• BIST 94.655
  • Altın 144,854
  • Dolar 3,5508
  • Euro 3,8707
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 22 °C
  • Antalya 28 °C
  • Muğla 22 °C
  • Çanakkale 22 °C

Çeşme'deki M/V Lady Tuna kazasında tehlike çanları

İSMAİL HAKKI ATASEVEN

   18 Aralık 2016 tarihinde, Çeşme Kanalında M/V LADY TUNA isimli geminin karaya oturması sonucu meydana gelen deniz kazası sonrasında, sızan yaklaşık 200 ton motorinin Çeşme Kanalı ve civar koylarda meydana getirdiği çevre kirliliği, bize yaklaşık 40 yıl önce İstanbul – Haydarpaşa önlerinde meydana gelen INDEPENDENTA deniz kazası ve çevre felaketini tekrar hatırlattı. Peki aradan geçen yaklaşık 40 yıl süre zarfında dünya denizlerinde ve kendi  deniz alanlarımızda meydana gelen çeşitli çap ve büyüklükteki deniz kazaları ve buna bağlı olarak oluşan petrol kirliliği/çevre felaketleri  bize neyi öğretti? Kapasitemiz, organizasyon yapımız ve operasyon kabiliyetimiz ne kadar gelişti? Bu soruya verebileceğimiz cevap hem olumlu hem olumsuz. Cevabın olumlu kısmında deniz çevre kirliliğine ilişkin bir hukuki altyapının ve organizasyon yapısının oluşturulması ve kısmi bir müdahale kapasitesisin gelişmesi sayılabilir. Cevabın olumsuz kısmında ise organizasyonun işletilmesinde karşılaşılan sorunlar, operasyon kabiliyetinin yeteri kadar geliştirilememiş olması ve kapasitenin risklere karşı çok kısıtlı kalmış olması bulunmaktadır.

   Peki aradan geçen 40 yıldan ve bu kazadan yeterli dersleri çıkarmaz ve kapasite ve kabiliyetimizi geliştirmezsek, gelecekte 1000 ton ve üzeri bir petrol döküntüsünün meydana geldiği bir deniz kazasında nasıl bir çevre felaketi ile karşılaşırız? sorusunun cevabını vermemiz gerekecektir. İşte tam bu nokta kıyılarımız ve deniz alanlarımız için tehlike çanları çalmaktadır.

Çeşme Kazasını ve alınacak dersleri tam olarak değerlendirmeye tabi tutmadan önce olayın gelişimine kısaca göz atmakta fayda bulunmaktadır.

M/V LADY TUNA isimli  gemi (boy:121 mt. en: 17 mt. ve 4867 DWT) 18 Aralık 2016 Pazar günü 11.30 sularında yaptığı orkinos hasadından sonra gümrükleme sahasına giderken ÇEŞME Kanalı Fener Adası açıklarında kayalıklara oturdu.

   18 Aralık 2016 Pazar saat: 11.30 sularında bir diğer bilgiye göre saat 13.30 sularında 3 balıkçı teknesine çarpmamak için yaptığı manevra sonucu Fener Adası açıklarındaki kayalıklara oturdu. Basında alan bir başka habere göre de geminin teknik bir arıza sonucu saat 12.30'da deniz kazasına maruz kaldığı yönünde bilgiler açık kaynaklarda yer aldı.

   18 Aralık 2016 saat 14.00'ü gösterdiğinde Sahil Güvenlik Birimleri "Karaya Oturma" bilgisini Çeşme Liman Başkanlığı'na bildiriyor. Gemi Acentesinin Çeşme'ye ulaşmasıyla birlikte, geminin oturduğu bölgeye giden yetkililer, "gemide gözle görülür bir yakıt sızıntısının olmadığını ancak yoğun bir kokunun bulunduğu" raporunu ilgili makamlara iletiyorlar.

Saatler 16.00'yı gösterdiğinde su yüzüne yakıtın çıkmaya başladığı rapor ediliyor. Bunun üzerine Çeşme Liman Başkanlığı tarafından, bölgeye en yakın Çeşme Ulusoy Limanı'nda görev yapan bir acil müdahale şirketine  acil olarak karaya oturan geminin bulunduğu bölgeye intikal etmesi ve geminin etrafının bariyerlerle çevrilmesi talimatı veriliyor.

   Buraya kadar normal seyrinde giden süreç bu noktadan itibaren gemi acentası, armatör, gemi sahibi, kurtarma şirketleri ve acil müdahale şirketleri ve idare arasında yapılan değerlendirme ve karar alma çalışmaları, ağır hava ve deniz şartları ve organizasyonda yaşanan sıkıntılar neticesinde 27 Aralık gecesine kadar devam ediyor. Neticede Çeşme Kanalı sahilleri ve civar koylarda ciddi bir petrol kirliliği oluşuyor. Halen kıyı temizliği  çalışmalarının devam ettiği bölgenin gözde bir turizm alanı olması nedeniyle de konu ulusal ve mahalli basında geniş oranda yer almış bulunuyor.

   Olaya ilişkin üç kritik sorudan birincisi müdahalenin neden geç başladığı ikincisi kirlilik kaynağının kesilmesinin neden 27 Aralık tarihine kadar geciktiği ve üçüncüsü ise bu olayın 200 ton motorin sızıntısı yerine 1000 ton ve üzeri bir sızıntı ile meydana gelmiş olması durumunda gerek bölgesel gerekse ulusal ölçekli müdahale kapasitesinin yeterli olup olmadığıdır.

    Olaya ilişkin tam bir değerlendirme yapabilmek için öncelikle 15 Kasım 1979 tarihinde meydana gelen M/V INDEPENDENTA deniz kazasında denize yaklaşık 64.000 ton ham petrolün döküldüğünü ve tam bir çevre felaketi oluştuğunu ÇEŞME deniz kazasında ise yaklaşık 200 ton motorinin döküldüğünü yani 300 de 1 oranında daha küçük bir kaza olduğunu ifade edelim. Dolayısı ile gelecekte böyle bir kaza ile karşılaşmamızın olası olduğunu ve bu itibarla organizasyon yapımızı ve müdahale kapasitemizi buna göre geliştirmemiz gerektiğini daha başlangıçta ifade  etmek gerekir. Peki  böyle bir kapasite geliştirilmesi gerekli midir ve mümkün müdür sorusunu hemen kendimize sormak gerekiyor. Buna verilecek cevap özellikle Karadeniz’de deniz trafik hatları ve belli başlı limanlar, İstanbul Boğazı, Marmara Denizi’nin tamamı, Çanakkale Boğazı ve Çanakkale Boğazı’ndan İskenderun’a kadar sahillerimizin tamamında petrol kirliliği riski dikkate alınarak mutlaka kapasite geliştirilmelidir. Kapasitenin  geliştirilmesi çalışmalarında ise ihtiyaçlar ve geçmiş tecrübeler dikkate alınması gerekmektedir. Halihazır kapasitemiz 500 Ton civarında bir petrol döküntüsünü karşılayabilir durumda olup bunun mutlaka risklere göre ilk etapta 5000 Ton civarlarına çıkarılması ve özellikle denizde depolama kapasitesinin yani toplanan döküntünün gemilerde depolanabilmesi konusu üzerinde durulması şarttır. Yüzer seyyar depolar ve  50-100 Tonluk müdahale gemisi kapasiteleri çok küçük kapasiteler olup ilk reaksiyonda işe yarayabilir fakat operasyonunun devamı için hiçbir şekilde yeterli olmayacaktır.

   Petrol sızıntısı ile neticelenen deniz kazalarına müdahalelerin başlıca prensiplerinden en önde geleni petrol döküntüsünün bir çevre felaketine dönüşmesini önlemek için bu tür müdahale operasyonlarının zamana karşı bir yarış niteliğinde olmasıdır. Ayrıca bu tür operasyonlarda organizasyonel yapınızın uygunluğu ve müdahale kapasitesinin yeterliliği gerek şartlardan başlıcasıdır.

   Çeşme kazasında müdahale için yeterli bir reaksiyon gösterilmesine rağmen, yetki ve sorumluluklardaki tereddütler  nedeni ile mahalli ve bölgesel müdahale imkan ve kapasitesi zamanlıca harekete geçirilememiştir.

   Bir diğer önemli eksiklik kazanının olduğu 18 Aralık tarihinden 26 Aralık tarihine kadar kirlilik kaynağının kesilmesine odaklanılamaması olmuştur. Bu konu üzerinde ciddiyetle durulmalı ve konunun çevre boyutu dikkate alınarak öncelikle kirlilik kaynağının kesilmesi için tüm imkanlar seferber edilmeli ve kirliliğin boyutu daha da büyümeden kaynağından kesilmelidir.

   Yine eksikliklerden biri de olaya müdahale için basit ve uygulanabilir bir müdahale organizasyon yapısının kurulup işletilememesi ve olay bölgesindeki tüm müdahale faaliyetlerini koordine ve icara edecek bir Olay Yeri Koordinatörü veya Görev Koordinatörü tayin edilmemesidir.

   Kazanın gelişimi ve müdahale faaliyetleri göz önünde bulundurularak alınması gerekli dersler olarak;

  • Kazaya ve müdahale faaliyetlerine  ilişkin kapsamlı bir inceleme yapılmalı ve eksiklik ve alınacak dersler tespit edilmelidir.
  • Seyir Güvenliği açısından deniz kazası incelenmeli önleyici tedbirler alınmalıdır
  • Organizasyon yapısından kaynaklanan aksaklıklar tespit edilmeli ve giderilmeli ve gerekirse ilgili mevzuat gözden geçirilmeli ve müdahale için daha basit ve uygulanabilir bir organizasyon yapısı için gerekli değişiklikler yapılmalıdır.
  • Bu olay açıkça göstermiştir ki 1000 Ton ve üzeri petrol döküntülerinde müdahale kapasitemiz ve operasyonel kabiliyetimiz hiçbir şekilde yeterli değildir ve mutlaka geliştirilmesi gereklidir. Bu maksatla operasyonel kabiliyetin geliştirilmesi için gerçek manada eğitim ve tatbikatlar yapılmalı ve bu operasyonel kabiliyetin yeterli gelişiminden emin olunmalı ve kapasite gelişimi için ise gerek kamu gerekse özel sektör imkanlarının yeterli hale gelebilmesi  için gerekli hukuki ve  finansal destek düzenlemeleri süratle yapılmalıdır.
  •  Kapasite geliştirilmesinde mutlaka gemi depolama imkanı kazanılması için tedbir alınmalı gerekirse Avrupa Birliğinin petrol kirliliği kazalarından elde etmiş olduğu dersler çerçevesinde geliştirmiş olduğu sistemin incelenerek  kendi sistemimizin geliştirilmesine kadar geçecek sürede kapasite kullanımı konusunda işbirliğine gidilmesi de incelenmelidir.
Bu yazı toplam 238933 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
AMCANIZ
05 Ocak 2017 Perşembe 22:44
22:44
YAZINIZI KEYİFLE OKUDUM,TEK BİR SORU SORMAK İSTİYORUM;KAZADAN KAÇ GÜN SONRA GEMİYE YAKIT BARCI GELEREK YAKITIN TRANSFERİ GERÇEKLEŞTİ.BİZLER KARŞI SİTEDE ESNAFIZ OLAY YERİNE GELEN MÜDAHALE FİRMASINDAKİ YETKİLİLERİN O KAPKARA HALLERİNİ GÖRDÜK..HEPSİNEDE HELAL OLSUN,ALLAH RAZI OLSUN İNANIYORUZ Kİ BİZLERİ BAHSETTİĞİNİZ DAHA BÜYÜK BİR FELAKETTEN KORUDULAR..EMEKLERİ İÇİN TEŞEKKÜRLER DİLERİZ GÜNKENT SİTESİ SAKİNLERİ.TEŞEKKÜRLER MOST DENİZCİLİK ÇALIŞANLARI YEDİĞİNİZ İÇTİĞİNİZ HELAL OLSUN..
212.252.99.156
Yazarın Diğer Yazıları
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim