• BIST 94.082
  • Altın 189,916
  • Dolar 4,7932
  • Euro 5,6125
  • İstanbul 29 °C
  • Ankara 31 °C
  • İzmir 33 °C
  • Antalya 36 °C
  • Muğla 35 °C
  • Çanakkale 32 °C

Türk denizciliği saygınlık kazanıyor.

Türk denizciliği saygınlık kazanıyor.
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Türk bayraklı gemilerin kara listeden kurtulmak üzere olduğunu müjdesini verdi.Bakan Yıldırım'dan DenizHaber'e özel açıklamalar..
Türk bayraklıgemiler, Dünya Denizcilik Örgütü'nün (IMO) kara listesinden kurtuluyor. Son ikiyılda denizcilik standartlarını yükselten Türkiye, gemilerinin uluslar arasılimanlardaki tutulma oranını da yüzde 19'dan yüzde 4'lere düşürdü. Denizaraçlarının kullandığı yakıtta Özel Tüketim Vergisi'nin kaldırılması ve limanücretlerindeki indirimler ile birlikte müthiş bir ivme kazanan denizciliksektörü Türkiye'de son 50 yılın en parlak dönemini yaşıyor. Şüphesiz buatılımların en büyük pay görevindeki 21'inci ayını dolduran Ulaştırma BakanıBinali Yıldırım'ın. Türk denizciliğinin uluslar arası ölçekte saygınlıkkazanmaya başladığını söyleyen Bakan Yıldırım'la başta denizcilik olmak üzereulaştırma sektörü üzerine konuştuk.                 Sayın Bakanım, görevinizdeki 22 ayı doldurdunuz. Denizcilik sektörü bu süreiçerisinde sizin arzu ettiğiniz atılımı gerçekleştirdi mi?               İsterseniz önce göreve geldiğimizde, denizciliğimizin ahvali neydi? Onu birkısaca hatırlatalım. Ondan sonra yaptıklarımızı sıralayalım. her şeyden önce2000 yılı sonunda ülkenin bütün alanlarda olduğu gibi, denizcilik sektöründe çokciddi sorunların ve krizin yaşandığı bir tablo mevcuttu. Şöyle ki, navlunfiyatları artık dibe vurmuş, denizciliğin, gerek personel, gerekse gemilerinteknik donanımı ve tutulma oranları açısından bayrağımız kara listeye alınmıştı.Tersanelerimiz yeterli iş kapasitesine sahip değildi. Deniz ticaretimiz, gerekkabotaj hattında, gerekse uluslar arası taşımacılıkta iç açıcı bir durumdaolmadığı herkesçe bilinen bir gerçektir. Yüksek liman ücretleri yüzündenticaretimizin olumsuz geliştiği, buna bağlı olarak da gemi trafiğinde giderekazalmanın olduğu, emniyet açısından Boğazlarda sorunların olduğu, gemilerinteknik donanım bakımından da  çok önemli sorunların söz konusu olduğu birdenizcilik sektörü mevcuttu.                Bu tabloyu değiştirmeyi başarabildiniz mi?               Yaptığımız en önemli ve ilk iş insana yatırım oldu. Bu ne demek oluyor? Öncedenizcilik müsteşarlığımızı denizcilerle buluşturduk. 90'lı yılların başlarındakurulan Denizcilik Müsteşarlığı ne yazık ki 10 yıldan fazla bir sürede ehilolmayan, denizcilikte geçmişi olmayan, tecrübesi olmayan kadrolarlayönetiliyordu. En temel yanlış bu diye düşündük ve hemen bu kadrolarıdenizcilerle değiştirdik. Her kademede denizcilerden daha fazla istihdamsağla-yacak düzenlemeleri yaptık. Böylelikle 80'in üzerinde kaptan, başmühendis, gemi mühendisi, makine mühendisi gibi denizcilikle ilgili geçmişi olanuzmanlar aldık, onları yetiştirdik ve limanlara dağıttık. Bunun sonucu ne oldu?İşte bugün gazetelerde yer aldı. "Türk Bayrağı, kara listeden çıkma noktasınageldi, Türk Bayrağı gri listeye yaklaştı" deniyor. Göreve başladığımızda Türkgemilerinin  tutulma oranı yüzde 19lardayken bugün bu oran yüzde 4'e gerilemişdurumda. Bu iki yıldan az bir sürede çok önemli bir gelişmedir. Türk denizciliğiuluslar arası camiada tekrar saygınlığını kazanmıştır. Tutulma oranımız Avrupaortalamasının bile altında bir rakamdır. Aynı zamanda bildiğiniz gibiİspanya'yla eşleşme yaptık ve bu (Twining) projesi olarak adlandırılıyor. Buprojenin temel amacı, gerek teçhizat, gerekse insan donanımı olarak denizcilikteAvrupa Birliği standardında gerekli alt yapıyı ikmal etmek. Türkiye sadecebayrakta iyileşme değil, gemi adamlarının standartları, yeterlilikleri ileilgili de kara listedeydi. Mayıs 2004'ten itibaren orada da beyaz listeyegeçtik.               Sayın Bakanım, üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye, bu avantajını ne zamanetkin bir şekilde taşımacılıkta kullanacak?               Bu, Türkiye'nin çok önemli bir sorunu. Hopa'dan İskenderun-Hatay'a 8300 km.ninüzerinde bir sahil şeridimiz var. Ama sahillerimizde, denizlerimizdetaşımacılığı ne yazık ki etkin kullanamadık. Bunun sebepleri belliydi. Herdönem, her iktidarda bu dile getirilir, ancak bir türlü adım atılmazdı. Birkere, yakıt çok pahalıydı. Yakıt pahalı olunca, taşıma caydırıcı oluyor. Vedolayısıyla kara yoluna daha fazla yük geliyordu. Ben bunun olumsuzluklarını,sıkıntılarını İstanbul'da, deniz otobüslerinde görev yaparken canlı örneğiolarak yaşadım. Göreve gelince ilk işlerimizden bir tanesi ÖTV'yi (Özel TüketimVergisi) denizde kullanılan akaryakıtta sıfıra indirmek oldu. Böylelikle,denizde kullanılan akaryakıt satış fiyatı yüzde 65 ucuzlamış oldu. Denizcilikteson 50 yılda yapılan bir sessiz devrimdi bu.                Bugüne kadar sektöre, 60 trilyon civarında bir teşvik sağlamışız. Bu teşviğinbir yarısını kamu kuruluşu olan Türkiye Denizcilik İşletmeleri ve İstanbul DenizOtobüsleri; diğer yarısını da, balıkçılarımız, yat turizmcilerimiz vemotorcularımız kullanıyor. Bu teşvikle birlikte ilk 6 ay içersinde yolcutaşımalarında müthiş bir artış yaşandı. Çünkü yakıt fiyatları biletlere yansıdıve 2002 rakamlarına göre ciddi artışların sağlandığını görüyoruz. Yapılanteşvik, sosyal fayda olarak halka geri dönmüştür.                Bugün güney ağırlıklı olmak üzere ülkemizde turizm de altın bir yıl yaşanıyor.Yüzde 50'leri aşan müthiş bir turist artışı var. Bize gelen bilgilere göre bugezi teknesi turizmcileri, ilk defa biz para kazanıyoruz dediler. Yakıt indirimiyaparken sektörü de kayıt altına aldık. Yani, denizden yapılan kaçakçılığın,akaryakıt kaçakçılığının belini kırdık. Şu anda yaklaşık 3500 tane tekne kayıtaltına alındı, yakıt defterleri tasdik oldu. Mali Müşavirler, Maliye Bakanlığı,Denizcilik Müsteşarlığı uzmanlarınca, Sahil Güvenlik görevlilerince bunlar takipediliyor.                Deniz taşımacılığının bütün İstanbul, İzmir, İzmit Körfezi, Çanakkale dışında,kabotaj hattındaki bütün sahillerimizde yayılmasını hedefliyoruz.Müsteşarlığımız, hangi bölgelerde taşımacılığın, daha verimli, daha fizibilolduğunun araştırmasını yapıyor. Sonunda bu işi yapmak isteyenlere rehberlikyapacağız. Diyeceğiz ki, "sen deniz taşımacılığını yapmak istiyorsun, buyur,şurda yapabilirsin." Fizibilite vermek suretiyle, onlara teşvik sağlamışolacağız.                Bu kapsamda diğer önemli bir çalışmamız, liman ücretlerinde yaptığımızindirimler. Bu indirimler birkaç grupta toplanabilir. Liman yardımcı hizmetleriağırlıklı olmak üzere, kılavuzluk ve römorkör hizmetlerinde, fener gibi diğerücretlerde indirimler yaptık. Bu indirimler iç limanlarda yani kabotajtaşımacılığı yapanlarda yüzde 75-80'lere varıyor. Uluslar arası taşımacılıkyapanlarda da yüzde 50'lere varıyor. Bunun sonucunda, Türkiye'ye gelenkruvaziyer  gemi sayısında yüzde 30 ve bu gemilerdeki yolcu sayısında yüzde100'ün üzerinde bir artış sağlandı.               Liman ücretlerinin düşürülmesi ile gelir kaybı olacağı yönünde eleştirilervardı.               "Efendim, liman ücretlerini düşürürsek, işte gelir kaybı olur, bunun bir yararıyok, yapmayın..." Yararı olduğunu gördük. Turistler geldi, daha çok insan geldi,daha çok alış-veriş oldu, daha çok katma değer sağlandı. Kaldı ki bu kruvaziyertipi gemilerle gelen turistler üst gelir gruplarından olduğu için harcamaları dafazla. Bu ayrıntıyı da hatırlatmakta yarar var. Devlet Demir Yolları'nınlimanlarında önemli indirimler yaptık. Bak bu indirimler sonucu görüyorsunuz,gelirlerde çok ciddi artışlar sağlamışız. 2003 yılından itibaren navlunfiyatları müthiş bir artış gösterdi. Şu anda 2002 yılının sonuna göre neredeyse3 kat daha fazla. Böyle olunca ne oldu? Gemi ihtiyacı artmaya başladı.Armatörler daha çok gemi yaptırma yoluna gittiler. 3-4 senedir süren navlunkrizi sona erdi, şu an sektör altın yılını yaşıyor. Sadece yurt dışındakitersanelerde Türk armatörlerince inşa ettirilen 2 milyon tonun üzerinde gemivar.                 Bu arada, başta Devlet Demir Yolları bünyesindekiler olmak üzere limanlarımızınhepsini özelleştirerek daha etkin kullanılmasını sağlayacağız. Bununhazırlıklarını tamamladık. Yakında bununla ilgili çalışmalara başlamış olacağız.               Sayın Bakanım, yat inşa sanayinde oldukça ilerideyiz. Ancak ne var ki büyük gemiinşa sanayinde neredeyse hiç yokuz. Bu konuda ne tür projeleriniz var?               Ne yazık ki tersanelerimizin tamamı tuzlada ve ufak tersaneler, büyük gemileryapamıyoruz. İşte bunun için Müsteşarlığımız yeni tersane alanları oluşturmakiçin bir yıldan beri çalışmalarını sürdürüyor. Karadeniz bölgesinde bu alanlarbelirlendi. Karadeniz Ereğlisi'nde tahsis edilen 4 tersanenin inşaatı süratleyapılıyor. Samsun, Trabzon ve Rize'de de yerler belirlendi ve buralar yakındaihale edilecek. Yalova-İzmit bandında yat inşaatı ve küçük tekne yapımı için yertahsis çalışmaları sürüyor. Aynı çalışmalar Fethiye'de, Milas-Bodrum'da, AkdenizBölgesinde İskenderun-Mersinde de devam ediyor. Diğer yandan tersanelerinkapasiteleri de arttırıldı. Tuzla-Aydınlı koyunda bulunan 35-40 tersanelerimizintamamı 3-4 yıla kadar dolular. Şimdi işsizliğin kol gezdiği bu dönemde busektörün böyle bir durumda olması tabiki denizciler açısından, hepimiz açısındanmemnuniyet verici.                Efendim, mevzuat noktasındaki düzenlemeleriniz nelerdi?               Deniz taşıma filomuzun geliştirilmesiyle ilgili yasal düzenlemeler de önemliydi.Biz bunları da yaptık. Gemilerin sicile alınması, sicilden çıkarılması gibiyasal düzenlemeleri yaptık. Bir gemi satıldığında onu sicilden çıkarmak zoroluyordu, bu nedenle finans kuruluşları kredi vermekte tereddüt ediyorlardı.Artık böyle bir tereddüt yok. Denizciliğimizin borsaya açılması için önündekiengelleri kaldırdık. En önemlisi Deniz İhtisas Mahkemesi'nin kurulmasınısağladık. Önceden denizcilik davaları diğer mahkemelere gidiyor, süreç çokuzuyor, kararlarda ciddi isabetsizlikler oluyordu. Deniz İhtisas Mahkemeleri ilebunun önüne geçilecek. Dövizli ipoteğin yolunu açtık. Önceden Türk parasına göreipotek yabancılar açısından caydırıcı oluyordu.                Denizcilik eğitiminde yaşanan sorunlar vardı. Bazı iç hatlarda çalışanbalıkçılarla ilgili, deniz yolu taşımacılığı ile ilgili çalışma yapan firmalarauluslar arası kurallar gibi kurallar uygulanıyordu. Bunu basitleştirdik. Amaç,her alanda olduğu gibi denizcilik alanında da vatandaşın günlük yaşamınıkolaylaştıracak tedbirleri almak. Zorlaştıran değil, kolaylaştıran biryaklaşımla konuları ele alırsak bu ülkede çözülmeyecek hiçbir problem yok.               Denizciliğimizin önündeki bu engelleri de kaldırarak yasal açıdan da sektörünaltın dönemini yaşamasını sağladık. Bugün denizcilikle uğraşan kime giderseniz,balıkçılar, kabotaj taşımacıları, uluslar arası deniz taşımaları yapanarmatörler bunu büyük bir memnuniyetle teyid edeceklerdir. Bu iyi yoldaolduğumuzun en büyük kanıtıdır.               Sayın Bakanım, Türkiye'de ulaşımın neredeyse tamamı karayoluyla yapılıyor.Halbuki, denizyolu, demiryolu ve havayolu taşımacılığına çok elverişli bircoğrafyadayız. Ulaşım türlerindeki bu dengesizlik ne zaman giderilmiş olacak?               Bu fevkalade önemli bir konu. Ne yazık ki bu, son 50 yılda Türkiye'nin hepönünde sorun olmaya devam etmiş. Nasıl sorun olmuş? Ulaşım modlarının paylarınabaktığımızda bunu kolayca görüyoruz. İşte karayolu taşımacılığının tüm ulaşımiçerisindeki payı yüzde 94. Denizyolu, demiryolu ve havayolu taşımacılığınınpayı yalnızca yüzde 6.  Biz bu sorunun giderilmesi için çok önemli çalışmalaryaptık. Demiryolu Boğaz Tüp Geçiş Projesi, Ankara-İstanbul hızlı tren projeleri.Hava taşımacılığında da  çok önemli bir dönüşüm ve değişimleri gerçekleştirdik.Bakın Türk Hava Yolları tekeldi, kaldırdık. 3-4 tane firma daha girdi pazara.2,5 milyon insanı hava taşımacılığı ile tanıştırdık. Bunların en az yüzde 50'siilk defa uçağa biniyor. Hava taşımacılığında, yolcu profili değişti. Uygulananfiyat politikaları bunu sağladı. Ülkenin her tarafına artık 50-89 milyon arasıgidip gelebiliyorlar. Bunu yaparken Türk Hava Yolları'nın bu işten çok olumsuzetkileneceği filan söylendi ama durum hiç öyle olmadı. Türk Hava Yolları yolcusayısında, kaybı bir tarafa bırakın, yüzde 100 artış yaşıyor iç hatlarda. Onuniçin hava taşımacılığı, raylı sistem ve denizde yapılan bu çalışmaların anahedefi taşıma modları arasındaki dengeyi sağlamaktır.                Bu dengeyi 1-2 senede sağlayamayız. Çünkü 50 senede buraya gelindi.Tamamlanmakta olan ulaşım ana planı sonuçları tavizsiz ulaşım politikasınauygulanırsa, bu denge en az bir 10 sene sonra sağlanabilir.                Sayın Bakanım, boğazlardan geçen petrol yüklü gemi sayısı her geçen gün artıyor.Boğazlar, neredeyse petrol boru hattına dönüştü. Bu işin sonu nereye varacak?               İstanbul Boğazı'nı, Marmara Denizi'ni, Çanakkale Boğazı'nı adım adım kontroleden, orada geçen petrol tankerlerinin gemi trafiğini, emniyetini sağlayan TürkBoğazları Gemi Trafik Sistemi'ni yürürlüğe koyduk. Yaklaşık bir senedir busistem çalışıyor. Sistem uygulamaya girdiği günden bu yana kazalarda büyükoranlarda azalma var. Bu da çok önemli bir gelişmedir. Ama şunu herkesin iyibilmesi gerekir. Boğazlarımızın fiziki büyüklüğü bellidir. Ne kadar tedbiralırsak alalım, geçecek gemi ve taşınacak petrol miktarı bir noktada sınırlanmakdurumundadır. Kimse boğazları sınırsız bir petrol boru hattı gibi göremez.İstanbul'un, Marmara'nın güvenliği, halkımızın huzuru her şeyin önünde gelir.Biz tedbirimizi alacağız. Ama çok fazla trafik ihtiyacı varsa bunun için dealternatif yolların muhakkak bulunması lâzım. Alternatif yol arayışı birkaçyıldan beri devam ediyor. Bunlar sadece Karadeniz Ege arasında kurulacak petrolboru hattı değil, ayrıca Rusya'dan direk Avrupa'ya da düşünülen hatlar var.Bildiğiniz gibi, Bakü-Tiflis-Ceyhan hattı var. Yani bu deniz geçişinin yanı sıradiğer alternatif yolların da muhakkak geliştirilmesi lâzım. Bu yönde de ilgilitüm ülkeler ve taraflar çalışmalarını sürdürüyor.               Değerli vaktinizi ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim