• BIST 92.709
  • Altın 212,449
  • Dolar 5,4973
  • Euro 6,1950
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 19 °C
  • Antalya 20 °C
  • Muğla 16 °C
  • Çanakkale 13 °C

Türk 'Custo'ya artık dalış yasak

Türk 'Custo'ya artık dalış yasak
Dünyanın dört bir yanında dalış yaptı, sualtı belgeselleri çekti. Ödüllü dalgıç Haluk Cecan şimdi kanserle savaşıyor.
Balıkadamın denizlere vedasıDünyanın dört bir yanında dalış yaptı, sualtı belgeselleri çekti. Ödüllü dalgıç Haluk Cecan şimdi kanserle savaşıyor.Ömrünün 40 yılı denizde geçti. Belgeselleriyle uluslararası yarışmalarda ödüller kazandı. 59 yaşındaki ünlü balıkadam Haluk Cecan artık kendi kurduğu müzesiyle ilgileniyor, TV'lere belgesel hazırlıyor. Onu üzen tek şey var, bir daha dalış yapamayacak olması. Geçtiğimiz ekim ayında akciğer kanseri teşhisi konan Cecan "Doktorlar kanser olduğumu söylediğinde yıkıldım. Ama denize olan sevgim ve dostlarımın desteğiyle iyileşeceğim" diyor. Türk 'Custo'ya artık dalış yasak Dünyanın dört bir yanında sayısız dalışlar yapan, 38 ödül sahibi Haluk Cecan kanserle mücadele ediyor. Sualtı belgeselleriyle tanınan balıkadam, 'Bu hastalığı yeneceğim' diyor.Düşünün bir kere. Tam 40 yılınız geçmiş su altında. Bir ömür dedikleri bu olsa gerek. Ve bir gün öğreniyorsunuz ki bir daha dalamayacaksınız... Ölmekten beter. Çünkü ölüm bir kere... Oysa siz her gün ölmeye mahkumsunuz." Bir internet sitesinde Haluk Cecan için yazılmış bu yazı... Görür görmez de kendini denizlere adamış ünlü balıkadamı bulmaya karar verdim. Tam iki haftalık bir uğraşının sonunda yakaladım, okyanuslar gibi derin balıkadamı. Hastalığından çok bir daha dalış yapamayacak olmanın üzüntüsü içinde, Cecan... Rize ve Erzurum kökenli bir ailenin çocuğu olan ünlü dalgıç, denize aşık... Derinlere dalma ve sualtı belgeselciliği tutkusu ise Kaptan Custo (Cousteau) ile başlamış. Gençliğinde Kaptan Custo'nun belgesellerini izleyen Cecan'ın Kadıköy'de başlayan deniz macerası yine ünlü Fransız bilimadamı, denizaltı araştırmacısı Custo ile dünya denizlerine ulaşmış. Daha gençlik çağlarında, 1958'li yıllarda başlamış ilk fotoğraf ve film çalışmalarına. Cecan ilk sualtı film çalışmasını da 1964 yılında amatörce, kendi imkanlarıyla yapmış. Ayvalık'ta bir Türk dalgıcın hediye ettiği sualtı haritası ve anfora ile başlayan aşkı günümüze kadar sürmüş. Haluk Cecan, sualtı kameralı kabinler icat etmiş, kabinlerin yapımı ise 1975'e kadar sürmüş. Aynı yıl İtalya'dan 8 mm'lik sualtı kamera kabini getirtmiş. Sonra sualtı belgeselciliğinin gelişmesi ve yayılması için 1984'ten itibaren video kameralara kabin imal etmeye başlamış. Haluk Cecan'ın sualtı kamera kabinleriyle yaptığı belgeseller sonuç vermiş ve 1982 yılında ilk sualtı film ödülünü almış. 1988 yılında TRT için ilk Türk sualtı belgeselinin çekimlerini gerçekleştirerek yine bir ilke imza atmış. 1990 yılından itibaren de okullarda, çeşitli kuruluşlarda sualtı belgeselciliği konusunda konferans, panel ve gösterimlere katılmaya başlamış. Denizin onlarca metre derinliğinde günden güne çalışmalarını geliştiren ve birbirinden güzel görüntüler çeken Haluk Cecan, 1990 yılından itibaren katıldığı uluslararası yarışmalarda ödüller kazanmaya başlamış. Cecan'ın ilk ödülü, aynı yıl içerisinde Fransa'da yapılan "Dünya Sualtı Filmleri Festivali'nde "Mavi Gelinliğin Dişleri" adlı sualtı belgeseli ile "Gümüş Palet Ödülü" olmuş. Dünya ikincisi seçilmiş. Ödülü almaya Fransa'ya giden Haluk Cecan, denizlere olan aşkının tek nedeni olan Kaptan Custo ile burada tanışmış. Kaptan Custo da başarılı çekimlere imza atan ve ödül alan genç Türk'ün heyecanı karşısında etkilenmiş ve her yıl çeşitli ülkelerde yaptığı konferans ve toplantılara Cecan'ı davet etmiş. Cecan, Kaptan Custo ile en son 1994 yılında Almanya'nın Düsseldorf kentindeki konferansta bir araya geldiğini söylüyor. Başta Türkiye olmak üzere, dünyanın hemen hemen tüm denizlerine dalışlar yaparak sualtı çekimleri yapan Haluk Cecan, tüm masraflarını da kendisini karşılıyor. Ünlü sualtı belgeselcisi neden sponsor kullanmadığı konusundaki sorumuza, "Sponsorlara işimizi anlatmak çok zordu. Bu yüzden kendi imkanlarımı ve kazancımı kullanarak bugüne kadar geldim" diye yanıt veriyor. Haluk Cecan sualtı belgeselleriyle katıldığı uluslararası yarışmalarda 16'sı uluslararası olmak üzere tam 38 ödülün de sahibi.VE... ACI GERÇEĞİ ÖĞRENİR Haluk Cecan geçtiğimiz ekim ayında bir kondisyon düşüklüğü hisseder. ,Çabuk yorulur, nefes alamaz ve öksürmeye başlar. Önce önemsemez yılların balıkadamı... Ancak, nefes alamamaya başlayınca doktora gider ve akciğer kanseri olduğunu öğrenince dünyası başına yıkılır. Önce panikler, Amerika'ya giderek derdine çare arar. Ancak, şimdiye kadar pek rastlanılmayan bir akciğer kanserine yakalanmıştır, Cecan. Doktorlar ne kemoterapinin ne de radyoterapinin çözüm olacağını söyler. Tek bir çaresi vardır bu illetten biraz olsun kurtulmanın; o da tümörlü sağ akciğerinin tamamen alınmasıdır. Haluk Cecan, hastalığı ile tanışmasını ve bir daha denizlere dalamamasını nasıl öğrendiğini şöyle anlatıyor: "Sağlığıma çok dikkat ediyordum. Bu yaşıma kadar hep sebze türü yiyecekler yedim. Yaptığım işi çok seviyordum. Daha uzun yıllar denizlere dalıp yeni belgeseller çekmek istiyordum. Doktorlar da sağlığımın çok iyi olduğunu söylüyordu. Önce yorgunluk başladı, sonra bir sabah nefes alamamaya başladım. Önemsemedim. Ancak bu iki kat merdiven çıkmada bile kendisini çok belli edince doktora gitmeye karar verdim. Sağ akciğerimde kanlı bir sıvı olduğu görüldü. Yapılan tetkikler sonucunda da akciğer kanseri teşhisi kondu. En acı veren olay, doktorların bir daha denize dalmamı yasaklamaları. Bu benim için tam bir yıkım oldu." Cecan yılmadı, hastalığını öğrendikten sonra tam 22 doktor ve 12 hastaneye gitti. Ama hepsi de ameliyatı şart koşuyordu. Hızla ilerleyen ve insanı çok zayıf düşüren hastalık karşısında umudunu hiç yitirmedi. Doktorlar, hala ayakta olmasına ve sağlıklı görünümüne şaşırdıklarını, hastalığın tıp literatürüne girecek şekilde çok yavaş ilerlediğini söylediler. Çünkü Cecan'ın hastalığını ilk kez öğrendiği günden bu yana tam 7 ay geçti. Hiçbir tedavi görmedi ama moralle ayakta. Haluk Cecan, kesinlikle ameliyat olmayı düşünmediğini, kanseri hazırladığı sualtı belgeselleri ve dostlarının sevgisiyle yeneceğini söylüyor.İSPANYA'DA ÖDÜL ALDI Haluk Cecan hastalığıyla ilgili ilk şoku atlattıktan sonra bugüne kadar yapamadığı projelerine hız verdi. Önce Acıbadem'de kendisine ait bir dükkanda, 40 yıllık deniz yaşamı ile ilgili topladığı belgeleri ve çalışma aletlerini sergilediği bir müze kurdu. Ardından, saatlerce denizin altında çektiği, ancak izlemeye bile fırsat bulamadığı birbirinden değerli sualtı görüntülerini izlemeye ve CD'lere aktarmaya başladı. Bir yandan çeşitli televizyonlar için belgesellerini bitirmeye çalışan Haluk Cecan, sualtı belgeselciliği kitabı üzerinde çalışıyor. Türk denizlerinin Kaptan Custo'su, son olarak İspanya'da 3 nisanda çevre ve doğa problemlerini anlatan "Uzaya Kaçış "adlı sualtı bilim kurgu belgeseli ile ödül kazandı. Cecan, sualtı belgeselinin hikayesini şöyle anlatıyor: "Dünyada havanın, suyun, denizlerin kirlenmesiyle birlikte, insanlar bir başka gezegene göç etmek ister. Bunun için bir uzay aracı yapılır. İki astronot öncü olarak hazırlanır. Poseidon ile bir başka gezegene gönderilir. Uzay aracının adının Poseidon olmasının da ayrnı bir anlamı var. Çünkü mitolojide Poseidon 'Deniz Tanrısı'dır. Ancak dünyayı kirleten insanlar gittikleri gezegeni de bir süre sonra kirletirler. Bunun üzerine o gezegenin yerli halkı onları tekrar kirlettikleri dünyaya geri gönderir. Belgeselin amacı çocuklara ve gençlere çevre bilincini öğretmek..."
(Haber:Mevlüt Yüksel,  SABAH Gazetesi)
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim