• BIST 90.186
  • Altın 232,762
  • Dolar 6,1028
  • Euro 6,9689
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 20 °C
  • İzmir 29 °C
  • Antalya 27 °C
  • Muğla 23 °C
  • Çanakkale 24 °C

Armatöre tehlike çanları çalıyor

Armatöre tehlike çanları çalıyor
Piyasalardaki düşüş ile birlikte hükümetin uyguladığı değerli para politikası Türk armatörünü tedirgin ediyor. Armatörler, sıkıntılarını yüksek sesle dile getirmeye başladı.
ARMATÖRE TEHLİKE ÇANLARI ÇALMAYA BAŞLADIDünya navlun piyasalarındaki düşüş ile birlikte hükümetin uyguladığı değerli para politikası Türk armatörünü tedirgin ediyor. Armatör ve  sanayiciler, rahatsızlıklarını yüksek sesle dile getirmeye başladı.İMEAK Deniz Ticaret Odası Nisan Ayı meclis toplantısında gemi inşa ve navlun piyasalarındaki aşağıya doğru hareketlilik masaya yatırıldı.Özellikle son dönemlerde piyasalarda oluşan olumsuz hava Türk armatörünü tedirgin etmeye başladı. 2004 yılında 75 bin dolara kiraya verilen bir Capesize geminin, bugün 35 bin dolar seviyelerine düşmesi, armatörler tarafından “yeni bir kriz mi geliyor?” sorusunu gündeme getirdi.Konu ile ilgili Deniz Ticaret Odası meclisinde konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Metin Kalkavan, navlun piyasalarında meydana gelen düşüşlerin global olduğunu ve bunun sektörü sıkıntıya sokacak noktaya geldiğini belirterek gemi işletmecilerinin dikkatli olması gerektiğini söyledi.Türk armatörünün yatırımlarını piyasalara göre yapması gerektiğini belirten DTO Başkanı Kalkavan; “Eğer elinde sağlam ve uzun vadeli kiracın varsa, senin için bir sıkıntı oluşmaz. Yeni sipariş gemini piyasalara göre kiraya verdiğin anda bu piyasalar bunu kaldırmaz. O zaman Türk armatörü için tehlike çanları çalmaya başlar” dedi.Hükümete de çağrıda bulunan Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Metin Kalkavan “Bu piyasalarda değerli para karşısında sanayicinin maliyetleri iki katına çıkmıştır. Bir tersanenin siparişsiz kalması ne demek, fiyatları aşağıya basması demek. Tersaneci olarak spota ve ucuza gemi yapmak zorundasınız. Siparişlerin kesilmesi armatörlerin piyasa düzelsin dediği bir olaydır. Ben felaket tellallığı yapmıyorum. Ancak görünen o ki bugün tekstilcilerin hükümete bağırdığı gibi, yarında sanayiciler bağırmaya başlayacağı gün gibi aşikardır.  Dün parayı yüzde 2 ile kullanırken bugün aynı parayı yüzde 7’lerle kullanmaya başladık. Bunlar paranın değerli olmasından kaynaklanmaktadır” dedi.Son zamanlarda, hükümetin yeni tersane alanları tahsisini üstü kapalı eleştiren DTO Başkanı Metin Kalkavan şunları söyledi. “Bugün bir çok kıyılarımızda yeni tersane alanları tahsis edilerek yatırımlar yapılmaya başlandı. Bu tersanelerin faaliyete geçmesi ile birlikte, Türkiye’nin tersane kapasitesi 2002 rakamlarına göre üç kat artacaktır. Ancak sipariş alamayan, rekabetçi olamayan tersaneler büyük paralar kaybedecektir. Piyasa oyuncularını manevralarına ayak uyduramayan, gücü olmayan, nefesi yetmeyen sanayici, ya yeni ortak bulacak yada tersanesini parası olana satacaktır.”Türk gemi inşa sanayinin belli tonajda gemi ürettiğini belirten, Deniz Ticaret Odası Başkanı Metin Kalkavan “Tek piyasaya hizmet eden sanayici batmaya mahkumdur. Türk tersanecilerinin kızaklarında bulunan gemilerin yüzde 80’i küçük tonajlı tankerlerdir. Bugün Türk tersanecisi devre dışı kalmış kuralların ikramiyesinden yararlanıyor. Bu şekilde devam ettiği sürece sanayici rekabetçi ortamda aktif oyuncu olamayacaktır” ifadesini kullandı.Kaynak:Recep CANPOLAT-Akşam GazetesiİMEAK Deniz Ticaret Odası Nisan ayı Olağan Meclis toplantısında, piyasalardaki aşağıya doğru yöneliş konusunda analiz yapan Yönetim Kurulu Başkanı Metin Kalkavan, Türk armatörü ve sanayicisine ciddi uyarılarda bulundu. Metin Kalkavan'ın konuşmasının tam metni;"Sayın Başkan, Değerli üyeler, Kıymetli Basın Mensupları;Söylendiği gibi 2009 yılında tersanelerde sipariş olmaz ise bu tam bir felaket. Bir tersanenin siparişsiz kalması ne demek, fiyatları aşağıya basması demek. Tersaneci olarak spota gemi yapmak zorundasınız. Yada çok ucuza gemi yapmak zorundasınız. Siparişlerin kesilmesi armatörlerin piyasa düzelsin dediği bir olaydır. Olayı bütünüyle değerlendirmek lazımdır. Ben felaket tellallığı yapmıyorum. İyi-kötü kavramını hangi piyasaya göre iyi hangi piyasaya göre kötü değerlendirmek lazım. Bu piyasa 2004’ten kötümü? Kötü… 2004 bütün piyasalardan iyimiydi? İyiydi… 2006- 2005’den kötümü evet maalesef kötü… neye göre kıyasladığınıza bağlı. Bir capesize’de iki senede geldiği nokta 75 bin dolardan 35 bin dolara geliyorsa kardan yüzde 110 erime meydana geliyor demek. Yani 64 bin dolar kazanacağı yerde 29 bin dolara iniyor. Navlunlarda meydana gelen bu erime gemi fiyatlarına yansımadı. Denizcilik piyasasında iktisadi bir yaklaşımda temel arz ve talepten kaynaklanır. Gemi inşa piyasasında bir gemiyi elde etmek birkaç sene alır. Gemi domates değildir. gittim aldım demekle alınmıyor. Piyasalardaki reaksiyona herkes Çin diyor ama liderlik ABD’dedir. ABD’nin yüzde 2 büyümesi Türkiye’nin yıllık gayri milli hasılasına eşittir. Gözümüzde büyüttüğümüz Çin ekonomisine baktığınız zaman Türkiye Çin’in yüzde 20’sini yapmaktadır. Çin’i dev olarak görüyorsak Türkiye’de az bir şey değildir. Dünyada 2004 yılında sıkıntıda olan ekonomi yoktu. Dünya tarihinin en iyi yıllarından bir tanesidir. Ekonominin iyi olduğu yıllarda arz-talebin dengelenmesi zaman alır. Bir geminin üstüne koymak minimum 2 yıldan başlar. 2 yılda ancak talep dengelenir. Tarihe baktığınız zaman iyi piyasalar yukarıda en fazla 18 ay kalmıştır. Kötü piyasalar ise 4,-4.5 sene kalmıştır. Bundan sonra ne olacak kötü piyasaların 2 sene mi kalacak 7 senemi kalacak bunu hep beraber göreceğiz. Ama değişen bir şey oldu iyi piyasa çok uzadı. Nerdeyse geçmiş piyasalara göre ikiye katlayarak üç sene sürdü. Bunun en sebebi dünya ekonomisinin iyi olmasından dolayıdır. Bunda en büyük etkenlerden birisi ise Dünya para birimlerinde faizlerin çok düşük olmasıdır. Piyasaları para bu hale getirdi. Likitide bolluğu piyasaları bu hale getirdi. Başta AB olmak üzere devletler bu durum karşısında faiz artırımına gitmeye başladı. Tabi bu şekilde likitide bolluğunu çekmeye başladılar. Bu bizim için çok büyük bir tehlikedir. Yüzde 2’lerde kullandığımız parayı şu anda yüzde 6,5’larda gezmeye başladı. Bunun  ne zaman aşağıya döneceğini şu anda kimse bilmiyor. Türk gemi inşa sanayi şu son dönemde devre dışı kalan (face out) kuralların ikramiyesini yaşıyor. İnşa edilen gemilerin yüzde 80’i kimyasal tanker. Bir piyasaya dayalı olarak bir inşa sektörü gidemez. Çökmeye mahkumdur. Çeşitlendirme çok azdır. Piyasalar durup dururken bu hale gelmiyor. Piyasaların etkileyen en büyük etkenlerden biri tüketici davranışlarıdır. Yani yatırımcıların davranışıdır. Herkes mersine giderken biz tersine gidiyoruz Levent Akson’un dediğine bakarsak bizim hiç yatırım yapmamız lazım. Konteyner piyasasında 2009’a kadar verilen bir milyon 300 bin TEU kapasiteli siparişlerin yüzde 80’i büyük gemidir. En düşük kapasiteli konteyner siparişi Türkiye’dedir. Büyük gemiler büyük oyunun bir parçasıdır. Konteynır piyasası bu piyasalardaki en stabil piyasalardan bir tanesidir. En kırılgan piyasa ise tanker piyasasıdır. En yüksek parayı tankerde kazanırsınız en büyük parayı da tanker piyasasında kaybedersiniz. 30 milyon dolarlık bir konteynır gemisinden 2004 yılında en fazla 15 bin dolar kazanmışınızdır. Ama 30 milyon dolarlık bir Panamax’tan iki misli kazanmışınızdır. kötü piyasalarda Panamax 6 bin dolara kadar düşer, konteyner biraz daha yukarda kalır. Bu sektörde yanlış yolcular bunun bedelini ödeyecektir. Biz bu yanlış yolculardan olmayın diye uyarıyoruz. Şu anda kaybettiğiniz kazançtan yani bir anlamda fırsatçı kazançtan kaybediyorsunuz. Eğer önlemlerinizi almaz iseniz kaybettiğiniz zaman bir anda elinizdeki bütün her şeyi kaybedeceksiniz. Bu piyasalar er veya geç ciddi bir düşüş yaşamak mecburiyetinde çok basit, Şu anda Türk gemi inşa sanayi aşağıdan fiyat artışları maliyet yükselişleri yukardan fiyat düşüşleri arasında sıkışma noktasına gelmiştir. Bu her geçen gün net bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Şu anda 40 tersanenin üzerine 40 tersane daha eklendiği zaman, Türkiye 2003 üretim kapasitesinin üç katına çıkacaktır. Böyle bir talep o tonajda olması söz konusu değildir. Bu para politikası ile devam edildiği sürece sanayicinin hiçbir şansı yok. Bu kadar değerli para karşısında ABD’deki, İngiltere’deki ve Almanya’daki giderlere ödediğimiz para ile eşit durumdayız. Bunu Türk ekonomisi kaldıramaz. Bugün tekstilcilerin bağırdığı gibi yarın gemi inşa sanayicileri olarak ta bağırmaya başlayacağız. 2009 ‘da tersanelerde sipariş yok değil, 2009’un siparişleri deklare edilmedi de ondan siparişler görünmüyor. Sebebi de bu piyasaların o dönemdeki siparişleri ödeyemeyecek düzeyde olmasından dolayıdır. Bu avantaj değil aksine dezavantajdır. Tersaneciler bu piyasayı armatörler aleyhine darmadağın ederler. Tersaneler üretmek zorunda zannetmeyin hepsi özel tersane değil, Çin’in bir tersanesinde beş milyar dolar yatırım yapıyorsa Çin mecbur gemi üretecek. Ve bir numaraya gelecek bu er veya geç. Çünkü Çin’in hedeflediği ana sektörlerden bir tanesi gemi inşa sanayidir. 12 milyon dolara maliyeti olan bir geminin üç beş senede bunu çıkarması mümkün değildir. Kaybedecek parası olan bu piyasada oynamaya devam etsin, biz piyasa çökecek demiyoruz ama ayakta kalan, direnen bu sektörde oyuncu olarak kalacaktır diyorum. Bu piyasalar yeni bir gemiyi ödeyemez. Ereğli’de yaptığımız yatırımda olduğu gibi. Dün 70 bin dolar civarında iken bugün piyasa 35 bin dolar civarındadır. Bu piyasalarla yeni gemi alıp ödemek mümkün değildir. Gemi İnşa sanayinde iyi olan kazanacak kötü olan konsolide olacak. Çok ciddi sıkıntılar çekilecek sanayiciler ya satacak, yada ortak bulacak eninde sonunda değeri bulunacak. Gücü yetmeyen, nefesi olmayan çok ciddi paralar kaybedecek. Bu geçmişte de yaşandı. Şu andaki piyasalara göre Türkiye’nin gemi inşa sanayindeki yatırımları Türkiye’nin kapasitesinin üzerinde olan yatırımlardır. Global sektör olan gemi inşa sanayi rekabet ortamında çok büyük sıkıntılar yaşayacaklar, Türkiye’nin kapasitesi dünyaya göre büyük değil ufak ama önemli olan rekabetçi olabilmesidir. Burada her tersaneci zarar edecek diye bir şey yok ben uyarıyorum. Bazı sanayiciler kazanamayacağından dolayı değer ve para  kaybına uğrayacaktır.  Ben Sektörün başkanı olarak uyarıyorum her tersaneci kazanacak diye bir durum yok ben bunu söylüyorum. Yeni kurulan tersaneler yüksek maliyetlerle kuruluyorlar. Şu anda piyasalardaki köpük kar marjı gitti, finansla gücü olan bir piyasa için yatırım yapmaz, bu piyasaya göre yatırım yapmayın diyoruz. Bu konuda armatörler olarak 90’lı yıllarda bunu yaptık bunun bedelini çok ağır ödedik. Bu piyasa düşecek iyi piyasaya göre yatırım yaparsanız büyük sıkıntılar yaşarsınız. Bu piyasa böyle devam ederse krizi göreceğiz. Önümüzde ki dönemde normalin altına düşecek ve krizi göreceğiz. Büyük kiracısı olan gemi sahibi varsa kurtardı. Adamın beş sene 10 sene sözleşmesi varsa kendini kurtardı. Ama şurda önemli olan gemi tipi ne? Adam 2004’de almıştır eski gemidir zaten iki senede o gemi parasının önemli kısmını çıkarmıştır. Ondan sonra yeni gemiye girmiştir orda sıkıntı olabilir. 2004’de çıkan gemileri daha önce ısmarlamış olanlar kazandı. 2004’ün yüksek piyasasında ve 2005’de sipariş verenler spotta gemi alanlar ciddi tehlikede, ben şunu söylemek istiyorum, bu dönemde gemi alanlar 10 senede döndüreceklerse bunda 15 senede döndürecekler. Burada o gemiyi alanın finanssal gücüne bağlı. Dayanabildiği sürece ayakta kalacak ve geminin dönüşü uzayacak. Mutlaka o piyasa bir çıkış yakalayacak. Bir tersaneci olarak şunu söyleyeyim, dünkü durum farklı bugünkü durum farklı… 2009’da siparişlerin bıçak gibi kesilmesinin sebebi, gemi siparişlerinde deklare edilmemesinden kaynaklanmaktadır. O dönemde sipariş yok demek değildir. Sipariş vardır ama bu piyasalardan dolayı siparişler deklare edilmemiştir. Açık bir şey söyleyeyim, elinde parası olan armatörler capesize’da açığa oynuyor. Çünkü capesize çok para kazandırdı. 80-90 milyon dolara çıkan gemiler, 100 bin dolara çıkan kiralar armatöre çok para kazandırdı. Bunun tadını alan armatör bu büyüyen dünya ekonomisinde yeniden döneceğini hesap ederek yatırıma gidiyor. Çin’in son 3-5 senesini bırak geçmiş 20 senesine baktığın zaman 20 senenin toplamı, son bir senesine denk geliyor. Bu çok anormal bir rakam… Şu anda Capesize yatırım yapan armatör şunu söylüyor “Ben 60 milyon dolara mı sipariş ettim… Bu 50 milyon dolara düşse ne olur ki?” diyor… Son dönemde büyük gemiye yoğun bir talep var… Bir gemi beş limana uğruyorsa bu optimum, ama bir gemi iki limana uğruyorsa bunun optimumluğu tartışılıyor. Büyük gemi optimum gemi demek değildir. Bak 500 bin tonluk gemilerde inşa ediliyor ama bu gemiler optimum çıkmadı. Capesize’a yük olduğu zaman iki panamax’dan daha avantajlı…Bunu gören armatör capesize yatırımına yöneldi. Benim bildiğim bir capesize’dan 30 milyon dolar para kazanan armatör var. Bir panamax 30-35 bilyon dolar ise, bir capesize 55-60 milyon dolar. Armatör şunu hesaplıyor sipariş ettirdiği iki geminin de 10 sende döndüğünü hesap ederek capesize gemiye yatırım yapıyor. Bunun sonucu armatör iki misli kazanmış oluyor. Şunu da belirtmekte fayda var tutarsa çok para kazanacak tutmazsa az para kazanacak dönüşü birkaç yıla daha yayılacak. Bu neyle alakalı? Firmaların gücü ile alakalı. Firmalar güçlendikçe katma değeri yüksek oynamaya başlıyorlar. Paslanmaz kimyasalların, araba taşıma ve LNG’nin dışında kartelden söz edilemez. Bugün piyasaya gripte 10 tane gemi alacağını bilemezsin. Bugün Amerika’da bir firma 10 gemi alıp çıkabilir. Para kimde bilemezsin. Bugün ellerinde çok ciddi para olan fonlar var. Birinin kafası bozulup ta arabaya ,tankere, konteynıra giriyorum dese niye giriyor musun? diyecekler bunu kimse garanti edemez. Bunu kendi sektörümüzde yaşıyoruz. Sektör dışından onlarca firma, şahıs “ bu sektörde iyi para var” diyerek girmediler mi? Bu dünyada da böyle… Piyasaların iyi olduğu zamanda bu kadar para kazanan sektör yoktur.  Elinde 20 yaşında capesize olan armatör 35 milyon dolara gemisini sattı. Böyle bir şey olamaz. Biz talip olduk 39 milyon dolar dediler. Bu olay firmaların gücü ile alakalı, yatırımcının elinde çok nakdi varsa en üste girer, en değerli gemiye girer. Elinde finansal gücün yoksa ona göre hareket etmen lazım. Bizim insanımız elindeki son kuruşuna kadar gemiye yatırıyorsa, yarın oluşabilecek bir krizde domino etkisi ile elinde ne var ne yok kaybediyor. Bunu geçmişte yaşadık. Ben sektörün başkanı olarak üyelerimi uyarmak zorundayım, bunu söylüyorum herkes ayağını yorganına göre uzatmak zorunda. Bir gemi yüzde yüz finans edildiği zaman tökezleme kaçınılmazdır. Her işin bir riski olmak zorunda, riskte elindeki sermayedir. Yoksa herkes bu işi yapar… Ben son olarak şunu söylemek istiyorum, banka kredileri ile yapılan tersanelerimiz var bunun dönüşü çok sıkıntılı olacak. Öz kaynak koymayan tersaneler büyük sıkıntı yaşayacak. Bende yapıyorum 45 milyon dolarlık yatırım yapıyorum ama ben geleceğe yatırım yapıyorum. Kendi bütçemi ayarlayarak yapıyorum. Biz gelecekte rekabetçi olmak için o yatırımı yapıyorum. Eğer bunu yapamaz isen yaşama şansın yok artık. Derdimiz iç piyasa değil kimse yanılmasın dünya ile rekabet edecek ölçüye gelmek için yapıyoruz. Hep küçük gemiler yapacak değiliz gelecek seneden sonra, 20’ler 50’ler yapmaya başlayacağız. Belli bir dönem sonunda bu kimyasal furyası bitmek zorunda geleceğe yatırım yapılmalı. Fakat bazı tersanelerimiz milyon dolarlık yatırımları banka kredileri ile yapıyorlar yarın bunun sıkıntılarını yaşayacaklar. Ya ortak bulacaklar, yada parası olana satacaklar.” DenizHaber.Com-Özel
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim