• BIST 97.988
  • Altın 242,195
  • Dolar 6,2610
  • Euro 7,3524
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 18 °C
  • Antalya 22 °C
  • Muğla 16 °C
  • Çanakkale 18 °C

AB'nin yolları taştan...

METİN KALKAVAN

2.Dünya Savaşı’nın Avrupa’da yarattığı yıkımdan sonra, bu acı tecrübenin bir daha yaşanmaması için ülkeler işbirliğine gitmeye karar vermiştir. Bunun için atılan ilk adım Fransa, B. Almanya, İtalya, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg’un 1951’de imzaladıkları Paris Antlaşması ile kurdukları Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu olurken, 1957’de aynı ülkeler AET ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu’nu kuran Roma Antlaşması’na imza atmışlardır. Bu ekonomik bütünleşme hareketi zamanla son derece önemli bir yapı haline dönüşmüştür. Kuruluşundan bu yana yönünü her zaman Batı’ya, dolayısıyla Avrupa’ya çevirmiş olan, tercihlerini ağırlıklı olarak batılı topluluklara girmek için kullanan Türkiye de, 31 Temmuz 1959’da bu topluluğa ortak üye olabilmek için başvurusunu yapmıştır.

AB ile Türkiye arasında 3 Ekim 2005 tarihinden beri Hırvatistan ile eş zamanlı olarak yürütülen müzakerelerde şimdiye kadar çok az mesafe kat edilmiştir. Hem siyasi, hem de ekonomik gelişmişlik düzeyi bakımından Türkiye’den oldukça geri olan Hırvatistan, 25 müzakere başlığını kapatmış ve en geç 2012 başında tam üye olacak duruma gelmiştir. Türkiye ile ise 12 başlık açılmış, sadece 1 tanesi geçici olarak kapatılmıştır. Müzakereler bu hızla sürerse Türkiye, AB’nin 2014’te başlayacak 6 yıllık bütçe dönemine de yetişmeyecek ve üyelik 2021 yılına sarkacaktır. Küresel ekonomik krizi ve Avrasya’daki enerji krizi ile İran nükleer krizi gibi siyasi olaylar sonucu o zamana kadar AB dağılmazsa, Türkiye ancak, 1959’daki müracaatının 62. yılında AB’ye üye olabilecektir. Küresel ekonomik kriz daha şimdiden AB ülkeleri arasında çatlak sesler çıkmasına sebep olmuştur. Almanya ile Yunanistan arasındaki gerginlik giderek tırmanmaya başlamış bulunmaktadır. Ekonomik kriz fırtınası her seferinde örnek gösterdiğimiz Yunanistan Denizcilik Bakanlığı’nın lağv edilmesine, denizcilik sektörünün Ekonomi Bakanlığı’na bağlanmasına yol açmıştır. Kriz fırtınası komşumuzun kıyılarını dövüp durmaktadır. Bu krizden çıkmak için Adalar’ın satışı bile gündeme gelmiştir. Öyle görünüyor ki, yine de bu fırtınayı en az hasarla Türkiye atlatacak.

Tabii tersanelerimiz için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Somut olayları ya da olguları kendi sınırları içinde değerlendirmekte zorlanıyoruz. Birçok gelişme, siyasetin karmaşık dehlizlerinde yitip gidiyor. Elde kalansa, yüzeysel önermesi malum bütüne dair çıkarsamalar oluyor çoğu zaman. Ancak cin bir kere şişeden çıktı. Nekahet dönemi belki uzun sürecek, ama en azından iyileşme eğrisinin eksi değerlere doğru alçalmayacağını söyleyebiliriz. 17 Şubat 2010 tarihinde Türk Armatörler Birliği’nin düzenlediği 2010 yılında kuruyük, konteyner ve tanker piyasalarındaki beklentiler konusunun görüşüldüğü genişletilmiş yönetim kurulu toplantısı odamızda yapılmıştır. Yapılan bu toplantıda, dünyadaki değerlendirmelere göre en kötüsünü gördüğümüz ortaya çıkmıştır. Belki 2010 ya da 2011’de bir ikinci dip daha görebiliriz, ama bunun peşinden 7-10 yıl gibi sürecek sağlıklı, iyi bir dönem öngörülüyor. Yani tünelin ucunda ışık görüldü. Özellikle de bugün kötü durumda olan taşımacılık sektörü açısından geçerli bir öngörü bu. Gemi inşada ne olacağı ise henüz belirsiz…

Bu olup bitenlere sektör olarak seyirci kalamayız. Tribünde oturup, küresel rekabetin yaşandığı bu ortamda, oyuncuları alkışlamakla oyalanmaktansa, sonucunun ne olacağını bilmesek bile, harekete geçmek çok daha iyidir. Tribünde yenilmek, yenilgilerin en fenasıdır. Çünkü çok kötünün geride kaldığı bir dönemdeyiz, ama bazı sektörlerimiz için bu, geleceği pek değiştirmiyor. Taşımacılık açısından umut yeşeriyor, ama gemi inşa için aynı şeyi söyleyemiyoruz, hele de bu politikalarla. Kamudan çok kısa vadede bir şey gelmeyeceğini düşünerek, herkes kendi yapısını güçlendirmeye bakmalı. Yeni ve sürmekte olan yatırımların yanında, sağlıklı şekilde ayakta kalabilmek adına kendi gücümüzle mücadele etmeliyiz. Rüzgarınız kolayına olsun. Allah selamet versin!..

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim