• BIST 94.541
  • Altın 194,542
  • Dolar 4,7355
  • Euro 5,5009
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 21 °C
  • Antalya 21 °C
  • Muğla 17 °C
  • Çanakkale 17 °C

Türkiye'de yasadışı göç gerçeği ve Deniz Güvenliği

İSMAİL HAKKI ATASEVEN

Ülkemizde 1990’lı yılların başından beri meydana gelmekte olan denizlerden yasadışı göç olayları; 3 kasım 2014 tarihinde İSTANBUL Boğazı yaklaşma sularında Torunlar isimli 8-10 metre boyunda küçük bir teknenin içinde çok sayıda yasadışı göçmen olduğu halde batması sonucu meydana gelen facia ile birkez daha kamuoyunun dikkatini çekti. İSTANBUL Boğazı yaklaşma sularında meydana gelen ve yazılı ve görsel basında büyük oranda yeralan bu olay, çoğunluğu Ege Kıyılarımızda yoğunlaşan yasadışı göç olaylarının ne ilki nede sonuncusuydu. Ancak olayın İSTANBUL civarında meydana gelmesi kamuoyunda ses getirmesini  ve daha büyük oranda tartışılmasını sağladı.

Yaşanan bu trajik olay; Denizlerden yapılan yasadışı göç  nedir? Literatürdeki yeri nedir? Ülkemiz için önem ve önceliği nedir? Önlenebilirmi veya asgariye indirilmesi mümkün müdür? Alınabilecek başka tedbirler varmıdır? gibi birçok soruyu gündeme getirdiği gibi sorunun çözümü için ülke olarak almamız gereken tedbirleri de köklü bir şekilde gözden geçirmemiz gerektiğini birkez daha ortaya koymuştur.

Yasadışı göç; insanların barınma, güvenlik,çalışma, refah içinde yaşama gibi insani gerekçelerle yurtlarından yuvalarından koparak bir yerden başka bir yere, bir ülkeden başka bir ülkeye veya ülkelere kanundışı yollarla göç etmesi veya ettirilmesidir.

Çağımızda ülkelerarası büyük gelir ve refah farklılıkları, iç kargaşa, içsavaş v.b gibi belli başlı sebeplerle dünya çapında büyük çaplı yasadışı göç olayları gittikçe artan bir ivme ile devam etmektedir. Bu çerçevede genel yasadışı göç yolları fakir ülkelerden zengin ülkelere, fakir güney ülkelerinden zengin kuzey ülkelerine bir rota izlemektedir. Orta ve Güney Amerika ülkelerinden Kuzey Amerika ülkeleri ve Avrupaya, Afganistan-Pakistan-Bengladeşh-Myanmar v.b Güney-Güneydoğu Asya ülkelerinden Avrupa ve Avusturalya’ya, Çad-Sudan-Etiyopya-Moritanya-Nijer gibi Orta Afrika, Fas-Tunus- Cezayir-Mısır gibi Kuzey Afrika ülkelerinden Avrupa’ya, İran-Irak-Suriye-Ürdün-Lübnan-Filistin vb. Ortadoğu ülkelerinden Avrupa’ya  büyük çaplı yasadışı göç dalgaları  meydana gelmekte ve bunun önemli bir kısmıda denizler yolu ile yapılmaktadır.

Ülkemize gelince, coğrafi konumu nedeni ile Türkiye; Güney-Güneydoğu Asya-Ortadoğu-Orta ve Kuzey Afrika’dan Avrupa’ya   önemli göç yollarının kesiştiği bir kavşak üzerinde olması nedeni ile yasadışı göç için hem bir geçiş ülkesi hemde refah seviyesi arttıkça bir hedef ülke yani yasadışı göçmenlerin yerleşmek istedikleri bir ülke haline gelmeye başlamıştır. 1990’lı yılların başından itibaren komşu ülkelerimiz olan Irak , Suriye ve hatta uzak komşularımız olan Lübnan ve Filistindeki savaş, kaos ve iç kargaşaların meydana getirdiği mülteci ve yasadışı göç  akınları, ülkemizden  denizlerimiz  yolu ile yapılan yasadışı göç olaylarını dahada artırmış, ve meselenin dahada karmaşık bir hale dönüşmesine sebep olmuştur. Bu itibarla  sınırlarımız ciddi bir yasadışı göçmen akını ve baskısı altında bulunmaktadır. Sınırlarımızdan kanundışı yollarla ülkemize giren veya organize suç örgütleri / insan tacirlerince ülkemize sokulan yasadışı göçmenler bir süre Türkiye’de ikamet ettirildikten sonra kara veya deniz yolu ile başta Yunanistan ve İtalya olmak üzere Avrupa ülkelerine gitmek üzere yollara düşmektedirler.  Bu kapsamda yasadışı göçmenlerin çoğunluğu  karada Polis, Jandarma denizde ise Sahil Güvenlik Birimleri tarafından yakalanmakta , bir kısmı ise denizde dolaştırılıp Avrupa ülkesine geldik diye Türkiye kıyılarına tekrar bırakılmakta , diğer bir kısmı ise uygunsuz ve çok küçük tekne/vasıtalarla denizde kaybolmakta veya batmakta ve yapılan ihbarlar ile arama kurtarma faaliyetleri başlatılmaktadır.

Daha iyi bir yaşam sürmek uğruna iç içe, üst üste trajediler  yaşanmaktadır. Yurtlarını yuvalarını , vatanlarını terkeden insanlar insan tacirleri ve organize suç örgütlerinin eline düşerek zaten çok kıt olan paraları ellerinden alımakta , radarı-pusulası-seyir cihazları-can yeleği-can simidi-yeterli yiyeceği ve içeceği olmaksızın hiçbir emniyeti olmayan genelde eski ve çok küçük tekne/vasıtalar ile belki de batacağı biline biline denize çıkarılmakta ve denizde bir ölüm kalım mücadelesine sürüklenilmektedir.

Trajedinin bir diğer parçası da; yasadışı göç olaylarının tekne/vasıtalar denize çıktıktan veya battıktan sonra , genelde organizatörler veya teknedeki göçmenler tarafından doğru  dürüst mevki bilgisi, tekne tarifi, teknede kaç göçmen olduğu bilgilerinin bile olmadığı ihbarlarala başlayan denizde arama kurtarma faaliyetlerinin başlatılmasıdır. Kayıp/batma ihbarları yapıldığında esasen yasadışı göçmenlerin çoğunluğu ya kaybolmuş yada boğulmuş olmaktadır. Konuya ilişkin olarak birkısmı basınada intikal eden   soruşturma dosyalarında istatistik oluşturabilecek kadar birçok bilgi bulunmaktadır.

Denizden yapılan yasadışı göç olaylarının bir deniz güvenliği  ihlali olması ve genellikle bir deniz arama kurtarma olayına dönüşmesi nedeni ile deniz güvenliği , denizden yasadışı göç ve deniz arama kurtarma kavramlarının doğru bir şekilde ortaya konması ve birbirleri ile ilişkisinin belirlenmesi yasadışı göç konusunda alınacak tedbirler açısından da ayrıca önem arzetmektedir.

Deniz Güvenliği (Maritime Security) konusu özellikle ABD’de 11 Eylül 2001 tarihindeki terorist saldırılardan sonra dünyada önemle üzerinde durulan bir konu haline gelmiş ve konuya ilişkin birçok tedbir ve yeni sistemler geliştirilmiş ve halen geliştirilmeye devam etmektedir. Denizlerde ticaretin başladığı ilk çağlardan itibaren deniz ticaretinin korunması için tedbirler de alınmaya/geliştirilmeye başlanmıştır. Ticaret gemilerinin/konvoylarının korunması için koruma gemileri/refakat gemileri tahsis edilmesinden ticaret gemilerinde silahlı korumalar bulundurulmasına kadar çeşitli koruma tedbirlerinin alınmasına ilişkin gerek seyehatnamelerde gerekse tarihi kaynaklarda çok miktarda bilgi ve belge bulunmaktadır.  İşte zamanının şartlarına göre geliştirilen bu koruma tedbirlerine biz basitçe deniz güvenliği tedbirleri diyoruz.

Günümüzde ise deniz güvenliği denince; denizlerin kanundışı ve kasıtlı hareketlere/faaliyetlere karşı korunması için alınan tedbirler bütünü anlaşılmaktadır. Bu cümleden olmak üzere denizlerde kaçakçılığın, yasadışı göçün, terorist faaliyetlerin, deniz haydutluğu ve korsanlığın, insan ticaretinin önlenmesi, gemi ve limanların korunmasının çeşitli yöntem/usül ve sistemlerle yapılmasına genel tanımı itibari ile deniz güvenliği denmektedir.

Konuyla ilşkisi bakımından burada kısaca deniz emniyetinden (Maritime Safety) de bahsetmek gerekmektedir. Günümüzde deniz emniyeti denince denizlerde meydana gelen kazaların önlenmesi veya asgariye indirilmesi anlaşılmaktadır. Bu kapsamda en temel örnekler; gemilerin karaya oturması ve çarpışmalarının önlenmesi, gemilerde yangınla mücadele, gemilerden denize adam düşmesinin önlenmesi, denize düşen adamların kurtarılması, deniz kirliliğinin önlenmesi v.b tedbirlerdir. Denizde arama kurtarma faaliyetleri esas itibari ile bir deniz emniyeti faaliyeti olmakla birlikte yasadışı göç olaylarının çoğunun denizde arama kurtarma olayına dönüşmesi ve göçmenlerin çoğunun bile bile denizlerde ölüme gönderilmesi itibari ile konu artık  kamu güvenliğine dönüşmekte ve bir deniz güvenliği meselesi haline gelmektedir.

Denizlerden yapılan yasadışı göç (İllegal Migration) denildiğinde; göçmenlerin uygun olmayan tekne ve vasıtalarla ve kanun dışı yollarla denizleri kullanarak göç etmesi ettirilmesi anlaşılmaktadır. İnsan ticareti denildiğinde (Human Trafficking) ise yasadışı göçmenler üzerinden yapılan istismar ve kanundışı insan ticareti anlaşılmaktadır.

Yasadışı göç olaylarına bağlı olarak denizlerde yapılan arama kurtarma (Search and Rescue) faaliyetleri denildiğinde ise tekne/vasıtaların batması veya kaybolması neticesinde yapılan deniz arama kurtarma faaliyetleri anlaşılmaktadır. Yasadışı göç faaliyetlerine bağlı olarak icra edilen arama kurtarma faaliyetlerinin çoğunluğu birçok yasadışı göçmenin hayatına malolan  bir facia veya trajedi ile sonuçlanmaktadır.

Denizden yapılan yasadışı göç, genel göç olayının içinde bir parça fakat çok önemli bir parçadır. Dolayısı ile mücadele edilirken büyük resim çerçevesinde bütünsel bir çözüm tarzı ve parçalara uygun mücadele yöntemleri benimsenmesi yasadışı göç mücadelesinin etkinlik ve başarısı için çok önemli bir gerekliliktir.

Türkiye Cumhuriyeti çok büyük çaplı  mali kaynaklar harcayarak ve gayretler sarfederek ilgili kurum ve kuruluşları ile çok ciddi bir yasadışı göç mücadelesi yürütmektedir. Ancak yasadışı göç olaylarının kaynağından  kesilmesi veya önlenmesi yani başladığı yer veya ülkeden kesilmesi veya ülkemiz sınırlarımızdan ülkemiz içine giriş tamamen önlenemedikçe bu konu kamuyu gündeminde kalmaya ve kanayan sosyal  bir yara olarak kalmaya  devam edecektir. İlgili kurum ve kuruluşların çok ciddi gayret ve mali kaynak sarfetmesine neden olan yasadışı göç olaylarına karşı  mücadele stratejisinin tespit edimesi ve tartışılması, alınması gerekli ilave tedbirler ayrı bir yazının konusudur. Türkiye’nin sadece kendi gayreti ile de önlenmesi mümkün olmayan karmaşık ve zor bir olgudur. Bununla birlikte Birleşmiş Milletler Teşikilatı (BM) ve bağlı kuruluşlarında, Avrupa Birliği'nde (AB), Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) ve diğer uluslararası ve bölgesel platformlarda yürütülecek faaliyetlerin yanısıra Türkiye’nin kendi teşkilat ve mücadele usul/yöntemlerini de  gözden geçirmesi  halen bulunduğu kritik kavşakta zamanın ruhuna ve ihtiyaclarına cevap vermek için bir gereklilik olarak ortada durmaktadır. 

Bu yazı toplam 98285 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim