• BIST 90.186
  • Altın 232,762
  • Dolar 6,1028
  • Euro 6,9689
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 20 °C
  • İzmir 29 °C
  • Antalya 27 °C
  • Muğla 23 °C
  • Çanakkale 24 °C

Saffet Ulusoy'dan ilginç açıklamalar

Saffet Ulusoy'dan ilginç açıklamalar
TGRT HABER TV'de Mehmet Soysal'ın hazırlayıp sunduğu "Başbaşa" proğramına katılan, UN RO-RO Yönetim Kurulu Başkanı Saffet Ulusoy ilginç açıklamalarda bulundu.
"DENİZLERİN İMPARATORU OLDUK"TGRT HABER TV'de, Almanya'nın Hamburg şehrinden canlı olarak yayınlanan Baş Başa programına konuk Saffet Ulusoy;"Çağa ayak uydurarak yaptığımız çalışmalar sonucu, Un Ro Ro İşletmesiyle çok kısa bir sürede denizlerin imparatoru olduk" dedi.TGRT HABER Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Soysal'ın hazırlayıp sunduğu Baş Başa'nun bu haftaki konuğu UN RO RO İşletmesi Yönetim Kurulu Başkanı Saffet Ulusoy oldu. Almanya'nın Hamburg şehrinden canlı olarak yayınlan programda, Türk denizciliğini ve ro ro taşımacılığını anlatan Saffet Ulusoy;" Dünyada ticaretin büyümesine bağlı olarak deniz taşımacılığı büyük karlar elde edilmeye başlandığını söyledi.  Baş Başa'da "Denizlerin imparatoru olduk" diyen Saffet Ulusoy sözlerini şöyle sürdürdü: "AVRUPA'DA BİRİNCİ, DÜNYADA ÜÇÜNCÜYÜZ"1993 yılında deniz taşımacılığına başladık. Flensburg Tersanesi'ne sipariş verdiğimiz 12 ro ro gemisinin 10'nunu da teslim aldık. Trieste adını verdiğimiz son gemi ile sattığımız gemileri de katarsak bugüne kadar 17 gemi satın aldık. Bu gemilerden 7 tanesini 15 mil hızla gittiği ve 120 trayler aldığı için satıp; yerine 22 mille giden, 240 trayler alan gemiler aldık. Gemileri sipariş etmeden önce dünyayı gezip, en iyi teknolojiye sahip, en sağlam gemiyi yapan tersaneyi aradık. Yaptığımız araştırmalar sonucu Almanya'daki Flensburg Tersanesi'ne sipariş verdiğimiz 12 gemiden aldığımız 10 gemiyle, deniz taşımacılığında güçlü bir konuma geldik. Şuana kadar gemilerimizin hiçbiri kaza yapmadı, yolda kalmadı. İşimizi en iyi şekilde yaptığımız için bugün Un Ro Ro İşletmesi olarak Dünyada 3. sıraya yükseldik. Avrupa ve Türkiye'deki liderliğimizde devam ediyor. Eskiden kamyoncuyduk, şimdi denizlerin imparatoru olduk.""DENİZ TAŞIMACILIÐIYLA YOLLAR KISALDI"Türkiye'nin 1980 yılında ithalat ve ihracatı 2,5 milyar Dolar iken, şuan ihracat 75 milyar Doları, ithalat ise 125 milyar doları geçtiğine değinen Saffet Ulusoy; " İhracatın yaklaşık 40 milyar doları deniz taşımacılığıyla yapılmaktadır. Bizim denize çekmiş olduğumuz 80 bin trayler eğer Avrupa'ya gidiş-dönüş 5500 km olarak hesap ederseniz, yılda 347 milyon kilometre yol yapacaktı. Denizcilikle yollardaki yoğunluk azaltılmış yolların yıpranması ve kazalar önlenmiş, akaryakıttan da tasarruf edilmiştir.  Deniz taşımacığıyla, 347 milyon kilometre olan yol, 147 milyon kilometreye düşmüş, İhracat ve ithalatta da artış sağlanmıştır. Bunun yanı sıra Avrupa'ya giden traylerin geçtikleri ülkelere verdikleri 80 milyon Avro geçiş ücreti, deniz taşımacılığıyla ülkemizde kalmıştır" dedi."MARCO POLO'YA DAHİL OLMALIYIZ"Avrupa'da Marco Polo Projesi ile karayollarının yükü deniz taşımacılığına aktardığının altını çizen Saffet Ulusoy;" Türkiye'de denizciliğe destek verilmiyor. Örneğin İtalya'da karayollarındaki yoğunluğu denizyoluna kaydırmak armatörün aldığı gemiler için hükümet destek veriyor.  Avusturya  yoğunluğu azaltmak için karayollarına 150 Avro geçiş ücreti koymuştur. Avrupa Birliği ise denizyolunu teşvik için Marco Polo Projesi'ni geliştirmiştir. Şuan proje kapsamında oluşturulan fonda 750 milyon Avro toplanmıştır. Fondaki bu paradan UN RO RO İşletmesi'ne düşen pay, yaklaşık 8 ile 10 milyon Avro arasındadır. Ancak Marco Polo Projesi devletlerarası bir projedir. Bizim bu parayı alabilmemiz için hükümetimizin fona giriş ücretini yatırması gerekir. Ulaştırma Bakanımız Binali Yıldırım'a  bu konuyu açtığımda 'Hükümet olarak gerekli parayı veririz ama döner sermaye ile yatırdığımız parayı geri alırız' dedi. Biz zaten gerekli olan parayı vermeye hazırız. Yeter ki Marco Polo Projesi'ne dahil olalım" diye konuştu.Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girmesi için 10-15 yıldan bahsedildiğinin altını çizen Saffet Ulusoy; "Biz nakliyeciler olarak Avrupa Birliği'ne girmiş durumdayız. Araçlarımızla, şoförlerimizle, gemilerimizle, yaptığımız ithalat ve ihracat ile Avrupa Birliği stadartlarını yakalamışız " şeklinde konuştu."KARAYOLU DEVAM ETMELİ"Gemilere çok büyük talep olduğunu dile getiren Saffet Ulusoy; Kapasitemiz belli olduğu için karayolu da devam etmelidir. Biz karayolunun tamamen kaldırılmasına veya ihmal edilmesine karşıyız. Ancak yılda 5 ila 6 bin insanımız kazalarda hayatını kaybediyor. Yollarımız yıpranıyor. Petrol fiyatlarının da önlenemez yükselişi sonucu karayolu ile para kazanmak neredeyse imkansız hale gelmiştir. Mersin-İstanbul hattına yılda 49 bin, İstanbul-Trabzon hattına 29 bin gidp dönüş yapıyor. Limanlarımız arası deniz taşımacılığı süratli gemiler konularak yapılırsa bu yoğunluk ortadan kalkar" diye konuştu."YÜZDE YÜZ UCUZ TAŞIYORUZ"Petroldeki önlenemez yükselişin dünyada karayolu taşımacılığını bitirme noktasına getirdiğini ifade eden Saffet Ulusoy sözlerini şöyle sürdürdü:" Trayler ile 20 ton yük taşıyıp, para kazanmak olanaksız hale gelmiştir. Karayoluna alternatif olan ro ro taşımacılığı son dönemde çok büyük önem kazanmıştır. Biz 2300 mile, 1600 Avro alınıyoruz. Buna rağmen bazı kesimler pahalı taşıdığımızı söylüyor. Oysa uluslararası piyasaya bakarlarsa %100 daha ucuz taşıdığımızı görürler. Biz fiyatlara zam yapmamak için 165 trayler olan gemileri sattık. Bunların yerine 240 trayler olan gemiler alıp bu fyatları korumaya çalışıyoruz. Ayrıca gemilerimizin ortamala yüzde 80 dolu olması nedeniyle zam yapmadan düşük fiyatla taşıyoruz. ""TERSANELERİMİZ YETERSİZ"Mehmet Soysal'ın "Neden Türkiye'deki tersanelerde değil de Almanya'da gemilerinizi yaptırıyorsunuz?" sorusu üzerine Saffet Ulusoy;" Türkiye'de 2 tane, 75 bin tonluk kuruyük gemisi yapılmaya başlandı, 6 yıldır hala suya indirilemedi. Tersanelerimizde 120 traylerlik gemi bile yapılamıyor. Ülkemizdeki tersanelerin büyüklüğü ve teknolojisi ro ro gemisi yapmak için yeterli değildir. Eğer gelecekte tersaneler büyütülür, teknoloji geliştirilir ise o zaman bizde, ülkemizde gemi yaptırırız. Şuan ülkemizde yaptırabilseydik, neden dışarıya paramızı verelim" dedi."HABUR'A ALTERNATİF BULUNMALI"Türkiye'de karayolu taşımacılığı Asya ve Avrupa olarak iki kola ayrıldığını söyleyen Saffet Ulusoy şöyle sürdürdü; Asya tarafından yılda 500 bin sefer yapılırken, diğer tarafta 350 bin sefer yapılmaktadır. Asya kolunda çalışanlar bireysel olarak, genelde Habur Sınır Kapısı'ndan çalışmaktadırlar. Irak çok büyük nakliye, ihracat ve müteahitliğe ihtiyacı olan bir ülkedir. Ne yazık ki hükümetimiz henüz Habur'da bir otorite kuramamıştır. Sınır kapısında gelen araçların 6-7 kontrolden geçmesi nedeniyle kilometrelerce uzunlukta kuyruklar oluşuyor. Hükümetimizin en kısa sürede bu sorunlara bir çare bularak, tek geçim kaynağı nakliyecilik olan doğudaki vatandaşlarımızı rahatlatması gerekir. Ayrıca  Kürt Bölgesi'ne girmeden Irak'a  ulaşılabilecek bir kapının açılması için gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Irak'a giden nakliyecilerden Kürtler'in aldığı rüşvet vatandaşlarımızı canından bezdirmiştir." "HAKSIZ REKABET ÖLENMELİ"Karayolunun Avrupa ayağından yılda yaklaşık 350 bin seferin yapıldığını ifade eden Saffet Ulusoy; "Haksız rekabet sonucu, ihracat yaptığımız ülkelerde yabancı vasıtanın payı yüzde 32'den, yüzde 25 düşmüştür. Avrupa yakasındaki nakliyeciyi de ancak taban fiyat uygulamasını getirerek kurtarabiliriz. Nakliyecilerin biraraya gelerek standart fiyat belirlemesi mümkün değil. Haksız rekabetin önlenmesi için hükümetimizin taban fiyat uygulaması getirmesi zorunlu hale gelmiştir" şeklinde konuştu.Kaynak:TGRT HABERDenizHaber.Com
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim