• BIST 95.852
  • Altın 190,976
  • Dolar 4,6622
  • Euro 5,4311
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 27 °C
  • İzmir 32 °C
  • Antalya 29 °C
  • Muğla 28 °C
  • Çanakkale 27 °C

Nükleer santral Bodrum süngerini hasta etti

Nükleer santral Bodrum süngerini hasta etti
Türkiye’de geleneksel sünger avcılığının son temsilcisi olan Mehmet Baş (Aksona Mehmet) Bodrum açıklarında yaptığı dalışlarda denizler için çok önemli olan süngerlerin yine hastalandığını gördü.

BODRUM SÜNGERİ HASTALANDI

Türkiye’de geleneksel sünger avcılığının son temsilcisi olan Mehmet Baş (Aksona Mehmet) Bodrum açıklarında yaptığı dalışlarda denizler için çok önemli olan süngerlerin yine hastalandığını gördü.

1986’da Ukrayna’da ki Çernobil Nükleer Santrali kazasının ve 2011’deki Japonya Fukuşima Daiçi Nükleer Santrali patlamasının süngerleri hasta ettiğini söyleyen Aksona Mehmet, Akdeniz’in en iyi süngerlerinin kıyılarımızda bulunduğunu ama ekonomiye kazandırılamadığını vurguladı.

Süngerler üzerine araştırma yapan İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden Yrd. Doç. Dr. Bülent Topaloğlu ise deniz suyunu süzerek beslenen bu canlıların ülke ekonomisine büyük katkıları olduğunu ve korunması gerektiğini belirtti. Topaloğlu, süngerlerin özellikle antibiyotik maddeleri içermesi nedeniyle son yıllarda ilaç sanayinde kullanılması yönünde araştırmaların sürdüğünü vurguladı.

Yaşayan en eski sünger avcısı olan ve Aksona Mehmet olarak ünlenen Mehmet Baş, nükleer kazaların deniz dibinde yaşayan süngerler üzerindeki etkilerini gözlemlemek için Bodrum’da dalışlar yaptı. Akdeniz’e özgü doğal süngerlerin özellikle 1986’da Ukrayna’da ki Çernobil Nükleer Santrali kazasından sonra ölmeye başladığını, tam iyileşme belirtilerinin alındığı günlerde Japonya’da ki nükleer santral patlamasının meydana geldiğini vurgulayan Aksona Mehmet, denizin derinliklerindeki yok oluşu gözler önüne serdi. Aksona Mehmet, geçtiğimiz günlerde Bodrum açıklarında 45-50 metrelere dalış yaparken 1986’dan sonra ölmeye başlayan ama doğanın kendini yenileme gücüyle 2009’da canlanmaya başlayan süngerlerin yine benzer tehlikelerle karşılaştığını gördü. Ünlü sünger avcısı 1986’da ki kazanın ardından ev eşyası ve yalıtım malzemesi olarak kullanılan süngerlerin bir hastalıkla yok olmaya başladığını bu yüzden avlanmasının yasaklandığını vurguladı.

Büyük Okyanusu geçti Bodrum’da süngerleri etkiledi

Aradan geçen 23 yılın sonunda 2009’da süngerlerin Çernobil faciasının etkilerini atlatmaya başladığını ve bunun kendilerini çok sevindirdiğini söyleyen Aksona Mehmet, 11 Mart 2011’de ki Japonya Fukuşima Daiçi Nükleer Santrali patlamasının benzer etkilerinin Bodrum kıyılarına ulaştığını öne sürdü. Aksona Mehmet, “Çernobil’in ardından süngerlere bir hastalık geldi, yıllardır ekmeğimizi kazandığımız süngerler yok olup gitti. Japonya’da ki nükleer facia oldu ama etkilerinin Büyük Okyanus’u geçip kıyılarımıza ulaşamayacağını ummuştum. Hatta kendi belgeselim için 27 Ekim 2011’de daldığımda süngerlerin halen denizi süzdüğünü ve büyüdüğünü görüp sevinmiştim. Fakat Kalimynos ve Girit’te ki arkadaşlarım oralardaki süngerlerin küçüldüğünü ve hastalık belirtisini söyleyince şüphelendim. Bodrum’da da aynı etkileri görünce çok üzüldüm. Demek ki nükleer santralin olumsuz etkisi Bodrum derinlerine kadar geldi” dedi. Aksona Mehmet, “Uğruna canlar verdiğimiz,sarı altına dönüşen koca deryaların bizlere hediyesi süngerlerimizi böyle görmek dünyayı nasıl tükettiğimizi gösteriyor. Türkiye kıyılarındaki süngerlerin yaşaması için bilimsel çalışma yapılması gerekiyor” dedi.

Bilim insanları: “Doğal yaşam için çok önemlidir”

Süngerler üzerine araştırma yapan İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi öğretim üyesi ve TÜDAV Genel Sekreteri Yrd. Doç. Dr. Bülent Topaloğlu’da, kapsamlı bir bilimsel çalışmayla deniz ekosistemi için çok önemli olan bu canlıların araştırılması ve korunması gerektiğini vurguladı. Topaloğlu, “Süngerler deniz suyunu süzerek beslenir. Bir saatte hacminin 4 katına kadar suyu süzerek deniz ortamı için çok önemli olan bir işlevi yerine getirirler. Ayrıca çevresindeki pek çok canlıya da ev sahipliği yaparak habitat oluşturur. Kıyılarımızda 74’ten fazla sünger türünün yaşadığı tespit edildi. Ekonomik değeri çok yüksek olan bu canlılardan Marmara dahil bütün denizlerimizde var olması büyük şans. Uzun süreli izleme çalışmaları araştırmalar yapılarak radyoaktivite de dahil her türlü kirleticinin etkileri belirlenmeli ve korunmaları için tedbirler alınmalı” dedi.

İlaç sanayi süngeri keşfetti

Topaloğlu, tüm sünger türlerinin başka canlıların üzerinde yaşamasını engelleyen antibiyotik maddeler içermesi ve bu nedenle mikrop barındırmayan özelliğinin ilaç sanayisini harekete geçirdiğini vurguladı. Topaloğlu, “Özellikle Kuzey Ege’de yetişen süngerler üzerinde yaptığımız çalışmalar ilaç sanayinin çok işine yarayabilecek maddelerin bulunmasına yol açtı. Bu konuda yurtdışında yaşayan bilim adamlarımızla sürdürdüğümüz çalışmaların yanı sıra fakültemizdeniz biyolojisi anabilim dalı tarafından da benzer çalışmalara başladı. Umarım süngerler yakında ilaç sanayinde kullanılacak ve tıp alanındaki ilerlemelere katkı sağlamış oluruz. Türkiye kıyıları çok zengin biyolojik çeşitliliğe sahip bu çeşitliliğin ve süngerlerin korunması ülke ekonomisi içinde çok önemli” dedi.

www.DenizHaber.Com.tr

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim