• BIST 95.852
  • Altın 190,976
  • Dolar 4,6622
  • Euro 5,4311
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 26 °C
  • Antalya 30 °C
  • Muğla 22 °C
  • Çanakkale 24 °C

Güvenli bir limana ihtiyacımız var

METİN KALKAVAN

Rızkını denizden kazananlar iyi bilir; fırtına sonrası tekneler ağzına kadar dolu olur. Deniz öylesine bereketlidir ki, kimsenin kıyıya dönmeye niyeti olmaz.

 

Denizcilik sektörümüzde, tam tamına bu durum yaşanmaktadır. Ama bir şeyi unutmamak gerekir: Değişken mizacı ve keyfi tutumuyla umursamaz olan deniz, beklenmedik hava değişimlerinde, özellikle hava patladığında, uğultulu ve azgın dalgalarıyla acımasız ve korkutucu da olabilir.

 

Denizciler, böyle havalarda büyük zorluklar yaşanacağını ve güvenilir bir liman bulamadıkları takdirde denizin her şeylerinin teslim alacaklarını çok iyi bilir. Şu anda dünya denizlerinde güvenle seyreden sektörümüz; yurtiçinde aşırı değerli Türk Lirası’nın, yurtdışında ise Mortgage Krizi’nin yaşandığı bir süreçten geçtiğimizin bilincinde, havanın bozulacağının farkındadır. Teknemizi batırmadan uluslar arası sularda güvenle yüzdürebilmemiz için çok dikkatli olmamız gerekmektedir.

 

Geçmiş dönemden de biliyoruz ki hükümetimizin denize ve denizciliğe inancı tam. Bu nedenle yeni dönemde de, düzenlemelerin devam edeceğine inanıyoruz.

 

Bizim amacımız; sektörümüzün alt alanlarını da mümkün olduğu kadar rekabetçi ve dünya ölçeğinde büyük hale getirebilmek.

 

Gerek liman işletmeleri, gerek gemi inşada, gerekse armatörlükte daha yukarılara tırmanmak ve büyüme hızı olarak dünya ortalamasının üstüne çıkmak istiyoruz. Hükümetimizin bu noktada geçmiş dönemde olduğu gibi gereken düzenlemeleri yapıp destek vererek ve önümüzü açarak ilerlememizi sağlayacağına inanıyoruz. Tabii ilerlerken zaman zaman yeni durumlarla karşılaşıyoruz., bazen yeni düzenlemeler gerekebiliyor. Bu düzenlemeleri de, İdare-Sektör işbirliği ile geçmiş dönemde olduğu gibi hayata geçireceğiz.

 

REKABET GÜCÜ VE TL’NİN DURUMU

 

Şu anda bizler için en önemli konu rekabetçi hale gelebilmemizdir. Genel olarak sektörün dünyada büyüdüğü ve geliştiği, Türkiye’nin çok iyi bir noktada olduğu bir dönemde; rekabet gücümüzü etkileyen, gelecekte de önemli bir tehdit haline gelebilecek sıkıntılı bir durum var. O da; Türk Lirası’nın şu andaki durumu. Bu durum, çok ciddi, potansiyel bir tehdit oluşturuyor. Denizcilik sektörü olarak biz, hem ticaret hem sanayi hem de hizmet sektörü tarafındayız. Böyle baktığımızda, bu kadar yüksek faizlerle gelecekteki kazancımızdan yediğimizin farkındayız. Bu durum, rekabet gücümüze çok ciddi zarar veriyor. Faizlerin yüksek olması ve yüksek faizin düşük kuru getirmesinden dolayı bu kadar değerli hale gelen YTL’nin, ciddi olarak negatif etki yaptığını söyleyebiliriz. Denizcilik sektöründe, önümüzdeki dönemde bunun negatif sonuçlarını maalesef çok daha fazla göreceğiz. Bir örnek vermek gerekirse; gemi inşa sanayimizde son 3 yıldaki isçilik artışları, dolar bazında %100’ü geçti. Bu, tek başına gemi inşa alanına olan talepten kaynaklanmadı. Talep bir kısmını doğurduysa da, esas olarak, enflasyonun üzerinde işçi ücretlerine yapılan zamların yanında, YTL’nin değerlenmesi her sene firmamızın maliyetlerinin %10–15 olarak, dolar bazında arttırdı. Bunu yüklenme şansımız yok.

 

Yüksek faizin oluşturduğu düşük kur, Türk ekonomisi için çok ciddi bir tehdit haline gelmiştir. Bu durum sadece denizcilik sektörü değil, Türk ekonomisi için de çok ciddi şekilde risk oranını arttırmıştır.

 

MERKEZ BANKASI VE PARA POLİTİKASI

 

Yatırım ve üretim olmadan, istihdama uzun vadede katkı yapmak kolay değil. İnanıyoruz ki, ülke olarak çok daha iyisini yapabilirdik. Merkez bankası’nın uygulamış olduğu para politikalarına katılmamız söz konusu değil. Uygulanan para politikası; Ülke olarak hem maliyetlerimizi, hem de ekonomik kırılganlığımızı arttırmıştır. Türk ekonomisi siyasi istikrarın getirmiş olduğu avantajı yakaladı, ama para politikası bunun ciddi bir kısmını törpüledi. Bu nedenle Merkez Bankası’nın, çok kararlı olarak bir an önce faizlerde indirime gitmesi gerekiyor. Bu noktada önemli bir çelişki yaşanıyor. Enflasyon hedefi ile faiz arasında çok büyük fark var. Enflasyonda %6-7’yi hedeflediğimiz noktada, faizler %17–22 olursa –ki şu anda en yüksek faiz oranlarına sahip ülkeyiz- bir taraftan maliyetleri, bir taraftan da geliri YTL olmayan, ihracata dayalı bütün sektörlerin rekabet gücünü sürekli törpüleriz. Bankalarda çok yüksek dolar rezervi var. İnsanlar yüksek fiyatlarla aldıkları dolarları bozma cesareti gösteremiyorlar, çünkü çok ciddi kayıpları var. Şu anda dolara boğulmuş haldeyiz. Sektörümüzde ise, bir taraftan yüksek faiz veriyoruz, bir taraftan da rekabet gücümüz giderek kırılıyor. Tabii bu durum, ara malı ithalatımızı arttırıyor. Yani bir anlamda Uzak Doğulu üreticileri destekler hale geldik. Bizim gibi gelişmekte olan ülkeler için üretimi bu kadar boşlamak, rekabet edemez hale getirmek, geliri döviz bazında olan bütün sektörlerde bu sorunun giderek ciddi bir tehdit haline gelmesine neden oluyor.

 

Evet, fırtına sonrası tekneler ağzına kadar dolu olur. Kimsenin kıyıya dönmeye niyeti olmaz. Havanın güzelliğine güvenip, açık denizlere açılmak yerine kıyıya yakın seyretmeyi tercih etmemiz gerektiğine inanıyoruz. Hazır tekne dolu ve fırtına dinmişken “güvenli bir liman” bulup, stratejik planlarımızı buna göre yapmamızın daha doğru olacağına inanıyoruz.

 

Daha güzel yarınlara birlik ve beraberlik içinde karşılamak dileğiyle., yolumuz açık olsun, fenerimiz hiç sönmesin, Allah selamet versin!...

 

** Bu yazı, Deniz Ticaret Odası'nın resmi yayın  organı Deniz Ticareti Dergisi'nde yayınlanmıştır.

Bu yazı toplam 3510 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim