• BIST 88.735
  • Altın 228,715
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 27 °C
  • Antalya 26 °C
  • Muğla 20 °C
  • Çanakkale 23 °C

Kıyı yağmasının boyutları korkunç

Kıyı yağmasının boyutları korkunç
Sayıştay, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kıyıların yeterince korunmadığını ve işgallere göz yumulduğunu ortaya koyan bir rapor hazırladı.
Sayıştay, herkesin eşit ve serbest kullanımına açık olması gereken Türkiye'deki kıyılarda yaşanan "yağmanın" boyutlarını hazırlayıp TBMM'ye sunduğu " Kıyıların Kullanımının Planlanması ve Denetimi" başlıklı performans denetimi raporuyla ortaya koydu. Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kıyıların yeterince korunmadığını ve işgallere göz yumulduğu belirtilen raporda, kamu kurum ve kuruluşlarının bile kıyıları usulsüz, doğal yapıya zarar verici, eşit ve serbest kullanımı sınırlayıcı şekillerde kullandığı belirlemesi yapıldı. Sayıştay Genel Kurulunda görüşüldükten sonra TBMM'ye sunulması uygun bulunan performans denetimi raporunda, Türkiye'de kıyı alanlarına özgü planlama konusunda değişik kanunların farklı kurumlara yetki vermesinin, kurumlar arasında yargıya intikal eden anlaşmazlıklara yol açtiği, bu durumun da planlama çalışmalarını aksatarak plansız kullanımlara yol açtığı belirtildi. Kıyı alanlarının planlamasında plancı, uygulayıcı, yatırımcı sektör ve kişiler için uyulması gereken esasları belirleyen Çevre Düzeni Planlarının tamamlanmadığına dikkat çekilen açıklamada, planlama çalışmalarında yol gösterici üst ölçekli planların eksikliğinin, sağlıklı planların yapılması açından risk oluşturduğu belirtildi. KULLANIM AMACI KORUMANIN ÖNÜNE GEÇİYOR Kıyı alanlarının planlanmasında koruma-kullanma dengesinin sağlanamadığı, kullanma amacının öne çıktığı vurglanan raporda şu tespitler yapıldı: -Kıyılarla ilgili faaliyet gösteren kurumların mevzuatlarında, kıyıların koruması amacına yönelik hükümlerin yer almasına karşın, uygulamada bu hükümler yeterince dikkate alınmamaktadır. Kıyı dolgularına ilişkin planların onaylanmasında ise; “kamu yararı”, “daha uygun alternatiflerin bulunmaması”, “kıyı alanının yetersizliği” gibi kriterlerin varlığı araştırılmamakta, genellikle dolgu yapımı gerçekleştikten sonra fiili durum plan olarak onaya gönderilmektedir. "KIYI KENAR ÇİZGİSİNİ BELİRLEMEDE SORUN VAR" -Kıyı alanlarında planlama ve uygulama yapılabilmesi için ilk ve zorunlu unsur olan kıyı kenar çizgilerinin (KKÇ) tespitinde sorunlar yaşanmaktadır. Kıyılarımızın ne kadarında KKÇ tespiti yapıldığına ilişkin güncel ve derlenmiş bilgiler mevcut değildir. -KKÇ tespit komisyonlarının çalışmalarında esas alacakları bilimsel kriterlerin belirlendiği düzenlemeler bulunmamaktadır. Bu durum KKÇ tespitlerinde hatalara yol açmaktadır. Hatalı tespitler, planlama ve yapılaşmada da yanlış uygulamalara sebep olmaktadır. KKÇ tespitlerinin ne kadarının hata nedeniyle değiştiği, hataların nerelerden kaynaklandığı, ne kadarının dava konusu yapıldığı ve sonuçları konusunda analiz yapmaya yardımcı olacak bilgi bulunmamaktadır. TAPU İPTAL DAVALARI UZUN ZAMAN SONRA AÇILIYOR -Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kıyılarda özel mülkiyetlerle ilgili tapu iptal davaları genellikle KKÇ tespitinden uzun zaman sonra açılmaktadır. Tapu iptaline kadar geçen süre içerisinde kıyıda kalan mülkiyetler el değiştirmekte ve hukuki ihtilaflara konu olmaktadır. -Aynı kıyı alanında denetim yapan kurumlar, kıyı ihlallerinin giderilmesine yönelik uygulamaları diğerlerinden beklemektedir. Kıyı ihlallerinin kaldırılması konusunda kurumlar arasında uzun zaman alan yazışmalar yapılmakta ve bu durum kıyı alanlarındaki usulsüz eylemlerin devam etmesine yol açmaktadır. -Kıyılardaki uygulamaları kontrol görevi bulunan kurumların, özellikle belediyelerin kıyı mevzuatı konusunda yeterli ve bilgili personel ihtiyacı içerisinde oldukları görülmüştür. Bir kısım belde belediyeleri denetim yetkilerinin sınırları konusunda tereddütler yaşamaktadır. DÜZENLİ DENETİM YAPILMIYOR -Kıyılarda düzenli denetim yapılmaması, doğal yapıyı bozan ve usulsüz eylemler hakkında genellikle şikâyet üzerine bilgi sahibi olunması nedeniyle bu tür eylemlerin hangi bölgelerde yoğunlaştığı, nedenleri, artma veya azalma eğilimleri bilinememekte, etkili önlemler almak için politika belirlenememekte zamanında tedbirler alınamamaktadır. Tespit edilen kıyı ihlalleri zaman alan yazışmalara konu olmakta, bu eylemler hakkında genelde işlem yapılmamaktadır. Başlangıç aşamasında önlenemeyen bu tür eylemlerin sonradan kaldırılması son derece güç ve masraflı olmakta, bozulan doğal yapının eski durumuna getirilmesi imkânsız bir hal almaktadır." YASAL OLMAYAN DURUM ECRİMİSİL ALINARAK SÜRDÜRÜLÜYOR Sayıştay, Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan kıyı alanlarındaki yasal olmayan uygulamaların ecrimisil alınarak sürdürülmesinin, bu alanların yeterince korunamadığının ya da gelir elde etmek amacıyla işgallere göz yumulduğunun bir göstergesi olduğunu bildirdi. Ecrimisile konu olan eylemlerin uzun yıllar devam ettiği, işgallerin genellikle kaldırılamadığı vurgulandı. Kıyılardaki işgal eylemlerinin sadece haksız kullanım değil, birçoğunun aynı zamanda kıyının doğal yapısını da bozan eylemler olduğuna dikkat çekilen raporda, "İşgallerin sayı ve alan olarak artması, bu alandaki denetimin yetersizliği yanında, tespit edilen ecrimisil miktarlarının da caydırıcı olmadığını ortaya koymaktadır. İşgal eylemlerinin tam olarak tespit edilemediği, ecrimisil alınmadan uzun yıllar işgal eylemlerinin sürdüğü yerler bulunmaktadır. Kıyılardaki ecrimisil uygulamalarının kiralamaya dönüştürülmesiyle, kıyıların doğal yapısını bozan eylemler de devam etmektedir" denildi. KAMU KURULUŞLARI BİLE KIYILARI USULSÜZ KULLANIYOR Yalnızca özel kişi ve işletmelerin değil kamu kurum ve kuruluşlarının da kıyıları usulsüz, doğal yapıya zarar verici, eşit ve serbest yararlanmayı sınırlayıcı şekillerde kullandığına dikkat çekilen raporda, özellikle kıyılardaki uygulamaları denetlemekle görevli kurumların da kıyı mevzuatına aykırı uygulamalar yapmasının, kıyılardaki kullanımların denetiminde etkinliği azalttığı belirtildi.DenizHaber.Com
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim