• BIST 117.522
  • Altın 161,933
  • Dolar 3,7875
  • Euro 4,6596
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 8 °C
  • Antalya 7 °C
  • Muğla 2 °C
  • Çanakkale 7 °C

Bulaşıklar ve Atıklar...

RECEP CANPOLAT

Sektördeki atıklar…

Deniz; yaşamın vazgeçilmezi, doğanın mihenk taşıdır.

Deniz varoluş gerekçelerinin olmazsa olmazıdır. Denizin en önemli özelliği ise doğal olmayan materyali içinde barındırmamasıdır. Deniz kirliliği temizler, bünyesi ile uyuşmayanı alıp götürür. Ancak denizin en büyük sıkıntısı insan kaynaklı atıklarının yüzyıllarca bünyesinden atamamasıdır. Atıklar, bir anlamda, denizin koynunda yaşam alanı bulur. Bu tür insan merkezli atıklar klozet kapağından fosebtik  çukuruna, oradan da şehir kanalizasyonuna ve en son denize karışır….

Denizde bulunan atıkların temizlenmesi ve ekolojik dengenin korunması için, alt yapı çalışmaları yapmak elzem gerektiren bir durumdur. Bu tür atıkların denize karışmasını engellemek, pek mümkün olmasa bile, çevre kirliliğini önlemek için bu tür atıkların iyi tanınması ve kimyasal yapısının bilinmesinde fayda vardır.

Sektöre dayanan atıksal maddeler, yapı olarak kimyasında uyuşmazlık, genel yapıda ise bozukluk doğuştan gelen özelliktir. Bu özelliği taşıyan atıklar, denizin kimyasını bozma adına, fiziksel yapısında korozyon oluşmasına izin verir. Yine bu değişim atığın mayası yani özü ile alakalıdır.

Bu tür atıklar, doğuştan gelen özelliklere sahip, genetik yapı içinde öz karakterini, her zaman içinde yaşatır. Bu genetik yapı öylesine maddenin özüne işlemiştir ki, her türlü genetik kusma ve genetik ahlaksızlık denizin içine akmasına neden olur.

Karışık genetik yapıya sahip atıklardan kurtulmak mümkün olmuyor. Bulaşıcı özelliğe ve yapışık ve cıvık karakteri ile her türlü müptezelliği bünyesinde barındıran atıklar, ara sıra kendielrini unutturmamak için yapmadıkları takla etmedikelri kepazelik kalmaz. 

Atıkların kimler olduğunu siz okuyucularımız zaten biliyorlar.

Barzani’nin çocukları…

Bu atıklardan biri son günlerde hakkımızda rüşvet aracısı suçlaması ile haberler yapmaya başladı.

Gammazcılığı kamuoyu tarafından bilinen bu işgüzar hakkında, yaptığı yalan haberlerden dolayı 11 tane dava açtım. Ancak bu bulaşığın yeri yurdu belli olmadığı için kendine tebligat bir türlü yapılamıyor.

En son yumurtladığı haberde, iddiaya göre, Sivil Havacılık Genel Müdürü Ali Arıduru, 2006 yılında TT Air Havayolları sahibi Ali Tarhan’dan 800 bin dolar rüşvet istemiş ayrıca bizim sitelere reklam vermesini söylemiş.  Ve  reklam karşılığında 50 bin dolar para aktarmasını ifade etmiş. Pekala, Genel Müdürün ricasıyla, Ali Tarhan adı geçen internet sitelerine para aktarmış veya bu sitelere ilan vermiş mi?

Koca bir HAYIR…

Bu haberler basına yansıdığında iddia sahibi Ali Tarhan’ı aradım. Ancak kendisi telefona çıkmayarak Genel Müdürü Ufuk Şen’e yönlendirdi. Şirket yetkilileri Ali Arıduru yüzünden 20 milyon dolarlık yatırım ve 7 milyon dolarlık kayıp ile toplam 27 milyon dolar zarar ettiğini iddia ettiler.

Adama sormazlar mı? Ali Tarhan Kardeşim, Şirketin 27 milyon dolar zarar ettiğinize göre, 800 bin dolar sözüm ona (Onların iddiası) rüşveti neden vermedin?...

El Cevap bu arkadaşlar, dürüst ve namuslu olduklarından bu rüşveti vermemişler. Pekala, bu adamlar iki sene önce meydana geldiğini iddia ettikleri bu olayı neden gündeme taşıyorlar?

Çünkü; Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, TT Air Havayollarının eksikliklerini gördüğü için Erbil Uçuşlarını iptal ettiğinden dolayı…

Bakın bu namuslu ve şerefli insanlar AirportHaber Genel Yayın Yönetmeni Ali KIDIK’a verdikleri beyanatta neler söylüyor…

“Şimdi konuya şöyle bir bakalım. Ali Tarhan’ın “Rüşvet istendi” iddiasının tek dayanak noktası beraber uçağa binilmesi olarak gösteriliyor.

Anlamaya çalışıyorum işin içinden çıkamıyorum. Bu rüşvet isteme olayı gerçekleşti ise neden iki yıldır ortaya çıkartılmadı? Bunun bir cevabı olmalı.

Nedir abi bunun cevabı…

Cevabı geçen hafta Tarhan Havayollarının o dönemdeki genel müdürü ve şimdi aynı şirkette Genel Koordinatör olan Ufuk Şen’le yaptığım telefon görüşmesinde buldum. Soruyorum Ufuk Şen’e “Neden bugüne kadar açıklamadınız, uçuşlarınız devam etse idi açıklamayacak mıydınız” diye. Cevap şu: “O zaman açıklamazdık. Sulh olmuş olurduk”. Bu ne iki yüzlülük böyle. O halde, rüşvet verseydiniz de açıklamazdınız…

Bu iddialara inanmak ancak adli sürecin bitmesinden sonra mümkün olacak. Ortaya atılan iddialar mahkemece kanıtlanmadığı sürece de yalandır, iftiradır.”

(Bakınız: http://www.airporthaber.com/hb/yazar.php?id=1366 )

Yani kısacası “namusluyum" diye yaygara koparan Ali Tarhan ve avanesinin ikiyüzlülüğü, Airport Haber’de ortaya çıkıyor. Eğer uçuşlar iptal edilmeseydi, iddia ettikleri bu rüşvet olayı ortaya çıkmayacaktı!...

Dürüst ve Namuslu ALİ TARHAN!!!...

Erbil deyince aklıma Ali Tarhan’ın kim olduğunu taramak geldi…

Size Yeni Şafak Gazetesi’nin üç ay önce manşetten verdiği haberi sunmak istiyorum. Haberde ciddi bir iddia var.

SIKI DURUN GELİYOR…

TARHAN AİR BARZANİ’NİN ŞİRKETİ Mİ? Başlığı ile manşet yapıyor….

Yeni Şafak Gazetesi’nde çıkan haberi buyurun beraber okuyalım…

“Tarhan Air Barzani'nin mi?


Tarhan Kule Havayolları’nın Mesut Barzani’ye ait olduğu iddia edildi. Bu şok suçlama güçlü delillerle desteklendi. İşte müthiş iddianın perde arkası ve detayları.

Kuzey Irak'taki Kürt yönetimine karşı alınan ekonomik ambargo kararından sonra, istihbarat birimlerinin 'arkasında Mesut Barzani var' uyarısı yaptığı havayolu şirketi Tarhan Tower'ın İstanbul-Erbil uçuşları durduruldu

Dışişleri Bakanlığı ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM), istihbarat birimlerinden gelen "Arkasında Barzani var" uyarısı üzerine Tarhan Tower'ın (TT Airlines) İstanbul-Erbil uçuşlarını askıya aldı. Kararın PKK'ya destek verdiği gerekçesiyle K. Irak'taki Kürt yönetimine karşı alınan ekonomik ambargo çerçevesinde olduğu belirtildi.

ŞÜPHELİ BÜYÜME

İki yıl önce uçak bileti satışı ile sektöre adım atan TT Airlines, hızla faaliyet alanını büyüttü. İki uçakla uçuşlara başlayan şirket, üçüncü uçağının iznini aldı. Şirket bu izni alır almaz SHGM'-den 7 uçak daha getirmek için izin istedi. SHGM de, şirketten yeni uçaklarla hangi hatlarda uçuş yapmayı planladığı, uçakların bakımlarını hangi şirkete yaptıracağı bilgilerini de içeren fizibilite raporlarını istedi.

İstihbarat birimleri tarafından mercek altına alınan TT Airlines'ın uçuş yaptığı ülkeler de şüphelerin artmasına neden oldu. Şirket, genellikle İstanbul merkezli olmak üzere İran-Tahran, Ermenistan-Erivan ve Kuzey Irak-Erbil uçuşları yapıyor.

DIŞİŞLERİ İZİN VERMEDİ

Türkiye'den her 3 ülkeye de yapılan uçuşlara, güvenlik gerekçesiyle, SHGM, Dışişleri Bakanlığı'nın 'oluru' alındıktan sonra izin veriyor. 2006'nın temmuz ayından bu yana İstanbul-Erbil uçuşları yapan TT Airlines, 25 Ekim'de gerçekleştirdiği seferin ardından 3 sefer daha yapmak için SHGM'den izin istedi. İstihbarat birimleri, şirketin arkasında Barzani'nin olabileceğini bakanlığa bildirdi. Dışişleri de bunun üzerine, şirketin uçuş talebini askıya aldı.

Barzani daha önce de "Kurdish Airline" şirketiyle Türkiye Hava Sahası'nı kullanarak Avrupa'ya uçuş yapmak istemişti. Türkiye, bu girişime izin vermemişti.

'Ambargo' sözü şüpheyi haklı çıkardı

TT'nin uçuş talebinin askıya alınmasını izleyen saatlerde Türk hava sahasının Irak uçuşlarına kapatıldığı iddiası ortaya atıldı. Bu iddia yalanlandı. Aynı saatlerde Mesud Barzani, "Türkiye hava ablukası uyguluyor. Bağdat dışında uçuşlar yapılmıyor" açıklamasını yaptı. Yetkililer bu açıklamanın, uçuş talebi olan tek şirket olan TT hakkındaki Barzani şüphesini doğruladığını kaydettiler. “

 

YENİ ŞAFAK GAZETESİ-03.11.2007


***

İnsan ister istemez düşünmeye başlıyor. Bu komploya nereden dahil olduk? Diye… Ama puzzle yavaş yavaş yerine oturmaya başlıyor…

Bakın Komplo nasıl başlıyor…

Tarih Aralık 2005; Mesut Barzani Birleşmiş Milletler Denizcilik Örgütü'ne (IMO) Irak'ın kürt kökenli Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari kanalıyla, HONG KONG'u örnek gösterip Birleşmiş Milletler'in alt örgütü olan IMO'ya Kürdistan'ın üye olmasını sağlamak için başvuruda bulunuyor.

Barzani bu sayede, Kürdistan Devleti'ni Birleşmiş Milletler nazarında tanınmasını ve uluslararası meşrutiyetini oluşturmasını sağlamak istiyor.

Ancak bu olay, RECEP CANPOLAT imzasıyla "BARZANİ DENİZE AÇILIYOR" başlığıyla AKŞAM GAZETESİ'ne manşet oluyor.

(Bakınız: http://www.aksam.com.tr/?tarih=05.12.2005 )

Barzani'nin gizli saklı yaptığı iş, Recep CANPOLAT imzasıyla gün yüzüne çıkarılıyor ve yapılan manevraların önü tıkanıyor.

Barzani'nin bir oyunu yapılan bu haberle bozuldu. Bu olaylar karşısında boş durmayan Irak'ın kuzeyine tünemiş bölücü ve işbirlikçiler, saldırılar ve tehditlerle, bizi yıldırmaya hatta sindirmeye çalıştılar. Ancak bu saldırılar ve tehditlerin bir işe yaramadığını görünce yerli işbirlikçileri ile bir komploya bizi dahil ettiler.

Fatma Kurtulan Olayı

Türkiye üzerine oynanan bir başka oyun ise şöyle gerçekleşiyor....

Ekim 2007'de Dağlıca Karakolu basılarak 16 askerimiz şehit edildi. 8 askerimiz bölücü örgüt üyeleri tarafından kaçırıldı. Bu askerlerimizin kaçırılmasını, Türk basınında ilk biz duyurduk. Bu askerler PKK’nın sivil uzantısı DTP’nin içinde Grup Başkan Vekili Fatma Kurtulan’ın’da bulunduğu üç milletvekilinin, Irak'ın kuzeyine giderek PKK'nın Çemço Kampında sözde askeri bir törenle 8 Türk askerini teslim aldılar.

Burada bir düğmeye basılmış ve bu olayda Aysel Tuğluk geri plana itilerek, PKK’nın sözde komutanı Salman Kurtulan’ın eşi Fatma Kurtulan ön plana çıkarılarak büyük bir siyasi- politik manevra çizilmeye başlanmıştı.

Bu olay devam ederken, elime geçen bir resim ve bir itirafçının ifadesi Türkiye’nin gündemine değiştirdi.

11 Kasım 2007 tarihinde AKŞAM Gazetesi’ne RECEP CANPOLAT imzasıyla manşet olan “İŞTE VEKİLİN DAĞDAKİ FOTOĞRAFI” başlığı ile DTP Milletvekili Fatma Kurtulan’ın PKK kamplarında eğitim gördüğüne dair fotoğrafları, Türkiye’nin gündemine bomba gibi düştü.

(Bakınız: http://www.aksam.com.tr/?tarih=11.11.2007 )

Bu haber günlerce Türkiye’nin gündemini meşgul ederken, bu haber sayesinde, bölücülerin ve işbirlikçilerin siyasi ve politik oyunu otomatik olarak bozulmuş oldu.

Yaptığımız haber, sınır ötesi harekâtın hızlanmasına ve DTP’nin kapatılma sürecinde en önemli delil olarak tarihin tozlu raflarına yerini aldı.

ŞİMDİ BU KOMPLONUN içinde ismimizin geçmesini sağlayan kişi Barzani’nin parası ile Havayolu şirketi kuran ve istihbarat kaynaklarında Barzani’nin Havayolu Şirketinin sahibi olarak geçen TT Air Hava Yollarının sahibi Ali Tarhan ve onun iftiralarından başka bir şey değil…

Tabi bu haberi balıklama alıp elinde oynayanlar ise, bilerek veya bilmeyerek bu komplonun içinde atık pozisyonunda bulunanlardır.

Bu atıkların iftiraları bize yapışmaz... İftiraların yapışmadığı gibi yapılan komplolar da böyle bir bir ortaya çıkarılır.

***

SON SÖZ;

Kendine gazeteci diyen bulaşığın biri; bizim Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın danışmanı süsü vererek, şahsımızın isim yapma telaşında olduğunu ifade ediyor.

Ey Bulaşık, Ben Akşam Gazetesi’nde deniz ticareti ve ekonomi yazarıyım. Zaten bir ismim var. Ayrıca Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, toplantı ve açılışlarda, bizi gazeteci olarak davet etmesi ve toplantılara çağırması bizim için onurdur. 

Diğer taraftan, Benim IMO’ya nasıl gittiğimi merak ediyor musun? Türkiye’de IMO tarafından akredite olan tek yayın organı “TURKISH MARITIME” Dergisinin sahibi ve Genel Yayın Yönetmeniyim. Ey Bulaşık sen buralara gidemiyorsan ve beceriksizsen ben ne yapabilirim…

Şunu da bilmeni isterim; IMO Genel Sekreteri Sayın Efthimios Mitropoulos ile tanışmışlığımız bulunmakla beraber, oğlu Elias ise arkadaşımdır. Sayın Mitropoulos ve ailesi 27 Haziran’da Türkiye’ye Dünya Gazetesi ve Deniz Haber Ajansı'nın misafiri olarak gelecektir.

Bu davet olayında; Ulaştırma Bakanlığı ve Denizcilik Müsteşarlığı’nın hiç bir şekilde alakası yoktur.

Kamuoyunun  bilgisine...

Sevgi ile Kalın...

Bu yazı toplam 5579 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
kadir sazak
07 Nisan 2008 Pazartesi 15:39
tanımak yetmez recep canpolatı yaşamak lazım
sayın recep çanpolat son zamanlarda yazılarınızı çok sıkı bir şekilde takip ediyorum yazınızda bahsetmiş oldugunuz atıklar çevre sağlığı içinde ülke içinde çöpten başka bir şey değillerdir seni tanımak her kişiye nasip olmaz seni bilen bilir saygılarımla.
78.184.149.4
murat uçar
05 Nisan 2008 Cumartesi 15:12
onurlu ve dimdik oluşun saygıya şayan
yazılarını yakından takıp ediyorum .sektörde senin gibi bir insan oldugu için çok şanslı yılmadan ve usanmadan hakkın ve haklının yanında olman bana yazılarını okutuyor.yolun açık olsun.....
88.224.237.161
celalettin çelen
30 Mart 2008 Pazar 19:08
sana yakışan budur
bulaşıklarla ilgili yazını okudum.ağzına sağlık karanlık nta kalmasın ,açık olsun her şey.senin yüreğin gibi.ortaanadolu kültür ve dayanışma derneği derneği bşk sevgilerimle
88.255.169.10
Yazarın Diğer Yazıları
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim