• BIST 89.744
  • Altın 193,389
  • Dolar 4,8352
  • Euro 5,6600
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 23 °C
  • Antalya 29 °C
  • Muğla 21 °C
  • Çanakkale 19 °C

Çetin Nuhoğlu, Özmen'e fena yüklendi

Çetin Nuhoğlu, Özmen'e fena yüklendi
TOBB Ulaştırma Sektör Meclis Başkanı Çetin Nuhoğlu, Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) Yönetim Kurulu Başkanı Ruhi Engin Özmen hakkında zehir zemberek açıklamalarda bulundu.

Çetin Nuhoğlu, Ruhi Engin Özmen'e fena yüklendi

TOBB Ulaştırma Sektör Meclis Başkanı Çetin Nuhoğlu, UND Yönetim Kurulu Başkanı Ruhi Engin Özmen'in derneği çiftlik gibi kullandığını ima ederek, "UN Ro-Ro'ya aleyhine açılan davayı çeken UND Başkanı ve Yönetim Kurulu büyük töhmet altındadır" dedi.

Rekabet Kurulu'nun, UN Ro-Ro aleyhinde UND Deniz'i rekabet kuralları dışında haksız olarak batırmakla suçlaması ve 841 bin TL ceza kesmesinin ardından UND Yönetim Kurulu, UN Ro-Ro hakkında açtığı pilot davayı, 9 Kasım 2012'de aldığı karar doğrultusunda geri çekmesi, sektör temsilcilerini ayağa kaldırdı.

Bugüne kadar UN Ro-Ro, UND Deniz ve UND Yönetim Kurulu ile ilgili yapılan açıklamalar karşısında sessizliğini koruyan TOBB Ulaştırma Sektör Meclis Başkanı Çetin Nuhoğlu, UND Yönetim Kurulu'nun UND Deniz ile UN Ro-Ro aleyhinde açılan pilot davayı çekmesi üzerine zehir zemberek açıklamalarda bulundu.

UND Yönetim Kurulu Başkanı Ruhi Engin Özmen'in mahallenin şımarık zengin çocuğu gibi "Ben Topu Alıp Gidiyorum" diyerek istifa tehditleri ile UND'yi yönetmeye çalışmasının yanlış olduğunu söyledi. UND Deniz ile ilgili, UN Ro-Ro aleyhinde açılan davanın geri çekilmesinin menfaat ilişkileri içerisinde yapıldığını ima eden Nuhoğlu, UND Başkanı Ruhi Engin Özmen'in sektörün menfatlerini korumaktan uzak olduğunu ve büyük töhmet altında kaldığını dile getirdi.

TOBB Ulaştırma Sektör Meclis Başkanı Çetin Nuhoğlu'nun açıklamaları aynen şöyle;

SEKTÖRÜN GELECEĞİ HERHANGİ BİR ŞEKİLDE UN RO-RO'YA PEŞKEŞ ÇEKİLMİŞ MİDİR?

Şimdi soruyorum:
2001 yılında oluşturulan UND Çalışma Grupları ne işe yarar?
UND İcra Kurulu ne işe yarar? Neden İcra Kurulu Başkanlığı oluştu?
Mesela biz; bütün sivil toplum örgütlerinde genel sekreterlik vardır, genel müdürlük vardır. O tarihte bunun doğru olmadığını söyledik. Kurumsal yapıyı sürdürebilmek için profesyonellerin yetkinliğinin arttırılması ve yetkilerinin arttırılması gerekir. Yönetim kurulu başkanı olabilir, ama gerçek anlamda meslek örgütlerini temsil edecek icra kurulu başkanı olması lazım dedik ve iki tane başkanlık getirdik orda. Bir yönetim kurulu başkanı seçilerek gelir. Birde İcra Kurulu başkanlığı, Yönetim kurulu tarafından atanır ve hedefleri tanımlanır. Asıl görevi yıllık stratejileri ve genel kurul tarafından onanmış bütçelere göre faaliyetleri sürdürmektir. Derneğin kurumsal temsilcisidir.

BAŞKANLIK VE HAKSIZ REKABET!

Hemen arkasından 2 dönem başkan olamaz dendiğinde neydi gaye? 2 dönem sonra insanlar gidecek, yeni birileri gelecek ama bu kurumun ilişkisini sürdürebilmek için bu işin gerçek sahiplerinin orda kalması lazım. Ve bunlar stratejik planda, stratejik planın hayata geçirilmesinde, üye ilişkilerinde ve de hepsinden ötesinde kamuyla olan ilişkileri götürecek yapı oluşması lazımdı. Çünkü meslek örgütleri özellikle çok metameli bir iştir.

Şöyle bir düşünün. Hepimiz nakliyeciyiz. Uluslararası nakliyeciyiz!.. Sonra aramızdan biri çıkıyor başkan oluyor. Aynı sektördesin, rakipsin!.. Bir taraftan da sen onun başkanısın. Bunu iyi yönetemezsen rakibine göre avantajlı duruma gidersin. İş almaya gidiyorsun, Ahmet Nakliyat 10 lira veriyor, sen de 10 lira veriyorsun ama ‘ben başkanım’ diyorsun. Doğal olarak karşı tarafı etkilersin. Bu anlamda meslek örgütlerinin çok hassas davranması lazım. Hem rakibin, hem de başkanın olunca, bu konu gerçek anlamda haksız rekabete sebep olur.

Bizim oluşturmaya çalıştığımız temel kültür; bu tip oluşumların engellenmesiydi. Bir şey daha yapıldı bakın!... Biz iki dönemi getirirken bir şey daha yaptık. O da: Başkan yardımcılıklarının sonraki başkanlığa hazırlanmasını etik olarak doğru bulduk. Bununda gayesi sektörün birbirinden kopmasıydı. Birbiriyle olan o ilişkileri sürdürsün, yeni başkanda seçiliyorsa, yeni başkanda daha önceki başkanla hiç olmazsa bir dönem başkan yardımcılığı yapsın veya üyelik yapsın mantığı vardı.

10 ÖNCEYE DÖNÜLDÜ

2011 yılında yaşanan tsunami gerçekten UND’yi çok etkiledi. Yani bu olay UND’nin hem ekonomik, hem kültürel, hem imaj olarak ama hepsinden ötesi de davranış kalıplarını sildi süpürdü. Ondan sonra ki problemler tamamen 10 yıl önceki başlanan noktaya tekrar getirdi. Başkan kraldır!.. Başkan asar-keser… Başkan el kaldırırsa herkes el kaldırır... Sorgulanmaz, konuşulmaz!.. Hepsinden ötesi de ikide bir, ‘bak olmazsa topumu alır giderim…’

Bu meslek çok önemli bir meslektir. Bu sektör sadece kendisi ile ilgili değil, Türkiye’nin performansı ile de alakalıdır. Türkiye’de güçlü yapısıyla güçlü lojistik altyapıyla Türkiye ihracatında önemli katkılar sağlar. Türkiye’nin komşu ülkeleri ile olan ticaretinde bu sektörün yetkinliği ve kuvveti avantaj sağlar. Yani hep söylüyorum devlet yıllardır ulaştırmayı bir devlet politikası haline alıp götürmüştür. Devlet yıllarca bu politikayla öncelikle yeni büyüyen pazarlarda nasıl etkin olabileceğini düşünmüş, ona göre öncelikle de malların oraya taşınabilmesinin avantajlı yollarını planlamıştır. Karadeniz Ekonomik İşbirliği ve bütün ekonomik işbirliğinin temeli öncelikle ulaştırma politikalarının çözülmesi ve oraya yakın mal ihracatının önündeki engellerinin kaldırılmasıyla alakalıdır.

ÖDÜL ALMIŞ BİR MODEL Dİ

Biz önce dedik bir başkan en fazla iki dönem olur. İki, icra kurulu başkanı sektörün kurumsal derneğinin, kurumsal yapısının sürdürülebilmesi için en önemli oyuncudur. İcra kurulu başkanı, icra kurulu üyeleriyle çalışır. İcra kurulu, bölge çalışma guruplarındaki bölge temsileri ile beraber bilgileri toplar. Yönetim modelimiz 72 sayfadan oluşan kitapta mevcuttur. Her şey burada tanımlıdır. Bu 72 sayfalık model, yönetim ve davranış kitapçığı ödül aldı. 2004 yılında Avrupa Kalite Ödülü aldı. Ve o gün yarıştığımız meslek örgütü derneği ise Boğaziçi Üniversitesi Mezunları Derneği idi. Bunlar hep unutuldu. Onun için söyledim. 12 saat anlatacağım. Daha bu söylediklerim giriş.

Öyle bir yapı kuruldu ki, bu yapı sonsuza kadar gidecektir. Bu yapı hem sektörün, hem de buradan öğrenen arkadaşlarımızın kendi şirketinde de hayata geçirebilmesini sağlayacaktır. Fakat dediğim gibi 2011 tsunami her şeyi alıp götürdüğü gibi bunu da yok etti. Şimdi bir düzenleneme daha. İcra kurulu dedik. Birde çok önemli bir değişik daha yaktık.

YÜKSEK İSTİŞARE KURULU

Yüksek İstişare Kurulu’nu oluşturduk. Yüksek İstişare Kurulu atanan veya başkasının hatırı için geldiği yer değildir. Nasıl yönetim kurlu üyeleri genel kurulda seçiliyorsa, bunlarda genel kurulda seçiliyor. Yani genel kurul oy veriyor. Diyor ki; bu kişiler Yüksek İstişare Kurulu üyeleridir. Ve de tüzükte aynen yazar. Yönetim kurulları ile toplantı yapar. Tüzüğe girin bir bakın. Konu şudur: stratejik planda olmayan, ani gelişmiş bir durum, sektör açısından karar alınması durumlarda Yüksek İstişare ile yan yana geliyor. Yüksek İstişare Kurulu başkanı yazılmış değildir. Üyeler kendi arasından seçer. 14 tanesi genel kurul tarafından seçilir, 5 tanesini de başkan yönetim kurulunda önerir. Yani 19 kişi olur. Ama istişare kurulunun başkanı etik olarak da teamül olarak da bir önceki başkan olur. Gayede şudur; Bu sektör hiçbir şekilde olmadan, hiçbir şey sorgulanmadan, kimse töhmet altında kalmadan hiç kimse akçeli işlerde hakkında hiçbir şey çıkmadan sistem yürüsün diye. Eminim ki şuanda Türkiye’deki nakliyecilere sorun, belki de haklı karar aldı bilemiyoruz ama şuanda Engin Başkan ve yönetimi özellikle töhmet altındadır.

Acaba sektörün geleceğini herhangi bir şekilde U.N. Ro-Ro’ya peşkeş mi çekmiştir?
Acaba bu kararı alırken bütün detaylarıyla, bırakın istişareyi, yönetim kurulunda konuşulmuş mudur?
Mesela; U.N Ro-Ro ile yapılan anlaşma, yönetim kurulunda kalem kalem konuşulmuş mudur?

İHALEYİ KAYDA ALDIK

Ben biraz geri gideyim. UND Gürbulak’ın ihalesini yapacağız. UND Gürbulak’ın ihalesini yaparken ihale komisyonu kurduk. İhale komisyonu başkanı kimdi biliyor musunuz? 2003 yılı. Benden önceki yönetimin mali müşaviriydi. Rahmetli Saffet Ulusoy’un dönemindeki mali işler sorumlusu çok deneyimli, sektörün tanıdığı bir arkadaşımız ihale komisyonu başkanlığı yaptı. O şıkta bile bütün ihale kayda alındı. Her aşaması video ile kayda alındı. Kim ne fiyat verdi, kim nasıl indirdi o saha komple kayıt altına alındı. Yani ben o gün çıkıp; bu rakam budur, ben pazarlık ettim en hayırlısı budur desem bana itiraz edecek kim di? Ama ben bir sistemi oturtmaya çalıştım. Ben bir davranış modelini bu sektöre, bu derneğe oluşturmaya çalıştım. Bunun nasıl olduğunu daha sonra anlatacağım.

BİLGİLER TAKİP EDİLECEK HALDE DEĞİL

Karadeniz konusunda bir anlaşma yapıldı. UND Gürbulak Denizcilik diye bir şirket kurduk. Bugünkü Karadeniz’de çalışan bir firmayla destek anlaşması yaptık. Bütün anlaşma yönetim kuruluna dağıtıldı. Bir tane meslek örgütünün avukatı, 2 tanede yabancı avukat geldi görüş verdiler. O görüş tartışıldı yönetim kurulunda sunuma alındı. Birçok arkadaşım: Başkan biz size itimat etmiyor muyuz, niye bize bu kadar çok bilgi veriyorsunuz dedi. Hayır dedim. 5 saat sürdü o toplantı. Sonra bazı konular anlaşılamadı. Karşı taraf toplantıya çağırıldı. Karşı taraf da avukatıyla geldi. Oturduk bunu da tartıştık. Ondan sonra tek tek onay verildi ve imzalandı. Çok net söylüyorum. Bunlar temel kurallardır. Yani bu kuralların her hangi birini görmemezlikten gelirseniz ve hepsinden öte de açık söylüyorum olayları kişiselleştirirseniz bundan sonrası da ne olacağı belli değil. Şu gidişin sonu bir genel kurulda bu 2 yıllık başkanlığı kaldıralıma gider. Bu başkanlık ancak oluşturuluyor. Ancak sektörü öğreniyor, vakit geçiyor, bunun için 2 yıllık süreyi kaldıralım. Bu yararsızdır diye ona gidecek. Çünkü başka türlü yok. Bilgiler takip edilecek halde değil.

İCRA KURULU BAŞKANI…

İcra Kurulu Başkanı ayrıldı. 10 yıldır UND’de çalışan, hem tecrübesi ile hem bilgi birikimiyle bir yere kadar gelen arkadaşımız ayrıldı. Ayırabilirsin, belki çalışmak istemeyebilirsin, ama her halde bunun gerekçesini çıkarsın istişare kuruluna, yönetim kuruluna anlatırsın. Performansını ölçersin, kriterleri koyarsın, hedefleri belirlersin ona göre neyi yaptı, neyi yapmadı anlarsın. Ondan sonra bir ihtar verirsin, sonra tekrar bir daha kendin bunda emin değilsen dönersin bir başka değerlendirme ile o konuda karar alırsın.

BİLGİ EKSİKLİĞİ VAR

Ben bunları anlatacağım. Çok net söyleyeyim ben bugün bir başlangıç yapıyorum. Bütün Anadolu’yu dolaşacağım. Bütün İstanbul’da nakliyecileri dolaşacağım. Çünkü belli ki ortada bilgi eksikliği var. Belli ki ortada bir sektör, zaten insanlar kötü durumda, birde dernekten ümidi kestikleri için de hiç ilgilenmiyorlar. Onlara tekrar bu meslek örgütü önemlidir. Nasıl hep söylüyorsan, çözüm istiyorsan katılmak zorundasın diye bunları söyleyeceğim. Sahiplenmelerini isteyeceğim. Bunları anlamalarını ve yorum yapmalarını isteyeceğim.

Bugün şikayet ediyorsak, aslında katılmadığımız içindir. Kararlar da olmadığımız içindir. Bunu bir boşluk olarak görürseniz, o zaman da birileri bunu çok rahatlıkla doldurur. Karar süreçlerine etkin olma, sektörün geleceğine, ülkenin geleceğine doğru aklı bulmak bu demek değil midir? Ortak akıl ne demektir? Öyle bir tabir niye çıktı? Ama hepsinden ötesi de gerçek anlamda bu sektör ya kendini kaybedecek silecek ya da yazıklar olacak sektörün bu kadar çalışanına, emeğine.

NEJAT BEY’İ NEDEN ÇIKARTTINIZ?

Bir tarihlerde UND isim olarak çok önemliydi. 30 yıllık Ankara temsilcisi Nejat Bey’i neden çıkarttınız? Kime sordunuz? Nejat Bey size ne yaptı da çıkarttınız? Şu mantık mı vardı: Çetin Nuhoğlu ve eski yönetimden kalan bütün her şeyi yok edelim yeniden mi oluşalım. İşte o tsunami etkisiyle mi yapıldı. Yönetmelik düzenlemelerinde Nejat Bey dolaşırdır. Haftada en az 2 defa ulaştırmaya giderdi, gümrüğe gider dolaşırdı. Saygı duyulan biriydi. Lobicilikte budur, ilişki de budur.

YÜKSEK İSTİŞARE

Yüksek istişare kurulu, başkanı eski başkan ve de şuanda yüksek istişarede Türkiye’nin en büyük nakliyecileri var. Eski başkan yardımcıları var. Dışardan bir zamanlar da Nevzat Sayğılıoğlu vardı. Bürokratlar vardı ki onların da bu deneyimlerini alalım diye. Şimdi soruyorum: Yüksek İstişare Kurulu ile bir kez olsun toplantı yapıldı mı bu karar alınırken?

Yüksek İstişare Kurulu tüzükte her 3 ayda bir toplanır. Bir gün toplanıldı mı?
Ben, UND’nin bu son döneminde yeni seçim yapıldığının ertesi günü istifa ettim. UND’nin üyesi bile değildim. Bir tek gayem vardı ki, yani kurumsal yapı oluştu, bundan sonra devam eder, artık kişiye bağlı bir yapı oluşmasın.

TOPLANTILAR YAPTIK

2010 yılı Ekim – Kasım aylarında o kiriz yaşandığında UND Deniz’in tüm kararlarını, tüm parasını, hepsini hem istişare ile konuştuk hem de yetinmedik o tarihte genişletilmiş nakliyeciler toplantısı yaptık. Büyük nakliyecileri çağırdık. Tek tek hesap verdik. Bu oldu, bu yapıldı diye başkan çıktı, UND’nin profesyonelleri çıktı tek tek anlattılar. Şuraya şu borcumuz var, buraya şu borcumuz var diye. 80 nakliyeci en az 4 veya 5 defa toplandı. Onları da anlatacağım. Neler konuşuldu, neler yapıldı diye.

Şimdi siz bir karar alıyorsunuz yanlış-doğru inandığınız şey doğrudur diye ama doğru sadece sizin onayınızla, sizin aklınızla doğru olarak görünüyorsa, birileri de bunu bilmeden onaylıyorsa o zaman problem çıkar.

GENEL KURULDA NE DİYECEKSİN?

Önümüzdeki dönem seçim var. Bunu hangi seviyede sektörle paylaşacaksın? Hangi aşlamada sektöre diyeceksin ki, ‘ben kardeşim seçime giriyorum, iki senem geçti, şunları şunları başardım, bundan sonraki iki dönemde de şunları yapacağım. Önümüzdeki 2 dönem içinde şu hedeflerim var’ Bunu mu diyeceksin, yoksa yönetim kurulunda yaptığın gibi, kötüleyerek, yalan söyleyerek, bu yalanları sürekli olarak da birkaç kişinin üzerinde oluşturarak sürdürecek misin?

Şimdi, siz bugün yanlış – doğru, inandığınız şey doğrudur diye bir karar alıyorsunuz, ama doğru sadece sizin inandığınızla, sizin aklınızla doğru olarak görünüyor. Birileri de bunu bilmeden onaylıyorlarsa o zaman problem çıkar. Göçebe toplumlarında, kavimlerde bile bu kadar ilkel meslek örgütü yöneticiliği olamaz. Çok net. Şimdi ben başkan adayı olur muyum? Olmam onu da söyleyeyim. Hiç kimseyi de önermem. Kimi önersem kendini şey altında hissedecek.

ENGİN BEYİ BEN ÖNERMEDİM!..

Engin Bey’i ben önermedim. Bakın onu da anlatayım. Zaten onun için de diyorum ya ben yeni seçimde aday olmam, hiç kimseyi de önermem diye. Ama altını açık söyleyeyim. Bu sektörün böyle gitmesine de müsaade etmem!..

UND Deniz ortaya çıktı. Bütün nakliyeci arkadaşlarla konuştuk. O gün nakliyeci arkadaşlar Çetin Başkan senin gelmen lazım, senin toparlaman lazım dediğinde hayır dedim. Sonuçta bu sektörün bitişi olur. Sektörü bir kişiye endekslemiş olursunuz. Kurumsal yapı olmaz, siz burada bu işi çözeceksiniz benim bir önerim var o da şu dedim:

RODER o tarihlerde kapanma kararı almış. Türkiye’nin en büyük 10 firmasını seçin dedim. Kimdir 10 firma. İste Nedloyd, Gökbora, Ekol, Barsan, Sağlık, Çoban, Sertrans, Mars, Turker ... sonra 14-15 firmaya kadar çıktı bütün büyükler. Ben onlarla 2 defa yemek yedim Borsa İstinye’de. Bütün hesapları onlara da tek tek anlattım.

Yani UND Deniz’in şuanda içinde bulunduğu tehdit nedir? Tehlike nedir? Nasıl olması gerekir hepsini anlattım. Ve dedim ki sonuç olarak sizler oturacaksınız 14 kişi aranızda bir başkan seçeceksiniz. Çünkü sizin toplam yüzde 57’nin üzerinde Ro-Ro payınız var. Kendi başkanınızı seçeceksiniz. Sonra da inceleyeceksiniz. Fizibilite yapacaksınız. Ro-Ro’nun anlaşmaları bunlardır. Ro-Ro’nun fiyatları bunlardır. Karar vereceksiniz Ro-Ro işine girelim mi girmeyelim mi diye? Hiçbir katkıda bulunmam. Zaten seçimin yapıldığı ertesi gün ben ayrılırım dedim. Ama seçimde hiçbir arkadaşım size karşı oluşmasın diye divan başkanı olacağım dedim. Bakın divan başkanı ben olacağım dedim. Çünkü birileri yanlış anlar, birileri burayı fırsat görür, bunun sonucu olarak da gerginlik olur.

Bu tip firmalar gerginliği pek sevmiyorlar, onun içinde rahat olun dedim. Nakliyeci arkadaşlarımla yaptığım toplantılarda böyle bir istek çıktı ve bunun sonu olarak da bu çıktı. Peki dediler ve oturdular. Hakan Keleş’te vardı orada. Bir arkadaşımız Hakan Keleş’i önerdi, diğer 12 arkadaşta; Galip bey dedi ki, (o anda Engin Bey yok) Engin olabilir hem üniversite ile ilgileniyor hem sektöre benim kadar vakit ayırmıyor onun için daha sosyaldir deyince arkadaşlar oybirliği ile evet Engin olsun dediler. Bana döndüler, kutlarım dedim. Bakın hiçbir dönemde Engin’in seçilmesi konusunda ne isim önerdim ne yön verdim ne de bu konuda konuştum. Zaten 14 kişi seçilmiş arkadaşlar. Bu sektörün en büyükleri. Onların onay verdiğine benim hayır demem diye bir şey yok. Kesin, bu taahhüdü çok net verdim.

BORÇLARI MASAYA YATIRDIK

Yaptığımız toplantıların 2’si; UND Deniz’in içinde bulunduğu durum, UND’nin kefaletinden dolayı borç, UND Gürbulak’ın kefaleti ve borçlar. Bütün kalemleri çıkarttık ve onların önüne koyduk. Çok net olarak şunu söyledik. Ne UND’nin, ne UND Gürbulak’ın hiçbir borçta kefaleti yoktur. İmzası yoktur. Hepsi bu aşamaya gelmeden önce halledilmiştir. Toplam 8 milyon 750 bin Euro borç vardır. Bunun 6 milyon Euro’su UND Gürbulak ve benim tarafımdan şahsen ödendi. Tamamen tertemiz bir UND Deniz önlerine koyduk. Bakiye 2 milyon 750 bin Euro kaldı. 2 senedir ilk defa konuşuyorum.

Bu olay 2010 yılı sonu, 2011 yılının başıdır. 15 Ocak 2011 yılında seçim yapıldı hatırlayın. O birbuçuk aylık süre içinde yaptım ben bunu. Hatırlayın UND’ye haciz geldi. Hacizi hemen kaldırttım, adam makineleri geri getirdi. Başka şeyler de yaptım onları anlatmıyorum. 2 milyon 750 bin Euro içinde çok net bir şey söyleyeyim. Yani 6 milyon ödendi de 2 milyon 750 bin ne oldu? 2 milyon 750 bin Euro tamamen UND Deniz’in borcudur. Ne UND’nin kefaleti vardır, ne de UND Gürbulak’ın kefaleti. UND Deniz’in kendi borcudur. Tüzel kişiliğinin borcudur. Hiçbir kefalet yoktur. Peki ne olacaktı? UND’nin üzerine geleceklerdi. Onu da düşündüm, iflas erteleme aldım. Bir ayda gittik hesabı çıkarttık, bütün hesapları hazırladık.

İflas ertelemenin ne olduğunu biliyor musunuz? Aynen şu oldu gittik dedik ki bu şirket batırıldı. Bu şirket ayağa kalkacak, arkasında güçlü bir yapı var. Şuanda 2 milyon 750 bin Euro’luk borcu var ama bize süre verin bu süre içinde borcu ödeyeceğiz. Hemen mahkeme iflas erteleme verdi. 5 yıllık süresi vardır. Yani o 2 milyon 750 bin Euro borcu için hiç kimse ne UND’ye gelebilirdi, ne UND Deniz’in yönetim kurulu üyelerine, ne de başkalarına gelebilirdi. Hiç kimse gelemez. Çünkü iyi bir çalışma oldu. İşin aslı burada zaten. O gün bunları 14 kişiye anlattık ve taahhüt verdik. Size hiçbir şıkta bir borç gelmeyecek. Bu da UND’nin nakıt akışı, UND’nin bütçesi, UND’nin 2 yıllık yani 2011 ve 2012 yılındaki gelirleri ile giderleridir dedik. Hatta bütçe de genel kurul da onaylandı. Orda da tek tek anlattım.

Yaklaşık 530 bin TL açık var. Bu açığı da şu kadarlık tasarrufla kapatırsınız, siz oturup da para vermek zorunda değilsiniz. Hatta birkaç arkadaş ‘bu bizim namus borcumuzdur, UND’nin yaşaması için gerekirse cebimizden para da veririz’ dediler. Hayır dedim. Hiç kimseye para vermek durumunda değilsiniz. Çünkü UND böyle bir yükün altında kalkamayacak durumda değildir.

Hem iflas erteleme hem de seçim öncesi 2 şey var dedim. Birincisi eğer siz oturur karar verirseniz Ro-Ro işi bu şartlar altında devam edeceğiz, problem yok ama gerçekten fizibil bulmadınız, karlı değil, macera görürsünüz. Ondan sonra çalışma gurubu oluşturuldu.

Seçim öncesi UND Deniz Rekabet Kurumu’na başvurdu. Şubat – Mart 2011’de Rekabet Kurulu soruşturma açıp açmayacağına da karar verecek. Şuanda sürekli veri topluyor. Ben biraz rekabet hukukunu biliyorsam, biraz da bu yaşananları biliyorsam Rekabet Kurulu muhakkak soruşturmaya karar verecek dedim. Onun içinde soruşturmaya karar verirse daha sonra da ceza alacak. Onun karşılığında da UND Deniz 8 milyon 750 bin Euro zarar etti. Hem onun hem de o süreye kadar ondan sonraki gelirini ödemek zorunda kalacak. Onun için rahat olun. Anlaştık. Anlaştık. Herkese de bu konuda kararı detaylı anlattım.

UND’YE YOĞUN MESAİ

Oturduk T1’i konuştuk. T1’den gelir elde edilebilecek anlaşmalara baktım. 15 Aralık 2010 – 15 Ocak 2011 tarihleri arasında 1 ayım UND’de geçti. Sırf tsunami oldu bunun etkisini sürdürmeyelim aynen devam etsin diye. Ve Mart 15’inde bir haber geldi. Rekabet Kurumu soruşturmayı açacak. Resmen bize tebliğ edildi soruşturma açılmasına karar verilmiştir diye.

Hiç unutmuyorum. Hakan Yılmaz, Hakan Keleş ve Tamer Dinçşahin’i aradım. Dedim ki, gözünüz aydın. Artık onurunuzu, gururunuzu artık bu konuda yaşadığınız tüm üzüntüleri unutun. Soruşturma kararı çıktı ve bu soruşmanın sonucunda emin olun ki açılmış olan hiçbir dava da beraat çıkmadı. Hele böyle iflas etmiş, bakın Türkiye de ilktir. Türkiye tarihinde bir ilktir. Haksız rekabet, düşük fiyat ile bir şirket batırılmıştır. Bu tek örnektir. Diğer şirketler açtılar davayı tazminat aldılar ama hep kar kaybından dolayı aldılar. Hep zarar ettikleri için aldılar. Ama bir şirket komple batırılmıştır.

Hiç unutmuyorum 13’ün de telefon açtım Engin Başkan vardı. Fevzi vardı. Birkaç kişi daha vardı gittim gözünüz aydın dedim. Yani o zaman daha Ro-ro şirketi kuralım mı kurmayalım diye karar vermemişlerdi. 2011 yılının Mart ayında konuşuyoruz diyoruz ki bu yazıyla rekabet kurumu soruşturmaya karar verdi. Bu karar sonucunda muhakkak ceza çıkacak. Sonra olaylar farklı gelişti.

HİÇBİR BİLGİ GİZLİ KALMAZ

Asıl olan şu: benim prensibim şudur. Daha doğrusu çağdaş ülkelerde de budur. Hiçbir bilgi gizli kalmaz. Hiçbir bilgide birini kandırarak böyle sürdüremezsiniz. Hele böyle meslek örgütlerinde (Kişisel olarak kendi şirketini yönetmek için bazı şeyler yapabilirsin) ama bu kadar güçlü bir derneğin mal varlığı nereden bakarsanız 25 milyon Euro’dur. Yani onun her üyesi en az 25 milyon Euro’luk mala sahiptir. Siz dönüp de böyle bir yapıyı şeffaf olmayan, işte paylaşmadığınız, işte tehditle, şantajla, yalanla sürdüremezsiniz. Buna bu sektör müsaade etmez. Şu söylediklerimin, anlattıklarımın hepsi tek tek ortaya konduğunda insanın içi bunalır.

Ben bu sektörü iyi tanırım. Nakliyeciğe başladığımda o zaman daha 15 yaşındayım ve 30-35 nakliyeci vardı. 77’de Tırsan’ı kurduğumuzda 85-90 nakliyeci vardı. Yani bu sektör 1500 kişi olduysa bütün bunlar o dönemde yaşadığımız ve tarih olarak adlandırdığım bir dönemdir. Yaşanan süreçlerin tümünü tek tek anlatacağım. Şimdilik söyleyeceklerim budur.

Haber: Recep CANPOLAT - Deniz Haber Ajansı

www.DenizHaber.Com.tr

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim