• BIST 94.682
  • Altın 222,928
  • Dolar 5,6803
  • Euro 6,5153
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 18 °C
  • Antalya 21 °C
  • Muğla 16 °C
  • Çanakkale 16 °C

Sapanca Gölü'nde tabii yaşam yok olabilir

Sapanca Gölü'nde tabii yaşam yok olabilir
Sapanca Gölü sulak alanı ve gölün bulunduğu havzanın yoğun baskı altında olmasına rağmen hala tabii yapısını koruduğu, su kodunun 28 metreye düşmesi halinde gölün % 7.5 oranında küçüleceği, tabii hayatın yok olacağı ve gölün bataklık haline dönüşeceği açı

Son 2 senede su seviyesinde 3 metreyi bulan düşüş görülmüş olan Sakarya ve Kocaeli’nin içme suyu kaynağı Sapanca Gölü Havzası’nda Orman ve su İşleri Müdürlüğü Tabiat Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nce gercekleşen Biyolojik çeşitlilik, arazi ve literatür çalışması neticesi açıklandı. Aralarında biyolog, hidrojeoloji uzmanı tarım mühendisi orman ve su işleri uzmanlarının da bulunduğu 30 kişilik ekip tarafından hazırlanan çalısma kitap olarak yayınlanan 259 sayfalık raporda, Sapanca Gölü’nün fiziksel jeolojik, meteorolojik ve hidrojelolojik özelliklerin bulunduğu tabii ve çevresel verileri göldeki tür farklılığı ekosistem farklılığı biyolojik çeşitlilik ve suyun kalitesi gibi araştırmalar katıldı . Araştırmada ekolojik olmayan tabii kaynakların kullanımı da araştırılırken ekolojik ve biyeloöik yönden değerlendirmelere yer verildi.

ORMANLIK ALANLAR TAHRİP EDİLDİ

Araştırmada gölü çevreleyen ormanlık alanın çok büyük bir bölümünün yok erildiği belirtilerek şöye söylendi : "Bu ormanlarının bir kısmı Sakarya Üniversitesi Kampüsü ve Çevresindeki yerleşim alanlarının yer alması ile tahrip edilmiştir. Ayrıca İzmit iline bağlı Eşme beldesi ve çevresindeki meşe ormanlarının da çok büyük bir kısmı aynı neden ile tahrip edilmiştir. Günümüzde tekrar de bu alanlar arasında kalan kısımlarda tabii vejetasyon varlığını devam ettirmektedir. Tahrip edilmemeleri ve varlığının korunması tabii denge açısından nihayet derece önemlidir. Göl aynasına yakın yerlerde mevcut bulunan Sapanca ilçesi gibi yerleşim alanları ve çevresindeki bu karışık ormanlar da tahrip edilmiştir. Ayrıca bu kısımda bulunan ormanlarda bilhassa dere kenarlarında mevcut bulunan turistik amaçlı tesislerinde tabii yapıyı tahrip ettikleri ortadadır."

GÖLDE 49 BALIK TÜRÜ

Araştırmada Sapanca Gölü Havzası’nda dokuz tür arazi çalışmalarında, 40 tür literatüre dayalı olarak yekün 49 balık türü tespit edildiği katıldı . Bu balıklar arasında, şunlar katıldı :

"Çapak balığı, noktalı inci balığı, inci balığı, yılan balığı, koca ağız balığı, gümüş balığı, tahta balığı, havuz balığı, tatlısu sardalyası, tatlı su Kolyozu, taşısıran balığı, sazan, turna balığı, küçük kayabalığı, tatlısu kefali, tatlısu kaya balığı, tatlısu levreği, tatlısu kayabalığı, üzüntü balık, kızılgöz balığı, gökkuşağı alabalığı, kızılkanat, yayın, kadife balığı, karabalık, üzüntü balık, küçük kaya balığı, gökkuşağı alabalığı, İsrail sazanı, güneş levreği, ot balığı, doğu sivrisinek balığı, çöpçü balığı, Karadeniz tatlısu kefali, tatlısu kalyoz balığı."

KARACA 3 YIL ÖNCE GÖRÜLDÜ

Araştırmada Sapanca Gölü çevresinde 18 yabani hayvan tespit edildiği belirtilerek, şu şekilde söylendi :

"Özellikle boz ayı ve kurtlar kısımda bölgeye çok fazla kar yağdığında gıda bulmak için yerleşim yerlerine kadar inmektedirler. Ancak 15 yıldır kısımda görülmüş olan yaban türlerinin görülme sıklığı azalmıştır. Karaca ise, kısımda en nihayet 3 sene evvel görülmüştür."

Sapanca Bölgesi’nde boz ayı, yer sincabı kurt, ağaç sansarı yaban kedisi, porsuk, çakal, tilki, kirpi, Avrupa köstebeği, orman faresi rastlanan hayvan türü olarak katıldı 

Sapanca Gölü ve gölün bulunduğu havza sınırları içerisinde 138 tür arazi çalışmaları, 8 tür literatür verilerinden olmak üzere yekün 146 kuş türü tespit edildi. Bu türlerin 80’i yerli, 24’ü kış göçmeni, 41’i yaz göçmeni ve 1’i transit göçer olduğu belirlendi

Sapanca Gölü çevresinde yayılış gösteren 3’ü kaplumbağa, 5’i kertenkele, 5’i de yılanlar grubuna dahil olmak üzere 13 sürüngen türü ile; 1’i kuyruklu kurbağalar, 3’ü de kuyruksuz kurbağalar grubundan 4 amfibi türü tespit edildi.

SUYUN KALİTESİNDE TEHLİKE

Göldeki su kalitesinin aylara göre su sıcaklık değerlerinin değiştiği belirtilerek Sapanca Gölü’nün bölgesel jeolojik şartlar ile evsel atık su deşarjları ya da yakınlardaki sanayi kuruluşlarından kaynaklanan atık suların alana ulaşması, sulardaki sodyum miktarının artışına ne sebepten olduğuna dikkat çekildi.Gölün suyunun renginin değerleri yaz ve sonbahar mevsimlerinde değişik olarak ölçüldüğü de açıklandı 

ETKİLERİ HEMEN ÇIKMAYACAKTIR 

Araştırma daha çok fazla suyun miktarı ve seviyesinin daha da önemli olduğuna dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:

"Sapanca Gölü kot-yüzey ilişkisi bakımından üst nokta 32 metre 45.5 kilometrekaredir. Bu değerin üstü göl çanağının gölün tabii sınırlarının üzerine çıkması manasına gelmektedir. Sapanca Gölü için bir başka önemli kot seviyesi suyun kullanımı ile ilgilidir. Bu sebepten ötürü işletme kotu için 29.90 metre belirlenmiştir. Zira bu kotun altında gölün su bütçesi ve ekonomisi tehlikeye girmektedir. Bir başka ifade ile göle giren su miktarı ile gölden çıkan su (insan kullanımı, buharlaşma, deşarj, yeraltı sızıntısı) miktarı dengesi devam etirilebilir özelliğini kaybedecektir. Bu kot seviyesi gölde yaklaşık olarak olarak 2.5 kilometrekarelik bir su alanı kabına ne sebepten olmaktadır. Bu kot seviyesi ve su büyüklüğü sulak alan ekosisteminde kısa vadede tolere edilebilir bir durumdur. Bir başka deyişle su seviyesinde ve yüzey alanındaki bu azalmanın olumsuz etkileri kısa zamanda ortaya çıkmayacaktır." 

YIKIM SEVİYESİ 28 METRE

Sapanca Gölü için ekolojik yıkım seviyesi olan hayati su kotun 28 metre olduğu belirtilerek göl için tehlikeye şu şekilde dikkat çekildi. "Bu kotta gölün alan büyüklüğü 42 kilometreye gerileyecektir ki bu seviyede bir azalma göl çanağının yaklaşık olarak 3.5 kilometrekare küçülmesi manasına gelmektedir. Yaklaşık göl maksimum kotundaki yüzey büyüklüğünün % 7.5’unu kaybedecektir. Böyle bir vaziyet ilk olarak göl suyundaki çözünmüş oksijen miktarını düşürecektir. Durgun su alanları için çözünmüş oksijen miktarında çok kritik sınır 4 ppm’dir. Bu değerin altına düşen sularda toplu balık ölümleri görülmektedir. Bu vaziyet balıklarla beslenen su kuşları başta olmak üzere göldeki tabii yaşamı olumsuz etkileyecektir.

Besin döngüsündeki bu kırılmalar başta sucul ekosistem olmak üzere havzadaki tür çeşitliliğini azaltacaktır. Ayrıca bu seviyenin altında ötrofikasyon süreci hızlanacak, bilhassa ilkbahar ve sonbahar aylarında görülmüş olan alg patlaması olayı sıkça görülmeye başlayacaktır. Bir başka önemli vaziyet ise su miktarı ve seviyesindeki hayati sınırın altına düşüş gölle direkt münasebet içinde olan toprağın tuzluluğunu artıracak bu vaziyet toprak verimini ve toprağa bağlı yaşam çeşitliliğini bir hayli olumsuz etkileyecektir. Yine bu seviyenin altında göl suyunun hidrolik bekleme zamanı uzayacak ve göl suyunun yenilenme hızı sıfıra yaklaşacaktır."

Deniz Haber Ajansı

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim