• BIST 107.202
  • Altın 145,420
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 20 °C
  • İzmir 21 °C
  • Antalya 25 °C
  • Muğla 19 °C
  • Çanakkale 20 °C

Unutulan Bölüm

GÖKHAN ESİN

Birileri Avrupa Birliği Irak'tan evvel bölünecek deseydi gülerdiniz. Britanya'nın AB'den ayrılması, son dönemin moda kısaltması BREXIT 1962'deki Küba füze krizinden beri yaşanan en büyük politik risk gibi. Elbette bu boşanmanın tek sebebi göçmenler değil, bence esas mesele Ortak Pazar Teorisi!

En kolay tanımıyla AB mevzuatının ana amacı; Londra ile Berlin arasındaki ticaretin Londra ile Southampton arasındaki gibi kolay olmasını sağlamaktır. Açıkçası ortak pazar kurallarının yaşaması için üye ülkeler arasında ticaretin, sermaye ve insan dolaşımının serbest olması şarttır. Buysa iki şekilde gerçekleştirilmiştir. Ticaret bariyerleri kaldırılmış ve ulusların mevzuatları AB ile uyumlu hale getirilmiştir. Tıpkı şu sıralar ülkemizin yapmaya gayret ettiği gibi.

Şimdi filmi geri sarıp 1957 yılına dönelim. Ne olmuştu? Avrupa Ekonomik Birliği anlaşması imzalandı. Anlaşmanın ana düşüncesi bellidir; ticaret ile insan ve sermaye dolaşımına engel olabilecek tüm bariyerlerin kaldırılması. Genel politika, kamu güvenliği ve sağlığı gibi konular hariç tutulmuştur elbette.

Bariyerlerin kaldırılması ilk aşamada epeyce tepki toplamıştı, çünkü olumsuz yönleri çoktu. Olumsuzlukla ilgili en ünlü hikâye Cassis de Dijon davasıdır.
 
Neden "ülkelerini geri aldılar" dedi

Cassis de Dijon davası, Almanya'nın Fransa'dan ithal etmek istediği frenk üzümü likörüyle ilgilidir. Dönem itibariyle Almanya'da satılacak meyve likörlerinin en az %25 derece alkol içermesi gerekiyordu. Oysa Almanya'daki firmanın, ithal edeceği ürünün alkol derecesi %15-%20 seviyesindeydi. Tabiatıyla Alman Tekel İdaresi bu likörlerin ithalatına onay vermedi. Sonra ne oldu derseniz? Taraflar mahkemeye taşındı.

AB mahkemesi, Almanya'nın iç mevzuatının malların serbest dolaşımı, ticaret ilkesine aykırı olduğunu, Fransız likörünün Almanya'da satılmasını engellediğini açıkladı. Bunun üzerine Almanlar, vatandaşlarının farkında olmadan bir anda sarhoş olabileceklerini savundu. Aslında bu önemli bir riskti ama mahkemeyi ikna edemediler. Sonuç olarak; Alman mevzuatındaki bu yaptırımın kaldırılması istendi. 

Mahkemenin bu yaklaşımıyla ulusal kuralların AB seviyesinde bütünleştirilmesi hedefleniyordu. Böylece likörler engellenmeden gönderilebilecekti. Bir diğer güzel örnekse çim biçme makineleridir. Ne alaka diyorsunuz ama bu da garip bir hikâye.

Malum her bir çim biçme makinesi birbirinden farklı seviyelerde gürültü çıkartabilir. Öte yandan, her üye ülkenin de kabul ettiği gürültü seviyesi birbirinden farklıdır. Sonuç ne olmalı? Çim biçme makinesi üreticileri ya her üye ülke için farklı bir makine tipi üretecek veyahut sadece bir ülkeye üretim yaparak ürünlerini sadece oraya satabilecek. Çok enteresan, ortak pazar yaratmak pahasına çim biçme makinesinin bile gürültü sınırını belirliyorlar. Kısacası günlük hayatın her anına dokunuluyor. Britanya'daki referandumun hemen akabinde ABD'de Başkanlık yarışında olan Trump "…ülkelerini geri aldılar…" demişti. Neden böyle dediğini şimdi daha iyi anlıyorum.
 
Bu hikâyede unutulan bir bölüm kaldı

BREXIT'le ilgili değinmek istediğim kısa ama akıl alıcı bir mesele daha var; politikacıların BREXIT'e olan tepkileri!! Perşembe günkü referandum akabinde, Cuma sabahı sonuçları duyan Alman politikacıların tepkilerini tahmin edebiliyorum, sırasıyla; üzüntü, panik ve kızgınlıktır. Ama bir tepki var ki insanın aklını başından alır! İngiliz Başbakanın tepkisi; İstifa!

Britanya'nın AB'den ayrılacağı sonucuna müteakip Başbakan Cameron istifa edeceğini açıkladı. İngilizler dâhil birçok insan hayret etti. Peki, neye hayret ettiler? Çünkü yanlış bir hamlesinin sonunda adam istifa edip yerine başkasının geçmesini mi istiyordu! Hem de demokratik şekilde seçilen bir lider. Niçin kontrolü bir başkasına devretmek ister? Bu soruyu cevaplamak için siyaset ya da ekonomi uzmanı olmaya gerek yok.

Çünkü unutulmayacak bir hata yaptı ve İngiltere ile tüm Britanya'nın geleceğini tehlikeye attı. İstifa etmek istemesinin altındaki düşünce ne olabilir? Gelecek yıllarda görevde olup ayrılmadan kaynaklanacak sorunların üstünü örtmekle uğraşmak yerine gitmeyi tercih etmiş olmalı. Ama bu noktada bir şeyi atladı ya da unuttu. Bizim alışık olduğumuz bir tavrı sergilemedi. Başkalarını suçlamadı ve hatalarını inkâr etmedi. Garip bulabilirsiniz ancak hikâyenin bu bölümünü yazmayı unutmuşlar!!!

Bu yazı toplam 897211 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim