• BIST 117.522
  • Altın 161,933
  • Dolar 3,7875
  • Euro 4,6596
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 8 °C
  • Antalya 7 °C
  • Muğla 2 °C
  • Çanakkale 7 °C

Türkiye'de yasadışı göç gerçeği -2

İSMAİL HAKKI ATASEVEN

Bulunduğu coğrafyadaki savaş, kargaşa ve iç karışıklıklar ve AB göç politikalarının dolaylı teşviki de dikkate alındığında Türkiye’nin daha uzun yıllar yasadışı göç yada güncel tabiri ile düzensiz göç bağlamında ortaya çıkan siyasi, ekonomik ve sosyal sorun ve yaralarla yüzleşmek durumunda olan bir ülke olduğu konusuna daha önceki yazılarımızda temas etmiştik.

Konunun çapı ve karmaşıklığı ve Türkiye açısından arzettiği önem dikkate alındığında ciltlerle kitap yazılabileceği açıktır. Ancak konuya ilişkin daha önceki yazılarımızla iktifa ederek esas itibari ile ne yapmalıyız, nasıl mücadele etmeliyiz konusuna odaklanacağız. Bu çerçevede Türkiye’nin yasadışı göçmen hazmetme kapasitesi, yasadışı göç istatistikleri ve maliyet analizi, Türkiye’nin halihazırda mevcut yasadışı göç stratejisi ve mücadele yöntemleri, uygulayıcı kurumların mücadele tarz ve eğilimleri, yasadışı göç seminer ve tartışma programları düzenlenmesi, kurumsal altyapının iyileştirilmesi, üniversite göç araştırma merkezlerinin desteklenmesi, yasadışı göçmenlerin denize elverişli olmayan tekne ve vasıtalarla denize açılmalarının önlenmesi başlıkları altında konuyu incelemek gerekmektedir.

Türkiye tarihsel, kültürel, siyasi ve politik nedenlerle neredeyse 150 (yüzelli) yıldır iltica ve göç olgusu ile karşı karşıyadır. Ancak, bugün karşı karşıya olduğumuz sığınmacı ve özellikle yasadışı göç olgusu, gerek nitelik gerekse sayısal olarak geçmişteki mülteci ve göç olaylarından büyük farklılık göstermektedir. Yüzyılı aşkın süredir devam eden ve tarihsel ve kültürel nedenlerle Anadolu’ya yönelik mülteci hareketleri ile bugün karşı karşıya olduğumuz sığınmacı ve yasadışı göç hareketleri arasında yaşanan trajediler açısından benzerlik olmakla beraber şekil, sayı, nitelik ve devamlılık olarak büyük farklılıklar bulunmaktadır. Özellikle yasadışı göçün devamlılık arzetmesi ve Türkiye’nin yasadışı göçmenler açısından hedef ülke haline gelmeye başlaması konunun ayırtedici köşe taşlarından biridir.

Bu çerçevede ülkemizin sığınmacı ve yasadışı göçmen hazmetme kapasitesinin tespiti büyük önem arzetmektedir. Bugün için hazmetme kapasitesine ilişkin bir çalışma pek gündemde olmamakla birlikte Türkiye’nin sosyo ekenomik yapısı nihayetsiz sayıda sığınmacı ve yasadışı göçmeni kaldıracak durumda değildir. Halihazırda ülkemizde mevcut işsizlik oranları da dikkate alındığında tarım sektörü hariç bir işgücü açığıda bulunmamaktadır. Bununla beraber sanayi, ticaret ve hizmet sektöründe çok zayıf ihtimallede olsa var ise işgücü açığının tespiti ile özellikle tarımsal ve kırsal alandaki kısa ve orta vadeli işgücü açığının sağlıklı olarak tespiti büyük önem arzetmektedir. Özellikle tarımsal – kırsal alanda istihdam edilebilecek yasadışı göçmenlerin eğitim ve uyum programlarına tabi tutulması gerekli ve önemli bir adım olacaktır.

Toplumsal ve idari yapımızdaki istatistik eksikliği yada yokluğu galiba sığınmacı ve yasadışı göç konusunda da bütünüyle geçerliliğini sürdürüyor. Uygulayıcı birimlerde tutulan parça bölük istatistikler, konunun bütününü kapsayıcı olmaktan ve bütüne ilişkin veri, fikir ve değerlendirme yapılmasını sağlamaktan çok uzak bulunmaktadır. Bugün için temel soru şudur: Yasadışı göç ve sığınmacı olgusunun yıllık operasyonel maliyeti, sığınma evleri ve kampların yıllık maliyeti, toplum hayatı üzerindeki etkileride dahil sosyo ekenomik ve toplumsal maliyeti nedir? Milyon tl mertebesindemidir yoksa milyar tl mertebesindemidir? Milyar tl mertebesinde ise büyüklüğü nekadardır? Maliyet hesabı Türkiye için gerek mücadelenin çapının tespiti gerekse uluslarası platformlarda konuya ilişkin tez ve haklılığımızın ifadesi açısındanda büyük önem arzetmektedir.

Konunun en az parasal maliyeti kadar önemli olan toplumsal ve sosyal maliyeti; bugün için değerlendirme dışı olmakla birlikte üzerinde ciddiyetle durulması gereken önemli bir konudur. Basın yayın organlarındaki kavga, hırsızlık, dilencilik gibi polisiye vakalar haricinde sosyal maliyetlerle ilgili ciddi çalışmalar pek ortada gözükmüyor. Sosyal maliyete ilişkin tarihçilerimiz, sosyologlarımız ve toplum bilimcilerimize büyük iş ve gayret düşmektedir.

Türkiye’nin halihazırda mevcut yasadışı göç stratejisi ve mücadele yöntemlerine ilişkin bir değerlendirme yapmak gerekirse kapsamlı bir yasadışı göç stratejisi yerine konjonktürel şartları öne alan ve uygulayıcı kurumların koordineli mücadelesinden ziyade müstakil mücadeleyi öne çıkaran ve bununda ilerisinde sınırlarımızdan dışarı yönlü yasadışı göçle mücadelenin kamuoyuna daha çok yansıdığı bir genel resim ortada durmaktadır.

Uygulayıcı kurumlara göz atıldığında ise ilgili kurumlar şu şekilde ortaya çıkmaktadır: Esas sorumlu ve uygulayıcı bakanlık olarak İçişleri Bakanlığı ve bağlı birimleri olan Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, Jandarma, Polis ve Sahil Güvenlik teşkilatları, Yasadışı göçün dış ilişkiler ve AB ilişkileri kısmıyla ilgili olarak Dışişleri Bakanlığı, gümrüklü sahalardan geçişler ve kaçakçılık boyutuyla ilgili olarak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ilgili birimleri, sorumlu oldukları sınır kesimleri ile ilgili olarak Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın ilgili sınır birlikleri, istihbarat birimleri ve diğer ilgili kurum ve kuruluşlar yasadışı göç ile mücadele etmektedirler. Son yıllarda ise özellikle Suriye ve Irak’tan ülkemize kitleler halinde gelen sığınmacıların güney sınırlarımıza yakın kamplarda barındırılması iş ve işlemlerini AFAD üzerine almış olup bu konuda çok önemli bir fonksiyonu yerine getirmektedir. Yakın zamanda gelişen ihtiyaçlar dikkate alınarak kurulan İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü önemli görevler icra etmesi beklenen bir kurum olarak faaliyete başlamıştır. Türkiye konunun önem ve vüsatine uygun olarak bu genel müdürlüğü kurmakla ciddi bir adım atmıştır. Kuruluş amacına uygun olarak bahse konu genel müdürlükten konunun bütününü kapsayıcı,uygulayıcı kurumlar arasında koordinasyonu sağlayıcı bir vizyon ve fonksiyon beklenmektedir.

Yasadışı göç kapsamında Türkiye’de uygulayıcı her kurum ciddi bir mücadele vermekte ve çok ciddi mali kaynaklar sarfetmektedir. Sığınma ve barınma imkanlarının yetmediği orandada yasadışı göçmen ve sığınmacıları şehirlerimizin sokak başlarında ve izbe yerlerinde gittikçe daha büyük oranda görmekteyiz. İlgili kurumların bu ciddi mücadelesi yasadışı göç konusunda başarılı olduğumuz manasınada gelmemektedir. İdari, toplumsal, sosyal ve kurumsal yapı ve eğilimlerimiz, geri besleme ve kritiğe çok uygun olmadığı gibi uygulamalarımız istatistik ve değerlendirmelere çok dayanmamaktadır. Çoğu zaman en iyisini yaptığımıza inanırız ve üzerine birazda kurumsal tutuculuk eklenince donuklaşmış ve kendini yenilemeyen strateji ve uygulamaların esiri olmaktan uzak kalmamaktayız. Bu genel zaaflarımızı gidermek, Türkiyenin göç stratejilerini geliştirmek üzere iligili kurum/kuruluşların, araştırma merkezlerinin, akademik personelin ve uzmanların iştiraki ile geniş kapsamlı/katılımlı seminer ve tartışma programları düzenlenmelidir.

Bugüne kadar bu konuda bazı girişim ve istekler olmakla birlikte yıllardır yasadışı göçle mücadele eden bir ülke olarak yasa dışı göç konusunda gerek ulusal çapta gerekse bölgesel ve uluslararası çapta ne büyük çaplı bir seminer/sempozyum/toplantı düzenleyebildik nede mücadeleye yön verebilecek kapsamlı yayınlar yapabildik. Bu önemli bir zaafiyeti bir an önce gidermek için gerekli adımların atılması gerekmekmektdir. Tespit edilecek strateji ve politikalar çerçevesinde süratle BM-IMO-AB fon ve desteklerinden de istifade ile bölgemizdeki diğer ülkelerle işbirliğini geliştirmek kendi strateji, politika ve uygulamalarımızı ortaya koymak ve anlatmak üzere uluslararası ve bölgesel göç seminerleri düzenlemeliyiz. Bu hem kendi içimizdeki kısır döngüyü kırmak hemde kendimizi anlatmak , konunun ekonomik – sosyal çapını anlatmak için son derece önemli bir adım olacaktır. Bu bağlamda 2016 yılında İstanbul'da gerçekleştirilecek Dünya İnsani Zirvesi (World Humanitarian Summit), gerek sığınmacılara sunulan hizmetler ve gerekse düzensiz göçün önlenmesi konusunda Türkiye'nin harcadığı gayretin sergilenmesi bakımından önemli bir fırsat olarak görünmektedir. Türkiye göç/strateji politikalarını gözden geçirmeyi müteakip mücadele yöntemlerini iyileştirmeli ve geliştirmelidir. Bu kapsamda uygulayıcı kurumlar faaliyetlerini daha ziyade kurum içi faaliyetler olarak yürütülmektedir.

Burada uygulamada geliştirimesi gereken yöntem belirlenen strateji çerçevesinde ‘Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün sorumluluk ve yönetiminde bir kordinasyon merkezi kurulması, uzun ve orta vadeli ve anlık istihbarat paylaşımının sağlanması, gayret birliği ve operasyonel işbirliği sağlanacak şekilde birleşik ve bütünleşik bir mücadele yapısına geçiş öngörülmelidir.’ Konuya ilişkin olarak belkide en zayıf mücadele halkası değerlendirme, istatistik ve geribesleme halkasıdır. Bu kapsamda alınması gerekli önlemler; uygulamadan elde edilen dersler ile geçmiş birikim ve tecrübelerdende istifade ederek konuya ilişkin istatistik, bilgi toplama, değerlendirme, sonuçlar çıkarma süreçlerini strateji-politika ve uygulama yöntemlerine yansıtmak hayati öneme haiz konulardan belkide en önemlisidir. 

Yine konunun can alıcı ve süratle atılması gerekli adımlarından biri göç konusunda Hacettepe, Koç, Bilgi, Yüzüncü Yıl ve Gaziantep Üniversitelerine ait araştırma merkezlerinin desteklenmesi büyük önem arz etmektedir. Akademik araştırmalar yapılması,çözüm yöntemleri üretilmesi ve yüksek lisans ve doktora programları düzenlenmesi için ayrılacak kaynak halen mücadele için sarfedilen ve gelecekte de sarfedilebilecek olan büyük çaplı kaynakların çok cüzi bir kısmına tekabül edecektir. Bununla beraber butür akademik çalışmalara ayrılacak kaynağın halihazırda mücadele için sarfedilen kaynakla kıyaslanmayacak kadar konuya katkı sağlayabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Akademik çalışmalar ile birlikte konuya ilişkin uzman ve uygulayıcı kadrolarda istihdam edilecek personel yetiştirilmeside öngörülmelidir. Zira mücadele de başarı ancak bu konuda çok iyi yetişmiş ve motivasyonu yüksek gerek uygulayıcı gerekse akademik ve uzman personel ile mümkün olabilecektir.Yetiştirilecek uzman personel ülkemize gelen yasadışı göçmen ve sığınmacıların ülke-coğrafya-kültür-dil özelliklerine göre ayrı ayrı ihtisaslaşmalı ve mesleki gelişim programlarına tabi tutulmalıdır. Türkiye’nin coğrafi şartları ve komşularının içinde bulunduğu koşulların getirdiği karmaşık sorunlar yumağı göz ardı edilemez ancak bu konuda teknik ve teknolojik imkanlarda eniyi şekilde kullanılarak sınırlarımızdan yasa dışı geçişlerin önlenmesi öncelikli konu olarak öne çıkarılmalı ve buna göre teknik ve idari altyapı gözden geçirilmeli ve geliştirilmelidir. Bu çerçevede Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün genel koordinasyonunda kara ve deniz sınırlarında ilgili kurumların sınır/sahil gözetleme sistemleri ile radar ve optik gözetleme altyapısı koordine edilmeli ve gerekirse sistemlerde orta vadeli modifikasyon ve geliştirme çalışmaları yapılmalıdır. Mevcut ve geliştirilecek altyapı ile organizatörler ve insan tacirleri yakından takip edilmeli ve baskı altında tutulmalıdır.

Denizde yasadışı göçmen facialarının önüne geçebilmek için yasadışı göçmenlerin denize elverişli olmayan tekne ve vasıtalarla denize açılmalarının önlenmesi öncelikli birkonu olarak ayrıca önümüzde durmaktadır. Bu konuda insan tacirleri ve organizatörlerin son bir yıl içinde daha büyük tekne ve gemilerle açık denizde göçmenleri transfer ederek uyguladıkları yeni yöntemlerde dikkate alınarak yeni teknik ve idari tedbirlerle beraber cezaların dahada ağırlaştırılması gibi hukuki tedbirler üzerinde de ayrıca durulmalıdır.

Sonuç olarak ; yasadışı göç olgusu çok geniş siyasi, ekonomik ve sosyal yansıma ve maliyetleri olan dolayısı ile Türkiye için son derece önem arzeden bir konudur. Türkiye bu konu çerçevesinde strateji ve politikalarını gözden geçirmenin yanı sıra idari ve teknik altyapısınıda yenilemek ve geliştirmek durumunda olan bir ülkedir. AB göç politikaları tam olarak anlaşılmadan konuya çözüm bulmak zor olduğu gibi mücadelede başarı elde etmekde çok kolay gözükmemektedir. Türkiye, sınırlarından dışarı yönlü yasadışı göçün önlenmesi yerine sınırlarının içine yönelen yasadışı göçle mücadeleyi öne alacak bir stratejiye yönelmelidir. Zaten buyönde yapacağı mücadele doğal olarak sınırları dışına yönelen yasadışı göçü büyük oranda önleyecektir. Bu çerçevede Türkiye;

Sanayi, ticaret ve hizmet sektöründeki işgücü açığı ile özellikle tarımsal ve kırsal alandaki kısa ve orta vadeli işgücü açığının sağlıklı olarak tespitini biran önce yapmalı,

Konuya ilişkin istatistiki bilgi eksiğini gidermek için bir an önce tutulan istatistiklerin daha geniş çaplı, kullanılabilir ve kamuya açık hale getirlimesini sağlamalı,

Konunun en az parasal maliyeti kadar önemli olan toplumsal ve sosyal maliyeti üzerinde ciddiyetle durmalı,

Kapsamlı bir yasadışı göç stratejisi yerine konjonktürel şartları öne alan ve uygulayıcı kurumların koordineli mücadelesinden ziyade müstakil mücadeleyi öne çıkaran stratejisini yenilemeli,

İlgili kurum/kuruluşların, araştırma merkezlerinin, akademik personelin ve uzmanların iştiraki ile geniş kapsamlı/katılımlı seminer ve tartışma programları düzenlemeli,

Konuya ilişkin faaliyet gösteren beş adet üniversite araştırma merkezinin desteklenmesini sağlamalı, Kara ve deniz sınırlarında ilgili kurumların sınır/sahil gözetleme sistemleri ile radar ve optik gözetleme altyapısını koordine etmeli ve gerekirse sistemlerde orta vadeli modifikasyon ve geliştirme çalışmaları yapmalı,

Yasadışı göçmenlerin denize elverişli olmayan tekne ve vasıtalarla denize açılmalarının önlenmesi için daha caydırıcı cezai müeyyideler gibi hukuki tedbirler üzerinde de ayrıca durmalıdır.

Bu yazı toplam 1390407 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim