• BIST 90.186
  • Altın 232,762
  • Dolar 6,1028
  • Euro 6,9689
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 20 °C
  • İzmir 29 °C
  • Antalya 27 °C
  • Muğla 23 °C
  • Çanakkale 24 °C

Ege'de tsunami; Doğu'da deprem

Ege'de tsunami; Doğu'da deprem
Türkiye’nin deprem tehlikesi altında olduğunu belirten Nalbant; Kırılmayan ve aşırı yüklü faylar mevcut. Doğuda deprem, Ege’de tsunami olması her an muhtemel" dedi.
Kuzey İrlanda Ulster Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Süleyman Nalbant, Düzce ve Sumatra Depremi’nin olabileceğini önceden tahmin etmişti. Türkiye’nin her an deprem tehlikesi altında olduğunu belirten Nalbant, “Kırılmayan ve aşırı yüklü faylar mevcut. Doğuda deprem, Ege’de tsunami olması her an muhtemel.” diyor.

Tektonikçiler Türkiye’nin ‘deprem için doğal bir laboratuvar’ olduğu görüşünde. Yanal, ters, normal atımlı olmak üzere her türlü fay bu topraklarda gözlemlenebiliyor. Kuzey İrlanda Ulster Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Süleyman Nalbant bunu en iyi bilenlerden. Doğu Anadolu Fay Hattı’nda Kahramanmaraş-Malatya; Elazığ-Bingöl arasının uzun süredir kırılmayan bir alan olduğunu belirterek, bölgede meydana gelebilecek 7’den büyük bir depremin faciaya yol açabileceğini söylüyor. Ayrıca, Ege kıyılarında ‘tsunami’ tehlikesi bulunduğuna dikkat çekiyor. Afrika levhasının etkisindeki Ege’de 7,5’ten büyük yer sarsıntısı olması durumunda Muğla, Aydın ve İzmir sahillerinin dalgaların etkisinden kurtulamayacağını ileri sürüyor.

12 Kasım 1999 tarihli Düzce ve 28 Mart 2005 tarihli Sumatra depremini önceden bilen deprem araştırma ekibinin üç üyesinden biri olan Süleyman Nalbant, Kuzey İrlanda Ulster Üniversitesi’nden Prof. Dr. John McCloskey’in başkanı olduğu ekipte yer alıyor. Çalışma sahası ise Endonezya ve çevresi. 26 Aralık 2004’te meydana gelen yer sarsıntısının ardından Sumatra Adası civarında yeni bir depremin olacağını iddia eden McCloskey ve ekibinin bu iddiası 28 Mart’ta doğrulandı. Depremlerin 230 yıllık periyotlarla oluştuğuna dikkat çeken Doç. Dr. Nalbant, “Ama şu var ki bir yer sarsıntısı, çevresindeki fay hatlarının durumunu değiştirebiliyor. Bu da 230 senelik periyotta oynamalara neden olup tarihi ileriye, geriye atabiliyor.” yorumunu yapıyor.

Çınarcık-Mürefte arasına dikkat

1999 Marmara Depremi, Kuzey Anadolu Fayı’nda (KAF) 1939 Erzincan yer sarsıntısı ile başlayan sürecin son halkası. Ancak, bu hatta uzun süredir kırılmayan bir alan önemli tehlike taşıyor. Riskin boyutu 1912 Mürefte-Şarköy faciasıyla hızlandı. İzmit ve Düzce depremleri mevcut riski daha da artırdı. Şu an Çınarcık-Mürefte arasında aşırı bir yüklenme söz konusu. Doç. Dr. Süleyman Nalbant, “1509 ve 1766 İstanbul depremleri ile 1912 ve Marmara sarsıntıları bölgeye büyük miktarda güç yüklemesi yaptı. Faylar üzerinde bir gerilme söz konusu, kesin olan bu. Ancak hattın ne kadar dayanabileceğini tahmin etmek şu anki bilimsel donanımla imkansız.” diyor.

Çınarcık-Mürefte’nin haricinde özellikle Doğu Anadolu Fayı da risk taşıyor. Kuzey Anadolu Hattı’na göre daha yavaş hareket eden bu hat, 1800’lü yıllardan beri seri hareketlenme içinde. Özellikle Malatya-Kahramanmaraş arasında 100-110 km’lik fay yüzyılı aşkın süredir kırılmadı. Gerilmenin yükseldiği bu bölgede yerleşim planı, muhtemel zararları katbekat artırabilir. Toprak damlı evlerin tam anlamıyla ‘hazır mezar’ olduğunu belirten Süleyman Nalbant, “Eğer burası kırılırsa, 7,3-7,4 büyüklüğünde depreme sebep olur. Bu da yörede plansızlık yüzünden büyük can ve mal kaybını beraberinde getirir.” vurgusunu yapıyor. Çınarcık-Mürefte, Malatya-Kahramanmaraş’ın haricinde kırılmamış faylardan biri de Elazığ-Bingöl arasında uzanıyor. Türkiye’nin sadece araştırma yapabildikleri bölgelerinde bu kadar tehlikeli alan çıkmasına dikkat çeken Nalbant, ülke genelinde kapsamlı çalışmaların yapılması gerektiğine işaret ediyor.

Tsunaminin en önemli sebebi ters atımlı faylar. Düşey bir hareket olması denizin yükselmesine ya da alçalmasına vesile oluyor. Sumatra depreminden sonra Marmara’da benzer hareketlenmeler olup olmayacağı hep tartışıldı. Kimi olur dedi, kimi de olmaz. Marmara’nın ortasından geçen fayın yanal atımlı olduğunu belirten Süleyman Nalbant, temel farkın buradan çıktığını belirterek uyarıyor: “Depremin büyüklüğüne göre yanal atım dahi olsa, İstanbul’un güney kıyılarına 1-2 metreye varan dalgalar vurması ihtimal dahilinde.” Afrika levhasının etkisinde olan Ege Denizi’nde tsunami oluşma ihtimali ise Marmara’dan daha yüksek. Girit’e doğru hareket eden Afrika levhası, eğer adanın altına dalarsa 7,5’ten büyük bir depremin ve tsunaminin oluşması kesin. Söz konusu tsunami de Muğla, Aydın, İzmir kıyılarını ve adaları etkiler.

Deprem için eğitim şart

Türkiye’de deprem hadisesinin çabuk unutulduğundan yakınan Nalbant, bunda bilim adamlarının kabahatlerinin de olduğunu düşünüyor. Marmara depremiyle bilinmeyen, tanınmayan birçok akademisyenin ülke gündemine geldiğini belirterek, “O dönem her deprem uzmanını medya konuşturma gereği hissetti. Çoğu da bu durumdan rahatsız olmadı. İster uzmanlık alanı olsun ister olmasın insanlar sırf televizyona, gazeteye çıkayım diye birçok şey söyledi.” diyor. Nalbant’a göre, bu durum her şeyden önce kafa karışıklığına sebep oldu, beraberinde toplumu gereksiz yere paniğe sürükledi. Hiç kimsenin vatandaşı korkutmaya hakkı olmadığını söyleyen Nalbant, elde bilimsel veriler olsa dahi, bunların doğru üslupla ifade edilmesi gerektiğini vurguluyor.

Hepsinden öte sağlam bir ‘deprem eğitimi’nin temel teşkil ettiği yadsınamaz gerçek. Halihazırda, bu konunun üzerine yeterince eğilinmediğini düşünen, Doç. Dr. Süleyman Nalbant, “Hani bir reklam vardı: ‘Eğitim şart’ sloganlı; asıl mevzu burada işte.” diyor.

ENDONEZYA’DA YENi TSUNAMiLER OLABiLiR

Doç. Dr. Süleyman Nalbant, yeni deprem alanı olarak Endonezya’nın Mertawai Adaları çevresine dikkat çekiyor. Yörede muhtemel üçüncü yer sarsıntısının (26 Aralık 2004-28 Mart 2005’ten sonra) söz konusu noktayı vuracağını ileri süren Nalbant’ın bu iddiası, bilimsel makale dergisi Nature’nın haziran sayısında yer aldı. Aynı dergide daha önce de 28 Mart depremi öncesinde tahminde bulunmuş; ve kısa bir süre sonra depremin olmasıyla savı doğrulanmıştı. Bilimsel arenada kabul gören teoriye göre, yer sarsıntıları, fay kuşaklarına göre değişse de ortalama 230 yılda bir meydana geliyor. Ancak bu durum çevre etkisinin sıfır olduğu düşünülerek hesaplanıyor. Her depremin çevresindeki fay kuşağında değişiklikler yaptığına işaret eden Nalbant, “Endonezya’da da olan bu. Türkiye’ye yönelik korkum da bu. Yani bir yer sarsıntısı neticesinde, çevre faylar ya gerilim yüklenmesine ya da boşalmasına maruz kalıyor. Bu da ortalama süreyi etkiliyor. İşte bu yüzden Mertawai Adaları çevresinde yeni bir deprem ve beraberinde tsunami bekliyorum.” diyor.
Kaynak:Sedat Gülmez-Aksiyon DergisiDenizHaber.Com
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim