• BIST 92.299
  • Altın 209,802
  • Dolar 5,3164
  • Euro 6,0681
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 20 °C
  • Antalya 18 °C
  • Muğla 18 °C
  • Çanakkale 19 °C

Haydarpaşa'ya 'rant fermanı'

Haydarpaşa'ya 'rant fermanı'
Oktay Ekinci; Haydarpaşa Projesi'ni değerlendirdiği yazısında projenin "Muhafazakarların adlarıyla çeliştiğine" dikkatleri çekiyor.
UYGARLIKLARIN İZİNDE... OKTAY EKİNCİ

İstanbul'un tarihi Asya kıyılarını 'küreselleşmenin işgali'ne açan yasa demokrasiyi de dışlıyor

Haydarpaşa'ya 'rant fermanı'
Tarih 17 Eylül 2004... Günlerden 'cuma' ve elbette ki gecenin 'karanlık' saatleri... Türkiye uykudayken şu ünlü 'gece yarısı yasaları' ndan biri daha 'uyanık' milletvekilleri tarafından onaylanıyor.

Sabahlara kadar 'uyumayan' bir kentte yaşamakla övünen İstanbullular bile bu yasayla kuşaktan kuşağa 'kentli hakları' nın ellerinden alındığından habersizler... 'Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı' na son anda eklenmiş 'geçici 5. madde' ile İstanbul'un en özgün alanlarından birine daha 'ayrıcalıklı imar olanağı' sağlanıyor.

Haydarpaşa ile Harem arasındaki kıyı alanında, yüksekliği 350 metreye varan ve 240 bin kişilik yeni nüfus yığılmasına neden olacak, '7 gökdelenli' ve rekor düzeyde rantlar elde etmeye yönelik bir 'küreselleşme projesi' için özel yasa çıkarılıyor... Böylece 'Cumhuriyet Devrimi' sayesinde 1925 yılında emperyalistlerden alınan Haydarpaşa, 80 yıl sonra aynı işgalcilerin bu kez 'küreselleşmiş' torunlarına adeta armağan ediliyor... 

'Darbe yasası' gibi
Yasa maddesi, ünlü Gar Binası'nın yanı sıra, Haydarpaşa Lisesi (Marmara Üniversitesi), Selimiye Kışlası ve Camisi, Salacak'taki eski kent dokusu ve Kız Kulesi ile noktalanan eşsiz tarihi peyzajla bütünleşmiş kıyı kuşağında kurulmak istenen 'Dünya Ticaret Merkezi' ni, herhangi bir 'hukuksal engele takılmadan' ve yetkili kurumlar ile duyarlı kesimlerden de 'gizleyerek' gerçekleştirmek için düzenlenmiş... Bu nedenle en faşist rejimlerdeki 'darbe yasaları' nı aratmayacak düzeyde 'demokrasiye ve bilime aykırı' denetimsiz yetkiler tanımlıyor... Belli ki bu yağma tamamlandıktan sonra 'işlevi' de kalmayacağı için 'geçici' denen 5. maddenin ilk fıkrasını birlikte okuyalım:
''Mülkiyeti Hazine'ye ait (...) Haydarpaşa Limanı olarak kullanılan taşınmazları (...) Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi (TCDD) Genel Müdürlüğü'ne bedelsiz olarak devretmeye Maliye Bakanı yetkilidir.''
Acaba neden 'Bakanlık' değil de sadece 'Bakan' yetkili kılınıyor?Çünkü, yaklaşık 1 milyon m2'lik arazinin devri, aslında TCDD'nin 'hayrına' değil, bu kurumun 'özelleştirilmesi' nden yararlanılarak 'satışı' nın yapılabilmesi amacını taşıyor. Bunun için de maliyedeki 'Cumhuriyet bürokrasisi' nin olası direnişlerine karşı doğrudan 'Bakan' ın imzasıyla satışın gerçekleşmesi hedefleniyor olmalı. Nitekim yasanın ikinci fıkrası da aynı anlayışı bu kez 'imar izinlerinde' devreye sokuyor: ''Bu taşınmaz mallarla ilgili olarak imar mevzuatındaki kısıtlamalar ile plan ve parselasyon işlemlerindeki askı, ilan ve itirazlara dair sürelere ilişkin hükümlere tabi olmaksızın, her ölçekteki imar planını yapmaya, yaptırmaya, değiştirmeye, resen onaylamaya ve her türlü ruhsatı vermeye Bayındırlık ve İskân Bakanlığı yetkilidir.''
Bu hükümle de kent ve toplum çıkarlarını gözeten 'imar kısıtlamaları' ile hukuk devletinin temel ilkesi olan 'itiraz hakları' na ait yasal kuralların tümü geçersiz kılınıyor. Burada yapılmak istenilen yatırımın sadece 'Ankara kararı' yla gerçekleşmesi her yönden güvenceye alınıyor...
Aynı maddenin sonunda ise; ''Plan hazırlama, onaylama, uygulama ve ruhsat işlemlerinin Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'nca yerine getirilmesi'' ni hükme bağlayıp, yerel yönetimleri bile işlevsiz kılarak adeta 'padişahlık fermanı' na dönüştürülen yasada, kentin bütüncül planlamasından sorumlu İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin düştüğü 'durum' ise şöyle: ''Kesinleşen planlar ilgili belediyelere tebliğ edilir. Bu planların uygulanması zorunludur.'' 'Devletten kaçırıyorlar' Böylesi bir yasa 21 Eylül 2004 günü Resmi Gazete'de yayımlandığından bu yana, ne Başbakanlık'tan, ne de Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'ndan şu merakımızı giderecek bir açıklama var: ''Halkın, meslek kuruluşlarının ve bilim kurumlarının olası yasal itirazlarını baştan engelleyen bu demokrasi yoksunu düzenlemede, tüm ilgili kurumlarla birlikte belediyeye de tam bir güvensizlik üzerine dayalı hükümler, acaba hangi kaygılardan ve beklentilerden kaynaklanmaktadır?..'' Sorunun yanıtı, aslında 'projenin' amacında, biçiminde ve her yerinde... Bu çağdışı 'ferman' larını TBMM'den 'Cumhuriyet Yasası' şeklinde geçirmeyi başaranlar, sadece İstanbulluların değil, tüm ulusun anılarında yer eden ve tüm vatandaşların 'hak' ları bulunan bir tarih ve kıyı kuşağını 'hukuk devleti' yasaları ile kolay kolay küresel sermayeye teslim edemeyeceklerini 'biliyor' olmalılar. Böylesine acımasız ve 'ayrıcalıklı' bir yatırımın öncelikle bu 'yer seçimi' ne de ülkenin diğer yasalarının engel oluşturacağını ve diğer ilgili kurumların İstanbul'a karşı kendileri kadar 'pervasız' davranamayacaklarını da 'hesaplamış' olmalılar. Yani, devleti yönetenler 'devlet' den çekiniyorlar. Sömürgeci projelerini 'devletin kurumları' ndan kaçırıyorlar... Koruma Kurulu'ndan 'ret' Ne var ki 'insanlığın ortak değerleri' ni gözeten uluslararası sözleşmelere de dayanarak 'kültürel mirasın korunması' nda yetkili olan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, Haydarpaşa'ya göz koyanların yasasında da yetkisiz kılınamadığı için, projeye ilk 'hayır' diyen 'Cumhuriyet organı' oldu...  İstanbul 3 Numaralı Koruma Kurulu, proje müellifliğini mimar Şefik Birkiye 'nin üstlendiği öğrenilen ve tarihsel yapıları gökdelenlerle perdelemeye aday Dünya Ticaret Merkezi için Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'nca onaylanan imar planlarını 'uygun görmedi' ... Çünkü İstanbul'un Asya yakasındaki bu kıyı kuşağı, Avrupa yakasındaki Tarihi Yarımada ile hem karşı karşıyadır, hem de ortak kimlik değerlerine sahiptir... Arada sadece denizin bulunduğu 'iki kıtadaki İstanbul silüeti' ni tamamlayan kültürel peyzajıyla, bu kentin 'Doğu ve Batı uygarlıklarını buluşturduğu' nun da kanıtıdır. Buraya 'dayatılan' ve örneğin Uzak Asya'daki 'sömürge metropoller' ini tutsak alan 'finans ve rant mimarisi' yle tasarlanmış projenin gerçekleşmesi durumunda ise İstanbul artık Avrupa ile Asya kültürlerinin tanışıp birlikte uygarlık yarattıkları kent olmayacak. Ayasofya'nın, Topkapı Sarayı'nın ve Sultanahmet Camisi'nin karşısında yükselecek bir 'New York silüeti' , kentin 'kader' ini belirleyen şu 'muhafazakâr demokrat' ların (!) da gerçek yüzlerini kuşaktan kuşağa taşımış olacak. Umarız, ne bu katliam gerçekleşir, ne de muhafazakârlarımız 'adlarıyla çelişen' bu saygısızlıkla tarihe geçerler...
(Cumhuriyet 23.06.2005 )
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim