• BIST 93.043
  • Altın 193,340
  • Dolar 4,7189
  • Euro 5,4759
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 25 °C
  • Antalya 24 °C
  • Muğla 20 °C
  • Çanakkale 22 °C

Hangisi daha çılgın?

GÖKHAN ESİN

İnsanoğlu; zayıf olduğunu, unutulup gideceğini yeryüzünde var olmaya başladığı ilk günlerden beri biliyor. Galiba en büyük korkusu da unutulmak… Hele hele güçlü bir konumda ise, gelecek yıllarda, yüzyıllarda hatırlanmasını sağlayacak bir şeyler yapmaya çalışmış. Örneğin Piramitler… Piramit deyince akla Mısır’dan önce firavunlar gelmiyor mu? Ya da Şah Cihan’ın çok sevdiği eşi Mümtaz Mahal’in anısına yaptırdığı Taç Mahal’den söz edilince aklımıza ilk gelen Hindistan olmuyor mu?

Bu saydıklarımız bireylerin gelecekte hatırlanmak için yaptıkları. Peki, topluluklar, devletler geleceğe dönük bir şey yapmamışlar mı? Eiffel Kulesi, Özgürlük Anıtı… Tüm bunların ortak özelliği, kendi dönemlerinin mega-projeleri olmasıdır.

Yurtdışında "mega-proje" deniyor, ülkemizde "çılgın proje" diyoruz. Ha mega, ha çılgın, ikisi de aynı. Çünkü ikisi de; aşırı ve olağanüstü anlamında.

Oxford Üniversitesinin yaptığı çalışmaya göre bir projenin çılgın olabilmesi için; 1 milyar Dolar üzerinde maliyeti olması, inşasının yıllarca sürmesi ve milyonlarca insanı etkilemesi gerekiyor. "Büyük proje" içinse yüz milyonlarca Dolar seviyesinde yatırım yeterli. Aslına bakarsak, sürekli "proje" diye dillendirdiğimiz tasarılar da, birkaç milyon ya da onlarca milyon Dolar düzeyindedir.

Otomobil ehliyetli bir kişiye jumbo jetinizi emanet eder misiniz?

"Gizli el" kuralının yaratıcısı Hirschman, maga-projeleri "gelişim sürecinin ayrıcalıklı parçaları" olarak tanımlıyor. Diğer bir söylemle, "toplumun yapısını değiştirecek iddialı projeler". Bana göre mega-projeler birkaç projenin ikame edemeyeceği türden yapılardır. Örneğin boğaz köprüsü, yerine birkaç ufak köprü yapma şansımız var mı? Ya da Marmaray!!

Mega-projeler farklıdır. Şöyle diyelim, eğer proje yöneten bir kişi için otomobil ehliyeti gerekiyorsa, mega-proje yöneticisi için jumbo jet ehliyeti gerekir. Otomobil ehliyeti olan birine jumbo jetinizi emanet eder misiniz?

Mega-projeler genel olarak, altyapı, enerji, uzay teknolojisi gibi benzeri ölçekteki sektörlerde yapılır. Örneğin, hızlı tren, havaalanı, deniz limanı, köprüler, rüzgâr enerjisi, petrol platformları… Mega-projeler sadece büyük olmakla kalmıyor zamanla daha da büyüyor. Örneğin, New York'taki Chrysler Binası 1930'da açıldığında 319 metre ile en uzun binaydı. Bu rekor 7 defa aşıldı. Günümüzde, Burj Khalifa 828 metre yüksekliğinde.

Mega-projelere hacimleri ya da hizmetleri yönünden bakarsak hepsi çok çekici. Mega-projelerin en şaşırtıcı tarafı; proje performansları. Her on projeden dokuzu ya öngörülen maliyetin ya da sürenin üstünde tamamlanmış. Bu durum "mega-proje paradoksu" yani çelişkisi olarak tanımlanıyor. Marmaray projesi günde 1 milyon yolcu transferi için planlandı ama ilk yıl ortalaması 136 bin oldu. Buna ek olarak proje 4,5 yıl gecikti. Bakalım başka ne çılgın projeler var!!

Mesela Çandarlı Limanı… Bu projenin ilk tanıtımı olay yaratmıştı. 12 milyon TEU kapasiteli yep yeni bir liman. O günün Türkiye'sindeki toplam kapasitenin neredeyse 2 katı!! Limanın inşaatı 2008'de başlayacak ve 2014'te tamamlanacaktı. Ben demiyorum, 2014 yılı Yatırım Programında yazıyor. Programa göre limanın toplam maliyeti 332 milyon TL. Enteresandır ki, projenin mali açıdan tamamlanma oranı %97, fiziki tamamlanma oranı apayrı bir soru!! Bir de Kanal İstanbul var. Kanal İstanbul'un yol bağlantılarının tamamlanma tarihi 2017, maliyeti 5 milyar TL olarak yazılmış. Daha kanal yok!

"Gizli el" teorisi ülkemiz için yazılmış sanki…

Hirschman'ın "Gizli El" teorisi ülkemizdeki mega-projeler için yazılmış desek yalan olmaz sanırım. Teoriye göre; eğer halk büyük bir proje gerçekleştirmenin gerçek maliyetini ve zorluklarını bilse böyle bir projeye kabul etmez. Şüphesiz ki bu projeler olmasaydı hayat daha kolay olmazdı. Bu nedenle bilmemek belki de daha iyi… Çünkü çılgın projelerin başlama fişeğini "cahillik" atıyor. Bana göre bütçelenen ilk maliyet, aslında bir tür peşinat... Çünkü projelerin fiziki tamamlanması bu bedelin çok üstünde. Hükümet ya da Belediyeler için bu tür projelere genel bakış; "kazmaya başlayalım, olabildiğince derin kazalım ki alternatifi olmasın!!" Proje başlamadan evvel insanlar gerçek maliyeti bilirse, tüm bu projeler ofsayta düşer. Yani hayatı kolaylaştırıcı birçok proje hiç başlayamazdı.

Yazımın başında belirttiğim gibi, hükümetlerin, ülke yöneticilerin geçmişteki dünya görüşleri gerilerinde kalıcı eserler, anıtlar bırakma arzudur. Ama etrafa baktığınızda yeni bir Tac Mahal ya da Piramit inşa etmeye çalışan ülke yöneticisi görüyor musunuz? Demek ki dünya görüşleri değişti. Bir dönem ülkelerin “Sembol” olarak gördükleri kurum ve markaları vardı. Ama onlarında “Kıymet-i Harbiye”si kalmadı. İşte ABD’nin sembollerinden IBM, İsveç’in sembollerinden Volvo, hepsi el değiştirdi. Günümüz yöneticilerinin durumu farklı. Onlar hayata geçirdikleri yönetim sistemleriyle anılacak!! Artık bir ülke yöneticisinin inşa ettirdiği eserlerle, döneminde oluşan markalarla hatırlanması olanaksız. Olsa olsa ekonomi ve mevzuat gibi değerlerle anılırlar.

Anlayacağınız, "gizli el" öyle bir şey ki, projelerde yaşanacak zorlukları gizledi. Çılgın projeler hakkında yaratılan cahilliğin zararları olduğu gibi topluma faydaları da olmadı değil. Ama yine de topluma şu soru sorulmalı; "gizli el" marifetiyle çılgın projeleri mi yoksa; ekonomi, mevzuat gibi eserleri mi tercih edersiniz? Veyahut şöyle soralım, hangisi daha çılgın??  

Bu yazı toplam 584207 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim