• BIST 90.186
  • Altın 232,763
  • Dolar 6,1028
  • Euro 6,9689
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 25 °C
  • Antalya 25 °C
  • Muğla 21 °C
  • Çanakkale 22 °C

Kaş yapayım derken göz çıkardık

Kaş yapayım derken göz çıkardık
BM raporuna göre, Ozon dostu olarak teşvik edilen gazların yarattığı küresel ısınma etkisi, Kyoto Protokolü’nün azaltmayı hedeflediği karbondiksidin 2 ila 3 katı.
Montreal Protokolü’yle birlikte Ozon tabakasının delinmesine yol açan kloroflorokarbon gazları çıkaran tüm ürünler kaldırıldı, yerine Ozon dostu ürünler kullanıldı. Buzdolapları, saç spreyleri, klimalar, deodorantlar, yarıiletkenler, yangın söndürücüler ve yalıtım maddeleri gibi günlük yaşamın vazgeçilmezleri baştan aşağı yenilendi. Ancak, bir noktada yanlış yapıldı. Ozon dostu ürünlerin içerdiği klor ve flor, gizli gizli küresel ısınmaya katkı yaptı.Birleşmiş Milletler raporuna göre, Montreal Protokolü’nün sonucunda açığa çıkan sera etkisi yaratan gazların, Kyoto Protokolü’nün azaltmayı hedeflediği karbondiksit oranının yaklaşık 2 ila 3 katı. İşte Birleşmiş Milletler şemsiyesinde yapılan iki önemli çevre anlaşmasının birbirleriyle bu derece zıt sonuçlar çıkarması bilim insanlarını zor duruma soktu.
Kyoto Protokolü, enerji santralleri, motorlu araçlar ve diğer endüstriyel alanlarda açığa çıkan karbon dioksidi indirmeye çalışırken, hidrokloroflorokarbonlar da küresel ısınmaya neden olan sera etkisi yaratıyor. Birleşmiş Milletler raporu, hidrokloroflorokarbonların 2015 yılına kadar atmosfere 2 ila 3 milyar ton karbon dioksit yaratacağını vurguluyor. Kyoto’nun 2012 yılına dek azaltmayı amaçladığı karbon dioksit miktarı ise 1 milyar ton. Kısaca, Kyotonun kazancını, hidrokloroflorokarbonlar götürüyor. Çevreye olumlu etki sıfırlanıyor. Gelecek yıllarda gelişmekte olan ülkelerde de endüstriyel ürün kullanımının artmasıyla, çevre felaketinin hızlanacağı vurgulanıyor.

BM raporu, hidrokloroflorokarbonlar ve kloroflorokarbonlar yerine amonyak veya hidrokarbon kullanılması halinde atmosferde 1 milyan ton CO2’nin kurtarılabileceğini savunuyor. Ancak üretici firmalar amonyak ve hidrokarbonların patlayıcı etkisi nedeniyle pratik bir alternatif olmadığını savunuyor. Ayrıca amonyak kullanımının verimlilikte yetersiz kalacağı görüşü dile getiriliyor.
Montreal Protokolü 189 üye ülkenin de katılımıyla tarihin en kapsamlı ve başarılı çevre işbirliği. Montreal’in önlem paketleri toplamda 2.1 milyar dolara mal olurken, dünyada binlerce ürün elden geçirildi, binlercesi çöpe atıldı. Montreal Protokolü uyarınca kloroflorokarbonların yerine konan hidrokloroflorokarbon gazları hidrojen içerdiklerinden çok daha hızlı çürüyor. Montreal Protokolü uyarınca BM ve Dünya Bankası her yıl gelişmekte olan ülkelere 150 milyon dolar yardım yapıyor. Protokol’e göre, gelişmiş ülkeler 2030, gelişmekte olan ülkeler ise 2040’a kadar kloroflorokarbonları tamamen kaldırıp yerine çevre dostu alternatifler kullanmak yükümlülüğünde.

Montreal Protokolü imzalandığında katılımcı ülkeler, kloroflorokarbon yasaklandığında üretici firmaların en ucuz alternatiflere geçeceğini ve bunun da çevre için zararlı olacağını tahmin etmemişti. Kloroflorokarbonların yerine konan alternatif kimyasallar Ozon’a zarar vermiyordu, ancak aradan geçen 20 yıla yakın süre içinde bunların da atmosferde sera etkisine benzer Güneş ışınlarını hapsedici bir etkisi olduğu anlaşıldı
İsviçre’nin Birleşmiş Milletler delegesi Blaise Horisberger, ülkesinin 1990 yılında Montreal Protokolü’nün yol açabileceği sorunları hatırlattığını, ancak savlarının kabul görmediğini dile getiriyor. Horisberger, geçen haftalarda Montreal’in neden olacağı gizli küresel ısınmayla ilgili yeni bir diplomatik atak başlattı. Horisberger, teknik ve özel sektöre bağlı ekonomik nedenlerle kloroflorokarbonların alternatifleri üzerinde yeterince durulmadığını belirtiyor.

Montreal Protokolü Genel Sekreteri Marco Gonzalez ise şu yanıtı veriyor; “1990’ların başında Ozon tabakasındaki deliğin tarihin en tehlikeli seviyesine çıktığında acil eylem gerekti, o yıllarda Montreal Protokolü’nün dolaylı olarak küresel ısınmaya davetiye çıkaracağı tahmin edilmemişti. Şimdi artık maliyetine katlanıp daha da çevreci kimyasalları keşfetmemiz gerek.”

Ozon tabakası, güneş ışınlarını filtre ederek insan sağlığı için tehlikeli olan morötesi (ultraviolet) ışınların yeryüzüne inmesini önlüyor. Stratosferin ışınları emdiği üst katmanlarında bulunan Ozon tabakası, kloroflorokarbon gazları nedeniyle son 50 yıldır inceliyor. Teorik olarak Ozon tabakasını delmeyen bir gazın, küresen ısınmaya da etki etmemesi gerekiyor. Bilim insanları, Ozon tabakasının geçen yıl Antarktika’nın 11 ila 22 kilometre üzerinde 27 milyon kilometre kare genişliğinde delindiğini belirtiyor.
DenizHaber.Com
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim