• BIST 95.852
  • Altın 190,917
  • Dolar 4,6622
  • Euro 5,4311
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 22 °C
  • Antalya 23 °C
  • Muğla 16 °C
  • Çanakkale 17 °C

Ankara'dan gelen telefon bütün yolları açtı

Ankara'dan gelen telefon bütün yolları açtı
“Bir defasında yolcuları sahile götürürken önümüzü kestiler. Durumu organizatöre ilettim. O da parti temsilcisini aradı. Ankara’dan bir telefon geldi. Yollar açıldı. Bu işin ideolojik bir yanı yok. Parayla ilgili..."

Ege ve Akdeniz’de 40 yıldır balıkçılık yapan Ali Reis, 1998’de Avrupa’ya kaçak yollardan insan götüren şebekenin tam ortasında bulmuş kendini. 6 yıl sonra ise tövbe ederek yeniden balıkçılığa dönmüş. İzmir’in şirin bir sahil kasabasında, küçük bir balıkçı kahvesinde buluşuyoruz Ali Kaptan’la. Bu işi, insan kaçakçılığının en yaygın olduğu Ege kıyılarında yapan reisin itirafları, sahillerimizde ve sınırlardaki ölüm yolculuklarına ışık tutuyor.

Şebekede yüklü miktarda alacağı olduğunu söyleyen Ali Reis, “Kimseden korkum yok. Onun için her şeyi rahatlıkla anlatıyorum.” diyor. Kendi deyimiyle o, bu işi ‘büyük’ ölçekte yapanlardan. “Çok para vaat ettiler. Saflık mı yoksa cahillik mi? Paranın yüzü mü sıcak geldi? Ne derseniz deyin. Kandık işte.” diye anlatıyor şebekeye girişini. Uzun yıllar ünlü kaçakçılardan M.Ç. ile iş yapmış. İtalyan emniyeti M.Ç.’ye insan kaçırmadaki hünerinden dolayı ‘Muhteşem Türk’ lakabını takmış. “Daha çok lojistik işlerini yaptım. Ama ihtiyaç halinde her işe koşuyordum. Bir süre para tahsil ettim. Joker elemandım.” diyen Ali Reis, şebekedeki görevinin, göçmenleri yurtdışına kaçıracak tekneleri satın almak olduğunu söylüyor.

Ankara’dan gelen telefon, bütün yolları açtı

Ali Kaptan, kaçakçılıkta kullanılmak üzere haftalarca tekne aradığını, bunun için Akdeniz, Marmara ve Karadeniz sahillerini gezdiğini, 20 ile 35 metre arasında değişen boyutlardaki tekneleri satın aldığını anlatıyor. Bunun dışında İstanbul’da kullanılırken işlevini yitirmiş 8 tane kum gemisini de satın alarak şebekenin emrine vermiş. Söylediğine göre tekneler 300, kum gemileri ise 1200 civarında ‘yolcu’ alıyormuş.

Her büyük sevkiyat öncesi kaçakçılık ekibinin İstanbul’da toplandığını belirten Ali Reis organizasyon şemasını şöyle anlatıyor: “Dikkat çekmemek için, İstanbul’da yolcu başlarıyla bir otelde veya site içinde kiralanmış bir aile evinde buluşuyorduk. Çok planlı ve sistemliydik. Doğu illerinden gelip İstanbul’da toplanan göçmenleri Zeytinburnu ve Kumkapı’daki paravan turizm firmalarının otobüsleriyle sahil bölgelerine taşıyorduk. Çoğu kez servis arabalarını kullandık. Kaçakçılığın kara ayağına bir ekip, denizdekine ise başka bir ekip bakar. Biz son teslimatçı olarak deniz ayağına bakıyorduk. Kaçakçılığın kara ayağını organize eden ‘yolcu başı’ dediğimiz şahıslarla muhataptık. Yolcu başları, kaçaklardan 5’er bin dolar alıyordu. Biz de yolcuları onlardan kişi başı 3 bin lira (yaklaşık 2 bin dolar) komisyonla satın alırdık. Bizim gönderdiğimiz yolcu İtalya’ya ulaştığında, oradaki eleman arar ve biz de ‘yolcubaşı’ndan komisyonu tahsil ederdik. Gecede 300 kişiden 3 bin kişiye kadar ‘yolcu’ gönderdiğimiz oldu. Bana da sefer başına 5 bin lira kalıyordu. İzmir, Çanakkale, Bodrum, Kuşadası, Alanya dâhil Ege’nin birçok koyundan çoğunluğu İtalya’da, pek azı da Yunanistan’da biten yüzlerce sefer düzenledik.”

Teknelere x-ray cihazı

Kaçakçılık organizasyonunun adeta bir seyahat acentesi gibi çalıştığını anlatan Ali Reis, göçmenlerin sağlığıyla da yakından ilgilendiklerini söylüyor. Seferlerden önce teknelere yiyecek içecek koyduklarını, tekneye almadan önce de kaçakların üzerlerini ve çantalarını x-ray cihazıyla aradıklarını belirtiyor: “Silah ya da uyuşturucu falan taşıyor mu diye tek tek kontrol ederdik. Satın aldığımız tekne ve gemilerin sağlam olmasına özen gösterirdik. Organizatör bu konuda çok hassastı. Bu yüzden işimiz sağlamdı. Mürettebat da nitelikliydi. Ben yolcuları teknelere ellerimle yerleştirir dönerdim. Onca yıl bu işi yaptım. Bir kişinin bile burnu kanamadı. Bu konuda vicdanen rahatım.”

Komutana sefer başına 10 bin lira

İnsan kaçakçılığı işinde organizasyonun önemine dikkat çeken Ali Reis, şöyle devam ediyor: “Hava şartları müsaitse her gün yolcu gönderiyorduk. Yolcu İstanbul’da toplanırdı. Nereye gönderileceği belli olunca yola çıkar. Bir çevirme falan varsa, bir gün sonra gönderilir. İstanbul’dan 40 otobüs göçmen yüklüyor, bunlardan birini yolda ihbar ediyorduk. O yemdi. Birileri yemle meşgulken işi bitiriyorduk. Bu işte denizi bilmek çok önemli. O noktada da ben devreye giriyordum. Çünkü Ege ve Akdeniz sahillerini Çanakkale’den Hatay Samandağı’na kadar avucumun içi gibi bilirim. Yolcuların nereden gönderileceğine ben karar veriyordum.” Kaçak işini güvenlik güçleriyle yaptıkları bağlantılar sayesinde sürdürebildiklerinin altını çizen Ali Kaptan, bu ilişkiyi de şu sözlerle gözler önüne seriyor: “Polis, jandarma, Sahil Güvenlik hatta üst düzey bürokratlar da işin içindeydi. İstanbul’dan otobüslerle onca yolu aşarak bir gecede küçücük bir ilçeye 1.200 göçmen getiriyordum. Bunun fark edilmemesi mümkün mü? Her yer kaçak kaynıyordu. Ama kimse görmezdi. Bu da görevlilere bir şeyler yedirerek oluyor. Güvenlik güçleriyle doğrudan biz bağlantı kurmuyorduk. İş Ankara’dan bağlanırdı. Örneğin MHP-DSP-ANAP koalisyonu döneminde her partiden adamımız vardı. Nerede iş görülecekse, o bölgede hangi parti baskınsa, o adamımız gidip işi bağlardı.” Bu konuda yaşadığı bir örneği de şöyle anlatıyor: “Bir defasında yolcuları sahile götürürken önümüzü kestiler. Ben telefonla durumu organizatöre ilettim. O da parti temsilcisini aradı. Ankara’dan bir telefon geldi. Yollar açıldı. Bu işin ideolojik bir yanı yok. Her şey parayla ilgili. Gecede 5 trilyonun üzerinde para dönüyordu. O zaman sefer başına bir komutana 10 bin lira veriyorlardı. Yapılan her işte hem Sahil Güvenlik’in hem de jandarmanın haberi oluyordu. Benim bildiğim Seferihisar, Çeşme, Didim, Kuşadası, Göcek, Alanya Sahil Güvenlik komutanları bu işe dahildi. Ege sahillerinde 1998-2005 yılları arasında görev yapan bir asker ‘ben yemedim’ derse yalan söylüyor demektir. Alnını karışlarım. Devlet, o yıllarda görev yapan Sahil Güvenlik komutanlarının hesaplarını inceletsin, hepsinin maddi durumunun bir anda değiştiği görülür.”

Örgüt mensuplarını da taşıdık

İnsan kaçakçılığı işinde bazı örgüt mensuplarının da ülkeden kaçtığına şahit olduğunu aktaran Ali Reis yaşadığı bir olayı şöyle anlatıyor: “2002 yılında Burhaniye’de teknelere bindirmek için 1.400 yolcu götürüyordum. Yarısını yükledik ancak diğer yarısını trafik kazası sebebiyle biraz bekletmek zorundaydım. Yolcuları bir çiftlikte konuk ettik. 5 kişi çıktı ‘Bizi neden geride bırakıyorsunuz? Biz PKK’lıyız. Çabuk bizi de gönderin.’ dediler. Diğer yolcular kemiklerini kırdı bunların. Örgütlerden giden çok olmuştur. Çünkü kimseyi araştırmıyorduk. Bizim görevimiz yolcu başlarından aldığımız yolcuları taşımaktı. Kimsenin kimliğini sormadık.”

Artık tekneleri bıraktılar Zodyak botlarıyla adam kaçırıyorlar

İnsan kaçakçılığı işinde 4 tane büyük organizasyonun olduğunu, bunun yanında küçük şebekelerin de olduğunu kaydeden Ali Kaptan, son yıllarda hükümetin de işi sıkı tutmasıyla kaçakçılığın durma noktasına geldiğini kaydediyor. 2000’li yıllarda yapılan kaçakçılığın şu an yalnızca yüzde 10’unun yapılabildiğini vurgulayan Ali Reis, bu işte denenmemiş bir yolun kalmadığını kaydediyor: “Şimdi bu işler ayakçılara düştü. Bizim kadar organize değiller. Gidip Kemeraltı’ndaki otellere, göçmenlerden ne kadar paraları varsa alıyorlar. Daha çok Zodyak botlarla bu işi yapıyorlar. Bazen yakalanıyor, bazen de üzücü kazalara sebep oluyorlar. Şu sıralar Didim tarafında çok rastlıyoruz onlara. Günde en fazla 100–200 kişi götürebiliyorlar. O zamanlar biz 3-4 bin kişiyi güvenli şekilde gönderiyorduk.” 2007’den sonra kaçakçılığın şekil değiştirdiğini vurgulayan Ali Reis., “Bu tarihten sonra daha çok tur otobüslerinin kullanıldığını duydum. Kaçaklar bilinenin aksine lüks otellerde konaklatılıyor. Böylece dikkat çekmiyor.” diyor.

Kaçakçılık işine girerken organizatörlerin kendilerini “Biz almazsak parayı yabancı devletler alacak. Bu paralarla Türkiye kalkınacak.” diye ikna ettiklerini anlatan Ali Kaptan’ı kaçakçılıktan koparan ise vicdanının sesi olmuş. “Büyük konuşmayayım ama, bugün dünyayı bağışlasalar bir daha kaçağa gitmem.” diyor. Şu an bir tekneyle balıkçılık işine devam ediyor.

Şebekede ‘Menderes faciası’ şüphesi

Zaman’ın dün deşifre ettiği uluslararası insan kaçakçılığı şebekesinin teknik takibe takılan telefon görüşmelerinden 2012 yılında Menderes’te 63 kişinin ölümüyle sonuçlanan tekne faciasının izi çıktı. Bu görüşmelerden biri 6 Eylül 2012 tarihli. İsmi belirlenemeyen bir şahısla, şebekenin yurtdışına kaçak gönderme işini yapan Osman Mussa arasında geçen görüşmede X şahıs Osman Mussa’ya Ege’de yaptıkları bir göçmen sevkiyatıyla ilgili bilgi veriyor. Bu görüşmeyi önemli hale getiren, zamanlaması. Zira tekne faciası da Menderes’te 7 Eylül 2012 sabahı yaşanmıştı. Görüşme ile facia tarihinin örtüşmesi, şebekenin Menderes faciasının da faili olduğu şüphesini doğuruyor. Menderes’te yaşanan olayda, küçük bir balıkçı teknesine balık istifi bindirilen 63 kişi, teknenin alabora olması sonucu hayatını kaybetti. Olaydan sonra teknenin kaptanı ve yardımcısı dahil 6 kişi tutuklandı.
36’sı çocuk 63 kişinin ölümlerine neden oldukları ileri sürülen 3’ü Türk, 3’ü Suriye uyruklu 6 sanık hakkında geçtiğimiz günlerde dava açıldı. Tekne kaptanına 36’sı ağırlaştırılmış 64 ömür boyu, yardımcısı için de 36’sı ağırlaştırılmış 63 kez ömür boyu hapis cezası istendi. Ancak kaçakçılık şebekesini organize eden asıl ismin hâlâ bulunamadığı iddia ediliyor. Bu kişinin Suriye uyruklu bir kaçakçı olduğu ve olaydan sonra Suriye’ye kaçtığı belirtiliyor.

İşte o görüşme:

X şahıs: Bak a şey et onlar binmilermiş kayığa binmilermiş kayığa onlar şimdi de kayığa binmiler... ona da söyle de gitsinler ya

Osman Sluman M.: Kayık uygun mu?

X şahıs: He binmilermiş kayık küçük diyilermiş...

Osman Sluman M.: Çok…

X şahıs: He küçük diyilermiş bilmim de. O kayık 10 kişilik kayık ya arayabilir misin?

Liderliğini İran uyruklu Behrouz Abedi’nin yaptığı 19 kişilik uluslararası insan kaçakçılığı şebekesinin telefonları 6 ay boyunca teknik takiple dinlendi.

Kaynak: Zaman

www.DenizHaber.Com.tr

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim