• BIST 116.841
  • Altın 161,940
  • Dolar 3,7823
  • Euro 4,6622
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 8 °C
  • İzmir 12 °C
  • Antalya 13 °C
  • Muğla 8 °C
  • Çanakkale 9 °C

Türkiye'de yasadışı göç gerçeği ve AB göç politikaları - 1

İSMAİL HAKKI ATASEVEN

Gün geçmiyor ki denizlerimizde  bir yasadışı göçmen teknesi veya kafilesi yakalanmasın ve yine  ay geçmiyor ki denizlerimizde bir yasadışı göç trajedisi yaşanmasın. Denizlerimizdeki yasadışı göç trajedilerinin neden ve nasıl meydana geldiği konusuna genel hatları ile daha önceki yazımızda temas  etmiştik.

Çağımızın ve Türkiye’nin bir gerçeği olarak yasadışı göç ve sığınmacılar olgusu ülkemize büyük ölçekli siyasi ve ekonomik külfetler yüklediği gibi uzun vadeli sosyal  sorun ve yaraları da beraberinde getirmektedir. Bugün gelinen aşama itibari ile yasadışı göç ve sığınmacılar olgusu Türkiye’nin ekonomik ve sosyal hazmetme kapasitesini ciddi şekilde zorlamaya başlamış ve süratle yeni strateji ve politikaların geliştirilmesini zorunlu hale getirmiştir. 

Konuya denizciliğimize etkileri açısından  baktığımızda, yasadışı göçün önlenmesi için Türkiye denizlerde çok ciddi gayret ve kaynak sarf etmesine rağmen deniz güvenliği açısından zafiyet ve eksiklikleri olan bir ülke görüntüsü vermekte ve iç ve dış kamuoyunda birçok soru ve sorunla karşı karşıya bulunmaktadır. Esasen kamuoyuna yansıyan denizlerimizdeki yasadışı göç olay ve trajedileri, göç resminin esası ve bütünü değil sadece bir parçası ve sonuçlarından biridir. Bahis konusu bu trajik olaylar, yasadışı göçün Türkiye’ye gelen kısmı değil Türkiye üzerinden yasadışı yollarla batıya yönelen  kısmıdır. Bununla  beraber denizlerimizde cereyan eden bu trajedilerin kamuoyuna yansıyan şekli ile  sanki resmin en önemli parçası hatta bütünüymüş gibi görünmesi çelişkili bir durum olarak ortada durmaktadır.

Özellikle AB’nin yasadışı göç uygulamaları ve politikalarının da tesiri ile  Türkiye’den batıya yönelen yasadışı göçle mücadele kamuoyunda öne çıkmış ve bilinir hale gelmişse de esasen temel olarak öne çıkarılması gereken husus, genel göç rotalarını kullanarak Türkiye’ye yönelen yasadışı göçün önlenmesi veya asgariye indirilmesi olmalıdır.

AB Göç Politikaları 

Türkiye’nin göç/yasadışı göç sorununu ve olgusunu tam olarak anlayabilmek için AB göç politikalarını iyi bir şekilde anlamak ve irdelemek gerekmektedir.  AB artan refahına ters orantılı olarak azalan ve yaşlanan nüfusunu dikkate alarak göç politikalarını tespit etmekte ve geliştirmektedir. AB göç politikalarının mihenk taşı,  ekonomik gelişmesinin sürdürülmesi için nitelikli işgücünün yasal göç yöntemleri  ile sağlanması esasına dayanmaktadır. Bu kapsamda son yıllarda göç konusunda çok kapsamlı çalışmalar yapılarak birçok önemli mevzuat geliştirilmiş ve buna paralel olarak önemli kurum ve kuruluşların faaliyete geçmesi sağlanmıştır. Bu kapsamda en önemli AB  belgelerinden biri olan ‘ AB Genel Göç Politikaları Dokümanı’ (1) yayınlanmış ve ‘AB Dış Sınırlar İdaresi Ajansı (FRONTEX)’ (2) kurularak faaliyete geçirilmiştir. AB’nin göç konusundaki belli başlı direktif ve dokümantasyonları ile bugüne kadarki uygulamaları dikkate alındığında genel göç politikası ‘Ekonomik gelişmesini sürdürebilmek için nitelikli ve ucuz insan ve işgücü tedariki için yasal göçü teşvik etmek, yasadışı göçe karşı ise keskin bir mücadele yürütmek, yasal göçün geliştirilmesi ve yasadışı göçün önlenmesi için AB üyesi olmayan ülkelerle ve göç kaynağı ülke ve bölgelerle ekonomik, siyasi, operasyonel işbirliği çalışmaları yapmak’ şeklinde özetlenebilir.

AB’nin nitelikli insan kaynağı için yasal göçü teşvik etmesi yasadışı göçü de dolaylı yönden teşvik etmekte ve büyük göç dalgalarının AB ülkelerine yani refah ülkelerine yönelmesine neden olmaktadır.

Türkiye; Avrupa’ya göç yolları üzerinde olması nedeniyle yasadışı göçten siyasi, ekonomik ve sosyal yönden en çok etkilenen ülkelerin başında gelmektedir. AB üyelik süreci ve AB göç politikaları çerçevesinde yasadışı göç konusunda işbirliği için AB ile uzun soluklu müzakereler yürütmüştür. Bu görüşmelerin en önemli bölümünü ‘Türkiye-AB Geri Kabul Anlaşması’ görüşme ve çalışmaları oluşturmaktadır. Yapılan çalışmalar ve AB’nin ısrarlı baskıları sonucu aralık 2013 ayında bahse konu anlaşma imzalanmıştır. ‘Türkiye-AB Geri Kabul Anlaşması’  bu yazının hacmine sığmayacak kadar üzerinde durulması gereken önemli bir anlaşmadır. 

Özellikle AB’den yasadışı göçmenlerin kabul edilmeye başlanması ile yüz yüze  gelinecek  barınma, kaynak ülkelere iade, sosyal ve mali sorunların nasıl  çözüleceği üzerinde ciddiyetle durulması gerekli konulardır. Bu anlaşma ile Türkiye’nin bir yasadışı göçmen deposu olup olmayacağı, Türkiye – AB ilişkileri çerçevesinde geri kabul anlaşması ile yükümlük altına girdiği konuların anlaşmada öngörülen kazanımlar ile mukayese edilmesi veya uzun vadeli vize ve serbest dolaşım hakları ile orantılı olup olmadığı konuları  üzerinde ayrıca durmaya değer bir konudur.

Ne Yapmalıyız? Nasıl Yapmalıyız? Nasıl Mücadele Etmeliyiz?

Bulunduğu coğrafyadaki savaş, kargaşa ve iç karışıklıklar ile AB’nin göç politikaları da dikkate alındığında, Türkiye daha uzun süre yasadışı göç olgusu ile yüzleşmek , yasadışı göçe bağlı olarak ortaya çıkan veya çıkacak siyasi, ekonomik ve sosyal sorun ve yaralarla yüzleşmek durumunda olan bir ülkedir. Bu genel çerçeve dahilinde temel göç strateji ve politikaları ile mücadele yöntemlerini tartışmak ve tespit etmek çok temel ve atılması gereken  önemli bir adım olsa gerektir.

Türkiye’nin temel göç stratejisi ve politikaları ile mücadele yöntemlerini tespit ederken atılması gerekli önemli adım ve çalışmaların başlıcaları; 

Türkiye’nin sosyo ekonomik şartları dikkate alınarak kısa orta vadeli yasadışı göçmen hazmetme kapasitesinin tespiti,

Yasadışı göç ile mücadelenin operasyonel maliyeti, sığınma evleri ve kampların maliyeti ve toplum hayatı üzerine etkileri de dahil sosyal ve ekonomik maliyetin yıl bazında tespiti ve bu sosyo ekonomik maliyetin ne ölçüde karşılanabileceği,

Türkiye’nin halihazır  yasadışı göç kurumsal yapısının irdelenerek kurumsal yapı ve mücadele yöntemlerinin geliştirilmesi için alınacak tedbirlerdir. (Devam edecek)

(1) A Common İmmigration Policy  For Europa – Last Updated: 16.05. 2011
(2) FRONTEX: European Agency for the Management of Operational Cooperation at the External   Borders of the Member States of the European Union (Frontex) was established by Council Regulation (EC) 2007/2004.

Bu yazı toplam 67650 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim