• BIST 91.074
  • Altın 214,403
  • Dolar 5,3448
  • Euro 6,0757
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 8 °C
  • İzmir 9 °C
  • Antalya 10 °C
  • Muğla 7 °C
  • Çanakkale 3 °C

Yılda iki milyar dolar Boğaz'dan akıp gidiyor

Yılda iki milyar dolar Boğaz'dan akıp gidiyor
Boğazlardan geçiş ücretlerinin 35 yıldır, revize edilmemesi Türkiye'ye yıllık 2.4 milyar dolar kaybettiriyor.

Dolar ve altın yıldan yıla rekorlar kırarken İstanbul Boğazı'nda altın/frank üzerinden belirlenen gemi geçiş ücretleri 35 yıldır değişmedi. 1983 yılında 1 gram altın karşılığı 2.78 dolar üzerinden hesaplanarak sabitlenen geçiş rejimi nedeniyle bugüne kadar Türkiye, milyarlarca dolar kaybetti. Bugün 1 gram altın 40 dolara yaklaşmış olsa da yıllar önce 2.78'de sabitlendiğinden ötürü ücretlerde revize yapılmıyor.

Deniz hukuku uzmanı Tümamiral Cihat Yaycı'nın hesaplamasına göre, Boğaz geçişlerinden yıllık 150 milyon dolar gelir elde eden Türkiye, Montrö Sözleşmesi gereği altın/frank üzerinden belirlediği geçiş ücretlerini güncel dolar/altın kurları üzerinden yeniden belirlese, yıllık 2.4 milyar dolar gelir elde edecek. Bu yeni düzenleme sadece devletin kasasını doldurmakla kalmayacak; aynı zamanda Türk bayraklı gemi sayısını artıracak, petrol ve doğalgazın tankerlerle Boğaz'dan geçirilmesini avantaj olmaktan çıkararak yeni boru hatları inşasının yolunu açacak. Kanal İstanbul gibi yeni geçişlerin açılması da rekabeti teşvik edecek.

1936'DA 'GERMİNAL FRANK'

Tümamiral Dr. Cihat Yaycı, 'Montrö Sözleşmesi Hükümleri Çerçevesinde Altın Frank Uygulaması' konulu çalışmasında, 1936 yılında imzalanan Montrö Sözleşmesi gereğince Türk Boğazları'ndan geçiş için ödenmesi gereken ücretlerin mevcut tarifeye kıyasla asgari 16 kat daha fazla olması gerektiğini ortaya koydu. Montrö'de Boğaz'dan geçen gemilerin ödemek zorunda olduğu 'fener', 'tahlisiye' ve 'patent' ücretleri, hizmetin türü itibariyle ticari gemilerde tonaja göre altın/frank üzerinden belirlendi. O dönem hesaplama, altın/frank olarak BM tarafından kabul edilen ortak para birimi 'Germinal Frank' üzerinden yapıldı. 1936'da 1 frank, 0,29 gram saf altına karşılık geliyordu.

İNGİLİZ VE RUSLARIN İTİRAZI

Germinal Frank'ın artık tedavülde olmadığı dönemlerde ödemeler, dolar üzerinden Türk Lirası ile yapıldı ancak güncel kurlar dikkate alınmaksızın 1 frankın değeri 0.29 gram saf altın karşılığı olarak korundu. Hesaplamalara itirazlar sonucu geçiş ücretleri, altının günlük kambiyo değerleri üzerinden ve altının dolar içeriği göz önünde bulundurularak yeniden belirlendi. Bu yeni hesaplama, her bir gemi için yapılan tahsilatı 10 kat artırınca başta Rus şirketler ve İngiliz Büyükelçiliği olmak üzere çeşitli kesimlerden itirazlar yükseldi. Bunun üzerine dönemin hükümeti geri adım attı ve 1983 yılında 1 altın/frank, 'indirimli değeriyle' 0.8063 dolara sabitlendi. Bugüne kadar da geçiş ücretleri, güncel döviz alış kurunun altın/frankın indirimli değeri 0.8063 dolarla çarpılması suretiyle uygulandı.

16 KAT FAZLA OLMALI

Yani Türkiye, 35 yıldır Boğaz geçiş ücretlerini belirlerken 1 gram altını 2.78 dolar, 1 ons altını ise (31.1 gram) 86,38 dolar olarak kabul ediyor. Oysa bugün 1 ons altının fiyatı 1300 ABD Doları civarında ve zaman zaman 2 bin dolara kadar çıktığı da oldu. Bugün 1 gram altının 40 dolara ulaştığı düşünüldüğünde geçiş ücretlerinin en az 16 kat daha fazla olması gerekiyor. Dr. Cihat Yaycı'nın bu hesaplamaları ışığında Türkiye Cumhuriyeti, olması gereken rakamların dışında, Boğaz geçiş ücretlerinde yüzde 94'e varan indirim uyguluyor. Halen Türkiye, 35 yıl önceki rakamların sabitlenmesinden ötürü Boğazlar'dan yılda ancak 150 milyon dolar gelir elde edebiliyor. Oysa benzer stratejik konumdaki Panama Kanalı'ndan yıllık 1.8 milyar dolar, Süveyş Kanalı'ndan ise yaklaşık 5 milyar dolar para kazanılıyor.

2.4 milyar dolar havaya uçmasın

Türkiye’nin altın/frank kurunu sabitlemesi nedeniyle 35 yıldaki kaybının milyarlarca dolar olduğu vurgulanıyor. Sabit kurdan vazgeçilerek güncel kura dönülmesi durumunda Boğazlar’dan yıllık kazancın asgari 2.4 milyar dolara çıkacağı hesaplanıyor. Dr. Cihat Yaycı, Türkiye’nin yeni fiyat politikasına ilişkin atacağı olası bir adımın Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne aykırı olmadığına işaret ediyor. Yaycı, Türkiye’nin böyle bir adım atması halinde Montrö’nün feshi veya tadilinin gündeme getirilebileceğini ancak Boğazlar ve Marmara Denizi’nde egemenlik haklarını pekiştirme hakkı ışığında Türkiye’nin güçlü konumuyla bu konunun arkasında kararlılıkla durarak yeni şartlar/yeni ücret belirleyebileceğini dile getiriyor.

Yeni şartların getirisi çok olur

Türkiye’nin Montrö hükümleri ışığında Boğazlar’dan geçiş ücretlerini güncellemesinin önemli getirileri olacak. Her şeyi Türk olup bayrağı Türk olmayan gemiler de bu yeni ücretlerden etkileneceği için bu uygulama, gemilerde Türk bayrağı taşıma motivasyonunu artıracak. Yükseltilecek ücretler nedeniyle Boğazlar yoluyla taşınan petrol ve doğalgazın boru hatları kullanılarak taşınması daha tercih edilir hale gelecek. Böylelikle Boğazlar temiz kalacak, üstelik Türkiye’de yeni boru hatlarının inşası ya da kapasite artırımları konuşulmaya başlanacak. Yine Kanal İstanbul Projesi kapsamında da Boğazlar’ın yeni ücret rejiminin Kanal İstanbul için rekabet fırsatı yaratabileceği belirtiliyor.

DENİZ HABER AJANSI 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Hüsamettin Canbilen
26 Temmuz 2018 Perşembe 11:36
11:36
Zihni sinir projesi ille gündeme gelmek olmadı. Geçiş ücretlerinin artması Rusya ve Kazakistan petrollerinin pahalı olamasına sebep olacağı için Türkiye ne Rusya yı neden Kazakistanı üzecek bir olayın içine konjektür olarak giremez. Artan taşıma maliyeti CIF petrol satışlarını etkileyeceği için Türkiye buna yanaşmaz.
37.130.107.230
Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Deniz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 293 75 48 | Faks : 0212 293 75 49 | Haber Scripti: CM Bilişim