• BIST 90.529
  • Altın 213,679
  • Dolar 5,3738
  • Euro 6,0725
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 9 °C
  • İzmir 18 °C
  • Antalya 14 °C
  • Muğla 12 °C
  • Çanakkale 17 °C

Dünya tarihini değiştiren gemi: Goeben

Dünya tarihini değiştiren gemi: Goeben
Osmanlı İmparatorluğu’nu 1. Dünya Savaşı’na dahil eden süreci başlatan Goeben Zırhlısı’nın hikayesini yazan Dan Van Der Vat, geminin halen Alman Donanması’na kayıtlı göründüğünü yazıyor.

Osmanlı İmparatorluğu’nu 1. Dünya Savaşı’na dahil eden süreci başlatan Goeben Zırhlısı’nın hikayesini yazan Dan Van Der Vat, geminin halen Alman Donanması’na kayıtlı göründüğünü yazıyor.

Kimi tarihi olayların sebep ve sonuçları tartışılırken sıklıkla ‘şöyle olmasaydı, böyle olsaydı, şu karar yerine bu strateji uygulansaydı farklı sonuç alınırdı’ gibi fikir yürütmeler yapılır sıklıkla. Oysa tarihin akışı içinde zaten tıpkı insanların olduğu gibi ülkelerin, sistemlerin ve ideolojilerin de bir kaderi vardır. Ve zamanı geldiğinde onların da son bulması kaçınılmazdır. Dolayısıyla bugünden bakarak geçmişin akışı üzerine yorumlar yapmak, o olaylardan akılcı sonuçlar çıkarmak kadar fayda sağlamaz insanoğluna. Tarih kitaplarında Yavuz adıyla bildiğimiz Goeben zırhlısının Osmanlı İmparatorluğu’nu yıkıma götüren seyirde oynadığı rolü de böyle değerlendirmek gerekiyor belki de.

Osmanlı İmparatorluğu’nu I. Dünya Savaşı’na dahil eden süreci başlatan Goeben zırhlısı, dünya tarihini de geri dönülmez şekilde değiştirdi. Alman, Fransız ve İngiliz kaynaklarında ilk kez kapsamlı araştırmalar yaparak, Goeben’in Çanakkale Boğazı’na kaçışının tüm öyküsünü gözler önüne seren Dan Van der Vat’ın 1985 yılında kaleme aldığı metin, Dünyayı Değiştiren Gemi adıyla ve Ali Cevat Akkoyunlu çevirisiyle Alfa Tarih serisinden okurla buluştu.

YAVUZ VE MİDİLLİ HÂLÂ ALMAN DONANMASINA KAYITLI

Dan Van der Vat, sadece Türk tarihini değil dünya tarihinde de önemli bir kırılmaya yol açan Goeben’in Osmanlı İmparatorluğu’nu ateşin orta yerine atma sürecini şöyle anlatıyor kitabında: “I. Dünya Savaşı başladığında Almanların Akdeniz’deki tek büyük savaş kruvazörü Goeben (daha sonra Yavuz), düşmanlarının müthiş beceriksizliğinin de yardımıyla Fransız donanmasından ve Britanya Akdeniz Filosu’ndan kaçarak Çanakkale Boğazı’na varacaktı. Gemiler Çanakkale’ye varınca, Almanlar Türk sancağı altında Karadeniz’e açılıp Rus kıyılarını topa tutarak Osmanlı İmparatorluğu’nu savaşa sürükledi. O gün Karadeniz’de Ruslara saldıran bütün gemiler Osmanlı sancağı taşıyor olsa da, Yavuz’un çoğu sadece Almanca konuşan mürettebatı gemiden Goeben olarak bahsetmeyi sürdürüyordu. Diğer gemi Midilli de daha Türk değildi. Alman mürettebatın dilinde de adı Breslau olarak geçiyordu. Bu iki görkemli gemi Osmanlı Bahriye Nazırı’na İstanbul’da yapılan bir törenle I.Dünya Savaşı’nın başlamasından sadece iki hafta sonra resmen devredilmiş olsa da Alman Deniz Kuvvetleri kayıtlarına göre ikisi de hâlâ Almanların Akdeniz Filosu’nu oluşturuyordu.”

SAVAŞIN SEYRİNİ DEĞİŞTİREN SİLAH

Bir gemi ne kadar karmaşık olursa olsun sonuçta cansız bir varlıktır ve işin doğrusu hiçbir şeyi değiştirmekten sorumlu tutulamaz. Sir Basil Liddell Hart’ın bu kitabın başına aldığımız bilgece yorumu inkar edilemez: Savaş gemisi bir silahtır ve ne denli güçlü olursa olsun bir silahtan öteye geçemez. Oysa bir savaş gemisinin toplardan, makinelerden ve zırhtan çok daha fazlası olduğunu kabullenmek için duygusallığa batmak ya da romantizmden zevk almak şart değildir. Ezelden beri denizciler gemilerine bir kişilik atfeder ve denizin en üst rütbeli dili olan İngilizce, gramer cinsiyeti karşısındaki geleneksel aldırmazlığını terk ederek gemiye dişilik kazandırır. Bunun ‘denizci gemisiyle evlidir’ kavramından mı kaynaklandığı ya da deyimin kavram mı doğurduğu konusu dilbilimin olduğu kadar psikolojinin de alanına girer.

Dolayısıyla Almanya’dan gelen emirler üzerine silah altına alınarak 10 Ağustos 1914 günü Çanakkale Boğazı’nın önüne gelişinden 70 yılı aşkın bir süre sonra bile sonuçları tam olarak anlaşılamamış derin değişikliklerin aracı olan salt Goeben değildir; mürettebatının, süvarisinin ve amiralinin elindeki Goeben’dir. Böyle kullanılmakla, yararları iyice genişletilmiş bir silah olduğu sorgulanamasa da son tahlilde kime daha faydalı olduğu tartışılır.

HASTA ADAMI TEDAVİYE ZORLADI

Goeben’in yol açtığı sürecin aslında Osmanlı İmparatorluğu’nun kaçınılmaz sonunu biraz öne almış olduğunu savunan Dan Van der Vat, bu düşüncesini ise şöyle temellendiriyor: “Genel anlamda bakıldığında, Türklerin 1918 yenilgisi Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılmasıyla sonuçlanmış dolaysız ya da dolaylı yoldan parçalarının bağımsızlığına yol açmıştı. Bu gelişmeler tam da Batılı emperyalist güçlerin, egemenliklerinin son dönemlerinde Ortadoğu’nun petrol yataklarının önemini anlamaya başladıkları çağa rastlıyordu. Osmanlı kavramının 1914’ten önce de sadece sözde kaldığı konusunda fazla kuşku yoktu; buna rağmen imparatorluğun Fas’tan Balkanlar’a kadar batı bölümleri üzerinde de facto egemen olmak için hareketlenen güçlerin sadece kavramda da olsa Osmanlı’nın varlığını korumaya kararlı olduklarını; bu kararın Türklerin I. Dünya Savaşı’na girip yenilerek bunca zamandır ertelenen miras paylaşımına yol açmalarına kadar sürdüğünü unutmamak gerekir. Böylelikle Goeben’in gelişi, sonunda “Avrupa’nın hasta adamını” tedaviye zorlayacaktı; ancak bu tedavi gereği kesilen uzuvlar ve kaderine terk edilmiş toprakları üzerinde süre gelen çekişmeler olmasa daha hayırlı sonuçlar ortaya çıkardı.” Der Vat’ın kitabı kaleme aldığı 1985 yılında Osmanlı bakiyesi topraklarla ilgili bugün gerçekliğine şahit olduğumuz şu öngörüde bulunuyor: “Bugün Ortadoğu’daki gelişmeleri endişeyle izlerken, en kötüsünün henüz gelmemiş olabileceğini göz ardı edemeyiz.”

goeben.jpg

www.DenizHaber.Com.tr

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
T.C .Müh.Kaptan Refik Akdoğan
14 Temmuz 2013 Pazar 12:34
Yavuz ve Ben-my-Chree
Sayın Ülker, bilgiyi Captain Doust'un yazdığı "Salvage Adventure in Turkey" kitabında okumuştum. Kitap halen Defav Vakfı'na bağışladığım kütüphanemde olduğundan şimdi ona bakıp size cevap veremiyorum. Vakıf Kadıköy sahilde,İffet Gülhan İş merkezi, no.9, 3.katta. Tel 0216 348 81 44. Ben olmasam da(bu havalarda gidemiyorum) yetkili arlkadaşla görüşüp kitaba bakabilrsiniz. Kitapta o geminin çok güzel de bir resmi var.Saygılar.Allah selamet versin. www.refikakdogan.com
24.133.110.255
U Ulker
12 Temmuz 2013 Cuma 03:04
Yavuz vs HMS Ben-my-Chree
@T.C.Müh. Kaptan Refik Akdoğan Uçak gemisinin adı HMS Ben-my-Chree ve batıran subayımızın adı Mustafa Ertuğruldur. ( Kahraman subayımız ayrı bir sayfa hakkdır bence. O yüzden bu olayı geçiyorum esas konumuza dönüyorum isteyen olursa Mustafa Ertuğrul hakkında da konuşuruz.) Ancak bu geminin Yazuzla herhangi bir çatışmaya girdiği hakkında bir bilgiye sahip değilim. Biraz kaynak taraması yaptım bu konuda. Christina J. M. Goulter adlı yazarın A Forgotten Offensive: Royal Air Force Coastal Command Anti-shipping Campaign 1940-1945 adlı eserinde bu konuda bir ibare var. Esas konusu olan 2. Dünya savaşı operasyonlarına geçmeden önce tarihçe kapsamında 1. Dünya Savaşı operasyonları hakkında bilgi veriyor. Zannımca iddanın temelini bu eser oluşturuyor. Web ortamında bundan başka kayıtlı bir kaynak yok bu konuda. Siz nerden duydunuz yada gördünüz, bir kaynak verirseniz onun üzerinden gideriz. Burada da Saldırının 1917 ortalarında gerçekleştiği yazılı. Ancak Ben-my-Chree 11 Ocak 1917 tarihinde batırılmış. Yazım hatası var büyük ihtimal. Kitabın kaynakçalarını takip etmek gerekli bundan sonraki kısımında. Ben-my-Chree'nin Çannakaleye varış tarihi Mayıs 1915, Yavuzun ise Çanakkaleden ayrılma tarihi ise 1 Mayıs 1915. Çanakkalede karşılaşmış olma ihtimalleri de yok gibi duruyor. Ancak Yavuz İstanbulda iken bu geminin uçaklarından kayda alınmaycak kadar ufak bir taciz ateşi yemiş olabilir. Çannakaleden Kızıl denize yollanan geminin Antalyaya gelişi ise 20 Aralık 1916. 20 günlük bir süre kalıyor yalnızca böyle bir olayın var olabilmesi için. Ege denizine savaş kruvazörü çıkartmanın delilik olduğunu İmroz Operasyonundan biliyoruz. Kömür kıtlığından dolayı Yazunun bu süre zarfında İstanbulda yattığını da biliyoruz. Tim Benbow'ın British Naval Aviation: The First eserinde Yavuzun 1917'de Mondrostan kalkan bir uçak tarafından İstanbulda vurulduğu ancak ciddi bir hasar almadığı kaydedilmiş. Yavuzun uçaklardan ciddi hasar yediği olay Midillinin de battığı İmroz Savaşı. Burada Ark Royal'den (2. Dünya savaşındaki Ark Royal değil) kalkan uçaklar tarafından vurulmuştur. Zannımca bu 3 olay yanlışlıkla birine karıştırılmış ve bu idda ortaya çıkmış yada çok üst düzey bilgi ve araştırma isteyen tamamen ayrıntı bir olayı, 1-2 yıl da tarihle oynayıp çok önemli bir olay getirmede uzman olan tv tarihçilerimizin eldinden de çıkmış olabilir. Dediğim gibi iddanın kaynağını yollarsanız onun üzerinden gideriz. Ama sonuç büyük ihtimal yine Ark Royale çıkacaktır.
88.253.205.245
T.C.Müh.Kaptan Refik Akdoğan
11 Temmuz 2013 Perşembe 11:12
Yavuz'un 1.Dünya Savaşı çalışmaları
Sayın U Ulker Yavuz'un 1. Dünya Savaşı'nda yapmış olduğu hizmetleri hakkında vermiş olduğunuz bilgilere teşekkür ederim. Çanakkale savaşlarında Yavuz görülmüyor. Bir de İngilizlerin bir yolcu gemisinden dönme yaptıkları uçak gemisinin Kaş linanında üslenerek,kaldırdığı bir deniz uçağının Antala'ya da bulunan Yavuz'a torpito atarak
bir pervanesini sakatlaması olayı hakkında bilgi verirseniz minnettar kalırım. Bu Kaş limanıonda üslenen yolcu gemisinden bozma iki deniz uçaklık
uçak gemsisini resmini bu kanallarda yayınlatmıştım.
Bilgisayar bilgim az olduğundan aradım ama bulamadım.Çok gerekli görürseniz bende buluna bir kitaptan size bu dönme geminin resmini vertebilirim.
Bu dönme gemi Türk kara topçuları tarafından batırılmuştır. Enkazı galiba hala kaş limanındadır.
Saygılar,Allah'a emanet olun.www.refikadogan.com
24.133.110.255
U Ulker
10 Temmuz 2013 Çarşamba 15:58
Yavuzun 1. Dünya Savaşı Görevleri(Kronolojik)
Yavuzun 1. Dünya Savaşı Görevleri
--1914--
29 Ekim Sivastopol Bombardımanı, Dönüşte Prut Mayın gemisi ile çatışma,
18 Kasım Trabzonu bombardıman eden Rus Filosu ile Kırım açıklarında çatışma(Midilli)
5 Aralık Nakliye Muhafızlığı(Midilli)
10 Aralık Batumun Bombardımanı,
23 Aralık Nakliye Muhafızlığı( Hamidiye),
26 Aralık Nakliye Muhafızlığı- Boğaz açıklarında mayına çarptı,
--1915--
28 Ocak Middilinin Rus filosunun tacizinden kurtarılması,
7 Şubat Middilinin Rus filosunun tacizinden kurtarılması,
1 Nisan Odessanın Bombardımanı(Midilli,Hamidiye,Mecidiye),
25 Nisan Çanakkalye Konuşlandırlma,
1 Mayıs Rus Filosunun İstanbul Boğazını Bombalamsı- Beyzkoz körfezine nakil,
7 Mayıs Sivastopopl yakınlarına kadar Karadeniz devriyesi,
10 Mayıs 2 Rus savaş gemisi ile çatışma,
18 Temmuz Middilinın mayına çarpmasından dolayı Zonguldak kömrür konvoylarına muhfızlık,
5 Eylül Saldırı altındaki Hamidiyeye yardım( Bahsettiğiniz Hamidiye olayı),
21 Eylül Rus Destroyerlerine müdahale,
14 Kasım Denizaltı tarafından vurulması, kömür konvoylarına muhafızlık görevinin sonu,
--1916--
8 Ocak Imperatritsa Ekaterina ile çatışma,
4 Şubat Trabzona nakliye,
4 Haziran Tuapse Bombardımanı,
Tamire alınması, Bahsettiğiniz kömür kıtlığı burada başlıyor.1917 kömür kıtlığından dolayı operasyon yok.
--1918--
20 Ocak Imroz savaşı Middilinin batışı,Yavuzun hasar alması,
30 Mayıs Brest-Litovsk Anlasşması için Odessaya hareket,
28 Haziran Rus gemilerine el koymak içim Novorossiyska hareket,
14 Temmuz Tamir için İstanbula dönüş,
-----
10 Agustos 1920 Serv anlaşması kapsamında Savaş tazminatı olarak İngilizlere verilmesi
----
88.253.205.245
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim