece daha sancağına doğru olur?

 

Çatışmadan sonra Zinnet Mete gemisi “tam yol tornistan” yapınca, pervane çekme etkisiyle pruva yine sancağa doğru savrulacağına göre duruncaya kadar rota daha ne kadar sancağa doğru değişmiş olabilir?”

 

Aykut Erol’un kamuoyunu saf yerine koyarak, yukarıdaki sözüm ona bilimsel zırvalarını, okuyucularına yedirmeye çalışması, komediden öteye gitmiyor.

 

İddia sahibinin içinde cevabı olan sorusuna, şu soru ile cevap vermek gerekiyor;

 

“Sayın Aykut Erol; doğu-batı yönünde hareket halinde olan Zinnet Mete gemisinin, beklemede olan ve batı-doğu yönüne hareket etmesi gereken, Turgut Kocabaş’a çarpma neticesinde, iki gemi, İzmit Körfezi batısına mı sürüklenir, yoksa doğusuna mı sürüklenir?”

 

Dünyada kabul gören tüm matematik kurallarını ve tüm bilimsel verileri yok eden iddia sahibi Aykut Erol, doğu-batı yönünde hareket eden bir geminin çatışma sonrası yine doğu yönüne sürüklendiğini iddia etmesi, ya saflık, yada hatasını örtbas etmekten başka bir şey değildir.

 

Aykut Erol’un çatışmaya sebep verdiğini iddia ettiği, Zinnet Mete gemisinin niçin “tam yol tornistan” yapmasını ise yine bilimsel (!) verilerle, açıklayamaması “kral çıplak” sözünü akla getiriyor.

 

Aykut Erol’un kaleme aldığı “Bir Deniz Kazası, Mızrak ve Çuval” başlıklı yazısında, iddia ettiği ve hiçbir bilimsel tabanı olmayan laf kalabalığının, arkasında yatan “çapanoğlu”nu kamuoyu çok yakında öğrenecektir.  Aykut Erol dediği gibi “Mızrak artık çuvala sığmıyor"

 

Kılavuz kaptan niçin gemiye çıkmadı?

 

Aykut Erol’un bilimsel zırvalarını bir kenara bırakarak, DEKAŞ-Med Marine konsorsiyumunun Zinnet Mete’den inen Kılavuz Kaptan Abdulkadir Sağer’in, İzmit Körfezi’ne girmek isteyen, Turgut Kocabaş isimli gemiyi, niçin kılavuzlamadığını açıklaması gerekir…

 

Çatışarak batan, Turgut Kocabaş gemisine çıkması gereken, Abdulkadir Sağer’in niçin karaya çıktığını, ve görev yerini niçin terk ettiğini, DEKAŞ-Med Marine yetkililerinin tevilsiz bir şekilde kamuoyuna, sebep-sonuç ilişkileri çerçevesinde anlatması elzem bir konudur.

 

Çatışma veya karaya oturma gibi deniz kazasına sebep veren bir gemide görev yapan kılavuz kaptanların bir sorumluluğu olmadığını biliyoruz. Bunları kamuoyunun önüne temcit pilavı gibi çıkarılmasının, artık anlamı da yok, önemi de yok…

 

Bizim iddia ettiğimiz kılavuz kaptan Abdulkadir Sağer'in görev yerini niçin terk ettiğidir? Bunun sorumluluğu neticesinde bir denizci hayatını kaybetmiştir… Elmalar ve armutlar karıştırılmadan net bir şekilde, Aykut Erol’un, ilk önce bu sorulara cevap vermesi gerekir.

 

DEKAŞ-Med Marine’in ömrü bitmiştir

 

İzmit Körfezi’ndeki deniz kazası, bölgede dönen ve dönmeye devam eden, tüm ayak oyunlarını apaçık bir şekilde ortaya çıkardı.

 

Kılavuzluk konusunda fikirlerine değer verdiğim Aykut Erol gibi bir ismin, günü kurtarma adına kamuoyuna yanıltmaya yönelik açıklamaları, İzmit Körfezi’ndeki güvenlik konusunun bittiğini net bir şekilde gösteriyor.

 

DEKAŞ-Med Marine konsorsiyumunun para kazanmak adına, Türkiye’nin en büyük liman bölgesi olan İzmit Körfezi’ni tehlikeye atması, göz yumulacak bir olay değildir.

 

Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı acil bir şekilde, Med Marine-DEKAŞ konsorsiyumunun izin sözleşmesini iptal ederek, bölgedeki Kılavuzluk ve römorkör hizmetlerini, Türkiye Denizcilik İşletmeleri Genel Müdürlüğü’ne devretmek zorundadır.

 

Çünkü; bundan sonra olabilme ihtimali yüksek bir tanker kazasının sorumluluğunu, hiçbir Allah’ın kulu üslenemez….

 

Sevgi ile Kalın…

 

*Sanrı: Halüsinasyon

 

Recep Canpolat'ın Notu: Değerli büyüğümüz Altay Altuğ, geçen hafta başarılı bir by-pass ameliyatı geçirmiştir. Kendisine Acil Şifalar diliyoruz.

Bu yazı toplam 5703 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
şahin polat
19 Ekim 2007 Cuma 16:44
sayın başkan
sayın başkan 1 gomina= 185.2 metredir
88.226.61.238
uzun
01 Ekim 2007 Pazartesi 10:11
1 Gomina :185.2 metre
1 Gomina ( 8 Cable ) = 608 kadem = 185.2 metre
1 mil ( mile ) = 10 gomina = 6080 kadem = 1852 metre
88.243.63.48
Cahit'e sorun
30 Eylül 2007 Pazar 18:32
1 gomina=Cahite sorun
1 gominanin kac metre oldugunu buyuk uzman cahitovice sorun o size ne kadar oldugunu soyler...
86.150.107.179
SITKI KAPTAN
30 Eylül 2007 Pazar 18:06
1 gomina=183,5 metredir
YANLIS 1 gomina 183,5 metredir.
86.150.107.179
Yazarın Diğer Yazıları
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim