• BIST 95.852
  • Altın 190,976
  • Dolar 4,6622
  • Euro 5,4311
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 26 °C
  • Antalya 30 °C
  • Muğla 22 °C
  • Çanakkale 24 °C

Öküz öldü, ortaklık bozuldu!

RECEP CANPOLAT

Ak Parti-Cemaat kavgası, denizcilik sektörüne de yansıdı.

Fethullah Gülen Cemaati ile yakın bağı olan isimlerin kurduğu Oruç Reis Denizciler Kulübü (ODEK) ve Barbaros Denizciler Derneği’nin (BADER) yaptığı organizasyonlara, Başta Bakanlar, Müsteşarlar, Genel Müdürler akın ederken, son yapılan organizasyonlara, denizcilik idaresinden hiçbir ismin katılmaması “Öküz öldü, ortaklık bozuldu” sözünü akla getirdi.

AK Parti Hükümeti’nin kara listesine girmek istemeyen bürokratlar, ODEK ve BADER’e soğuk bakmaya başladı. Görüştüğüm bazı bürokratlar, “Bize davet gelmedi” derken,  sektör temsilcileri ise “Durduk yere başımız ağrıtmanın anlamı yok” diyenlerde oldu.

BADER ve ODEK’e mesafe koyan bazı bürokratlar, “ODEK Kurucusu İzmir Milletvekili İlhan İşbilen’in Ak Parti’den istifa ederken, Başbakan Erdoğan’ın Büyükelçilere Cemaat okulları ile ilgili “Büyükelçilere 160 ülkesindeki okulları karalayın talimatı verilirken hiç mi insanın vicdanı sızlamaz mı?” çıkışının, kendileri için sıkıntı olduğunu ifade etti.

Adı bende saklı bürokratlar, Ak Parti döneminde görev aldıklarını belirtirken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın mesajlarının kendileri için önemli olduğunu kaydetti.

KORKU, HER YERİ SARMIŞ!

Bürokratların çekinceleri anlaşılır boyutta. Ancak sektör temsilcisi sivil oyuncuların, cemaat ile bağlantısı olan sivil toplum örgütlerine böyle bir çekince ortaya sürmeleri, manidar olduğu kadar düşündürücü.

Korku dağları, her yeri sarmış gibi görünüyor. Düne kadar Zaman Gazetesi aboneliği yapan bürokratlar, sinmiş, köşelerine çekilmiş durumda. Türkçe Olimpiyatları’na alkış tutan işadamları, isimlerinin cemaat ile anılmasından dolayı rahatsız…

Cemaat ile gönül bağı olan ve Ak Parti’nin ilk iki döneminde, görev alan ve hala görevde bulunan bürokratlar fişleme tedirginliği yaşıyor. Bu bürokratlara karşı sanal ortamda “ispiyon mekanizması” ile cadı avı yaşanıyor. Başbakan Erdoğan’ın danışmanlarına ulaşan bazı eski bürokratlar, bu mekanizmayı son hızla çalıştırıyor.

30 Mart 2014 Yerel Seçimleri’nden sonra, ötekileştirme boyutu ile bu cadı avı, icraata dönüşecek gibi görünüyor.

SİYASET ŞEKİLLENİYOR

Başbakan Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan arasında 17 Aralık 2013 tarihinde yapıldığı iddia edilen telefon konuşmaları, sosyal medya üzerinden dünya gündemine bomba gibi düştü. Dünya gündemine diyorum, ABD ve Avrupa’da yerleşik haber ajansları, sosyal medyaya düşen telefon konuşmalarını İngilizceye çevirerek abonelerine duyurdu.

Türk kamuoyunda yoğun bir şekilde konuşulan baba-oğul muhabbeti siyasilerinde gündemini meşgul etti. Ak Parti yandaşı medya bu telefon konuşmalarını montaj olarak nitelerken, Fethullah Gülen cemaatine yakın medya ise bu telefon konuşma tapelerinin, yapılamayan 25 Aralık Yolsuzluk Operasyonunda savcılığın yaptığı resmi soruşturmanın belgesi olarak kabul ediyor. Ana akım merkez medya ise Gülen-Erdoğan kavgasını balkondan izlemeyi sürdürüyor.

Bana göre net olan bu kaset olayı hakkında yorum yapmayacağım. Ancak bu tapelerin Başbakan Erdoğan’ın siyasi geleceğini etkileyeceğini düşünüyorum.

Temmuz ayında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün görev süresi doluyor. Başbakan Erdoğan’ın yerel seçimlerde alacağı başarıya göre, Cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağına karar vereceği tahmin ediliyor.

Ancak, Türkiye’de son 24 saatte gündemin üç kez değiştiği hesap edilirse, Temmuz 2014 tarihine kadar köprünün altından çok sular akacağını tahmin etmek müneccimlik olmasa gerek.

Ses kayıtları, 17 Aralık Rüşvet Operasyonu ve 25 Aralık yolsuzluk operasyonlarının Ak Parti’de ciddi bir kriz yarattığı net bir şekilde ortada. Bu olayların yerel seçimlerde AK Parti’ye çok ciddi darbe vuracağını ve 31 Mart sabahı AK Parti’de büyük hezimet yaşanacağını tahmin ediyorum. Hükümet yerel seçimlerde, başta Ankara olmak üzere birçok Büyükşehir Belediyesini muhalefete kaptırması içten bile değil.

YENİ BİR CUMHURBAŞKANI

Yerel seçimler sonrası yüzde 20’ye varan bir oy kaybetmesi beklenen Ak Parti’nin Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde manevra alanının daralacağı ve muhalefetin ortak hareket edecek alanının genişleyeceği düşünülebilir. Yüzde 30'u aşan bir CHP’nin ve yüzde 16-18 bandına oturma ihtimali olan bir MHP’nin, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ortak bir adaya yönelmesi kaçınılmaz bir ihtimal olarak önümüze çıkabilir.

Bu noktada tüm kesimler tarafından demokratlığı tartışılmayan, aynı zamanda hiçbir klik içinde bulunmayan Meral Akşener’in Ak Parti adayına karşı muhalefetin Cumhurbaşkanı Adayı olması, 2014 yılının en büyük sürprizi olabilir.

Tabi bu konuda öküzün ölümü, Cumhurbaşkanlığı seçimini çok ciddi bir şekilde etkileyeceğini söylemeden geçemeyeceğim.

Sevgi ile kalın…

Bu yazı toplam 6405 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
T.C.Müh.Kaptan Refik Akdoğan
28 Şubat 2014 Cuma 11:07
Öküz ölünce
Öküz ölünce ortklığın öyle kolay kolay biteceğini sanmıyorum. Hemen yeni öküzler satın alınarak ortaklığın devamı sağlanabileceği gibi ortaklıktan doğmuş olan öküzcükler de ortaklığın devamını sağlamaya çalışırlar. Çıkarlar için birlikte yola
çıkanlar öyle kolay kolay birbirlerinden kopamazlar. Eski dost düşman olmaz. Sadece iktidar için zaman zaman birbirlerine bir iki el ense çekerek kuvvet, güç yoklaması yaparlar. Güçlü olan yoluna devam ederken diğeri vakit kaybetmeden bükemedikleri eli öptükten sonra gene başka şekile girip kuyular kazılmaya devam eder. Önemli olan bunların bu hareketlerini görüp de onların parçalandığı gafletine düşmemektir. Sadece şekil değiştirirler, o kadar! Unutulmamalıdır ki su uyur düşman uyumaz. Tek düşünce demokrasi,özgürlük, yargının bağımsızlığı ve Cumhuriyetin devamını sağlamak olmalıdır. Allah yardımcımız olsun. www.refikakdogan.com
176.240.118.217
Kral
27 Şubat 2014 Perşembe 21:00
Cıplak
Hala mesruluktan bahsedenler, ortada dönen milyon dolarların neresinde mesruluk var. Mıllet hırsız hesap versın dıyor, gucten beslenenler rantı kaybetmek istemiyor. Hey Allahım bırde hala dını kullanıyorlar.
5.46.108.183
T.C.Müh.Kaptan Refik akdoğan
27 Şubat 2014 Perşembe 17:00
Tek çıkar yol
Bütün bu ve başka sorunları atlatmak, halletmek için tek çıkar yol bağımsız yargıdır. Herkes bir gün bağımsız yargı diye sesini duyurmak ister. Ne yapılırsa yapılsın yargıçlar vicdanlarının sesini dinleyeceklerinden adalet her zaman tecelli edecektir.
Bugün ülkemizde en üzücü olay kutsal ve muhteşem dinimiz olan İslamı, bazıları çıkarları için siyasete ve ticarete alet etmeleri çok korkunç sonuçlar verebilir. Din adamlarımız, âlimleri neden bu kadar susuyorlar. Susarak büyük günah işlediklerinin farkında değiller mi? Ülema susarak İslamın yıpranmasına neden olmaktadır. Yarın Allah huzuruna çıkınca nasıl hesap verecekler? Bugün genel kanı düzenleri bozulmaması için susuyorlar olarak görünmektedirler. ALLAH GÜNAHLARINI AFFETSİN. www.refikakdogan.com
176.240.118.217
Vehbi Kara
26 Şubat 2014 Çarşamba 17:44
Asıl mesele
Her şeyden önce mücadelenin kimler arasında geçtiği ve hangi yöntemle yapıldığı sorusunu akla getirmektedir. Mücadelenin bir tarafında meclis, hükümet, meşru bir biçimde tanımlanmış güçler; diğer tarafında ise, gizli örgütler, çeşitli gruplar, paralel yapılar, devlet içinde mevziler kazanmış bürokratik unsurlar veya cuntalar varsa, ilk grubun kazanması elbette ki milletin kazanması, ülkenin kazanması anlamına gelecektir. Burada daha da önemli olan husus, mücadeleyi devletin meşru kurumlarının, demokratik sistem içerisinde, onun meşru araçlarıyla yönetiyor olmasıdır.
193.255.2.71
Yazarın Diğer Yazıları
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim