• BIST 95.852
  • Altın 190,699
  • Dolar 4,6585
  • Euro 5,4252
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 23 °C
  • İzmir 28 °C
  • Antalya 28 °C
  • Muğla 26 °C
  • Çanakkale 26 °C

Araştırmacı Osman Öndeş'ten 2 yeni eser

Araştırmacı Osman Öndeş'ten 2 yeni eser
Araştırmacı/Yazar Osman Öndeş imzasıyla neşredilen “Sultan II. Abdülhamid Devri Son Bahriye Nazırı Hasan Rami Paşa ve Hatıratı” başlıklı eseri Alfa Yayınlarından çıktı.

Araştırmacı-Yazar Osman Öndeş'ten iki yeni eser

Araştırmacı/Yazar Osman Öndeş imzasıyla neşredilen “Sultan II. Abdülhamid Devri Son Bahriye Nazırı Hasan Rami Paşa ve Hatıratı” başlıklı eseri Alfa Yayınları'ndan, "Kanuni'ni Amirali Turgut Reis'in Son Seferi/MALTA KUŞATMASI" iismli eseri ise Timaş Yayınları'ndan çıktı.

BAHRİYE NAZIRI HASAN RAMİ PAŞA VE HATIRATI

Alfa Yayıncılık tarafından Araştırmacı/Yazar Osman Öndeş imzasıyla neşredilen “Sultan II. Abdülhamid Devri Son Bahriye Nazırı Hasan Rami Paşa ve Hatıratı” başlıklı eser  hakkında yazar Osman Öndeş şöyle tanıtım yapmakta; Sultan II. Abdülhamid devri donanmasının ve bahriyenin   durumunu  resmeden önemli bir belgedir.

     Hatırat’a karşılık ve hatta hatıratın anlatımını verilerle destekleyecek, fakat mânâ bakımından okura çok başka ufuklar açacak bir başka hatırat, Hamidiye Kahramanı olarak ün yapmış Rauf Bey (Orbay)’ın  ayni yıllara ait tanıklığıdır.

     Osmanlı Bahriyesi’nin en sorumlu mevkiinde Bahriye Nazırı rütbesiyle yer almasına rağmen, her devlet işinde olduğu üzere, bir subayın atanması, bir harp gemisinin onarımı veya hareketinin dahi Sultan II. Abdülhamid’in iradesine bağlı olduğu böylesine mutlakiyet rejiminde Hasan Rami Paşa da, diğerleri gibi sadece Padişahın iradesini alıp, aynen tekrarlamakla görevli bir devlet memurundan iberettir.

     Rauf Bey’in bahriye anıları sayesinde Sultan II. Abdülhamid devri Osmanlı Donanması’nı anlatmada önemli  tanıklar ve sorumlu kaynaklar  bu esere kazandırılmıştır.

     Bahriye Nazırı Hasan Rami Paşa, Meşrutiyet İhtilali ile makamından azledildiği gibi, Sultan Hamid dönemi birçok üstdüzey ismi ile birlikte makamından oldu, tutuklandı, baskılara maruz kaldı ve  sonunda dışarı kaçmamış kim varsa   Büyükada’da ikamete mahkûm edildi.

     Sıkıyönetim Mahkemesi’nde Hasan Rami Paşa’nın dosyasını inceleyen, onu  sorguya çeken, ne hazin bir tesadüftür ki;emrindeki bahriye subaylarından biri de Rauf Bey’dir.  Hasan Rami Paşa 1908’de kendisini savunmak ve donanmanın nasıl perişan hale getirildiğini anlatmak adına, elindeki belgelere dayalı olarak  bir eser meydana getirmiş ve bu belge eseri 1912 yılında Artin Asadoryan Şirket-i Mürettebiye Matbaası’nda bastırarak resmi adreslere ulaştırmak istemiştir.

     Hatırat adını taşıyan bu belge eseri, 1971’de  o yıllarda  Beyazıt’ta koca çınarın yanındaki  bir sahaftan satın aldım. Adını unuttuğum sahaf beyefendi bir iskemle üzerine çıkarak üst raflara uzanmış, aradan adeta ciğer renkli kapağı olan Hatıratı bana uzatmıştı.

     Hasan Rami Paşa’nın Hatırat’ını sağlıklı şekilde yeni yazıya çevirmek için kütüphaneler dahil olmak üzere  sabırlı bir  çalışma  yürüttüm ve araştırma yaptım. Süleymaniye Kütüphanesi’nin Müdürü olan Nurettin Kalkandelen Beyefendi ( Allah nice rahmetler eylesin)  hudutsuz yardımlarda bulunduğu gibi, Sultan II. Abdülhamid Devri Donanma Albümleri’ni    incelememi sağladı.

     Bu hatırat,  birtaraftan haliyle Osmanlı devlet  geleneklerinin resmi yazışmalarından oluştuğu gibi, diğer taraftan da  başlıbaşına bir meslek dili olan “ Gemici Dili” deyimleriyle doludur. Denizcilik eğitimi ve deneyimi olmayanlar için  çözümü zordur ve hatalara açıktır. Bubakımdan ileriki yıllarda hatırat ile ilgili hayli güldürü dolu çalışmalara da rastlanılmıştır.

     Hatırat, kitap haline gelmeden önce, 70’li yıllarda Hayat Tarih Mecmuası’nda ve   Ertuğrul Zekai Ökte Bey’in  yayınladığı Belgelerle Türk Tarihi Dergisi’nde “II. Abdülhamid Devri Donanması” başlığı altında tefrika edildi.

     Zaman içersinde  kitaplarıma yakın alaka gösteren ve neşreden  Aksoy Yayıncılık ile “Sultan II. Abdülhamid Dönemi Son Bahriye Nazırı-Hasan Rami Paşa’nın Hatıratı” başlıklı eserimin    kitap halinde yayınlanması için yazılı anlaşma yaptım.

     Aksoy Yayıncılık, İktisat Bankası bağlantılı idi. Bu bankanın zor duruma girmesi üzerine yayınevi  faaliyetine son verdi.

      Hasan Rami Paşa’nın Hatıratı’nın önsözünde bu eserin birinci cilt olduğu ifade edilmesine rağmen ikinci cilt yayınlanmamıştır.

     II. Abdülhamid dönemi Osmanlı Donanmasını alışılmış kalıpğlar içinde değerlendirmek, yargılamak, çoğunlukla hataya sevkeder. Sultan II. Abdülhamid 1897 Türk- Yunan  Savaşı sonrasında  devrini tamamlamış, yeniliklerden uzak ve harp gemisi  olmaktan çıkmış Sultan Abdülaziz mirası  kırk yamalı bohça donanma yerine, modern bir donanma tesisi için ciddi çabalar sarfetmiştir.

     Sultan II. Abdülhamid’de görülen bu değişik tavır dikkatle  irdelendiğinde, bunun 1897 Türk- Yunan Savaşı’nda donanmanın aczini fark etmesinden ileri geldiği kuvvetle ifade edilebilir. Bu gerçeğe rağmen onarıma gönderilen gemiler ile yeni sipariş edilen harp gemilerinin hikayelerinin ardında,  akıl almaz ahlaksızlıkların da yeraldığı görülecektir. Bu ve diğer ihalelerde birileri Osmanlı devletini içeriden yağma etmektedir.

     Biryerde Meşrutiyet İhtilali ile makamından edilmiş, yüklü paralar ödemek zorunda bırakılmış, rütbeleri sökülerek Büyükadaya sürülmüş olan Hasan Rami Paşa’yı yazdıklarıyla değerlendirmek kadar, hatasıyla sevabıyla başka kaynaklardan  karşılaştırmak yargısız infazı önlemek adına da kaçınılmazdır.

     Hasan Rami Paşa’nın en yakın bir tanığı,   ünlü deniz subayı ve devletadamı  Rauf Orbay’dır ve anılarında Hasan Rami Paşa’yla doğrudan veya dolaylı olarak bağlantılı pekçok olayı anlatmıştır. Bu eserde haliyle Rauf Orbay’ın tanıklığına dikkatle yerverdim.

     Bir hususa da dikkati çekmek isterim; II. Abdülhamid devri saltanatında “Sultan Abdülaziz devri saltanatının o muhteşem donanması harap oldu, çürüdü gitti” diye yakınılır. Bu  tabloyu harp gemilerinden anlayan meslek mensupları olan deniz harp tarihçilerinin  yeniden değerlendirmesini dilerim. Bu imkan herzaman mevcuttur.

     Sultan Abdülaziz’in  muhteşem dedikleri  o donanmayı  dahi asker denizcilik  uzmanları, stratejistler değerlendirirlerse, çok şaşırtıcı aykırı gerçekler ortaya çıkar.

     Herbiri başka ülkelerden sipariş edilen, silahları ve hatta mermileri  birbirine uymayan, eğitime asla değer verilmemiş, milletin varını yoğunu alarak yaratılmış  o filoyu II.Abdülhamid  Haliç’te tutmasaydı bile, yüzyılın çok hızlı değişim gösteren harp silah ve araçları teknolojisi, tekniği ve stratejisi karşısında zaten işe yaramaz hale gelecek,  anlam olarak da  çürüyüp gidecekti.

     II. Abdülhamid devri Türk bahriyesine ve Osmanlı Donanmasına ışık tutan  anlatımıyla Hasan Rami Paşa, kendini savunmak adına, çok kalıcı ve önemli bir hatırat meydana getirmiştir. 

     Devrini yansıtan  diğer tanıklıklarla  yargı kefesinde tartılmayı bekleyen  bu hatırat, eklediğim belgelerle  ve  çok farklı  bir içerikle okurların ve araştırmacıların huzuruna çıkmış olmaktadır.

hasan_rami_pasa.jpg

kanuni_malta.jpg

www.DenizHaber.Com.tr

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim